Amacım kendimi yazma konusunda geliştirmektir. Umarım beğenirsiniz. Lütfen naçizane tavsiyelerinizi buraya yazın iyi okumalar.
Sevdiğimiz insanları biz mi icat ediyorduk gerçekten. Kafamda oluşturduğum insanlara mı sevgi duyup bağ kuruyordum . Sevdiklerimi ve dünyamı gerçekten de kendim mi oluşturmuştum? Sadece bazen hiç kimseye ve hiçbir yere ait hissetmiyordum sanki bu dünyadan değil de milyonlarca ışık yılı uzakta ki bir galakside yaşayan başka bir varlık gibi hissediyordum. Annem ve babam bile bazen bana gerçek gelmiyordu sanki ben gerçekten başkasının hayatını yaşıyordum. Bu boşlukta asılı kalma hissiyle aynıydı bekli de bilmiyorum acaba şizofren mi oluyordum? Gerçekten kafayı mı yiyordum yoksa başkaları da benim gibi hissediyor muydu hiçbir fikrim yoktu. Fakat kendimi icat ettiğim bir ütopyada yaşadığım fikrinden alıkoyamıyordum.
Artık düşünmek istemiyordum ama beynimin kapatma tuşu yoktu ki susturayım. Üzerime düşündükçe çöken bu ağırlığı atmak için daldığım yerden kendimi uyandırmaya çalıştım. Gölün sesi kulağıma dolarken tekrardan kendimi hissetmek tuhaf gelmişti. Bisikletimi yerden kaldırıp eve gitmek için yola koyulmadan önce göl suyunun kış güneşinin içine karışmasına son bir kez baktım. Bu güzel hissettiriyordu işte kendimi aitsizlik hissinden alıkoyuyordum. bazen benim için bile ait olduğum bir yerin olması iyi oluyordu. Tamda bu yüzden özellikle yazları ve kışları bu kayanın üzerinde oturup ormanın içindeki bu göle bakıp düşünmek iyi geliyordu. Göl çok derin olduğundan girmek yasaktı suyu çok tuzlu olmadığından insan içine çok kolay batıyordu fakat burada yaşayan çoğu insanın umurunda bile değildi. Ve bu umursamazlık bir keresinde kasabadan bir çocuğun boğularak ölmesine sebebiyet vermişti. O günden beri insanlar göle girse bile çok açılmıyorlardı.
Ve bana gelirsek eğer daha şimdiden çok tuhaf biri olduğumu anlamışsınızdır. Dışımdan konuşmayı sevmeyen biriyimdir ve her şeyi zihnimde oluşturur ve çoğunlukla zihnimde yaşarım. Bazen insanlarla konuşurken bunu yaparım, onlara cevap verdiğimi zannederim ama vermem ve benden cevap beklerlerken ben onlara aptal bir suratla bakarım. Bu yüzden insanlar çoğunlukla beni tuhaf ve soğuk biri olarak bilirler. Keza öyleyim desem yalan olmaz. Ailem bile bu konuda benim hakkımda endişelendiklerini saklayamazlar. Ama sanırım artık onlar beni böyle kabul edebildiler çünkü ben böyleyim. Benliğimi inkar edip başkası gibi davranmaktansa ölürüm daha iyi. Aynı zamanda sürekli kendi kendime oturup tuhaf şeyler hakkında düşünmek ve kurgulamak hoşuma gider ve çoğunlukla bunları hem çizerim hem de yazarım. Yanımda her zaman bir defter ve bir kalem olur. Bu iki eşya benim için nefes almak kadar gerekli. Bu yüzen ta çocukluğumdan beri onlarca defter bitirdim. Ve bitirdiğim her defteri babamın askerliğinden kalma tahta eski moda bir valizde saklıyorum çünkü o defterleri yazdıktan sonra bir kez daha okumak bazen çok ağır hissettiriyor bu yüzden yazdığım ve çizdiğim her şeyi bir daha hiçbir zaman açmamak üzere saklıyorum. Çok uzatıyorum biliyorum ama zihninde yaşayan biri olarak bu normal bence.
Bisikletin pedallarına asılıp ormandaki patikadan eve doğru sürmeye başladım. Annem akşam hava kararmadan ormandan çıkmamı her zaman tembihliyordu benim için korktuğunu anlıyordum ama hayatım boyunca karanlıktan korkan biri olmadım ve orman benim için gündüzde gecede aynıydı ama gel de bunu anneme anlat. Her zaman çok fazla düşünür ve kendini çok yıpratırdı. Bunun için onu rahatlatmaya çalışsam da çoğunlukla annem huyundan vazgeçmiyordu.
Her şeye rağmen hayattaki şansımı ormanda böyle bir yerde yaşamak için kullanmıştım. Ve babama her şeyden sıkılıp yıllar önce buraya taşınma kararı verdiği için minnettar hissediyordum. Kesinlikle bende babam gibi şehir insanı değildim. Çünkü içedönüklüğüm şehir ve kalabalık ortamlarda beni çok zorluyordu. İnsanlarla iletişim kurmak benim için çok zordu. Ben daha çok insanları incelemeye ve hareketlerinden anlamaya çalışan biriydim ve hep öyle olacağımı düşünüyorum. Eminim ki çoğu şey kelimelerle ifade edilemiyor. Çünkü insan manen zihninde bulunan bir düşünceyi ne kadar kelimelere dökmeye çalışsa da her zaman bir şeyler eksik kalıyor. Hani bir söz vardır "gözler ruhun aynasıdır" diye. İşte insanları tam olarak anlamanın yolu da benim düşünceme göre buydu
YOU ARE READING
Huma Kuşu
General FictionLisede rezilsel eramda yazdığım o edebi roman üç yıl sonra yeniden sizinle💅🏻 ljwndmwmdmw
