1.0

20 5 0
                                        

Soğuk zeminde karnımın ağrısından kıvranmaya başlarken gözlerim yavaş yavaş açıldı. Karanlık ve sessiz odada bir tek dışarıda yağan yağmurun kalıntıları gök gürüldüyordu. Her gök gürüldediğinde içeriye giren ışığı bekledim ve gözlerimi irice açtım. Gök bir kez daha gürüldediğinde büyük bir çığlık attığımı hatırlıyorum. Dehşet içinde yorgun bedenimi aldırmadan cama doğru yaklaştım. Karşımdaki ölü bedenler ve etraftaki kan midemin bulanmasına sebep oldu. Camdan dışarı bakıp bir adım daha attım. Burası daha önce görmediğim bir yerdi. Biraz düşünmeye çalıştım. Hayır asıl sorun hiç bir şeyi hatırlamıyor olmamdı.
.

.

.
"Al bakalım." Üstüme atılan yorganı sıkıca ıslak bedenime sardım.

"Ne olmuş?" Dedi yüzünü ilk defa gördüğüm benden yaşça büyük adam.

"Yağmurda koşarak dışarı çıkmış ve şehre inmiş. Üstündeki kanı gören insanlar polisi aramış. Biz geldiğimizde kız bizi buraya getirdi. Frank ve Allie hanımın bir kızları varmış." Beni göstererek devam etti.

"Kızlarının o olduğunu düşünüyoruz." Adam başını salladı.

"Kız ne diyor."

"Hiç bir şey hatırlamadığını söylüyor. Şoktan hafızasını kaybetmiş olabileceğine inanıyoruz." Adam birkaç saniye bana baktıktan sonra polisin yanından uzaklaştı fakat hala duyabiliyordum. Başka bir adamla konuşuyorlardı.

"Evde hizmetçi yok muymuş?"

"Birkaç gün önce Frank bey hepsini kovmuş ve şuan nerede olduklarını bilmiyoruz." Burada neler oluyor hiç bir fikrim yoktu fakat üstümdeki kan ve hiç görmediğim etrafımda toplanmış adamlar beni korkutuyordu.

Polisler beni alıp iki veya üç sorgu daha yaptıktan sonra tekrar bu eve gelmek zorunda kalmıştım. Sabah olana kadar burada uyuma kararı aldım ve koltukların birine geçip uyumaya çalıştım. Fakat bir faydası yoktu. Kapının birden açılmasıyla yerimden sıçrarken içeriye fazlasıyla süslü olduğu belli olan yaşlı bir kadın girdi ve anında yanaklarımdan tutup beni kendine çekti.

"Aman tanrım Aisha iyi misin?" Kadın endişe ve telaşla bana sorular soruyor ama konuşmama izin vermiyordu.

"Çok üzgünüm Aisha." Kadın bana sarılmaya hazırlanırken geriye doğru bir adım attım.

"Özür dilerim ama siz kimsiniz?" Kadının yüzü anında gevşedi ve şaşkın bir ifadeyle bana bakmaya başladı. Yanındaki takım elbise giymiş adamlardan birisi kadının kulağına bir şeyler fısıldarken hiç rahat hissetmiyordum.

"İnanamıyorum." Kadın yüksek bir sesle bağırırken ben gittikçe geriliyordum. Adam tekrar bir şeyler fısıldamaya başladığında kadın sakinleşmişti.

"Anlıyorum..Fakat yapamayacağım şey Aisha'yı burada tek bırakmak. Bir kaç temizlikçi tutun ve evi temizleyin, kan kokusu iğrenç." Kadın gözleri dolu bir şekilde beklerken adam başını sallayıp evden çıkıp gitti. Ne kadar zaman geçtiğini bile anlamadan gelen kadınlar ve odaları dolaşan adamlar geldi. Tüm odalar teker teker temizlendiği de kadın beni bir odaya götürdü ve yatmamı söyledi. Fakat ben yine uyuyamadım. Burada bu stres altında uyumam imkansızdı. Odada biraz dolaştıktan sonra kapıyı kitledim ve daha rahat bir şekilde yatağa gelir döndüm. Yeni doğan güneş gözlerimi alıyordu. Perdeyi sonuna kadar çekip yorganın altına girdim ve yavaşça karanlığa gömüldüm.

twoStories to obsess over. Discover now