Albus, hep gittiği muggle kafesine bu sefer farklı bir amaç için gidiyordu.Onunla buluşacak belki kafasındaki sorulara yanıt bulunacaktı. 12 yıl geçmişti onu görmeyeli, koskoca 12 yıl . Ne kadar özlemişti halbuki sesini , kokusunu , güneş gibi sarı saçlarını .. Yine bir temmuz günüydü onları ayıran ve yine onları yeniden bir araya getirecekti. 4 Temmuz 1911.Bu tarih Albus için unutulmaz olacaktı . Kesin olan tek şey buydu. Zaten bildiği başka bir şey yoktu. Onun yanında nasıl davranacağını kestiremiyordu . Ona kızgındı, kırgındı çünkü tek bir kelime etmemişti giderken bir "elveda" bile dememişti . Yine de aşk budur ya ; sevgisi bir gün olsun azalmamıştı. Kendini suçlu hissediyordu . Sonuçta kız kardeşinin ölümüne sebep olmuş olabilecek insandı o. Ve eğer Albusun bir dilek hakkı olsaydı bunların hiç yaşanmamış olmasını dilerdi. Ancak hayır ne onlar bir masal karakteriydi, ne de yaşananlar bir masaldı.Hepsi gerçekti ve geri dönüşü maalesef yoktu.
Heyecandan uyuyamamıştı. Albus , sabah erkenden özenli bir şekilde giyindi ve kahvaltı yapma ihtiyacı duymadan metro durağına doğru yola çıktı. Ona kalsa 5 dakikada cisimlenirdi ancak muggle yasaları gereği muggleların görebileceği alanlardan cisimlenmek , büyü yapmak gibi şeyler yasaktı. Sonunda metro durağına vardığında, yaklaşık 20 dakikalık bir bekleme sonucu onu götürecek metro geldi.
Şansına metroda oturacak yer vardı - belkide şans değildi, sonuçta insanlar sabahın 7'sinde metroya binme gereği duymazlardı. Bu iyiydi, çünkü Albus'un birazcık daha düşünmeye ihtiyacı olacaktı. Gerçi, simdi hazırlayacağı konuşmayı unutacaktı. Yinede aklında bir fikir oluşması onun açısından iyiydi.
Metro durduğunda ve kendi durağına geldiğinde 'Yapalım ve bitsin.' diye içinden geçirdi. Haklıydı, korkunun ecele faydası yoktu. Büyük ihtimalle buluşacaklar ve kavga edip ayrılacaklardı. Çünkü Albus, Gellert'ı çok iyi tanıyordu.
"Hoş geldiniz Bay Dumbledore. Her zamanki gibi çay ve limonlu pasta ve çay mı alacaksınız?"
"Henüz sipariş vermeyeceğim, Jinny. Birisini bekliyorum."
Garson şaşkınlıkla adama baktı. Albus'un ne arkadaşı, be de bir ailesi olmayacak kadar yalnız olduğuna bahse girebilirdi.
"Peki, beni çağırırsınız o zaman."
Albus başını onaylarca salladı ve beklemeye başladı.
Albus beklediği yaklaşık 40 dakika sonunda ekildiği kanaatine vardı.Tam umudunu kaybetmişti ve toplarlanıyordu ki o sırada birisi ona arkasından sarıldı ve boynundan narince öptü.
"Umarım fazla bekletmemişimdir "
"Sadece 40 dakika kadar."
" Ich hatte Angst,dir gegenüberzutreten Ich war mitten im kommen und nichtkommen"
"Almanca bilmediğimi biliyorsun"
"Îşin zevkli yanı bu"
Albus'un kalbi yerinden fırlayacaktı.Ortamı biraz yumuşatmak amacıyla garsondan 2 çay istedi.
"Sık sık uğrar mısın buraya , Albus?"
"Muggle çayının güzel olduğunu inkar edemezsin"
Ortam hâlâ kasvetliydi.Gellert her ne kadar sorular sorsada, Albus geçiştirmekten başka bir şey yapmıyordu.
"Buyurun çaylarınız."
Albus, garson kadına tebessümle teşekkür ettikten sonra masada tekrardan ikisi kaldı.
Hiç değişmemişsin Gellert."
YOU ARE READING
fourth of july | grindeldore
FanfictionAlbus ve yakın bir arkadaşı tekrardan buluşma kararı alırlar... Grindledore | One Shot Hikaye Şarkısı : Fourth Of July / Sufjan Stevens
