Giriş

374 93 373
                                        

Merhaba, sevgili okuyucular!

Öncelikle bahsetmek istiyorum ki, Kibrit Çöpü hala düzenlenen bir kitaptır. Bu nedenle birkaç bölümde ad değişiklikleri ile karşılşmanız mümkün olabilir.

Bunun nedeni ise şu ki, kitaba öncelikle ingilizce adlar ile başladım. Ancak sonralarda Türk bir yazarın Türkçe isimler kullanması gerektiğini düşündüm.

Uyuşmazlıklar için şimdiden özür dilerim, yakın zamanda tamamen düzenlenmiş olacaktır. Düzenlenen her bölüm üzerine bilgisini yazacağım.

Şimdilik yaklaşık bir word sayfasında 400 sayfasını düzenledim ve kitap yaklaşık 600 Sayfa.

Onun dışında düzenlemeler bittiğinde haftada 3 bölüm gelecektir.

Düzenlemeler dolayısıyla yorumlarınız maalesef ki kayboldu ancak tüm yorumlarınızı dikkatle okuduğumdan şüpheniz olmasın, beni çok mutlu ediyorlar.

"KİBRİT ÇÖPÜ" KİTABININ TÜM HAKLARI SAKLIDIR VE ÇALINAMAZ. AKSİ BİR DURUM, ÇALINMA DURUMU HALİNDE ADLİ İŞLEMLER BAŞLATILACAKTIR.

Bu kitaptaki her şey bir kurgudan ibarettir.








Takır takır takır..

Yağmur, yaz gecesinin ortasına hiddetli bir şekilde yağarken hiç acıması yoktu. Acımasız yağmur damlaları, yerdeki toprak ile buluşarak etrafa huzurlu bir koku yayıyordu ancak aslında huzurdan ziyade bu hırçın ve acımasız damlalar tehditler barındırıyorlardı.

Tarih boyunca pek çok şeye tanık olmuştu yağmur damlaları. O kadar ki, Güneş ve Ay'dan daha çok... Güneş yalnızca gündüz olanları bilebilirken, Ay yalnızca gece olanları bilirdi. Yağmur damlaları ise gündüze de geceye de hakim olabilirlerdi. Yağmur; tarih boyunca Güneş'in Ay'dan, Ay'ın Güneş'ten sakladıklarına şahit olmuştu.

En güçlü aslında hep yağmurdu ancak hep arka planda dururdu. Kendini belli etmektense bir avcı misali avlarını izlemeyi tercih ederdi. Zamanı geldiğinde ise avcının cinayetine ortak olurdu. Avcının arkasını kollar, avın ölümünün üstünü kapatırdı. Evet; yağmur acımasızdı, ancak hiçbir zaman merhametli olmamıştı da.

Takır takır takır.

O lanetli gece de yağmur bir avcının yanında, bir avın peşindeydi. Tüm o vahşete tanık olmuştu. Avcının yanında yerini almış, güçlünün yanında durmuştu. Güçsüzü savunmayarak vahşet ve kaosun ellerine bırakmıştı. Adil değildi yağmur.

Takır takır takır.

Gecenin ve ayın kolladığı yağmur damlaları şiddetle ahşap duşakabine vururken bu sefer farklıydı. Tarihte ilk kez hesap sorarcasına bu vahşetin hesabını soruyordu yağmur. İlk kez yeri güçlünün yani avcının yanı değil de güçsüzün yani avın yanıydı. Avın yanıydı, ancak avın yanına geçmek için gecikmişti. Olan olduktan sonra avın ya da avcının yanında olması bir şeyi değiştirmeyecek, bir şey ifade etmeyecekti. Her ne kadar hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini bilse de öyle şiddetli vuruyordu ki ahşap duşakabinin tahtaları acı ile haykırıyordu.

Takır takır takır.

İçeriden gelen su sesi tamamen kamufle olmuştu yağmur damlalarının sesleri arasında. Duşakabinin içerisindeki kişi üzerindekileri çıkarma zahmetine girmeden dalıvermişti duşakabine.

Ellerini yıkadı..

Ellerindeki kanları kazıdı...

Yüzünü yıkadı..

Kibrit ÇöpüWhere stories live. Discover now