Merhabaaa. Biz Nil ve İpek. Bu hikayeyi birlikte yazacağız. Ortak yazdığımız ilk hikaye bu. O yüzden yanlışlarımız varsa bize bildirin lütfen. Öpüldünüzz iyi okumalarrr 💕
Yağmur'un ağzından
"Senden nefret ediyorum!" Diyip kapıyı çarptım ve çıktım. Ve üzerimde sadece incecik kıyafetlerim vardı. Ama buna dayanamazdım. Abim gibi gördüğüm kişiyi annemle çok uygunsuz bir şekilde görmüştüm. Uzun bir süre süre boyunca yüzlerine bakabileceğimi sanmıyorum. Hızla her zaman gittiğim Sonsuzluk Tepesi'ne doğru yol aldım. Ama bu sefer sakinleşmem o kadar kolay olmayacaktı. Her şeyi kırıp parçalayabikecek gibi hissediyordum. Dünya dönmüyordu, durmuştu benim için.
Ateş'in Ağzından
"GİR GİR GİR! SOK ŞUNU LAN! HADİ GİİİR! HADİ ASLANIMM! HADİ SABRİ HADİ YA! EVET HADİ YA GİRİCEK YA GİRİCEK O TOP GİRİCEK! GOOOOOLLL!"
Hemen ayağa kalkıp Alev'e sarıldım. Alev de "GOOL ABİCİİİM GOOOL!" Diye bağırıyordu. Dayım zaten ayrı kafadaydı. Açmış camı "AHEYAHEYAHEYY GOLL!" Diye bağırıyordu. Abi- Kardeş- Dayı maç izlemeye bayılıyorduk. Zaten başka kimsemiz yoktu ki.
Omuz omuza attık "LAYLAYLAYLAAY OOO CİMBOM BOOM" diye bağırıp zıplamaya başladık. Dayım "Ateş hadi cips doldur bitmiş."diyince "Hee bacının uşağı duruyo zaten burda." Dedim. O da "Tabi olum annen seni boşuna mı doğurdu? Bana hizmet et diye. Tabi bacımın uşağısın."dedi. O an anne lafını duyunca içimi hüzün kaplasa da çaktırmadım. Dayımın da hissettikleri aynıydı belli ki. Gülümsemesi anında solmuştu. Ama biz bunlarla yaşamayı öğrenmiştik. "O iş Alev'in yalnız. Evin kadını Alev." Dedim. "Hop hooop beni hiiç karıştırmayın. Evin erkeği sizsizsiniz. Hadi doldur Doritos'u" Dedi Alev. Gidip yanağını sıktım ve "Ben senin o atar yapan ağzını yerim." Diyip yanağını sulu sulu öptüm. Hemen geri çekilip yanağını silince kıkırdadım.
"Melisa'yı öptüğün dudağınla benim yanağımı öpme bir daha!" Diyince kaşlarımı çattım. Alev, Melisa'dan yani sevgilimden nefret ediyordu. Belki de kıskandığı içindir bilmiyorum ama bu tavırları sabrımı taşırmaya başlamıştı. Kızın hiçbir suçu yoktu.
Sinirle "Alev her gün şunu dile getirmeyi keser misin artık! Kız bunları hakedecek ne yaptı ki sana?" Dedim. Dayım her gün olan bu kavgaya alışık bir halde kimsenin cips getirmeyeceğini anlayıp mutfağa gitmişti.
Alev hala karşı çıkıyordu. "O kızın neler çevirdiğinin neden bir tek ben farkındayım? Melisa senin sandığın kadar masum bir kız değil abi. Ve sen de göreceksin. Zaten o kız bu aptallığıyla farkında olmadan ne haltlar çevirdiğini ortaya çıkarır."
Bunu dediği için ona ters ters bakarken bi yandan da kapıya doğru yürüyordum. "Ben Akın 'ın yanına gidiyorum, dayıma söylersin. Gece geç gelebilirim kutlama yapacağız. Hadi eyvallah. " diyip çıktım ve Akın'ın evine doğru yürümeye başladım. Aslında ortak bir arabamız vardı ama anahtar evde kalmıştı ve o kadar havalı bir şekilde çıkıp 'Arabanın anahtarını unutmuşum' diye geri dönersem bütün karizmam çizilirdi. Ama zaten ev yakın olduğu için takmadım.
Evinin önüne geldiğimde zile bastım ama kimse açmadı. Bir daha bastım yine açmadı. Telefonunu aradım fakat kapalıydı. Eğer Akın evde değilse ve telefonu kapalıysa Gece Bar'a gitmiştir kesin diye düşünüp barın yolunu tuttum. Kırmızı ve yeşil ışıklı 'Gece Bar' yazısını görünce durdum ve içeri girdim. Akın bir kızla delicesine dans ediyordu. Bağıra çağıra şarkı söylüyorlardı. İkisinin de sarhoş olduğu belliydi. Gidip eğlencesini bozmayı çok isterdim ama maç stresi beni de yormuştu. Şimdi evde o kadar artistik yapıp beni beklemeyin geç kalırım falan dedim eve dönsem de olmaz. En iyisi burda uyumak.
Boş bir oda bulmaya gittim ve neyse ki ilk açışımda buldum. Yatağa yattım ve döndüm durdum 10 dakika boyunca. Ama böyle uyuymam ki bir şeye sarılmam lazım normalde ya Alev'e, ya da Melisa'ya sarılırdım. Alev'i arasam trip atar açmaz. O zaman Melisa'yı aramalıyım. Ama aynı zamanda da su içmeliyim. Dışarı çıkarken aynı zamanda da Melisa'yı arıyordum. Sonra Melisa'nın telefonunun benim için ayarladığı zil sesini duyunca durdum. Bu Andy'e o kadar laf ediyordum. Şarkı kötü, Andy apaçi falan diye ama şarkı baya güzelmiş lan.
Ben sesin nereden geldiğini anlmaya çalışırken. İki odanın arasındaki boşlukta buldum. Ve duyduğum seslerle şok oldum. Her ne kadar belki burada düşürmüştür telefonunu, içerideki Melisa olmak zorunda değil diye kendimi rahatlatmaya çalışsam da yakınımdaki odadan Melisa'nın parfümünün kokusunu almamla zaman durmuştu benim için. Hiç düşünmeden odaya daldım. Melisa ve çocuk bana dönünce Melisa'nın yüzünde şok olduğunda kullandığı o ifadesi vardı. Eskiden tatlı buluyordum. Aslında ne kadar itici olduğunu şu anda anladım. Melisa üstünü giyinmeye çalışırken çocuk "Hayırdır birader ne diye eğlencemizi bozuyosun?" Diye sorunca yumruk atmamak için ellerimi yumruk yaptım. "Sevgilim lan o benim!"
"Ne yapalım sahipsiz bırakmasaydın sen de." İşte o anda kayışlar koptu. Yanına gidip ağzından kan çıkana kadar dövdüm. Sonra da hışımla kalkıp gittim. Tabi çıkarken Melisa'ya ölümcül bakış fırlatmayı ihmal etmedim. Sonra Melisa'nın peşimde bağıran sesini duydum. "Ateeş! Bekle." Yanıma gelip kolumu tutunca sanki sensörlü gibi kolumu anında çektim. "Melisa yaklaşma kırmıyım kalbini de ellerini de." Yapabileceğimi bildiğinden olsa gerek uzatmadan kolumu bıraktı. "Bitti mi yani?" Diye bağırınca hiçbir şey söylemedim. Sessizlik en büyük cevap derlerdi inanmazdım. 'Evet' desem bu kadar koymazmış gibi geliyodu şu anda.
YOU ARE READING
MAYDONOZ
Teen FictionBaşlarına gelen felaketler sayesinde başlayan kıvılcım aşkları sayesinde alevlenecek.
