Bölüm 1

341 108 698
                                        

Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamiyle hayal ürünüdür, gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Mutluşşş okumalar!

Dakikalardır gözlerim ile saatimi, kulaklarım ile sesini dinliyordum Tik tak , tik tak ...Akmakta olan zaman nasılda bu kadar yavaş olabilirdi ki! Uzunca süren bu bekleyişimin son saniyelerimiydi? yoksa bitmeyecek olan bu mahkeme duvarlarını son görüşüm mü ? Karar çıkana kadar geçen o kısa sessizliğin içinde gözlerim sanki saatler süren bir gezintiye çıkmıştı.

Hakimin sağında oturmakta olan savcı,tahrik edici bakışları ile müvekkilimi süzüyor onu psikolojik olarak alt etmeye çalışıyordu. Mahkemenin bu denli uzayacağını düşünemeyen hakimin gözleri ise yorgunluğunu şiddetle haykırıyordu.Katip hanımı söylemiyorum bile mahkeme boyunca dudağındaki ruju yalamaktan yazdığı şeyleri iki kez düşünüp yazdığı her halinden belliydi. Ve tam karşımdaki adam ,yani biraz sonra mağlup olacak Aziz Gürsu o ise son savunmadan sonra ağzının içinden bir küfür savurup yerine oturmuştu .Böyle bir golü hiç beklemiyordu hele ki benden hiç.

Koskoca mahkeme salonunu hakimin karar sesi doldurduğunda tüm salon ayağa kalkmış tokmağın sesi ile birlikte saliseler sonra açıklanacak kararı bekliyorlardı. Üzerimdeki heyecan her saniye daha fazla artıyor ayaklarımın titrediğini hissedebiliyordum. Neydi bu titreme başarının verdiği heyecanın titremesi miydi? Her neyse artık durması gerekiyordu yoksa birazdan şuraya düşecektim...

Boğazını temizleyen Hakimin ağzından beklediğim sözcükler dökülmüştü;Mehtap Ertürk'ün tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir.

İşte Bu! Bir kez daha adalet yerini bulmuş gerçek suçlu yakalanmıştı. Elbette her kazandığım dava benim için önemliydi ancak bu davanın önemi daha büyüktü çünkü bugün sadece bir dava kazanmamış ataerkil düşüncenin benimsendiği bu toplumda beni küçümseyen bir avukat'a da bir meslektaşı olarak değil 'kadın' olarak cevap vermiştim . Bu saatten sonra bir kez daha bu algıyı yapar mıydı bilmiyorum ama bence bu onun için gayet yeterli bir cevaptı.

Bulunduğum kürsüden müvekkilime doğru hareket ederken gözlerim karşıda ki mağlup adama kaymıştı .O an zihnimde üç gün öncesinin rüzgarı eserek küçük bir zafer gülüşü yollamıştım kendisine.

Duruşmadan Üç Gün Önce

Baronun düzenlemiş olduğu ve Türkiye'den birçok avukatın da katıldığı özel bir yemekte yine yapacağını yapmış ve beni küçümsemişti. Her zaman yaptığı bu aptalca davranışını bu kez masada baro başkanı, Nesim beyin yanında yapmıştı.

Ben tek başıma masalardan birinde davetin bitmesini beklerken Nesim bey elleri ile "Buraya gel" işareti yapınca olduğum masadan kendimden emin adımlar ile hareketlenerek onların yanına ilerlemiştim.Ben masaya vardığımda masa da bir kişi daha vardı Aziz bey. Aziz bey;baronun en tecrübeli avukatıydı ona göre baroda kendinden daha profesyonel avukat yoktu.Her zamanki gibi tepeden tepeden bakarak o itici ses tonu ile konuşmaya başlamıştı "Bakıyorum da baromuzun genç ve gençliğine verdiğim cahilliği ile birlikte taze avukatı Işıl hanım buradaymış pardon, pardon siz bu kadar uzun cümleleri anlayamazsınız size göre çok konuştum değil mi" demişti .

Bu adama gerçekten uyuz oluyordum her konuşmasında beni daha da çok sinir ediyordu.Onun bu lafına karşılık gayet soğuk bir tavırla hafif tebessüm ederek "Uzun cümleleri anlayıp anlamamak genel bir sorun ama nerde ne konuşacağını bilememek bu kişisel bir problem " demiş ve elimi başıma götürüp sanki bir şeyi hatırlıyormuş gibi yaparak "pardon ,pardon siz çok konuşmak dışında bir şey bilmiyordunuz değil mi ?" demiştim .

İhtimal4Where stories live. Discover now