etrafa bakındığımda tek gördüğüm şey kime ait olduğunu bilmediğim; aylar öncesinden kalma uçuşan birkaç çamaşır, yıkılmış binalar ve ezilmiş ev eşyalarıydı. tek bir ses bile yoktu, aylar geçtikte kuşlar da uğramaz olmuştu. herkes bir anda terk etmişti öncesinde bayılarak geldiği güzelim şehri. yutkunup ayağımı yere sürterek ilerledim. bu kusmuk kokulu mekanı bir an önce terk etmek istiyordum. o sırada ayağıma çarpan şeyle duraksadım, metal renginde parlayan bir tabancaydı. yerde öylece duruyordu, eğilip elime aldım. daha önce su tabancasından başka hiçbir tabanca tutmamıştım. kafamı yukarı doğru kaldırıp gökyüzüne bakarken tabancanın ucunu şakağıma yasladım. tabancanın ucundaki soğuk metal şakağıma değdiği anda kulaklarıma dolan sesle duraksa.
"kendini mi suçluyorsun?"
ses arkamdan geliyordu, bana ithafen konuştuğunu düşünerek arkamı döndüm. enkazdan arta kalan bir çamaşır makinesinin üstünde oturuyordu ince bedeniyle. göz göze gelmemizle dudakları yukarı doğru kıvrılmıştı ne idüğü belirsiz çocuğun.
"kendimi neden suçlayayım?"
dudaklarını hafifçe büzüp oturduğu çamaşır makinesinden atladı ve bana doğru ilerleyip şakağıma dayadığım tabancayı çekti.
"kendini suçlamıyorsan silah neden senin şakağına dayalı."
dediği şeyle duraksayıp kafamı çevirdim ve elimi tutan eline baktım, ardından da kocaman parıldayan gözlerine. bu durumdayken nasıl bu şekilde bakabiliyordu? eline vurup elimden ayırmasını sağladım fakat elimi tekrar tutup tabancayı kendi göğsüne yasladı.
"tüm olanların sorumlusu benim, vurman gereken kişi benim. öcünü al hadi."
kaşlarımı çatıp karşımdaki bedeni yeniden süzdüm, bir doğal afetin sorumlusunun nasıl o olabileceğini düşünürken dişlerimi sıktım. benim için hava hoştu, zaten günah keçisi arıyordum. tabancayı göğsüne daha sert bastırıp parmaklarını benim parmaklarımla birlikte tetiğe götürdü. yüzündeki gülümseme silinmiş, yerini sinirli bakışlar almıştı. gözlerini gözlerime son kez dikip tetiğe bastı.
Kulaklarına dolan yüksek sesle irkilerek uyandım, gördüğüm rüyayı idrak etmeye çalışırken ağzımdan akan salyayı kolumun tersiyle sildim, aynı kabusu bininci kere görmek çok yormaya başlamıştı beni. zaten bir de okuldaydım, en sevmediğim hocanın dersinde. kafamı yana doğru çevirdiğimde bana bakan çocukla göz göze gelmemle kaşlarımı çattım, üstüne üstlük bir de rüyama girmişti. derin bir iç çekip sonunda biten dersle hızlıca ayaklandım, peşimden geleceğine adım kadar emin olduğumdan hemen sınıfı terk etmek istiyordum. çantamı sırtıma atıp kapıya doğru ilerledim.
"Rei!"
aslında melodik diyebileceğim sesiyle bağırdığında bir saniyeliğine duraksamıştım ancak kafamı saçma sözleriyle bulandıracağını bildiğimden yürümeye devam etmiştim. peşimden geliyordu. kolumdan yakalayıp parmaklarını sardığında zor kullanmamak için kendimi sıkmıştım, artık bana yakın olan veya olmaya çalışan her şeyden kurtulmak istiyordum. okul kapısından çıktığımızda artık dayanamayarak bileğinden tutmuş ve kendimden ayırmıştım.
"bırak artık beni, ne istiyorsun benden?"
karşısında orta yaşlı bir adam olsa kullanarak çok rahat manipüle edebileceği masum bakışlarını bana doğru attı, kafamı başka bir yöne çevirdim. görmeye bile katlanamıyordum onu.
"Rei, sen farklısın. Ben hep sana aşıktım, sadece sana. neden anlamıyorsun? ben diğerleri gibi değilim biliyorsun sana zarar vermem. hem sen de bana aşık değil miydin?"
dediği şeyle seyiren kaşımın üzerinde hakimiyet kuramamıştım, yumruk yaptığım elimi sertçe karşımdaki çocuğun yüzünün yanından geçirip duvara vurdum. her ne kadar hıncımı alamamış olsam da daha fazlasını yapmaya içim el vermezdi, tek parmağımı ona doğru savurup sinirli bir şekilde konuştum.
"tek bir kelime daha edersen cesedini bile bulamazlar, anladın mı beni? şimdi sakın bir daha peşimden gelme."
öncelikle karmaşık olduysa özür dilerim, pek çok kitap yazdım ve hepsini yarım bıraktım. bunun da okunmayacağına oldukça eminim ama denemeye değeceğini düşündüğüm bir kurgu.
YOU ARE READING
rolling in the deep ;; bxb
Teen Fiction"tüm o mutlu günlerimizin hatırına son bir kez sarılamaz mısın bana?" not: başrol karakterlerimiz hemcinslerinden hoşlanmaktadır, lütfen bunu bilerek başlayınız.
