|Acı Haykırış|

27 4 8
                                        

Umarım beğenirsiniz.

Mi Ran-

Tüm hayatım boyunca sürekli calışmışken ailem bana daha fazla çalışmamı söyleyip durması ne kadar acı. Tekrar evden kovulmak 26 yaşında bir kadın olarak inciticiydi. Sonbahar akşamları yürümeyi sevmezdim. Soğuktu. İçim üşüyordu. İçimdeki kırılan çocuk üşüyordu.

Ailem olmadan,onların yalnızlığı ile yaşayamazdım. Her şeyi onlara borçluyum. Yaşlı halleriyle onları bir başlarına bırakamaz içim acırdı. Peki onlar,onlar beni umursuyor muydu? Sanmam... Onlara yük olmamak için küçüklükten beri çalışıyordum.

Kendi kendine yetmeyi bilmeli insan bazen.

Havaya baktığımda yağmurun yağacağı anlaşılıyordu.En iyisi kafeye gitmekti. En azından orda o vardı. İlk gördüğümden beri beni kendine çeken kişi,Taehyung.

Ona öylesine bir çekim duyuyordum ki her işe gitmeden önce sürekli buraya uğramak hobim olmuştu. Bağlanmıştım sanki ona. Bir baktım tüm boş zamanlarimda onu düşünmeye başlayıvermişim. Aşk değil, bundan eminim. İnsan tanıdığı birine aşık olur. Sadece uzaktan gördüğü ve arkadaşça konuştuğu birine aşık olamaz,olmamalı insan.

Kafenin önüne düşünerek geldim. İçeri girerken kapının üstündeki küçük zil sallaninca çıkan sesle Taehyung kapıya doğru baktı. Kafede 3-4 kişi vardı. Yoğun olmadığı için bir umut konuşabilirim diye düşündüm. Sıcak çikolata sipariş verdiğimde o hazırlarken bende orada bekledim. Bekledigimi anlamış olacak ki bana döndü.

"Otur istersen Mi-Ran"dedi o hoş sesiyle.

Ben ise kafami hayır anlamında sallamıştım.

"Hayır, hayır. Sadece yalnız oturmak istemiyorum. O yüzden seni izleyeceğim."

"Pekâlâ" diyerek tekrar işine dönmüştü.

Müşteriler yavaş yavaş gitmeye başlayınca yanıma gelmiş elindeki 2 sıcak çikolatayı önüme koymuştu. Karşımdaki sandalyeyi benim yanıma çekerek kendisi de yanıma oturmuş bana bakıyordu.

"Nasıl gidiyor Mi-Ran?"

"İyi Taehyung. Sen nasılsın?"

"Ben iyiyim ama sen iyi değil gibisin Mi-Ran.Neyin var, anlatmak ister misin?''

"Bilmiyorum..."

"Aile meseleleri mi?"

"Evet."

"Mi-Ran,bir şey olursa bana çekinmeden anlatabilirsin."

"Sağol Taehyung:)"

İkimizde sıcak çikolatalarımızı içiyor tek kelime etmiyorduk. Dışarda ise yağmur şiddetli bir şekilde yağmaya başlamıştı. Taehyung bana dönmüştü.

"Bu yağmurda eve gidebilecek misin?"

"Eve gitmeme gerek yok Taehyung"

"Neden?"kaşlarını çatarak sormuştu.

"Evden kovuldum... Ama merak etme alışkınım."

"Kalıcak bir yerin var mı peki?"

"Evet otele gidicem. Yarın büyük ihtimal annemler eve geri alırlar beni."

Taehyung bana şaşkın gözlerle bakıyordu.

"Nasıl yani ailen mi seni kovdu.Ben de kirayi falan ödeyemediğin için ev sahibi kovdu sandım."

"Hayır. Ailem kafaları attığında beni kovuyorlar."

"Anladım..."

"Taehyung sana birşey sormak istiyorum. Biz senle daha önceki yıllarda karşılaştık mi ya da bir yerlerde buluştuk mu? İş gorusmesi falan.."

"Hayır. Aslında bunu ben sana sorucaktim ama seninle bir yerde karşılaşmadığımızı fark ettim. Sen, bu kafeye ilk geldigin gün bir yerden tanıyor gibiydim seni."

Taehyung konuşurken ben atladım konuşmasına ve heyacanla;

"Evet,evet. Bende öyle hissettim."

"Ne tesadüf."gülümsedi.

İlk kez bana içten gülümsemişti.

Sessizlik devam etti. Saat 10 olunca kalkmam gerektiğini düşündüm. Taehyung büyük ihtimal kafeyi kapatıcaktı. Hesabı ödemek için Taehyung'un yanına gittim.

"Taehyung hesap ne kadar?"

"Hesap yok."

Yüzüm şaşkınca Taehyung'a bakıyordu.

"Ne demek yok?!"

"Bu seferlik bendensin."

"Kabul etmeli miyim?"

"Etmesen bile almiyacagim."ikimizde birbirimize bakarak gülmüştük.

Kapıya doğru yöneldiğimde Taehyung seslenmiş ve bende ona dönmüştüm.

"Telefon numaranı verir misin? Bir arkadaşlık başlattık devamının gelmesini istiyorum."

"Peki olur."

Taehyung'a telefon numaramı verdikten sonra ben onu "Sıcak Çikolata" olarak kaydettim.

Evden çokta uzakta olmayan otele gittim. Çoğunlukla burda kalıyordum. Ne arkadaşlarımı rahatsız edebilirdim ne de evin önüne gidip aileme içeri almaları için yalvarabilirdim.

Otele girdiğimde Sung büyükbaba herzaman olduğu yerde,resepsiyondaydi. Geldiğini görünce tebessüm ile beni karşılamıştı.

"Hoşgeldin Mi-Ran"

"Hoşbuldum büyükbaba"

Ona büyükbaba demem hoşuna gidiyordu. Artık o kadar çok buraya geliyordum ki kaç yıl olduğunu ben bile unuttum.

"Yine mi kovuldun?"

"Evet, maalesef büyükbaba"

"O halde sana odanın anahtarını veriyorum"

"Sağol büyükbaba. Direkt uyumak istiyorum,yarın hastane de mesaiye kalıyorum"

"Peki,o hâlde iyi dinlen doktor hanım."diyerek otel odasının anahtarını bana uzattı.

Ödemeyi benden peşin almazdı. O yüzden sabah halledicektim. Şuan düşündüğüm tek şey iyi bir uyku olabilir...

02.38

Karşımda duran iki kişi vardı. Birisi ağlıyor diğeri ona ağlamamasını söylüyordu. Biraz daha yaklastigimda bu iki kişi çok tanıdık gelmişti.

Vücudunun nerdeyse her yeri kan olmuş kız karşısında ki erkeğe bakarak

"Ağlama sevgilim,senden sadece ömrünün sonuna kadar beni sevmeni istiyorum."zorlanarak söylüyordu genç kız bu sözleri. Karşısında ki genç adam ise gözyaşlarına hakim olamiyordu.

"Bir sonraki hayatımızda da hep birlikte olacağız sevgilim." Genç adam kollarının arasında kanlarla yatan sevgilisinin yanağını okşamaya başlamıştı.

"Güveniyorum sana..." Zar zor konuşmuştu derin bir nefes alıp son sözlerini söyleyerek gözlerini kapatmış acı tebessümü sönmüştü genç kızın.

Genç adam kollarinin arasındaki sevgilisine sımsıkı sarılmış ve acıyla haykırarak ağlıyordu. Issız yolun ortasında adamın haykırışları yankılanıyordu.Hafif sarı saçlarıni görebiliyordum bir tek.Yanına gitmek,ulaşmak istedim ona ama yapamadım. Geri çekti birşey beni...

Soluk soluğa uyandığımda gördüğüm şeylerin rüya olduğunu anlamıştım. Elimi kalbimin üstüne koyduğumda kalbim yerinden çıkarmasına atıyordu. Rüyanın etkisi altında kalmıştım. Yutkundugumda hafif soğuk vücudumu sardı. Baktığımda pencere veya klima açık değildi. Bu soğukluk bir süre sonra vücudumu terk etmiş bende vücudumu gevşeterek uyumaya devam etmiştim.

















İlk bölüm düzeltmeye çalışıyorum umarım ki basariyorumdur.
Sevgiyle kalın.

ties of fateOnde histórias criam vida. Descubra agora