Tattığım en kötü haber bile,
onunla çok güzeldi.
Kapının çalışı üzerine, kalkıp kapıyı açtım. Gelen kişi Rüzgar'dı.
Rüzgar 5 yaşımdan 20 yaşıma kadar, yani tam olarak bugüne kadar benim en yakın arkadaşımdı. Ne ailem vardı, ne arkadaşlarım. Annem 5. yaş doğum günümde intihar etmişti. Rüzgar'la da orada tanışmıştık zaten. Annelerimiz en yakın arkadaşlardı. Tek çocuktum ve annemin bu intiharından sonra babam beni terk etmişti. İstanbul'da doğup büyümüştüm aynı zamanda. Annemin en yakın arkadaşı, aynı zamanda Rüzgar'ın annesi Pınar teyze beni 15 yıl büyütüp her anımda yanımda olmuştu. Onun hakkını hiç bir şekilde ödeyemem sanırım... Rüzgar ile o üniversiteyi kazandıktan sonra İzmir'de ayrı eve çıkmıştık.
-Lana, sana pizza aldım.
-NE! 2 haftadır canım çekiyordu. Teşekkür ederim.
-Salağa bak, bir de teşekkür ediyor. Yarım saate bizimkilerin yanına gideceğim, gelmek ister misin?
-Sigara varsa eğer, cevabımı biliyorsun hayatım.
Evet, çok az sigara bağımlısı olabilirdim. Tamam, az değil, fazla. 5 yıldır aralıksız içiyorum, birden bırakmak kolay değil. Rüzgar'ın bahsettiği bizimkiler gerçekten bizimkilerdi. Rüzgarla küçükken oyun sırasında 2 tane hayali arkadaşımızda olurdu. Birinin ismi Bulut, diğerinin ki Koray. Rüzgar okulda tanışmıştı onlarla, sonra beni tanıştırmıştı. Sürekli buluşuyoruz derken birbirimizin her şeyi olduk sanırım. E tabi hayali arkadaşlarımızıda bulduğumuz ayrıntısını unutmayalım.
-Pınar teyzem sarma göndermiş onlarıda çağırda birlikte yiyelim.
-Annem sarma mı yapmış? Ben isteyince takmıyor bile, dün istedin ertesi güne gönderdi mi gerçekten?
-Of canım anam be. Senin değil, benim. Ağla.
-Bende arayayımda teşekkür edeyim güzel kızımı mutlu ettiği için.
-Ya Rüzgar. Ağlatacak mısın beni şerefsiz? Bak ağlıyorum, bak gözlerime.
-Oy oy benim küçüğüm ağlıyormuş. AĞLA! Nasıl oluyormuş? Ağla.
Rüzgar'la atışırken, kapının çalışı üzerine kapıyı açtık. Gelenler tabii ki de Bulut ve Koray'dı. İçeri girdikleri anda ikisininde boynuna atlayıp sıkı sıkı sarılmıştım. Üçü birlikte odaya geçip maç muhabbeti yapmaya başladıkları sırada, bende sofrayı hazırlamaya başlamıştım. Küçük masamıza Pınar teyzenin yaptığı sarmaları koydum önce, ardından Rüzgar'ın gelirken getirdiği 2 kutu pizzayı, sonra ise bizimkilerin gelirken aldığı 4 şişe birayı masaya yerleştirdim. Her şey çok güzel görünüyordu. Mutfak ve oturma odası birleşik olduğu için "Gelin." demem yeterli olmuştu.
Masaya geçtik, pizzalarımızdan birer ısırık aldıktan sonra sohbete dalmıştık. Biralar bitti, pizza kutuları atıldı, yaprak sarması bitmek üzereydi.
Balkonda oturmaya karar vermiştik. 4 bardak kahve yapıp balkona, yanlarına gitmiştim. Sigaralar, kahveler, derken saat gece 1 olmuştu.
İçeri geçip film izlemeye başlamıştık. Bulut tekli koltuğa oturmuştu, Koray yere yastık alıp ona yatmıştı, Rüzgar ile ben de büyük koltuğa yatmıştık.
Filmin yarısındayken Rüzgar'ın telefonunun çalışına filmi durdurmuştuk. Rüzgar telefon ekranına baktığında korkmuştu. Üçümüzde hiçbir şey anlamamıştık ama Rüzgar kimin aradığını anladığında koşar adımlarla balkona telefonla konuşmaya çıkmıştı.
15 dakika sonra.
İçeriye kıpkırmızı gözlerle giren Rüzgar'ı gördüğümüzde hepimiz telaşlanmıştık. Bulut ne olduğunu anlatması için yalvarıyordu, Koray her zaman ki siniriyle Rüzgar'a kızıyordu. Onları böyle gördükçe ben yıkılıyordum, ama Rüzgar ise öylece bana bakıyordu dolu gözleriyle.
-Lana, beni bırakmayacağına söz ver.
————————————————————————
Selam. Aşırı yetenekli olduğumu iddia etmiyorum ama, şu sıralar hiç iyi bir dönemden geçmiyorum. Kafamı dağıtmak için hayallerimi ve hayatımda ki kaosu anlatmak için bir şeyler yazmaya karar verdim.
Kaç kişi okuyacak? Okunacak mı? Hiçbir fikrim yok ama okuyanlara sesleniyorum. Umarım severek okumuşsunuzdur ve sizi az da olsa heyecanlandırabilmişimdir.
Hepinizi seviyorum, güçlü kalın :)
YOU ARE READING
Tedavi
Teen FictionGeliyorum bir tanem, geleceğim. Hiç merak etme, tamam mı? Ambulans sesleri... Onun o güzel sesi... Hepsi birbirine karışmıştı ve ölürken bile yaşatmayı biliyordu. Doğru, onunla yaşamak bile mükemmeldi...
