RÜYALAR

8 2 0
                                        


Sabah aniden terler içinde uyandı. Yine o rüyalardan birini görmüştü. Rüyalarında köyünü ve tüm adayı alevler içinde görüyordu. Onların sadece rüya olduğunu bilse de her seferinde o kadar gerçekçi hissettiriyorlar ki... Babasına daha önce bu rüyalardan bahsetmişti. Ama babası düşündüğünün aksine onun içini rahatlatacağına, Bu rüyaların Shinto tanrısı Omoikane'nin ona uyarı olarak yolladığı rüyalar olabileceklerini söyleyip içine daha da korku salmıştı. Tabii Jiyü bunun doğru olamayacağını biliyordu. Babası Shinto tanrılarına inansa da kendisi bu inancı benimseyememişti. Tabii bunları babasının yüzüne söylememesi gerektiği anlayacak kadar sopa yemişti. Matından kalkmaya çalıştı ama rüya yüzünden hala kendine gelememişti. Bir süre oturup kendine geldi ve matın yanındaki bezi aldı. Yüzünü ve vücudunu olabildiğince temizledi. Rüyalar günlük olmaya başlayınca, her rüya gördüğünde nehre gidip yıkanmayı kesmişti. Rüyanın etkisinde çıktığında karnının guruldadığını fark etti. Masadaki bir kase sebzeli pirinci gördü. İştahla yemeğini yedi. Kaseyi bulaşık yığınına koydu. Yakında nehre gitmesi gerekiyordu. Dışarı çıkınca babasını ocağı hazırlar halde bulmak onu şaşırtmadı. Bu aralar işleri iyice artmıştı. Kale beyi fazlasıyla kılıç ve ok ucu talep ediyordu. Babasına yardım etmeye gitti. Birlikte ocağı ve malzemeleri hazırlarken söylemeyi planlamadığı halde babasına bir anda rüyalarının günlük hale geldiğini söyledi. Babası bunu duyunca endişeli bir surat ifadesine büründü. Ve babası ona "Bu ne kadar süredir devam ediyor?" dedi. Jiyü

"Bana neden daha önce söylemedin?" dedi. "Aklıma gelmedi baba. Özür dilerim." Dedim ve önünde saygı ve özür göstergesi olarak eğildim. Babam derin bir nefes alıp verdi. "Özre gerek yok Jiyü. Kalk. Acil Durum erzakını yenilemeyi unutma yeter." Acil durum erzakını yenilemeyi istemesi Jiyü'nün işine geliyordu. Çocukluğundan beri Samuray olmak istiyordu. Kalede büyüyüp eğitim alan ve samuray dövüş eğitimi alan asillere hep imrenmişti. Ama onun asıl ilgisini çeken parlak kılıçlar ve süslü zırhlar değildi. O insanları korumak istiyordu. Ve bunu demir veya çelik döverek dolaylı yoldan yapmak istemiyordu. Babasına asker olmak için kaleye gideceğini söylediğinde babası rıza vermemişti. Kendisinin eğitim verdiği ve eli iş gören bir çırağı kaybetmeye göz yumamayacağını belirtti. Jiyü ne kadar karşı çıkmak istese de babasının sözlerindeki mantığı göz ardı edemezdi. Dükkanda iki çırak daha vardı ama onlar Jiyü'nün sahip olduğunu beceriye ve deneyime sahip değillerdi. Bu sebepler samuray olma düşüncesi içinde kalmıştı. Ama Jiyü Bu düşünceyi içine atıp bırakmak istemedi. Üç sene boyunca ara ara artan çelik parçalarını kenara ayırıp, bir katana yapmaya yetecek miktarı biriktirdi. Babasının kaleye ürünleri vermeye gittiği veya her hangi bir sebeple dükkandan ayrıldığı imkanlarda kılıcı yapmaya başladı. İşini bitirdiğinde gayet güzel bir iş çıkarmıştı. Normalde yaptıkları kılıçlardan çok daha kaliteli bir kılıçtı. Erzak toplamaya gittiğinde veya nehre gittiğinde. İki veya üç saat kılıç pozisyonları çalışmaya başladı. Son dört senedir çalışıyordu ve şu noktada acemi bir samuray olmaya yetecek kadar el alışkanlığı vardı. "Jiyü orda mısın?" sözlerini duymasıyla kendine geldi. Babam, "Kaç dakikadır boş boş duruyorsun. Bu kılıçlar kendi kendilerini dövmeyecek." Dedi. Hemen işe koyuldu ve öğlen güneş en tepeye çıkana kadar çalıştılar. Jiyü babasına baktı. İşine dalmıştı. Durmaya niyeti varmış gibi görünmüyordu. Jiyü'nün ise kolları daha fazla demir dövemeyecek kadar yorgundu. "Baba, biraz mola verebilir miyim? Biraz dinlenmem lazım." Dedi. Babası şaşkın bir şekilde ona baktı. Sonra tepedeki güneşe baktı. Sırtını esnetip, "Zaman nasıl da geçmiş. Dinlenebilirsin. Vaktin olduğunda erzakları yenilemeyi unutma."

Babasına veda edip, Asoka'ların evine doğru yola çıktı. Asoka, Çiftçi bir ailenin çocuğuydu. Asoka'nın babası ve Jiyü'nün babası yakın olduklarından çocukluklarından beri en iyi arkadaşlardı. İkisi de yeterince mal varlığını biriktirdiklerinde köylerinden ayrılmayı düşlüyorlardı. Beraber dünyayı gezip keşfetmek istiyorlardı. Jiyü, rüyaları'nın günlük hale geldiğinden ona da anlatmayı aklından geçirdi. Ama Asoka Bazen babasından bile daha endişeli olabiliyordu. Bu yüzden bu düşünceyi aklından çıkardı. Eve vardığından her zamanki gibi Ailesi ile beraber tarladaydı. Tarlaya gidip çağırmak istiyordu ama daha önce ekinlere bastığı için azar işitmişti. Bu yüzden görebileceği bir şekilde el sallamaya başladı. Umduğu gibi Asoka onu gördü. Ailesine dönüp bir şeyler söyledi ve ona doğru koşmaya başladı. Arkasından babasının bağıran sesi duyuldu: "Akşam karanlık çökmeden dön Asoka!"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 18, 2023 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

RONİN'İN YOLUStories to obsess over. Discover now