Dün geceki olaydan sonra annemler psikoloğu eve çağırmışlar. Yatakta psikoloğun sesini duyuyordum çünkü. Üzerimi giyinip aşşağı indim. Tahmin ettiğim gibi annemler ve psikolog oturma odasında oturuyorlardı. Psikolog Calbert "Merhaba Bates" dedi. Cevap vermedim. Vermek istemedim. Babam "Bay Calbert isterseniz Bates'in odasına geçip biraz konuşun" dedi. Bay Calbert ile birlikte odama çıktık. Ona yatağımın karşısındaki koltuğu gösterdim, bende yatağa oturdum. Etrafına bakınıyordu. Sanki odamın görüntüsünü hafızasına kazımak ister gibi süzüyordu etrafı. Duvarımdaki Jeff The Killer posterlerim ilgisini çekmişti sanki. Bana neden Jeff The Killer'i bu kadar sevdiğimi sordu. Yanıtlamadım. Yanıtlama gereği duymadığım bi soruydu. Boş boş suratıma baktı. Ardından "Peki madem bu soruyu cevaplamak istemiyorsun sana başka bir soru sorayım." dedi. Sanırım gözlerimden anlamıştı içimden geçenleri. Bi an için bu adamın bana yardımcı olabileceğini düşünmeye başlamıştım. Belkide ağzımı mühürlü tutmayı kesmeli içimi boşaltmalıydım. Ama bir yandanda aileme laf taşımak için burda olduğu belli oluyordu. Arada kalmıştım. Ben tam bu ikilemi düşünürken bana "Kediyi pişirmekten zevk almışmıydın?" Diye sordu. Yine boş boş suratına baktım. Bir yandan birine bağıra bağıra tüm içimi dökmeyi o kadar çok istiyordum ki. Ama içgüdülerim buna izin vermiyordu. Ben tam ağzımı açıcakken birden bire bağırdı "Sen kendini ne sanıyorsun! İnsanlar benim gibi bi doktorla konuşmak için tonlarca para veriyor. Şu küstahlığa bak! Sen bir şizofrensin!" Elindeki kağıda bir kaç şey yazıp hızlıca odadan çıktı. Ne yazdığını görememiştim. Ama o an anlamıştım ki kalbime değil,içgüdülerime güvenmeliyim. Bu adam bana yardımcı olabilecek en son kişiydi.
Çantamı sırtıma takıp hemen aşşağı indim çünkü okul saati yaklaşıyordu. Psikolog gitmişti. Merdivende babamın sesini duydum "Tanrı aşkına, bu ilaçlar için parayı nereden bulacağız. Bırakalım şunu kendi haline. Eğer ihtiyacı gerçekten varsa kendi eşşek gibi çalışsın alsın kendi parasıyla." O an anlamıştım kağıtta yazanları. Bay Calbert benimle uğraşmayıp direkt parayı almak için beni şizofrenmişim gibi gösterip şizofreni ilaçları yazmıştı. Bu adamın önce kendini tedavi etmesi gerekir. Şizofrenide nerden çıktı şimdi?
Merdivenlerden inip sağa sola bakınmadan hemen evden çıktım. Henüz erkendi, bu nedenle okulun önünde bir süre oturdum. Bir süre sonra Sam ve arkadaşları gelip yanıma oturdu. Acaba yanlışlıkla onların ortamındamı oturmuştum? Hayır onlar her zaman çöplüğün çaprazında otururladı. Sam "Selam Bates arkadaşız öyle değilmi?" dedi. "Benden ne istiyorsunuz?" diye sordum. "uzun zamandır düşmanız artık beyaz bayrak göstermenin sencede zamanı gelmedimi? Çıkışta biraz eğlenicez sende bize katıl. Büyük çöplüğün arkasında seni bekliyor olacağız" Dedi ve yanımdan uzaklaştılar. Cevabımı bile sormadı nedense. Sanırım teklifi geri çevirmeyeceğimden emin gibiydi.
Okula doğru yürüdüm kapıdan içeri girdim. Çıkışta gidip gitmemek konusunda kararsızdım. Kalbim bir korkak gibi gitme diyordu. Ama kalpsiz biri olarak kalbimi dinlemeye çalışmak aptallık olurdu. Bu nedenle de çıkışta çöplüğün arkasına gitme kararı aldım.
Bi yandan bunları düşünürken diğer yandanda dolaptan kitaplarımı alıyordum. Angelin'in kitabını alıp giderken kitabının arasından bir not düşürdüğünü fark ettim. Notu ona vermeden önce okumaya karar verdim. Eğilip notu aldım. Kalplerle dolu bir aşk mektubuydu bu. "Merhaba Angelin senden uzun bir süredir hoşlanıyorum. Benimle çıkarmışın?-S" O an notu vermekten vazgeçtim. Notu çantama koydum ve sınıfıma gittim.
Tüm ders boyunca bu S harfinin kim olabileceğini düşündüm. Aklıma bi ton kişi geldi ama hiç biri olamazdı. Elinde sonunda ortaya çıkacaktı nasıl olsa. Tenefüste Angelin'in yanına gidip notu vermeye karar verdim. Belki o S'nin kim olduğunu biliyordur diye düşündüm. Ama bir yandan içimi öyle bir korku sarmıştı ki. Angelin'de ya şu gizemli "S" den hoşlanıyorsa? O zaman napardım hiç bilemiyorum. Büyük ihtimalle kafayı yerdim.
Bu ihtimalleri düşününce yolun yarısında vazgeçip sınıfa geri döndüm. Dersler geçiyordu teneffüsler geçiyordu ve en sonunda çıkış zili çaldı. Bir yandan korkuyor,bir yandan da çok heycanlanıyordum. Hızlı adımlarla kapıdan çıktım. Çöplüğün arkasına doğru ilerliyordum. Arka kapıya yaklaştıkça kalp atışlarım hızlanıyordu. Geldiğimde Sam ve arkadaşları beni orda bekliyorlardı. Sam "Beni takip et çöplüğe giriyoruz dedi." Ama bu olmazdı. oraya girmek yasak ve tehlikeliydi. Yakalanırsak büyük ceza alırdık.
Korkmama ramen onları takip ettim. Tellerden atlayıp çöplüğe girdik. Uygun bir yer bulup ateş yaktık,ateşin etrafında korkunç efsaneleri birbirimize anlattık,Çöplükteki köpekleri taşladık. Eğlenmiştim ama saat çok geç olmuştu. Gecenin 11'iydi. Eve gidince büyük dayak bekliyordu beni. Çocuklara eve gitmem gerektiğini söyleyip koşarak evin yolunu tuttum.
Eve vardığımda kapıyı açan annem oldu. Babamdan dayak yemedim,annemden azar işitmedim,ablamın egosunu çekmedim. Demekki karanlık sessizlik gittikçe derinleşiyordu. Yemekten bi tabak alıp odama çıktım. Çantamdan notu çıkarıp tekrar tekrar okudum. Devrik cümleler yamuk kalpler vardı. Noktalama işareti kullanılmamıştı. Yazı güçlükle okunuyordu. Bunu bi aptalın yazdığı isimsiz çıkma teklifi etmiş olmasından belli oluyordu zaten.
Kağıdı geri çantama koydum. Henüz erkendi ama çok yorulmuştum bu nedenle pijamalarımı giyip yatağıma uzandım. Kısa bir süre sonrada uykuya daldım.
YOU ARE READING
psikopat
Mystery / ThrillerRuhsal sorunları olan 16 yaşındaki Bates'in sorunları gittikçe büyümektedir. Ancak Bates bu sorunlarla uğraşırken belkide hayatını değitirebilecek olan Valeria ile tanışır.
