1.YANSIMA

34 7 32
                                    

Bölüm şarkıları; Cem Adrian Kül
Cem Adrian Zincir

Öncelikle herkese merhaba. Bölümler gelmeye devam edecek. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım.

Başlamadan önce; sol alt köşedeki yıldıza basmayı unutmayalım lütfen.

Keyifli okumalar.

--

Acı kötü bir şeydi. Üstelik kaybetmenin acısı, seni mahveder yalnızlığı tokat misali üzerine savururdu. Kalp bu acıya iki şekilde karşılık verseydi eğer; İlki kaybettiğinin sana olan emanetini korumak, ya da kaçıp saklanmak olacaktı. Yirmi dört yıl önce yaşanan cinayet, kitaplığın tozlu raflarına çekilmişti ancak işlenen sadece bir cinayet değildi.

O gün, üç cinayet daha işlenmiş; üç ailenin daha kalbi katledilmişti.

Cinayetlerin işlendiği günün gecesi Kaya kucağındaki yeni doğmuş bebeğiyle hastanenin bankına çöktü. Acısı o kadar tazeydi ki kızını bağrına bile basamamıştı. Başındaki şapkası, elindeki eldivenleri ve vücuduna sarılan kundakta; ağzındaki emziğiyle huzurla uyuyan miniğe şefkatle baktı.

Kalbi yanıyordu. Cayır cayır vicdan azabı çekiyordu. Söz vermişti. Sizi buradan götüreceğim demişti. Ne o sözünü tutabilmiş ne de annesi bebeğinin kokusunu içine çekebilmişti. Her şeyden bir haber mışıl mışıl uyuyan kızının yüzüne eğildi. Ona hayranla baktı. Burnunu, minik burnuna dokundurup ufak bir öpücük bıraktı. Ve sonra usulca kulağına fısıldadı.

“Kalbime yeniden doğdun, Ada.”

İşte şimdi seçimini yapacak yoluna sadece kızıyla devam edecekti.

--

Havanın bunaltıcı derecede sıcak olduğu öğlen saatinde, yapmamam gereken en saçma şeyi yaparak buluşma saatine bir saat kala evden çıkmıştım. Şimdi ise arabada kös kös oturmuş trafiğin açılmasını bekliyordum. Saçlarıma tutturduğum güneş gözlüklerimi gözlerime yeniden indirerek telefonumu elime aldım.

Belki bir umut bildirim gelmiştir düşüncesiyle ekranı açtım. Evet bildirim gelmişti. Ama umut ettiğim kişiden değil. Mesajı görüldü atmadan hızlıca okudum.

Barlas: Bu gece Işıl beni evine çağırdı. İnanabiliyor musun?

Gözlerimi devirerek mesajı bildirim panelinden sildim. İnsanların ne güzel dertleri vardı. Özellikle de benim gibi hayatı kaymış ve henüz düzene oturtamamış birine böyle dertlerle gelinmemeliydi. Çok kınıyordum. Bir gün başıma çıkmazdı umarım.

Trafiğin ortasında kalışımın üzerinden neredeyse kırk beş dakika geçmişti. Herkes buluşma yerine çoktan ulaşmış olmalıydı ama hiçbiri bana geri dönmemişti. Umursamamaya çalıştım. Kimse keyfinden yıllar sonra, “Hadi çok özledik birbirimizi buluşma ayarlayalım.”dememişti. Tamamen mecburiyetten bir araya geliyorduk. Bu beni ne kadar kırsada kendi ayaklarımızın üzerinde durabilmeyi öğrenmiştik.

Alt dudağımı dişlerim arasına alıp yan koltukta bulunan suyuma uzandım. Kuruyan boğazımı biraz olsun ferahlatınca ön tarafta saniye başı kornaya basan araca baktım. Sivasın yollarına dinleyerek kornasıyla ona uyum sağlıyordu.

O BURADAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin