0.1

18 2 0
                                        

Üşüyordu, bu havanın soğuk oluşundan değildi kaçtığı yerdendi. Sevgisizliktendi, çok soğuktu kalbi. Duygu nedir bilmezdi, dostu olmamış hiç okula gitmemişti bu zamana kadar. Midesinde kelebekler uçuşturacak bir adam tanımamıştı hiç. Birine sarılmamıştı, ağlamamıştı, gülmemişti. O gerçekten yaşayan bir ölüydü. Annesi ve babası her daim her konuda 1. olmasını şart koymuşlardı, eğer 2. bile olsa ceza alırdı. Piyano, keman, elektro gitar gibi müzik aletleri  çalmak zorundaydı. 4 yaşından beri her biri için kurs alıyordu. Türkiye geneli müzikallerde çalmış ünlü orkestralarda baş keman, Piyanocu olmuştu, olmak zorundaydı. Aradan yıllar geçmiş ve bu kız artık reşit olmuştu. Artık susmuyordu, gerçi eskidende susmazdı pek, genç kız ailesini onlara dava açmakla tehdit ediyor üstüne üstlük tüm mal varlıklarınıda almakla da tehditler ediyordu ebeynleri onu her zorladığında bu taktik her zaman işe yarar olmuştu. Çok zekiydi, öyle ki şuan 20 yaşında tıp fakültesi 2. sınıf öğrencisiydi. Her zaman hayalı uzman bir doktor olmaktı. Başaracaktı da, okuldaki öğretmenlerinin gözdesiydi. Öğrenciler arasında 'soğuk nevale' olarak bilinirdi. Günleri okul kütüphane, kitapçı, kahveci ve ev arasında geçip gidiyordu. O daha çok korkak adımlar atardı kendince fakat dışarıdaki bir insan baktığında bir hayli güçlü adımlar atıyor ve başı hep dik olarak görürdü. Öyle değildi işte genç kız, ne badireler atlatmış ne travmalar geçirmişti. Ebeveynlerinden habersiz bir sürü çözüm denemiş, psikologlara gitmiş, bir kaç hafta şehirden uzak yerlerde tatil yapmıştı fakat unutamıyordu. Yaşadıkları gözlerinin önünden geçmiyordu. 17 yaşında başına gelenlerden herkes bihaberdiler. Kız her ne kadar 3 yılını zorlukla geçirsede intihar etmek sürekli aklından geçiyor, türlü türlü ölüm senaryolarını kafasında kuruyordu. O kadar bıkmış usanmıştı ki bu olayın kimsenin duymamasını sağlamıştı yoksa sağlam ve büyük kavgaya el uzatmış olurdu ve bunu hiç istemezdi. 18 yılın ardından onun ilk okuduğu okul üniversitesi olmuştu. Tabi 2 yıl önce adını ve sesini bilmediği adam ona okulun nasıl bir yer olduğunu hep anlatır ona evde eğitimin iyi yanlarından ve kötü yanlarından bahsederdi. 

İyi de kimdi ki bu adam. Genç kız bile tanımıyordu ki adamı. Aynı şekilde genç adamada onu tanımıyordu fakat 2 yıl önce yollarının kesiştiği uçurum kıyısında birbirlerinde can bulmuşlardı. Onlar 2 yıl önce birbirleriyle kağıt kalemle konuşmaya başlamış hala öyle de devam ettiriyorlardı. Bu uçum kıyısında her ayın 27'sinde 2 saat boyunca sarılıyorlardı sözlü iletişimde bulunmuyorlar o gün yanlarında getirdikleri kalem kağıtla konuşuyorlardı. O uçum kıyısı dışında hiç bir şekilde görümüyorlardı. Zaten seslerini de yüz simalarını da bilmiyordu 2 genç. Ama o 2 yıl onlara iyi geliyordu, birkaç ay sonra yani genç kızın ve genç adamın doğum gününde 3. yıllarına gireceklerdi. Onlara birbirlerini tanımadan sadece kokularıyla ve kalpleriyle birbirlerine delicesine aşık olan gençlerdi. Fakat bu aşktan ikisininde haberi yoktu..

Genç adam şiddetle evinin kapısını çarpıp çıkmıştı. Çok sinirliydi, babasına özellikle de ablasına çok sinirliydi. Tanrı'm nasıl bu kadar aptal olabiliyorlardı aklı almıyordu. Hızla arabasına bindi ve gaza basıp oradan uzaklaştı. 20 yaşında Veterinerlik okuyan bir genç adamdı. Fazlasıyla lakayt bir oğlandı, fakat yeri geldiğinde ciddiyetini her daim korurdu. O oydu çocukluğundan beri böyleydi. Özellikle annesini kaybettikten sonra çileden çıkar olmuştu. Babası onu zapt edemezdi, ona göre oğlu içinen doğru karar yurt dışında bir hastaneye yatırmaktı. Yanlış 15 yaşında bir genci hastaneye yatırmak ne kadar doğru olabilirdi ki zaten. Oğlan babasının onu İngiltere'ye göndermesiyle dahada öfkelenmişti. Ablasına çok kırılmış bir o kadar da kin beslemişti. Babasını durdurmak için hiç bir çaba göstermemiş olması onu delirtmişti. En sonunda 18 yaşında hastaneden kurtulabilmiş soluğu Türkiye'de bulmuştu geldiği gibi rastgele bir uçurum kenarında arabasını durdurmuş ve yan tarafta ki bira şişelerinin olduğu poşeti eline almış, arabadan çıkmıştı fakat ufak çaplı bir şaşkınlık yaşamıştı gördükleri. En fazla 17 yaşında olan bir kız vardı yüzüne gecenin karanlığı düşmüş göremiyordu simasını fakat uçurumun kıyısından sallandırdı ayaklarını ve geri kalan vücudunu çimenlere uzattığını elinde tuttuğu sigarasını net bir şekilde görebilmesi kaçınızlam olmuştu. Bu görüntü onu epey bir etkilemişti. Yavaşça kapuşonunu başına geçirdi saçlarını ve yüzünün yarısını kapatmıştı. Yavaşça kızın yanına oturdu. Poşetten iki bira çıkardı ve yavaşça doğrulan genç kıza birini uzattı tereddütsüz elindeki bira şisesini aldı ve diğer eliyle bitmiş sigarasını uçurumdan aşağı atmıştı. Açtı ve kafasına dikti, genç adam konuşmak istedi fakat arabada olan kağıt kalem ona daha cazip gelmişti. Hızla doğruldu arabasının açık kapısından torpido gözüne uzanıp defter ve kalemi bir hışımla aldı. Geldiği uçurum kıyısına geri oturdu ve o da ayaklarını sallandırdı. Kız genç adaman elinden defteri ve kalemi aldı, yazdığı şeyler aynen şunlardı "Sarılmaya ihtiyacım var." Genç adam şaşırdı, ama yavaşça kıza kollarını uzattı. Kız yüzünü göstermemekte ısrarcıydı, o da saygı duydu ve kız istemediği sürece yüzüne bakmadı. Lakin aynı oyunu genç adam da oynadı oda yüzünü sakladı. Yaklaşık 1 saat boyunca bir yandan içip bir yandan sarıldılar, bira şişelerinin hepsi boşaldığında yavaşça çimenlere uzandılar ve biraz daha sarıldırlar. Sırayla ağladılar 2 saat boyunca, daha sonra genç adam yavaş kızıda kendisiyle doğrultarak oturdu. Ikiside 3 bira içmesine rağmen hala ayıktılar. Genç kız dirayetli olmalıydı, genç adam yerden kağıt ve kalemi aldı yazmaya başladı "Her ayın 27'sinde buraya gelip 2 saat boyunca sarılmaya ne dersin kahve kokulu kız?" Genç kız bu isteği başıyla onayladı, o kadar rahatlamıştı ki ilk defa birine sarılmıştı. Garip bir histi, genç adam kızın kokusunda takılı kalmıştı sütlü kahve gibi çok güzel kokuyordu. Genç kız da adamın ferah nane kokusunda can bulmuştu. Onlar 2 yarım kalptiler ve 27 Aralık 2017 saat  gece 12.07'de tanışmışlardı. Ne tesadüf tanıştıkları gün ikisininde doğum günüydü. 2.5 böyle sürdü ve hala sürmekteydi fakat artık 2 genç birbirlerini iyice merak eder olmuşlardı ayda sadece 1 kere konuşabiliyorlardı yüzlerini bilmeselerde ruhlarını özlüyorlardı hergün. Zaman geçtikte o 2 yarım kalp bir bütün olmuştu. 2 genç birbirine sırılsıklam aşık olmuşlardı..

~~

906 kelime sanırım hayatımda yazdığım en uzun kitap bölüm bir anlık fikirle başlamış olduğum bir kitap ve yazarken o kadar rahatlıyorum ki size anlatamam bu ilk bölümümüz bence çok güzel oldu 1 2 günede 2. Bölüme ulaşırız hep birlikte. 

~~

N.

Kıyı SarılmalarıHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora