18. BÖLÜM~Sunbae!

426 60 65
                                        


"Woah! Mesaj!"

Hala bana sarılan Chen'i tesadüfen gelen mesajı görür görmez yukarı ittirdim. Dar tünelin tavanına çarpıp tekrar üstüme düştü.

"Ezdin,ezdin!"

"Şurda romantik bir an yaşayabilirdim!"

Hö? Romantik an? Kiminle lan? Benle mi? Nega?

"Oha,ne diyon be sen?! Sevgilim var benim!" deyip yumuşak bir tokat attım. Elini yüzüne koydu hemen:
"Ah,bana vurdun."

Sahte bir şaşırmayla gözlerimi büyütüp kaşlarımı çattım:
"Oh,hiç yapmadığım şey! Ne yapsak?"

Elimle omuzlarından ittirip yüzlerimizi uzaklaştırdım:
"Valla,Lay diğer gözünü de morartabilir." dedim imalıca.
Gözlerini devirip arkasına tekrar yaslandı. Bu sırada telefonu tekrar elime aldım.

   Mesajı okuyunca istemeden attığım kahkaha tünelde yankılandı.

"Ne olmuş?" dedi Chen.

"Kyuhyun Sunbae'nin mesajına bak ya!"
Tekrar bir kahkaha... Bir an Chen'e  fazla arkadaş canlısı davrandığımı düşünüp ciddileştim:
"Okuyorum:'Sizin kaldığınız havalandırma kapağını açtık ama siz nerdesiniz??'  Hadi,gidelim." 

Emekleyerek geldiğimiz yöne doğru ilerlemeye başladık. Tünelin sonuna varıp da ışığı görüp Kyuhyun Sunbae'nin sesini duyduğumda hızlandım ve kendimi sunbaemin kucağına bıraktım.

"Başını belaya sokmakta bir numaralı idolümüz!" derken "kurtarma ekibi" kahkahayla gülüyordu. Boynuna sarıldım ve göz ucuyla Chen'e baktım. Göz göze gelmiştik. Utançla başımı Kyuhyun Sunbae'nin boynuna gömdüm. Hayır İnci. Şu an sapıklaşmamalısın. Hayıır,fangirllüğün zamanı değil. Lay'i düşün,Lay'i düşün...
  Loş ve fazla tozlu odadan çıktığımızda lavaboya gitmek istedim. İşimi halledip çıktığımda şirketin çıkış kapısında Lay'e rastladım:
"Yixing!"

Arkasını dönüp bir süre boş boş baktı. Tam anlam verememiştim ki son tartışmamızı hatırlayıverdim. Bir an adımlarım kesildi. Sonra yavaştan birkaç adım ilerledim. Olanları unuttuğumu fark ettirmemeye çalışıyordum.

"Evet?" dedi.

Cidden sinirime dokunmayı başarıyordu.

"Halletmemiz gereken bir sorun yok mu sence de?" dedim en az onunki kadar buz gibi bir ses tonuyla.

Cevap olarak sadece eğilip dudaklarımdan öptü. Donup kalmıştım.

"Şu an iş yemeğine gidiyorum. Erken biter. Gece yarısı ara beni tamam mı? Bekliycem." deyip şirketten çıktı.
  Neden kendimi mal gibi hissediyorum?  Neden bakışlarında bunca zaman görmediğim rahatsız edici imalar gördüm? Neden gece yarısı aramamı istedi? Normalde saat onda uyumam için mesaj atan Yixing, neden şimdi o saati söyledi?

**Akşam Yemeği Esnasında Lay'in Ağzından**

"İyi geceler!" diye arkalarından seslendim. Yarı ayık yarı sarhoştum. Bu hissi seviyordum işte! Karşımda tamamen sarhoş olan Buket'e baktım:
"WGM ekibi çok tatlıymış. Yemek eğlenceliydi. Belki bundan sonrası daha eğlenceli olur. Sen ne zaman gideceksin?"

"Gitmeli miyim?" diye sorup kahkaha attı. Ben o sırada hıçkırmaya başlamıştım.

"Hadi doğruluk cesaretlik oynayalım." dedi birden.

Kafa salladıktan sonra bir şişe bulup çevirdim. Soru sorma sırası bana denk gelmişti. Hiç düşünmeden sordum:
"İnci'yi seviyor musun?"

"Bir Gün Ben De Sunbae Olacağım!"Where stories live. Discover now