İşten çıkmış evime gidiyordum, yağmur yağıyordu camdan dışarıyı izlerken eskiden kurduğum hayallerimi düşündüm; kendi resim atölyemi açıp eğitmenlik yapmak... Küçük bir atölye bir fincan kahve, elimde bir kitap ve yanımda sevdiğim adam. 'Ah keşke hayal olarak kalmasalardı.' Her gün aynı günü yaşamak artık beni çok yormuş, bütün yaşama sevincimi kaybetmiştim. Eve gittim kapıyı açınca beni kocam ve onun arkadaşlarının sesi karşıladı. İçeri geçip onlara selam verdim her zamanki gibi yine maç izliyorlar ve bağırıp çağırıp hakemin kararlarına karşı çıkıyorlardı. Futbolla ilgili hiç bir bilgim olmadığı için onların yanından ayrıldım ve yatak odasına üzerimi değiştirmeye gittim. Sonra salona tekrar döndüm, tam mutfağa geçecekken Efe;
-hayatım yorma kendini biz bir şeyler sipariş etmiştik onlar gelince birlikte yeriz.
-tamam, hülya ve yaren gelmiyor mu bu gün?
Hakan ağzındaki cipsleri hızlıca bitirip bana döndü;
- "onlar da birazdan gelir az önce yaren mesaj attı yoldalarmış."
-"iyi o zaman ben de çay yapayım onlar gelince yemekten sonra içeriz." Dedim ve çay yapmak için mutfağa gittim.
Bir anda efe arkamdan gelip belimi kavradı ve beni kendine çevirdi. Dudaklarıma minik bir öpücük bıraktı. Böyle aniden gelip bana sarılması çok hoşuma gidiyordu..
Bana sarılmaya devam ederken
"Günün nasıl geçti hayatım?" Diye sordu
-"yeni bir projeye başladık ama müşteri çok sorunlu bi kadın delirtti beni bu gün.. Çalışmaktan değil kadının dilinden yoruldum yaa!" ufak bir kahkaha attı ve bana tekrar dönüp
"Kesin sinirden kıpkırmızı olmuşsundur seni öyle görmeyi çok isterdim" dedi ve daha çok gülmeye başladı. Sonra usulca kulağıma eğildi ve "Alacağım ben senin yorgunluğunu bu gece" dedi ve göz kırptı.
Karnına ufak bi yumruk attım ve ona arkamı dönüp çayı demledim. Omzuma bir öpücük kondurdu o sırada kapı çalmaya başladı ve kapıyı açmaya gitti. Hülya ve yaren gelmişlerdi, gidip onları karşıladım ve üçümüz mutfağa gidip efe gilin sipariş ettikleri yemekleri açıp tabaklara koyduk, sofrayı hazırladık ve masaya yerleştik. Yemek boyunca günümüzün nasıl geçtiği ve işlerimiz hakkında konuşup durduk yemek bitti ben bulaşıkları hallederken yaren de çayın yanına gelirken aldıkları kurabiyeleri servis ediyordu hülya da bize günün dedikodularını anlatıyordu bu bizim en sevdiğimiz aktivitelerden biriydi. Hülya birden bana döndü;
-"asya bana bak bu bizim şirketin yeni iş ortağı taner bey var ya"
"Ee?"
"Bekarmış duyduğuma göre"
"Aman hülya evliyiz biz, bize ne adam bekar mı evli mi."
"Aman be kızım sana da bi şey söylenmiyor öf."
Günün yorgunluğuyla herkese ters cevap veriyordum ve pişmanlık duymuştum, hülyanın da yüzünde her zaman olduğu gibi birinin gelip konuyu tekrar açmasını beklediğini gösteren bir ifade vardı. Onu öyle görünce kıyamadım gidip yanağına sulu bir öpücük kondurdum
"Iyyy" diyerek kendini geri çekti ve yanağını sildi gülüşmeye başladık hep birlikte. Yaren kurabiyelerden kafasını kaldırıp,
"Kim bu taner beyimiz?" dedi.
Aslında adamı ben de daha hiç görmemiştim ve adını da ilk kez hülyadan duymuştum. Hülya ve ben iç mimar olarak aynı şirkette çalışıyorduk ama yaren ana okulu öğretmeniydi. O yüzden bizim işlerimiz hakkında pek bir bilgisi yoktu, hayatı boyunca sayısal derslerden nefret ettiği için bu mesleğe yönelmişti ve Tabi buna içindeki çocuk sevgisi de dahildi. Benim ise iç mimarlık seçmemin sebebi çizim yeteneğimin olmasıydı. Babam atölye açmak ve eğitmenlik yapacak olmama şiddet ve ısrarla karşı çıkmasaydı şu an her gün zorunda olduğum için işe gidip gelmek ve o memnuniyetsiz müşterilerle uğraşmak zorunda kalmayacaktım. Yani anlayacağınız eğitmenlik yapamayacağımı anladığım an kendimi iç mimarlığa yönelttim çünkü çizim de iyiysem bunun bir işe yaraması gerekiyordu. Aslında şu an işimden istifa edip çizim atölyemi açıp eğitmenlik yapabilirdim, ama artık düzenim oturmuştu ve işime alışmıştım. Hülya için ise bu işi seçmeninin sebebi çocukluğundan beri hayalinin bu olmasıydı.
İki arkadaşım da hayallerinin peşinden gitmiş ve şu an istedikleri meslekleri yapıyorlardı bu çok güzel ve değerli bir şeydi keşke ben de bunu başarabilseydim. Ama ben her zaman yaptığım gibi yine mantığımla hareket etmiştim. 'Neyse bu konuyu kapatmak istiyorum canımı sıkmak istemiyorum bu gün yeterince yoruldum zaten'
Hülya tekrar kaldığı yerden konuya devam etti.
"Adamı bu gün gördüm, Allahım sen nasıl bi şeysin be Allah özene bezene yaratmış adamdan gözlerimi alamadım remen" dedi. Yaren hülyayı kendine getirmek amacıyla omzuna sağlam bi yumruk attı.
'Aramızda kalsın ama yarenin eli çok ama çok ağırdı..' Hülya omzunu tutarak
"Ahh! N'apıyorsun yaren kolumu sökseydin bari"
"Kızım kocan içeride kendine gel istersen bazen evli olduğunu unutuyorsun he" dedi.
Kendimi tutamadım ve ufak bi kahkaha attım.
"Ee sonra?" dedim ve hülya heyecanla devam etti ama yeni bir yumruk yememek için daha temkinli konuşmaya başladı.
"Tabi ben dahil şirketteki herkes gördü adamı ama bizim asya hangi deliğe girdiyse göremedi her neyse, bizim patron yeni ortağımız olduğunu falan açıkladı sonrasında şirketteki bütün kızlar adamın etrafında pervane oldular. Resmen herkes adama yürüyordu ahahahaha çok komikti vallahi ama Allah var yakışıklı adam."
"Ben kahve almak için aşağıda yeni açılan kafeye gitmiştim. Aman zaten ne gerek var görsem ne olur görmesem ne olur"
Yaren omzuma dokunup "haklısın haklısın da ben artık çay içmek istiyorum! Hadi içeri geçelim." dedi ve konuyu kapatıp çayı ve kurabiyeleri de alıp içeri geçtik.
Hülyanın kocası sinan bizi görünce
"Allah allah sonunda salonun yolunu bulabilmişler demek ki" dedi
Hülya Sinan'a bakarak gözlerini devirdi ve çayını alıp kocasının yanına oturdu
"Çok konuşma da çayını iç istersen"
"Peki karıcığım" dedi ve hep birlikte gülüşmeye başladık.
* * *
Keyifli ve bol bol sohbet ettiğimiz bir akşam olmuştu cidden uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. Arkadaşlarımızı yolcu ettikten sonra kapıyı kapatıp içeri gececekken efe kapıyı sert bir şekilde kapattı ve beni tuttuğu gibi duvarla arasına alıp öpmeye başladı ben de ona karşılık verdim ve efe, ben daha ne olduğunu anlayamadan beni yatak odasına götürmüştü ve kendimi bi anda yatağın üzerinde bulmuştum...
Efe kulağıma doğru eğilip
"Hadi biraz yorgunluğumuzu atalım" dedi ve beni nefessiz bırakacak bi şekilde öpmeye başladı. Bizim icin uzun ve keyifli bir gece olacağı belliydi...
Evettt, ilk bölümü nasıl buldunuz? umarım beğenmişsinizdir.. Yazım hatalarım varsa kusura bakmayın lütfen. Bu benim ilk kitabım ve daha çok yeniyim. Yeni bölüm en kısa zamanda geliyor..
Görüşmek üzere yorum atar ve kitabı paylaşırsanız çok sevinirim..❤️
YOU ARE READING
SUÇLARIMDAN BİRİ
RomanceAsya kocası ile bir gün aniden farklı bir şehire tatile gitmeye karar verir. Bu ani kararın hayatlarını etkileyeceğinden bi haberlerdir. Asya'nın kurallarını yerle bir edecek olan taner, Asyaya doğru bildiği herşeyi unutturur ve Asya farkında olmad...
