Hemen arkamı dönüp çocuğa baktım. Allahım ! Bu çocuk hacıya giden uçağı Las Vegas'a mı indirmiş ? Ekmek kırıklarının üzerinde tango mu yapmış ? Allah bunu taş etmiş taş ! Çocuk sabah koşusu yapıyormuş. Elimden tuttu kaldırdı beni hemen. O sırada kulaklığı telefonundan çıkıverdi. Allah'ım ne kadar romantik bir an şimdi telefondan romantik bir müzik yükselse demeye kalmadan ince bir kız sesi ''Alo aşkım orda mısın ? '' deyiverdi. Aman söylemiştim size -Ben yaz aşkı falan yaşayamam!- Marketten dergimi alıp eve döndüm. Sitenin bahçesindeki salıncakta okumaya başladım ki üç tane kız geldiler. Boya küpüne batırılıp çıkarılmış gibiler. Bu nasıl bir çirkinlik. Ama vücutları çok güzel Teoman'ın da dediği gibi ''Güzel vücutlar boş suratlar.'' Kızlar havuza atladılar ama bizim eski sitemizdeki kızlar gibi değillerdi. Çıkar çıkmaz rujlar tazeleniyor , güneşlenirken 50 farklı krem sürüyorlar. Ya alt tarafı havuza giriyorsun. Güzel olsan nolur ki ? Sonradan anladım bu süslenmelerin sebebi o çocukmuş. O gelir gelmez hepsi havuza atladılar. ''Yağız hadi gelsene ya '' diye çocuğa yavşadılar. Çocuk bu salaklarla muhatap bile olmadı. Bana "İyi misin güzellik ?" dedi. Kızların gözleri bir anda bana çevrildi. "İyiyim teşekkür ederim." dedim oldukça kibar bir şekilde. Ayaküstü sohbetten sonra Yağız spora gitti. Kızlardan sarışın olanı yanıma gelip :"Bana baksana kızım sen ! Önce tanışalım. Ben Ayşenur. Senin ismin beni alakadar etmiyor. Yağız'ın paçoz sevgilisi yetmiyormuş gibi bir de sen mi çıktın başımıza ? Uzak dur ondan yoksa karışmam !" dedi. Ben Yağız'ı beğenmiştim cok yakışıklıydı ama olmazdı bu iş. Hele bu saatten sonra hiç olmazdı. Kızlara kafa tutamadım. Sessizliğe bürünüp dergimi okumaya devam ettim.
