Kristal renkteki gözlerini gecenin karanlığına açtı Atlas. Nedenini bilmediği halde içini huzursuz eden bir şeyler vardı. Üzerinden geçtiği son 2 ya da 3 aydır bu nedenini bilmediği huzursuzluk onunla beraberdi.
Gözleri kısıktı, etrafı inceliyordu. İçine saniyelik bir ürperti geldi. Belki de final sınavlarına hazırlamasından ötürü stresinden kaynaklıydı tüm bunlar. Bilmiyordu. Olabilir miydi? Kendisini buna inandırıp kendini çoğu insandan daha çekici bulduğu uykunun kollarına geri bıraktı.
"Anne! Anne! Beni bırakma..."
"Seni hiçbir zaman bırakmayacağım oğlum."
Ardından yere yığıldı uzun siyah dalgalı saçlara, kristal gözlere ve o herkesin bir ömür boyunca bakmak istediği kristal gözleri bembeyaz teni ile tamamlayan kadın.
Arkasından bir sesleniş daha geldi aynı beyaz tene, kristal gözlere ve dalgalı siyah saçlara sahip küçük oğlan çocuğundan.
"Anne hani bırakmayacaktın!"
Küçük çocuğun haykırışları insanı ürperten cinstendi.
Aslında o gün büyümek zorunda bırakılmıştı henüz 7 yaşındaki o çocuk. Aslında büyümüş değildi, sadece içindeki o küçük çocuğu kilit altına almıştı ve buna büyümek demişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kül
Teen Fictionİnsan kimi zaman küllerinden doğmak ister, fakat bunu tek başına başarması imkansızdır. Ama yanında biri varken küçükte olsa başarma ihtimali doğar. Lakin yanında mademki bunu yapabilecek biri var, neden o kişi küllerinden doğmak ister ki.
