Bir düş gördüm beni gün yüzüne çıkaran. Düşteki mutluluğu hala anımsar gibiyim. Dün gece yaşananlar belirdi zihnimde fakat eş zamanlı olarak görüş açımı buğulayan bir sıvıda. Göz kapaklarımda şiddetli bir kaşıntı baş göstermişti. Özlediğim elzem yoldaşlarım vardı benim. Şu vakit pek kendilerini göstermeseler de baharın varlığından haberdardılar. Onların eşsiz büyüsü ve hissettirdiği yokluğu beni tesir altına almadı desem yalan olur. Lakin kavuşacağımız vaktin çok yakın olduğunu düşlerim bile esenlikle içten içe hissettirirdi bana.
Burcu burcu kokuların çepeçevre sardığı minik odamda olabildiğince oyalanmıştım. Ta ki gözümün perdeye takılı kaldığı o ana kadar. Yeryüzü yine beyaz gelinliğini tüm ihtişamıyla taşıyordu üzerinde. Derince bir göğüs geçiriverdim fakat bu, kışı sevmediğimden değildi. Beyaz yorganın altına saklanan yoldaşlarıma duyduğum bir özlemdi. Yüzünü göstermemek için direnen güneşeydi tüm meylim.
Eskimiş plağın tiz sesi tüm evi sarmalamışken seri bir şekilde kalkıverdim yatağımdan. Yapmam gerekenleri kafamda kurgulamıştım çoktan. Henüz epey vakit vardı lakin içimdeki adlandıramadığım kıpırtı yerimde durmama engel oluyordu. Kahve tonlarındaki potinlerimi ve boğazlı kazağımı da giydikten sonra minik odamın kapısını korku ve tereddütle açtım. Ebeveynlerimin evde olmadıklarını biliyordum fakat alışagelmiş bir içgüdüydü bu. Neyse ki ihtiyarla göz göze gelmiştim. İçime su serpilmiş ve adlandıramayacağım bir saadete bürünüvermiştim. Hadi ama, bana bu şekilde bakması sonucu yanakları zarar görüyordu. Eh ben de nasibimi almıyor değildim.
Dudaklarımdaki tebessümle ninemin yanına vardım ve pembe, bir o kadar da parlak yanaklarına yapışıverdim. Hem gramofondan çalan şarkıya eşlik ediyor hem de ellerimden kurtulmak için kıçıma şaplaklar indiren nineme sevgi gösterisinde bulunuyordum. Çok geçmeden çırpınışlarına yenik düşmüş ve her zamanki gibi teslim olmuştu kollarıma. Başımı mis kokulu göğsüne yasladım. Pembe buruşuk dudakları, gramofonda çalan şarkıya eşlik ediyor, çıtır elleriyse büyük bir rikkatle saç tutamlarımı okşuyordu.
"Tüm bulutlar gri, aşk için tatlı bir gün.." diye mırıldandı büyükannem şarkının berceste dizelerini. Ona eşlik etme hissi uyandı içimde ve ben de mırıldanmaya başladım. "Ve ben arıyordum, arıyordum. Aşkı arıyordum." Şarkıyı öyle güzel dile getirdik ki, dizeleri seslendirme konusunda mutabık gibiydik. Severdim ben şarkı söylemeyi. Bilirdim şarkı sözlerini çünkü gözlerimi açtığımdan beridir doldurur kulağımı eskimeye yüz tutmuş plaklarımız. Hep büyükannem sayesinde öğrenmişimdir bu emalsiz dizeleri. Kimsecikler duymasın diye kısık bir sesle mırıldansam bile bu beni fazlasıyla mutlu eder.
Bizim birbirimizden başka kimsemiz yoktu. Esasında ninem yetiştirmişti beni bu yaşıma kadar. Temiz pak giysiler giydirir, yumuşacık pırıldayan saçlarıma yaldızlar yerleştirirdi. Kutsal günlerimizde sabah duaları ve ilahiler okunur, incil sözleri tozlu sayfalardan çıkarılarak tekerrür edilirdi. Noel akşamlarını da eksiksiz kutlardık. Velhasıl beraber bir sürü badireler atlatır, Tanrının inayeti üzerimizde olduğundan dolayı sıcak bir yaşam sürerdik lakin bu minik saadetimiz bir yere kadar devam etmişti. Çiçek kokulu annemi kaybettikten sonra her şey rayından çıkıvermişti.
Elimi masanın üzerindeki vazoya kaydığını gören büyükannem incitmeden yavaşça vurmuştu elime ve bu isteğimin yarım kalmasında neden olmuştu. Hadi ama, bugün İsa'yı görmeye gidecektim ve ona bir hediye götürmeliydim. Esasen çocukluğumdan beridir ona hediyeler götürüyor ve dualarımı kabul etmesi için yalvarıyordum. En sevdiğim oyuncak arabalarıma bile teker teker veda etmiştim. Yeri geliyor sevdiğim bir kitabı armağan ediyordum. Lakin çoğu zaman şuanda olduğu gibi nadide çiçeklerimizi götürüyordum. Bazen ona bir taç yapıyor, bazense küçük tarak şeklindeki tokanın üzerine yapıştırıyordum güzide eserleri. Ninem çiçeklere karşı o kadar ilintiliydi ki, bazen bu konuda beni bile geçebileceğini varsayardım.
YOU ARE READING
ya'aburnee
Historical Fiction| teğmen taehyung ve küçüğü jeongguk'un öyküsü | gel buraya saçları yaldız tozlu çocuk. soykırımlar hunharca devam ederken bağırarak söyleyelim direniş şarkımızı. göğsümde yer edin kamplar, sığınaklar başımıza yıkılırken. sürgün edilsem idam edilsem...
