Ellerimin kaşıntısı beni rahatsız etmeye başlamıştı, tüm vücudum titriyordu kendimi durdurmakta oldukça zorlanıyordum. Tek ihtiyacım olan biraz daha maddeydi resmen bunun için vücudum yanıp tutuşuyordu. Ayakkabılarımı giyip üstüme bir ceket attıktan sonra kendimi karanlık sokağa attım. Bir satıcı elinde ki maddelere bakıp sayım yapıyordu. Yanına yaklaştım bir anda irkildi, ve titreyen kalın ellerim arasında ki para destesine baktı. Gözlerinin parıltısı beni mest etmişti kafam bu haldeyken bile bu sıcaklık beni etkisine almıştı. Benim kadar kaslı ve benim kadar iri olan bu adam tesadüfen karşılaştığım bir madde satıcısı mıydı? Şuan pekte umrum da değildi. Parayı verdim, malları aldım ve ordan uzaklaşıp içmek için yer aramayı planladım. Birazcık uzaklışmışken patlayan silah sesiyle arkamı döndüm. Az önce gördüğüm o yakışıklı herif şuan bana eliyle kaçmamı ifade eden haraketler yapıyordu. Kafam bir milyondu ve ne olup bittiğini anlamakta güçlük çekiyordum. Bileğim deki güçlü eli hissedene kadar beni kendime getirmiş gibiydi sanki ikimizde koşuyorduk, arkamız da kalan ve hiç tanımadığım o adamlar ise kovalıyordu. Bir ara sokağa girdik ve durduk. Bana bakıp bir şey dememi beklercesine kafasını ileri geri yaptı. O sıra da nefesimi toparlamaya ve titreyen ellerimi saklamaya çalışıyordum benim gibi iri yarı bi adamın böyle titremesi şahsen hoş değildi. Benim konuşmayacağımı anladığında kendisi lafa girdi. Bu adamlar benim parama göz dikti senin bu işe ksrışmanı istemem sonuçta seni tanımıyorum bile dedi. Ben de hala alaycı tavrımı üstümden atmadan He tanısan karıştırıcan yani dedim ve sırıtım. O da bu sırıtmaya karşılık elini ağzıma götürüp beni susturmaya çalışıcaktı ama hızlı reflexlerim yüzünden bileğini tutup çevirdim. O ise boşta kalan elini cebindeki silaha götürüp kafama dayadı. Ben de parmağımı onun şah damarının üstüne koydum. Amacım onunla eğlenmekti bu yüzden parmağımı boynunda hraket ettiriyordum. Kafamdan silahı çekti ve ben de bileğini bıraktım. Bana baktı ve "yakınlarda bildiğin çok gideni olmayan bir otel var mı?" dedi. "Ben de yok hepsi parlayan ışıklarla dolu" dedim.
Yüzüme ve sonra da ellerime baktı. Yüzü benimkinin aksine aşırı ciddiydi. "O zaman bana gidelim." dedi. Yine ciddi mi diye yüzüne salak salak sırıtım. "Ciddiyim" dedi. "Ya saçmalama evime gidicem." dedim. Kolumu tuttu ve beni arabasına fırlattı. Silahı bana doğru doğrulturken arabanın sürücü koltuğuna oturdu. Yalan söyleyemem bu biraz hoşuma gitmişti. Yine hoş olmayan o şey silahtı aklıma eski anılarım geliyordu ve titremem artıyordu. Bunu fark etti ve silahı yüzümden çekti. Bana döndü "ellerini uzat." dedi. "Niye?" dedim. İlk kez bu kadar ciddiydim. "Salak, titriyorsun izin ver yardım edim." Dedi. "Edemezsin, deneyen çok oldu ama hepsi başarısız oldu." dedim. "Ben farklıyımdır belki." dedi. "Bilmiyorum" dedim. Ellerimi bir anda kendi ellerinin arasına aldı şaşırmıştım. İnanılmazdı ama kendimi iyi hissetim. Tabi ki bunu ona hiç çaktırmadım. Ellerimi ellerinin arasından çekmeden "her an gelebilirler benim koltuğumun arkasında dur." dedi. Sonra küçük bir çocuk heyecanıyla yüzüme bakıp gülümsedi "baksana titremen duruyor." Buna ilk kez biri sevindi. İlk kez biri beni önemsedi. Bir anda gözlerimin yaş dolduğunu hissettim. O an yüzündeki o heyecan kendini şefkate bıraktı. Ses tonunu yumuşattı ve lafa girdi "ağlama senin gibi sert umursamaz bir adam ağlarmı." Şaşkınca ona baktım ve konuştum "hayatımda ilk kez biri benim için bir şeye sevindi." Bu cümleden sonra ağlamam şiddetlendi. O sırada o çoktan arabadan inmiş benim kapımı açmıştı. "Burası mı senin fakirhane?" "Evet." Tirek bir sesle söylemiştim o da koluma girdi. Dengede zor duruyordum. Bir şeyler içmediğim içindi ama o yanımdayken içmek istemiyordum sadece onu izlemek istiyorum. Evimin kapısını açtım. İçeri girdik o eğildi ve önce kendisinin sonra benim ayakkabılarımı çıkardı. Ona kıyafet verdim, üstünü giydi " yakıştı mı?" dedi alaylı bir tonda "çok" dedim. Dediğimden de güzel duruyordu üstünde benim pijamalarım ama ben gay değildim ama her an olabilirdim. Bana bakmaya devam ediyordu ve konuştu "kahve içip biraz muhabbet edelim mi ?" "Zevkle" dedim. Mutfağa gittim. Ayağa kalktı ve geldi. Cezveyi ve kahveyi eline aldı "Ben yapıcam sen otur." "Peki Bir şey istersen seslen bana" Gidip oturdum.
Elinde ki kupalarla geldi bir elindekini bana verdi. "Teşekkür ederim." "Rica ederim." Direkt yanıma oturdu, gözlerini gözlerime sabitledi ve konuşmaya girdi "sizi dinliyorum beyfendi." "Peki. Bak şimdi ben yıllardır bağımlıyım bu titremeye falan da onun yüzünden yani travmaları saymazsak."
Titremeye başladım, yanıma daha da yaklaştı elimi sırtına koydu midem bulanıyordu kusacak gibiydim ve beklenen oldu. Kusmaya başladım midem boştu az önce içtiğim kahveyi ve kan kusuyordum. Yanımda endişeyle bana iyi olduğumu söyleyen ve elimi tutan o iri yarı adam başımı ilaçlardan da beter döndürüyordu. Sonun da kusmam durdu. Omuzlarıma destek oldu ve beni lavaboya götürdü. Elimi ve yüzümü yıkadı zorun da değildi kim tanımadığı birinin kusmuğunu temizlerdi o temizledi.
"İyi misin ?" Endişeliydi her halinden belliydi ama benim için miydi benim gibi zavallı aptal ve işe yaramaz bir varlık için mi endişeliydi ? Bu bir rüyaysa hiç uyanmak istemiyorum."iyiyim galiba" "Ben sana bir şeyler almaya gidiyorum olmaz böyle" dedi. "Gitme" bunu söyleyen ben miydim ? Bileğini tutmuştum bu binevi bir yalvarıştı. O bunu anlamıştı küçük bir çocuğa laf anlatmaya çalışır gibi yanıma eğildi uzandığım yerde onu izliyordum. Yanıma eğilirken kokusunu içime çektim hm muhteşemdi. Kulağıma söyledi " Artık birilerinin sana yaşamayı öğretmesi lazım bayım izin ver ben öğretmenin olayım." Daha ismini bile bilmediğim bu adama aşık oldum. Evet alkışlayın beni çünkü ben hemcinsime aşığım hem de bu beyefendiye aşığım. "Peki, ama gitmeden önce ismini söyle bana." dedim tüm cesaretimle. Bana baktı güldü ve "Hakan" dedi. İsmi bile güzel gelirmiydi geliyordu. "Ben de Mert" dedim. " Tanıştığımıza memnun oldum Mert" Gülümsedi ve evden çıktı.
Geri geldiğin de hala kalp ritmimi düzenlemeye çalışıyordum. "Hoş geldin." Kalkmaya çalışırken beni çoktan geri yatırmıştı. "Hoş buldum ama sen o koltukta kal." Poşetekileri tek tek çıkarırken onu izliyordum. Mutfağa gitti bir şeyler yapmaya başladı.
Ve bir ses yükseldi "Çorba hazır." Heyecanlı olan bu ses tonunu her duyduğum da eksik olan şeylerin içimde oturduğunu hissediyordum. "Ne gerek vardı ki buna iyiyim ben." Çocuk gibi mızmızlanıp durmak hoşuma gidiyordu çünkü onun ilgisine muhtaç hissediyordum. Kaseyi önüme koyarken " Çok daha fazlası gerek sana çünkü hak ediyorsun."
Zortttt ilk bölümü beğenirsiniz inşş emek var bu hikayeyi bacıma özel yaziom yazım yanlışım varsa af ola
