Merhaba!
Buraya koyacağım ilk çâlışmam. Şu an içimdeki duygu silsilesinin tarifi olamaz inanın. Buraya umutlarımı yeşertmeye ve sizlere sunmaya geldim. Şimdi elimi uzatıyor ve başlıyoruz sonsuz serüvene.🤩
Sizleri güzel satırlarla buluşturmak için defalarca yazıp sildim, saatlerce laptopumun başında, bazen ilham bulduğum defterimin başında oturup düşündüm.
Her zaman aklımın bir köşesinde yer edinmiş olan bu romanın senaryosunu sonunda "İşte şimdi zamanı!" deyip döktüm bu satırlara. Umarım beğenirsiniz.😌
Keyifli okumalar diliyorum😇
***
Kimin nerede ne zaman başına ne geleceği belli değildir. İnsan habersiz verir iplerini hayatın ellerine. Sonra kuklası olur belki de hayatının. Sahi hayat neydi? Canım dediğin insanları kaybettikten sonra hayat hayat oluyor muydu? Her nefes alan yaşıyor demek miydi? Ben Arya Arsal 19 yaşında bir kız. Bir gecede tüm düzeni yerle bir olan bir kız. Yaşamaya dair umutları tükenen bir kız. Kaybettiği umutlarını, bir buz kütlesinden farksız kalpte bulmayı umut eden zavallı bir kız. Belki de bu zavallı kız zamanla büyüyecek ve tüm gerçekleri somut bir varlık gibi kavrayıp gözlerini asıl dünyaya açacak. Belki de... Unutma sen nefes aldıkça her an her şey mümkün🕯️.
~
Yaklaşık beş dakika gözlerimi kapatıp dışarıdan gelen şehrin sesini dinledim. Kalabalık adı altında bir melodiydi adeta.
~
Saatlerdir çözmekle uğraştığım test kitabıma sonunda kapatarak ara verdim. Üniversite okumam hayatımın kolaylaşacağı anlamına gelmiyormuş elbette. Oysa lisedeyken, 'bir an önce bitsede kafama göre olabileceğim, herkesin dilinde olan şu meşhur üniversite ortamına kavuşsam.' derdim. Lakin pekte öyle olmuyor. Hele ki bir hukuk öğrencisi için yükler fazla ve hesap oldukça kabarıktır. Saatlerce başınızı hiç kaldırmadan ders çalışmaya alışıyorsunuz elbette.
Oturduğum sandalyemi hafif geriye ittirdim ve ayağa kalktım. Bu aylarda Eskişehir soğuk olduğu için üşüyordum, hem de çok! Uyuşmuş olan vücudumu ısıtmak için yatağımın hemen üzerinde duran gri şalı alıp sırtıma doladım.
Koca evde sanırım hala tek başımaydım. Zaten iki gündür hizmetçimiz Sena abla annesinin refakatçisi olarak gitmişti. Yarına gelirdi artık. Annem ve babam da hala gelmemişti anlaşılan. Karnımın gurultusundan acıktığımı bir kez daha farkederek odamdan çıktım. Mutfağın olduğu sessiz koridorda ilerledim.
Göz ucuyla duvarda duran kuğu tasarımlı beyaz saate baktım, saat tam olarak 09.45'ti. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim yine her zaman olduğu gibi. Okuldan çıkıp eve gelmiş ve direk kendimi odama atmıştım. Sanırım bu durumda yaklaşık üç buçuk saattir odamdaydım.
Asıl garip olan annemlerin hala gelmemiş olmasıydı. Normalde en geç 08.30'da evde olurlardı. Gelmeseler bile bir mesaj veya arama elbette bırakırlardı. İster istemez içimi bir şüphe ve ürperti kaplamıştı.
Hızla odama dönüp telefonu aldım ve annemin telefonunu çaldırdım. Fakat telefonu kapalıydı. Bu defa babamınkini çaldırdım ve aynı şey, onunda telefonu kapalıydı. Muhtemelen toplantıdalar. Ama ne olursa olsun annem beni asla habersiz bırakmazdı ki!
YOU ARE READING
DİLLER LAL GÖZLER BULUŞUNCA
Teen FictionOnunla biz, farklı yapbozların birbirini tamamlayan parçaları gibiydik. Sevmeyi birbirimizi severek öğrendik. Yoksa ikimizde başta birer acemiydik. Onun bataklığına bile isteye girmiştim ve hiç pişman olmadım. Çünkü o bataklık bizim çiçeklerle dolu...
