Sadece Bir Adam

14 2 0
                                        

Sokak lambaları beynimin içindeki son hücreyi de öldürmek niyetindeymiş gibi gözlerimin içine doluyor. Başım çatlıyor, midem bulanıyor. Kalbimin ortasında öyle bir acı hissediyorum ki sanki kalp krizi geçiriyorum.

O kadar keder içinde kıvranıyorum ki. İşte, doğum günü partilerinde, otobüste, duraklarda her yerde. Hatta şu an evime, o kahrolası evime giderken çektiğim baş ağrısından, midemin bulanmasından, burnumun tıkanmasından, gözlerimin patlayacak kadar yorgun olmasından, ayaklarımın ve bacaklarımın bana isyan edercesine perişan edici kramplarından daha çok acı veriyor kalbime saplanan bu acı.

Kimsem yoktur benim. Apartmanın en üst katında yaşarım. Karşı komşum evine gelmez, alt komşularımsa bir kere bile hatırımı sormaz. Evde yanlız yaşarım.

Bu hayatta güzel olan ne varsa kaçırdım ben. Geçmişteki yirmi seneme bakıyorum da... Hatta kırk seneme. Bir kere gülmedi yüzüm samimi bir şekilde. Derme çatma bir evde, emekli olduğum halde köpek gibi çalışıyorum bu şehirde. Kahrolsun bu şehir, bu ev. Çok kötüyüm. Anlatamam kimseye, kimse de dinlemez zaten elli beş yaşında kimsesiz sersefil bir çöpçüyü.

Gençken ne kadar aptal, ne kadar sığ düşünürdüm... Benimle gülecek, benimle sevinecek bir dost arardım. Benimle gülecek bir kadın arardım. Ne kadar da saf, ne kadar da cahildim. Oysa şimdi anladım gerçeği. Gülmek benim neyime lan? Çok iyi anladım ve artık anladım ki bana benimle gülecek değil benimle ağlayacak biri lazım. Halime anca böylesi yakışır zaten.

Ne desem, ne anlatsam, ne yazsam boş şu dünyada. Yaşım geldi askere aldılar, iki dişimi kaybettim, kemiklerim kırıldı harpte. Sokakta yürürken insanlar bazen durup dururken sadaka olsun diye para uzatıyor, halime acıyor ulan! Alemin soytarısı oldum. Millet dilenmeden sadaka veriyor artık.

Babamı hiç tanımadım. Annemse hep kötü davrandı bana. 7. Çocuk olarak daha doğduğum eve fazlalıktım ben! Tıpkı bu dünyaya fazlalık olduğum gibi.

Gençken o kadar enerjik birisiydim ki... Hep kendimi sahneden asla inmeyecek bir akrobat gibi hayal ederdim. Anladım ki ben bir hiçim. Sadece bir adamım bu dünyada. Sadece bir fazlalığım.

Elbet bir büyük insan kadar hürmet görmeyi istemedim. Tabii ki de birileri diğerlerinden daha çok rağbet görecek. Ancak yeri geldiğinde köpekler kadar hürmet görmüyorum. Köpekleri, kedileri, hatta belki de bu dünyadaki en itici hayvanlardan biri olan sırtlanları bile koruyan kollayan vardır ancak beni yok.

Kalbimdeki ağrı o kadar acı veriyor ki bana. Sabahtan akşama kadar sigara içiyorum... Geçen gün işteyken aniden bayıldım ve hastaneye kaldırıldım. Ben akciğer kanseri olmuşum. Bazen ciğerlerimden gelen ağrılar o kadar fazla oluyor ki kalbimdeki o dehşet acıyı dindiriyor. O kadar üzgünüm ki. Bu hayatın bana bir gülümseme, bir de ağlama borcu var.

Ne bir kez olsun gülecek kadar neşeli olabildim. Ne de halime acıyarak ağlayacak kadar enerjik olabildim. Nerde olursam olayım durum hiç değişmedi. Eğer Tanrının isteği benim iyi olan her şeyi kaçırmamsa ben bunu kabullendim, Tanrının isteği oldu.

Ciğerimdeki ağrılar, burnumdan gelen kanlar, yırtılan yara kabuklarım, güneşin altında yanan derimin yarattığı acı o kadar fazla ki kalbimdeki o korkunç acıyı bastırıyor. İşte tam da bu yüzden birkaç yıldır zevk alıyorum acı çekmekten. Bazen kendime bilerek zarar veriyorum...

Ancak burada günlüğümün son sayfasına geldiğim için detaylara giremeyeceğim. Elveda günlük, ben Tanrının yarattığı o sokakaktan geçen adamım. Ne bir eksik, ne bir fazla...

Sadece Bir AdamWhere stories live. Discover now