olduğumdan daha yaşlıyım.

24 3 1
                                        

Başıma gelenleri anlatmak yönündeki bu delice, takıntılı istek nereden geliyor inanın hiçbir fikrim yok. Ama devamlı bir ölme korkusuyla yaşıyorum. Kendimi öldürme korkusuna dayanamıyorum çünkü o istek geldiğinde karşı koyamayacağımı biliyorum. Arkamda bir açıklama, bir neden bırakmadan gitmek istemiyorum; o yüzden sanırım bütün bu tantana.

Sekiz yaşındaydım. Annemle babam Ankara'ya gitmişti ve kardeşim babaannemleydi. Abimle evde yalnızdık. Odamda annemin bana aldığı zeka oyunlarını çözüyordum; iq geliştirici setler, ahşap oyuncaklarla dolu kutular yere dağılmıştı ve tam olarak hayatımın en iyi zamanını geçiriyor sayılmazdım. Dedem öleli kısa bir süre geçmişti ve ölürken elinden tutmuş, son kelimelerini söylerken kulağımı ağzına iyice yaklaştırmıştım. Filmlerdeki gibi olmuyordu. Ne söylediğini anlamamıştım.

İçeriden gelen ağlama sesi dikkatimi dağıttı. Ayağa kalktım, bir elimi duvardan çekmeden koridor boyunca yürüdüm. Abim salonda piyano çalıyordu. Tek elinde içki şişesi vardı. Ağlıyordu.

Bence bu birinin en kötü travması olamaz. Bundan bir yıl kadar kısa bir süre sonra abimin öldüğü düşünülürse onunla ilgili en kötü anım bu olmamalı zaten. Ama öyle. Onun sessiz hıçkırıkları ve tek elini piyanonun üzerinden çekmezken içmeye devam etmesi beni bu hayatta en çok yaralayan şey. Çalamadığı için ağladığını biliyordum. Hayatının büyük kısmında ondan daha iyi olduğu yüzüne vurulan bir kız kardeşi vardı. Gelecek planları veya hayalleri olduğunu sanmıyordum. Varsa bile ailem hepsini yıkmıştı. Geceleri balkonumda sigara içerdi. Uyumazdı, odasında volta atmasını dinlerken ben de uyumazdım.

Abim benim en büyük yaram. Her şeyi en başından anlatacağım ama bunu aradan çıkarmak istedim.

İçinden Ona Kadar SayStories to obsess over. Discover now