•CİNAYET•

15 7 2
                                        

Alarmimin sesiyle uyandım. Saate baktım ve evet yine geç kalmıştım. Hızlıca kalktım ve üstümü giyindim. Çantama sadece birkaç kitap koyup merdivenlerden inip mutfağa geçtim ve annemin yaptığı sandviçlerden bir tane alıp hızlıca evden çıktım. Kulaklığımı taktım ve "I Wanna Be Yours" dinlemeye başladım. Bir yandan müzik dinleyip bir yandan derse yetişmeye çalışıyordum. Ders başladıktan 17 dakika sonra okula yetiştim ve hızlıca sınıfıma koştum. Kapıyı çalıp içeri girdim, hocadan geç kaldığım için özür diledim. Birkaç kıkırdama sesi kulaklarıma dolduğunda masaya baktım ne hoca vardı ne bir şey. Biraz rahatlama ile en arkadaki sıraya geçtim ve müzik dinlemeye devam ettim. Aradan 10 15 dakika geçtikten sonra herkes bir panikle sınıftan çıktı. Kulaklık taktığım için bir şey duyamamıştım. Meraklanıp sınıftan çıktım ve ilk gördüğüm kıza ne olduğunu sordum. Kız bana yangın alarminin çaldığını ve müdürün herkesi bahçeye çağırdığını söyleyip panikle koşuşturmaya devam etti. Başımı salladım ve aşağı indim, tüm okul bahçede sıra olmuştu. 12H yani kendi sınıfımın sırasını bulmak için etrafa göz gezdirirken mafya gibi simsiyah giyinmiş ve siyah maske takmış bir çocuğun okulca diktiğimiz ağacın yanından ayrılıp çitlerden atladığını ve okulun dışına çıktığını gördüm. Bu çocuk kesinlikle bizim okuldan değildi. Peki o zaman kimdi? "Hey! Kaçma!" Çocuğun peşinden koştum. Ama yetişemedim. Toplanma bölgesine dönerken ağacı fark ettim. Ağaçta tam tamına 5 dikey çizik vardı. Ama bir tanesi yatay bir çizgiyle artı olmuştu. Kafam karışmıştı. Hiçbir şey anlamadan toplanma bölgesine gittim. Miraç'ın bana el sallamasıyla kendi sınıfımın sırasını buldum. Hızlıca sıraya gittim ve beklemeye başladım. Aradan yarım saat kadar geçti ama ortada ne bir müdür ne de bir açıklama vardı. Güneş tam tepedeydi ve saçlarımın ısındığını hissedebiliyordum. Daha fazla beklemek istemiyordum. Bunu düşündükten 10 15 dakika sonra 12B'den bir çocuk okula girdi. Girdikten kısa bir süre sonra çıktı. "Arkadaşlar okulda hiçbir hoca yok ve daha da garibi hocaların olmadığı gibi de hocaların eşyaları da yok." Şaşırdım ama çokta umursamadım çünkü müzik dinleyerek ders çalışmak varken neden sıkıcı edebiyat dersini seçeyim ki? Hem de hayatımda görüp görebileceğim en kötü hocayla; Hülya hocayla. Bu kadar sıcakta bekletilsem de hafif bir tebessümle okula girdim ve lavaboya girdim. Tüm kabinler doluydu. Altıma bırakacaktım ki 2. kabinden bir kız ağlayarak çıktı ve karnımı tuta tuta kabine girdim. İşimi hallettikten sonra sınıfıma döndüm. Sırama gittim ve kulaklığımı takıp biyoloji çözmeye başladım. Hayatımda görüp görebileceğim en saçma ve en zor ders olduğu için 10 sorudan max 7 doğru çıkarabiliyordum. Yaklaşık 35 dakika biyoloji çalıştıktan sonra beynime kan gitmesi gerektiğini düşünerekten ayağa kalktım. Bahçeye çıkmak üzere yürüyordum ki kafama kağıt topu gelmesiyle durdum. Deniz'e baya bir sövdükten sonra kağıdı ona geri atmak için aldığımda kağıtta H91 yazıyordu. Şaşırdım çünkü bu sıradan bir yazıya değil de bir şifreye benziyordu. Doğum günüme de daha vardı. Filmlerdeki gibi kelime oyunu yapıp kutlayamazlardı. Garibime nedensizce gittiği için Deniz'e bu kağıtları nerden bulduğunu sordum. Öğretmenler odasında fazlasıyla olduğunu söyledi. Öğretmenler odasına gittim ve bir sandalyeye oturdum. Masanın üzerinde 4 5 tane kağıt vardı. Üstlerinde H91 yazıyordu. Sanki bu şifre ve bu şifrenin yazıldığı kağıtlar bulunmak ve çözülmek istenercesine her yerde vardı. Bu şifreyi nasıl çözebileceğimi düşündüm. Saçımı kulağımın arkasına attım ve kağıtlardan birini incelemek için elime aldım. Kağıt kan oldu. Parmaklarıma baktım ve sağ elimin kan olduğunu gördüm. Kulağımın yandığını hissettim. Elimi yine kulağıma götürünce sorunun kulağımda olduğunu anladım. Küpe deliğim kanıyordu. burgumu çıkartıp küpemi de çıkarttım. Burgum yere düştü. Küfür savurarak yere eğildim ve burgumu aramaya başladım. Bulamayınca sinirlendim ve öylece sınıfa gittim. Deniz beni görünce durdurdu ve "Sera, biz okulu ekip kafeye gidecez. Buna da ekmek denmez ne hoca var ne bişey de. Neyse geliyor musun bizimle?" Teklifi reddedip biraz ders çalışacağımı söyledim. Sınıf yavaş yavaş boşalmaya başladı. Ben de dediğim gibi sırama oturdum ve biraz ders çalıştım. Saat 6 gibi olunca eşyalarımı toparladım ve eve gittim. Tabiki de annemler yoktu. Her zamanki gibi evin yolunu unutmuşlardı. E tabii ki ben de sadece hayatımda kendimi ve kocamı sevsem, zevk sonucu doğan iki çocuğumla ilgilenmezdim. Anahtarımla kapıyı açtım ve içeri geçtim. Abimin odasına dahi geçmeden direkt odama gittim. Kapıyı kapattım ve dizimin yeni sezonunu izlemeye başladım. Yaklaşık 6 bölüm izledikten sonra bir hayatımın olduğunu hatırlayıp aşağıya indim ve buzdolabını açtım. Çok göz gezdirdim ama gelirken marketten aldığım büyük boy danonelerimi bulamadım. İçerden televizyon sesleri geliyordu. Ve aklıma birisi geldi. ABİM. Çığlık atarak oturma odasına gittim ve abime hesap sordum. Sonra televizyondan kendi okulumun ismini duydum. Televizyona baktım. "İPEK YOLU LİSESİNDE BÜYÜK KATLİAM" adındaki haberde okulumun resmi ve yerde uzanan bir kadın vardı. Haber akşam 8den kalmaydı çünkü fotoğrafta hava kararmıştı. Hızlıca montumu giydim ve dışarı çıktım. Bir yandan koşarken bir yandan bizimkilerle kurduğumuz WhatsApp grubuna girdim.

MASKEWhere stories live. Discover now