Odaya giren güneş ışınları ve kuşların sabah cıvıltısıyla uyandım bu sabah. Her sabah annemin dürtmeleriyle uyanmaya alışık olduğumdan bu günün farklı olacağını düşündüm. Gözlerimi tavana diktim ve bilincimi toparlamaya çalıştım. Birden aklıma gördüğüm rüya geldi. Her gece rüya görüyordum ve gördüğüm her rüya benden enerji çalıyor gibiydi. Uyandığımda gün boyu yürümüşçesine yorgun oluyordum. Bunun sebebini çok araştırdım ama bulamadım. El mecbur rüya görmeye devam ediyorum.
Odamın kapısının hareket etmesiyle gözlerimi kapıya diktim. Her zamanki gibi annem çoktan hazırlanmış ve beni uyandırmaya gelmişti. Göz göze geldik. Uyanık olduğumu görünce bir şey söylemeden mutfağa yöneldi.
Annemin mizacı buydu. Gerek duymadıkça konuşmazdı. İçinde fırtınalar kopardı, dışarıya belli etmezdi. Duygularını söylemekten çekinirdi ama sevdiğini söylemekten çekinmezdi. Bir gün ' Çocukken hep annemden beni sevdiğini söylemesini beklerdim.' Diyerek açıklamıştı bu durumu. Annemin az konuşması beni rahatsız etmiyordu aksine annemin bu özelliğini benimsemiştim. Az konuşuyor, çok düşünüyordum ama maalesef duygularımı saklamakta annem kadar becerikli olamıyordum. Ben duygularımı yaşıyordum..
Düşüncelerimden sıyrılıp yataktan kalkıp hazırlandım. Mutfağa girdiğimde annem telefonuyla ilgileniyordu. Kendime çay koyup masaya oturdum.
Annem kafasını kaldırmadan ' Baban bugün erken çıktı. Akşam kaçta geleceğini bilmiyorum. Ben bugün yokum. Dün akşamdan kalma yemek var ama istersen dışarıdan da söyleyebilirsin. Sen bilirsin. ' dedi.
Ses çıkarmadan kafamı tamam diyerek salladım. Mutlu olmuştum. Evin en sevdiğim zamanı; akşamları boş olduğu zamanlardı. Hızlıca kahvaltımı yapıp evden çıktım. Dışarı çıktığımda soğuk hava burnumu sızlatmış ve gözlerimi doldurmuştu. Vücudum da titremişti. Kışın soğuğunu iliklerime kadar hissettim. Montuma iyice sokulup kulaklıklarımı taktım. Rastgele açtığım müzik kulaklarıma dolarken ben de okul yoluna çıktım. Hava hala biraz karanlıktı. Güneş, nazlanırcasına kendini yavaş yavaş gösteriyordu.
Yol fazlasıyla kalabalıktı. Yollarda servisler ya okula ya da işe giden insanları taşıyordu. Otobüsler ağzına kadar doluydu. Bir an o otobüslerden birinde olduğumu hayal ettim. Hayal etmek bile içimi şişirdi. İyi ki okula yakın oturuyorum diye geçirdim içimden. Işıklarda duran otobüste biri kafasını cama dayamış boş gözlerle yola bakıyordu. Dikkatimi çekmişti. Baktığı yere baktım sonra tekrar ona baktım. Bir çift gözle karşılaştım. Yakalanmanın getirdiği heyecanla hemen gözlerimi başka bir yere çevirip hızımı arttırdım.
Acaba ne düşünüyordu diye düşünmeye başladım. ' belki aldığı notu düşünüyordu ya da ayrıldığı sevgilisini. Ailesiyle mi problemi vardı?' başkalarının düşüncelerini tahmin etmeyi, üzerine senaryolar kurmayı çok seviyordum. Böylece okul yollarında yürümeyi zevkli hale getiriyordum.
Okula yakınlaştıkça tanıdık yüzlerde arttı. İkili- üçlü arkadaş grupları hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. 'sabahları bu enerjiyi nereden buluyorlar anlayamıyorum.' Önümde yan sınıfımda okuyan üç kız arkadaş yürüyordu. Konuşma sesleri o kadar yüksekti ki kulaklığımı bile aşıyordu. Müziği dinleyemiyordum.
YOU ARE READING
Her An İyi Bir Şey Olabilir
Teen FictionTürkiye'nin Anadolu illerinden bir tanesinde, sıradan bir lisede okuyan, hayalleriyle yanıp tutuşan, hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten korkan, arkadaşlarıyla hayatı daha da eğlenceli hale getiren, 17 yaşında bir kızın, Füsun'un hikayesi.. Arkadaş...
