seni yağmurdan çok

1.3K 59 77
                                        

"Yağmurda tanıdım seni, yağmuru da sevdim seni de. Seni yağmurdan çok."


Hızla büyük bir kalabalıkla içeri girmeye çalışırken duydu çocuğun sesini Kartal. O yağmurda zar zor işittiği ağlama sesiyle kafasını geniş bahçenin kapısına çevirdi. Hıçkıra hıçkıra içi çıkarcasına ağlayan sırılsıklam olmuş çocuğu güvenlik kolundan tutmuş kaldırmaya çalışıyordu. Omzuna dokunan elle gözlerinin odağını değiştirip ona seslenen arkadaşına döndü. "Kartal, hadisene! Islandın bayağı."

"Sen gir, geliyorum birazdan." deyip çok uzatmadan merdivenlerden aşağı indi. Yağmur birikintilerine aldırmadan kapıdaki küçük çocuğun yanına kadar koştu. Vardığında nefes nefese kalmıştı. Dizlerinin üzerinde bitkin bir halde oturuyor, bir yandan da yağmur damlalarıyla karışmış gözyaşlarını silmeye çalışıyordu çocuk. "Gitme, anne. Lütfen gitme." Kartal mırıldandığını duyunca hemen anladı ne olduğunu. O da ağlayan çocuğun yanına oturdu onun gibi. "Anlıyorum seni."

Sanki bunu duymaya ihtiyacı varmış gibi daha da şiddetlendi ağlaması. Nerede olduğunu bile bilmiyordu ama şu an gözlerinin içine bakıp kendini anladığını söyleyen çocuğun yanında garip de olsa rahat hissetmişti Efe. Konuşmak istiyor, ayağa kalkıp annesini bulmak istiyor ya da en azından arkasındaki binaya girip ısınmak istiyordu ama hiç gücü kalmamıştı. Hala deli gibi yağmur yağarken bu iki çocuk yan yana yetimhanenin bahçe kapısının önünde oturmuş birbirlerine bakıyorlardı.

Kartal daha fazla dayanamadı, koluna girdi karşısındaki çocuğun ve kaldırdı onu. Efe hiç direnmedi. Onu kaldırmasına izin verdi, karşı koyması için ne bir sebebi ne de gücü vardı. Biraz bile dinmemiş olan yağmurun altında yavaş yavaş yürümeye başladılar kol kola. Binadan içeriye girince onları müdür yardımcısı Helen Hanım gördü. "Kartal! Ne bu haliniz evladım? Yanındaki kim?" Dışarıda olduğunu fark etmemişlerdi sanırım. Soruya ne cevap vereceğini bilemedi. Tam ağzını açacakken koluna girdiği çocuk cevap verdi Helen Hanım'a. "Ben Efe."

Kartal öğrenmişti adını sonunda. Efe... Ne kadar güzeldi ismi, ne kadar da yakışıyordu ona. Hikayesini de öğrenmek istiyordu.

Yaklaşık 20 dakikadır Helen Hanım'ın odasının önündeki sandalyelerden birine oturmuş Efe'nin çıkmasını bekliyordu. Onunla gerçekten arkadaş olmak istiyordu. İlk gördüğü anda kanı ısınmıştı. Umarım Efe de benim hakkımda böyle düşünür diye geçirdi içinden. Bu sırada kapı açıldı. Efe önceki halinden daha iyi gözüküyordu. Zaten Helen Hanım'ın çocuklar üzerinde böyle bir etkisi vardı, çok seviyordu onu Kartal. Kadın konuşmaya başlayınca dikkatle onu dinledi. "Kartal, Efe sizin odanızda kalabilir. Boş bir yatak vardı sanıyorum. Değil mi canım?" Kartal bunu duyunca hızlıca başını salladı. Evet odalarındaki bir yatak boştu ve orada Efe'nin kalacak olması mutlu etmişti. Efe'yle birlikte yürümeye başladılar.

Efe ise Helen Hanım'ın sorduğu tüm sorulara belki annesi bulunur umuduyla cevap vermiş, tek tek neler olduğunu anlatmıştı. Gerçi kendisi de bilmiyordu ya. Ona yardım eden çocuğun peşinden odalarına gidiyordu şimdi. İsmini öğrenince biraz şaşırmıştı. Kartal diye isim mi olurdu? Hiç duymamıştı ama beğenmişti de. Ayrıca onunla olmaktan da mutluydu. Kimseyi tanımıyordu ve burada yalnız kalmak istemiyordu. Kartal ile, annesi gelip Efe'yi geri alana kadar iyi arkadaş olabilirlerdi. Evet, Efe bir gün annesinin geleceğine inanıyordu.

Yeşil boyaları soyulmuş olan büyük, ahşap bir kapının önüne geldiler. Kartal kapıyı açınca içerinin boş olduğunu gördü. Buna sevinmişti, Efe ile rahat rahat konuşabilirdi. Kendi yatağının kenarına gitti ve işaret parmağıyla yanındaki yatağı gösterdi. "Bak, bu yatak senin. Tam benimkinin yanında ve camın önünde."

EfKar One Shots || {Efe×Kartal}Stories to obsess over. Discover now