Her zamanki gibi kıpır kıpır içim. Ama bugün bambaşka bir mutluluk vardı içim- de. Çünkü bu gün karne günüydü. Karne günleri benim mutsuz olduğum görülmemiştir herhalde bu evrende.
Bugün okulda arkadaşlarımla, öğretmenler- imi geçireceğim son günümdü. Mutsuzluğumun ardında bir mutluluk olurdu her zaman içimde.
Hocamız karnelerimizi dağıtmadan önce kısa ve öz bir konuşma yaptı. Ve herkese karnelerini dağıtmaya başladı..
"Esila Benan," dedi sınıf öğretmenimiz bana bakıp. İçimden 'ya takdir alamadıysam' diye geçirsemde öyle bir şey olmadığını biliyordum. Derin bir nefes aldım, "Takdir. Aferin kızım" dediğinde hemen kalkıp karnemi ve belgemi aldım.
"Asel Kızılay, teşekkür" Gözlerim Asel'i ararken sonunda onu yanımda otururken buldum.
Asel'i yanımda beklemediğimden korkuy- la hafiften yerimden sıçradım. "Sen burda mıydın?" Derken kimse beni gördü mü diye bakamdan kendimi alıkoyamadım.
"Stresten beni gördüğün mü var sanki takdir aldığını bilmiyorsun!" Derken sesi kızgın gibiydi. Ne yapmıştım ki şimdi ben? Ah, benim bir şey yapmama gerek yok ki yine bir karne günü ve yine kızgın bir Asel.
Nedense düşük notlarının hırsını benden çıkarıyordu. Ama ona kızmıyordum çünkü ben teşekkür alsam ağlamaktan helak olurdum ve o an ki sinirle herkese sataşırdım sanırım.
Düşüncelerim dudaklarımın yukarı kıvrıl- masına sebep olmuştu.
"Neye güldün acaba? Komik bir şey mi var? Bana mı güldün? Teşekkür almış olabilirim normal bu." Sorularını art arda sıralarken benim tebessümüm solmuştu bile.
"Aklıma bir ş-" cümlemi bitirmeden sözümü kesti.
"Aklına şey mi geldi? Kitap veya kitap karakterleri?" Dedi. Normalde hep bu yüzden gülerdim,sinirlenirdim hatta ağlardım ama bu sefer öyle değildi.
"Ya benim kitaplarımla senin ne işin var?" Deyiverdim bi anda.
"Ne işim mi var!?"
"Hıhı,"
"Benim senin o gereksiz kitaplarınla hiç bir işim yok tamam mı?" Derken sesi aşırı öfkeli çıkmıştı.
"Haddini aşma Asel. Benim kitaplarıma laf edemez kimse." duraksadım. "Aslında laf et ya. Sanki senin laflarına peynir gemisi yürüyecek..İstediğin kadar laf et kitaplarıma ama şunu unutma sen beni satıp sağda solda gezerken kitaplarım arkadaşlık etti bana. Canım sıkıldığında onlar güldürdü beni tamam mı?" Son cümlelerde sesim bariz bir şekilde yüksek çıkmıştı.
Asel etrafına baktı. Eyvah! Ne yapmıştım şimdi ben? Şu an hoca dahil herkes bize bakıyor olmalıydı. Off, aşırı rezil olmuştum cidden!
Asel hızla kalktı.
"Esila herkes gitmiş," dediğinde şaka yapmadığını anlamam iki saniye falan sürdü. Hemen ayağa kalktım ve etrafıma baktım.
"Nerdeler şimdi bunlar?" derken ellerimi kısa saçlarımdan geçiriyordum.
"Hep senin yüzünden!"
"Ne?"
"Evet senin yüzünden! Lanet olası kitaplarına laf ettiğimde çeneni tutup be- nimle çene yarıştırmasan belki şu an evde olurduk," dedi. Resmen burnundan soluyordu, "Karne günleri olan telaşımı bilmiyorsun sanki. Ne dediğimi biliyor muyum ben sanki?" Derken işaret parmağı havadaydı. Şimdi neydi bu tavırlar?
Kolundan tuttum ve onu sınıfın dışarısına çekiştirmeye başladım. İnadımı bildiği ve benim bir fikrim olduğunu düşündüğü için hiç itiraz etmeden peşimden geldi.
Okul kapısına geldiğimizde kapı kapalıydı. Okulu kapatıp bizide burada mı bırakmış- lardı? Hiç kimse mi sınıflara bakmamıştı ya?
Belli etmesemde çok korkuyordum.
"Bir planın var mı bayan zeki?" bunu diyen Asel değildi bunu diyen bende olmadığıma göre kimdi bu şahıs? Arkamı döndüğümde kısa bir şok geçirdim. Bu..Barıştı.
Asel koluma vurdu. "Bu çocuk senden dayak yiyen çocuk değil miydi?" Dedi.
'Evet' anlamında başımı aşağı-yukarı salladım. Bu çocukla mı uğraşacaktım ben bi- de? Nereden çıktı şimdi bu küçük şeytan?
"Birincisi; Bayan değil kadın. İkincisi; Bayan kelimesi sıfattır ve sen bi kadına sıfat kullanamazsın! Üçüncü; Bayan tuvalette yazar geri zekalı!" Üçüncü cüm- leyi ben mi söylemiştim? Laf işlerini hiç becermezdim ama son birkaç günde geliştirdim sanırım kendimi.
"Tamam tamam. Sakin!" dedi "Bir planın var mı zeki kadın?"
"Başka cümlelerde kullan 'kadın' kelimesini bu cümlede kaba durdu sanki," dedim.
"Sormadım farzet," derken alnına düşen saçlarını geriye aldı.
Soluma baktığımda Aseli gördüğümde korktum "Sen bur-"
Derin bir iç çekti: "Burdaydım Esila..Bura- da" Bu kıza gerçekten yaranılmıyordu.
Barış bize doğru gelmeye başladı: "Ne yapacağız?" dedi önümüzde durduğu sırada.
Ona öldürücü bakışlar attım ve yeni aklıma gelen şeyi yaptım.
Elimdeki yandan askılı küçük çantayı önüme çektim ve içini karıştırmaya başla- dım.
"Çantandan biber gazı çıkartıp bana sıkmayı düşünmüyorsun dimi?" Cümle Barıştan gelmişti.
Kafamı çantamdan kaldırmadan göz devirdim.
Küçücük çantamda o kadar çok şey vardı ki asıl aradığım şeyi bulamıyordum.
Ahh! Aradığım şey çantamda değil tamda kafamdaydı.
Elimi kafama götürdüm ve sonunda elim metal bir şeye değdi. Tabii ki tokaydı. Tokadan başka ne olabilirdi ki saçımda?
Metal tokayı kafamdan çıkartıp. Filmlerde gördüğünüz klasik o sahneyi yaptım işte. Bir yerde kilitli kalırlar ve tel tokası olan biri kapıyı açar ve mutlu son..
Ve kapı açıldı. Bu normal filmlerdeki kapılar gibi değildi onlardan biraz daha güçlüydü ve bu sebeplede açmam biraz zor oldu.
Asel bana baktı ve bana sarıldı.
"Sen varya en sevdiğim kuzenimsin" dedi bana.
"En sevdiğin ve 'tek' kuzeninim" diye düzelttim onu.
Kapıdan çıkarken bir telefon çalma sesi geldi. Gelen sese baktığımda gördüğüm kişi Barıştan başkası değildi.
Barışa bir kaç adım attım.
"Sen gerçekten aptalsın!"
"Niye ya?" Dedi telefonunu sessize alırken.
"Ne demem niye ya?" dedim "Madem telefonun vardı arasaydın birini. Beni niye uğraştırdın?"
"Aklıma gelmedi ne yapabilirim? Hem bana laf ediyorsun ama sizinde telefonu- nuz var arasaydınız bayan akıl küpü. Tek suçlu ben miyim?" Dedi alayla.
"Bana alaylı bir şekilde konuşma!" Dedim "Yoks-" derken lafımı kesti.
Yoksa ne yaparsın? Döver misin?" Bana doğru bir adım attı ve işaret parma- ğını kaldırdı. "Dua et kızsın varya.." Ve bardağı taşırsan son damla o oldu
Çocuğun üzerine atladım, "Kız olmasan be olucaktı lan? Heh söyle ne olucaktı?" Derken ellerimi çocuğun boğazına sardım.
"Esila kalk! Yine başını derde sokucaksın" Asel sitem eder gibi konuşuyor ve eş zamanda benim kolumdan tutuyordu.
Asel çığlığı bastı.
"Yeter!"
Çocuğa tam yumruk atacakken. Barış kolumu tuttu. "İn üstümden geri zekalı."
Çocuğun üzerinden indiğimde dudağını azıcık patlatmış olabilirdim.
Aselin yanına geçtiğimde çocuk kanayan dudağının kanayan yerine baş parmağını bastırdı. Baş parmağına baktığında kanı gördü ve "Allah kahretsin!" Diye mırıldandı. Sonra mavi gözleri benim kahverengi gözlerimle buluştu. "Bir daha böyle bir şey olursa sinirilerime hakim olamlayabilirim!" dedi tehdit edercesine.
"Olma lan!" Derken sinirlendim ve hızla okuldan çıktım. İkisininde peşimden geldiğini bildiğim için hiç arkama bakmadım bile.
||Merhaba size bir şey söylemek istiyorum okul kapısının bir tokayla açılamayacağını biliyorum fakat aklıma bir şey gelmedi ve bende aklıma gelen ilk şeyi yazdım. Orası %100 değişecek
||Kendinize güzel bakın sizi seviyorum bir sonraki bölümde görüşmek üzeree ❤️🔥🦋
YOU ARE READING
Ad bulamadım sorry
Teen FictionArkadaşlar kurgumun bir konusu yok. Ama kısaca şöyke söyleyeyim polis kızı olan. Korkusuz, cesur kızımıxın hikayesini ele alıyor. Kurgumun adını bulamadım. Fikirlerinizi yazarsanız sevinirim 🤍. TikTok: sashaistiobarisi İg: chestnutlibrary (daha ye...
