Londra' da harika bir pazar günüydü.Fakat hala iş bulamamıştım.Daha doğrusu özgeçmişimi verdiğim yerlerden hala bir haber gelmediği için okulunu bitirmiş heyecanlı,komik,21 yaşında bir Sofia olarak evimde yaşıyorum.Bu ev aslında ailemin evi onlar öldüğünden beri ben burada yaşıyorum.Zihnime ailemle gecirdigimiz harika anılar dolusmaya başlamışken birden çalan zil sesiyle irkildim.Gelen Çocukluk arkadaşım Natalie'idi.Pembe dekolteli bluzu ile karşımda duruyordu. Kapıda Best friend selamlasmamızı yaptıktan sonra onu heyecanla içeri davet ettim.İceri girdi hal hatır sorduktan sonra ikimiz de köşelerimize yerleştik.Bir yandan dumanı tüten sıcacık çayımızı yudumlarken bir yandan da hiç durmadan sohbet ediyorduk.O bir yıllığına işi için geziye katıldıktan sonra birbirimize hasret kalmıştık.Birlikte saatlerce çay,kahve içerek dedikodu yaptık.Pijama partisi, bakım ve film gecesi derken saat 3'e gelmişti.Bu yoğun hasret giderme seansından sonra çok yorulmuştuk.Onun için salondaki koltuğu hazırladıktan sonra iyi geceler dileyip yatmaya gittim.Sabah olmuştu fakat hava hala çok karanlıktı.Gozlerimi aralayıp Baktığımda Natalie masamın önünde bir şeyler yapıyordu.Sen neler karıştırıyorsun orda bakayım diyerek yataktan fırladım.Bir kalem arıyorum lazım dedi ben de verdim, kağıda bir şeyler yazdı.Ardindan kahvaltımızı ettikten sonra çay faslına geçip sohbete başladık.Bir kaç dakika sonra Natalie'nin telefonu çaldı.Disari çıkıp konuştu.Konusurken fısildamasini garipsemedim değildi aslında.Sonra aceleyle geldi ve acil işi çıktığını,gitmesi gerektiğini,benimle görüştüğü için çok memnun olduğunu söyledi.Kedim Duman' ın da veterinere gitmesi gerekiyordu.Onu da bırak bari diye seslendim.Kedimi kutuya usulca yerleştirdim ve evden kacarcasına gidişini izledim.O gittikten sonra bende benim özel deri koltuğum'a oturmuş camdan dışarıya bakarak bu soğuk ve kasvetli kış gününde evde ve rahat olmanın verdiği keyifle bol köpüklü kahvemi yudumluyor bir yandan da kitabıma göz gezdiriyordum.Tam uyumak üzereyken odama gidip yatağıma yerlestigim gibi anında güzel ve rahatlatıcı uykuya daldım.Tam güzel bir rüya görmeye başlamışken bir ses ile uyandım.Bu Duman' ın sesiydi.Duman yanıma zıpladı ayak ucuna yattı ve ve yaşlanmaya başladı. İhtimal uyku sersemliği nedendir diye düşünüp yine uyudum. Fakat birkaç dakika sonra kedim yalanmaya ve tıslamaya devam ediyordu. Rahatlatıcı uykumu bölen bu sese çok gıcık olmuştum. Yataktan doğruluk baktığımda ise şok oldum çünkü orada ne bir kedi ne de herhangi bir şey vardı. Zaten kedimi Natalie'ye bırakmış olduğumu hatırladım. Kendimi bunun gerçek olmadığı muhtemelen uyku sersemliği ve aşırı stresten olmuş olabileceği yönünde sakinleştirmeye çalışıyordum. Artık uyuyamazdım. Bir süre sonra toparlanmaya çalışıp mutfağa gittim. Tam suyumu doldurmuş içecekken koltukta gazete okuyan eski püskü giyinik kel ve şişman yaşlı bir adamın oturduğunu fark ettim. Önemsemedim ve suyumu içtim fakat baktığımda adam hala benim koltuğumda oturmuş gazete okuyordu. Sonra adam koltuktan hızla kalktı ve Mary bana da bir su versene dedi. Ben hem şaşırmış hem korkmuştum olayları anlamaya çalışıyordum fakat bir türlü mantıklı bir açıklama bulamıyordum. Adam gazeteyi sehpanın üzerine fırlatıp ayağa kalktı.Mary duymuyor musun bir su vermek bu kadar mı zor dedi ve söylenerek suyunu doldurup içti. Bende dona kalmış bir şekilde onu izliyordum. Ona bunu anlatmaya çalıştığımda beni anlamıyor ve söylenmeye devam ediyordu. Hakkında ne yapacağımı düşünürken zil çaldı. Siyah kıvırcık saçları mavi gözleri ve adamın aksine eski ama şık giyimli bir kadındı gelen. Adı Mary miş. İçeri girdi ve John ne yapıyorsun sen burada diye bağırarak adamı yanına getirdi. Anlatmaya başladı bu bizim apartmanın yeni kapıcısı ve benim kocam John. Yaşlandı buna baya başladı fakat hala çalışmakda ısrar ediyor. Her gördüğü evi bizim ev içindekileri de ben zannediyor. Sizin kapıyı da açık bulunca girmiş kusura bakmayın dedi. Tüm bu olanların bir açıklaması olması beni çok rahatlatmıştı. Değil yaşlılıkta olabilir böyle şeyler John amcayı evine götür dinlensin, kendine gelsin dedim. Onlar gittikten sonra uzun bir süre koltuğumda kitabımı okudum. Saat 1'e doğru yatmaya gittim. Huzurlu ve rahat uyku adeta beni çağırıyordu ve ben yatağa yattığım gibi bu daveti kabul ettim.
