giriş

10 1 0
                                        

Küçüklüğümden beri asla üstesinden gelemediğim, hastalık olarak adlandıralamayacak kadar hafif ama hayatımı zorlaştırmaya yetecek kadar kuvvetli bir problemim vardı.

Hayal etmek.

Bir şeyleri kavramaya başladığım günden o yana devam eden, durduramadığım imgeler silsilesi hayatımın her noktasında karşıma çıktı. Gözümü açtığımda gördüğüm tavanı ölümünü yalnız ve sessizce bekleyen bir yaşlıya benzetmeme, sabah giydiğim ayakkabılarımın bağcıklarını bağlarken onları birbirine delicesine aşık iki sevgili olarak görmeme neden olan bu hastalıkımsı probleme çevremdekiler olağan üstü bir hayal gücü demeyi tercih etmişlerdi.

Ama ben büyüdükçe ve okul dedikleri o lanet yer daha da önemli hale geldikçe "hayal gücü"m pek sevilmez oldu.

Doktor bir babanın ve öğretmen bir annenin çocuğunun sayıları birleştirerek çeşitli karikatürler yapmaması beklenirdi. Ben öyle yaptım. Ya da fen dersimizde gözlemlememiz gereken fasulyeyi çeşitli boncuklarla süslememesi, ödevlerini yapmak yerine onunla konuşmaması gerekirdi. Ben bunu da yaptım.

En sonunda dayanamayarak beni babamın psikiyatrist bir arkadaşına götürdüler. Sanırsam o zamanlar üçüncü sınıfa gidiyordum.

Odasının ne kadar hoşuma gittiğini hatırlıyorum. Keşke annem de oyuncaklarımı aynen bu kadının yaptığı gibi odamın çeşitli yerlerine koymama izin verseydi. Mesela babama doğum günümde aldırdığım elleri ve bacakları oynayan bebeğimi kitaplığımdaki kitaplardan birini okuyormuş gibi komidinimin üzerine koyardım. Hem somurtkan oyuncak bebek yüzü anneme benim de ders çalışırken ne kadar çok sıkıldığımı anlatırdı belki, kim bilir?...

O bana seslenirken ve ben dalgınca bebeklere bakarken kadın bana tehşisini çoktan koymuştu: ileri düzey dikkat dağınıklığı.

Bir ilaç kullanmaya başladım. Şurup verdiler başta. Kustum. Nedense kabul etmedi midem şurubu. Sonra el mahkum hap yazdılar bana. O hapı içmek için ne kadar çok uğraşmıştım... Başardığımda çocuk yaşımda mutluluktan ağlamıştım. Siz hiç mutluluktan ağlayan çocuk gördünüz mü? Ben görmedim, ama ağladığımı çok net bir şekilde hatırlıyorum.

İlaçlardan sonra her şey daha rahattı. Artık matematik dersinde ne yapıldığını anlayacak kadar uzun süre öğretmenime odaklanabiliyorum. Ya da fen bilimleri dersi sıkıcılık bir yana hoşuma bile gidiyordu. Her haliyle normal bir çocuk olmuştum artık. En azından çevremdekiler öyle düşünüyordu.

Ama imgeler asla peşimi bırakmadı. Her sabah yaşlı ve yalnız duvarımla bakıştım. Bağcıklarımı gereksiz bir heyecanla bağladım. İmgelerin düşündüğümden çok başka bir şekilde başıma dert olacağından habersiz, bu sırrı yıllarca sakladım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 07, 2022 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Bir Demet Unutma Beni (Askıda)Stories to obsess over. Discover now