Bölüm 1

36 8 2
                                        

O gün diğer günlerden kat kat soğuktu. Bir elimde oyuncak ayım, bir elimde de çikolatalı kahvem, üzerimde de yorganım, depresyon yapıyorum. Ow ye.

Aklım didik didik saçma düşünceler ve sorular ile dolu olduğundan, arkadaşlarımdan gelen hadi dışarıda kar topu savaşı yapalım gibi mesajlara cevap yazmıyordum. Daha doğrusu yazamıyordum. Beynim, bu soğuk kış günü gibi donmuştu. Aklımı yitirmiştim.

Bu olanlar yüzünden bir gün akıl hastanesinde yatmazsam herhalde bir mucize gerçekleşirdi.

Her Şey Yaşanmadan Biraz Önce

"Ateş, biz ocağın altını kapatmış mıydık?" Rana'nın şüphe ile sorduğu soru ile beynim eror vermiş gibi bir 15 dakika öncesine döndüm ve hatırladığım acı gerçek ile oturduğum yatağımdan bir çırpıda kalktım. Ve neredeyse ağlayarak bağırdım.

"HAYIIIRRR!"

Rana'da çığlık atarak kalktığında, bir çitayı bile kıskandıracak hızda mutfağa gittik. Ancak gittiğimiz gibi öksürmeye başladık çünkü her taraf duman olmuştu. Direkt camı açtım. Rana'da bir yandan öksürüyor, bir yandan da ocağın altını kapatmaya çalıyordu.

Ocağın altını kapatabildiğinde etraf biraz da olsa dumanlardan kurtulmuş ve azıcıkta olsa nefes alabilme olasılığımızı arttırmıştı.

Girdiğimiz gibi yine koşarak mutfaktan çıktık ve ardımızdan kapıyı kapattık. Odaya geri döndüğümüzde Rana ağlamaklı bir ses tonuyla "yine berbat ettik lan evi!" dedi. "Hem ben çok açım. Şimdi benim midemi hangi yemek doyuracak?" Koca mideli Rana.

Ne kadar kabul etmek istemesem de karın gurultularımı duyduğum için haklı olduğuna kanaat vardım ve düşünüyor gibi yapıp elimi çeneme koydum. Ne yiyecektik lan biz?

Sonra aklıma gelen MÜKEMEL fikir ile Rana'ya döndüm. "Hadi markete gidiyoruz kalk."

Bana tek kaşını kaldırarak sorgulayıcı bir ifade yolladı. "N'apcaz ki?"

"Hiç" dedim "i"harfini uzatarak. "Ekonomiye bakar ve oradaki yaşlı teyzeler ile bunun dedikodusunu yaparız- NE DEMEK N'APCAZ Kİ? Tabii ki yemeğimiz olmadıgından markete gidip abur cubur alıcaz." Sonra da pis pis sırıttım. "Hem cipsler benden."

Tam gözleri parlamıştı ki "İçecekler de senden." demem ile sönüp büzüldü. Küçük bir çocuk gibi surat asıp yatağında köşeye gitti ve sırtüstü uzandı. Bebek Rana.

Derin bir iç çektim ve "Sana da iyilik yapmaya gelmiyor." dedim bıkkın bir sesle. "Ev arkadaşın ömrü hayatı boyunca ilk defa bir şey ısmarlıyor, ancak çok şerefli Rana ise mızmızcık yapıyor. E pes yani."

"Tamam, tamam. Hemen konuşmasan olmuyor yani" Gelmeyi kabul etmişti ancak gözlerini de devirmesi gözümden kaçmamıştı.

Üzerimize hırkalarımızı geçirip, beraber yaşadığımız apartmandan çıktık ve en az bir 100 metre ilerideki markete doğru yola koyulduk. Yoldan geçerken etrafıma bakınıyor, ve bu aralık ayının gecelerinin tadını çıkarmaya çalışıyordum. Ağaçlarda gözleri ürkütücü ancak bir o kadar da dikkat çekici kediler, başlarını 360 derece döndüren baykuşlar, cırcır böcekleri vesare daha birçok canlı vardı. Ancak ilgimi en çok bir sokak lambasının etrafında uçuşan yarasalar çekmişti. İlginç hayvanlardı ve çoğu insan onlardan korkar hatta nefret ederlerdi ancak nedense benim de ilgimi ençok yarasalar çekiyordu. Mesela karanlıkta çoğunlukta ortaya çıkıyorlardı ancak görme yetkileri neredeyse yok denecek kadar azdı. Önlerini görmek yerine, yarasalar duyarak etrafta neler oluyor, bir tehlike var mı diye kontrol ediyorlardı.

"Ateş," Rana'nın sesi ile düşüncelerimden kurtulup, bakışlarımı karşıya diktim. Makete gelmiştik.

⭐️

"Ay Rana ben çok yedim. Galiba kusacağım."

"Ben de galiba."

Hemen ayağı kalktık ve koşarak lavaboya gittik. İlk o girdiği için arkadan bana sırıtıp kapıyı yüzüme kapadı. Ellerim her şey için n'olur n'olmaz ağzımdaydı.

Rana ile marketten "124 TL"lik bir alışveriş yapmış ve toplamda 8 cips ve 5 tane de içecek almıştık. Eve geldiğimiz gibi yemeye başlamıştık ve ayarı birazcık kaçırdığımızdan midemiz patlama durumuna gelmişti.

Rana'yı 10 dakika kadar bekledikten sonra hala çıkmadığından kaşlarım çatıldı. Sinirle içeriye "Rana çık oradan ne yapıyorsun bu kadar dakikadır. Bak kapıyı kilitlemene bakmam, kırarım kapıyı." diye bağırdım.

Hala Rana çıkmadığından ve üstünde de üstlük ses dahi vermediğinden sinirlerim iyice bozuldu. Ve dediğimi yapıp var gücümle kapıya yüklenip kırdım kapıyı. Ey maşallah.

Bakışlarımı Rana'ya çevirdiğimde çatılı olan kaşlarım, hayretle kalktı.

O... Kulozetin üstünde uyuyor muydu?

Güneş TutulmasıStories to obsess over. Discover now