Sabahın 6sinda tatlı tatlı esen rüzgar eşliğinde oflayarak yatağından kalktı Merve. Bugün hastane günüydü. Hastanelerden nefret ederdi ama gitmesi gerekiyordu. Dolabını acti rastgele bir tişört ve pantolon giydi, çantasını kontrol etmeden evden çıkıp hastanenin yolunu tuttu. Henüz 16 yaşındaydı ve bir veliye ihtiyacı vardı. Neyse ki çok sevdiği kuzeni ona eşlik edecekti, bu yönden mutluydu. Kuzeniyle otobüs durağında buluştular ve yola koyuldular. Merve yol boyunca kulaklığı kulağında ama hiç şarkı çalmadan beynindeki sesleri dinliyordu. Tedirgindi ama neden?
Otobüsten indiler. Yürümeleri gereken upuzun bir hastane yolu vardı. Ama kafası o kadar doluydu ki upuzun yol ona 1 saniyelik gelmişti. Hastaneye vardıklarında henüz bomboş ve karanlıktı. Oturup sekreterligin açılmasını beklediler. Uzunca bir süre beklediler saat 8i gösteriyordu. Hâlâ acilmamis olmasına sasiriyorlardi. Hemşire yanlarına yaklaştı ve "Randevular üst katta veriliyor." dedi. Merve'nin sinir katsayısı artmıştı. Ama kuzeni ona iyi geliyordu. Üst kata hızlıca çıktılar. Orada da henüz sekreterlik acilmamisti. Oturup gelecek hakkında konuştular. Tek dertleri paraydi. Yurt dışında güzel bir hayat hayal ettiler. Hayalleri insan kalabaligini fark etmeleriyle son buldu. Sekreterlik açılmıştı ancak randevusuz hasta alinmiyordu. Oflayarak başka bölüme baktılar ama her yer aynıydı. Ne yapacaktı? Bugün bu işi halletmeliydi!
Sekreterin yanına yaklaşıp derdini anlattı, sekreter onu sağlık kuruluna yönlendirdi bir süre de burada beklemesi gerekiyordu sabrı gittikce tukeniyordu. Kuzeniyle sağlık kurulunun önündeki koltuğa oturup beklediler.
Kulaklığını çıkarmış boynuna asmış sırasını bekliyordu Merve. Dalıp duruyordu nedensizce. Kafası çok doluydu. Sabah kahvaltı yapmadığı için aç hissediyordu. Kuzenine:
-Hadi kantine inelim canım bir şeyler istiyor.
-Yok ben oturmak istiyorum çok uykum var sen in.
-İyi tamam. İstediğin bir şey var mı?
-Su alırsan sevinirim.
-Tamam .
Merve yavaşça ayağa kalktı. Merdivenlere yöneldi. Çok dalgin ve bıkkındı. Merdivenlerin sonunda uzunca bir koridor vardı koridorun sonunda kantin olmalıydı. Oraya doğru yürüdü ama karanlıktı. Henüz hastanenin çoğu yeri karanlıktı, aldırmadı. Yürümeye devam etti. Ta ki bir şeye carpana kadar.
