... Yağmurun damlalarının pencerenin pervazına vuran tıkırtısı, rüzgarın uğultusu uykusunu bölmüş, uykusu olduğunu açamadığı gözlerinden belli olmasına karşın odanın karanlığında penceresinden dışarı, yağmuru izlemeye koyuldu. Pencereden dışarı izlediği sırada aşağıdaki merdivenlerin bulunduğu noktada birilerinin konuştuğunu duyumsadı. Yatağından kalktı, konuşulanları anlayabilmek için odasının kapısını araladı.
Tanıdık bir sesin: "Eee, çocuk ne olacak yavrum." dediğini duydu, bu dedesinin sesiydi. Annesinin: "Çok sürmez babacığım, biliyorsunuz ortalık çok karışık, çocuk bizimle kalırsa zebil olur." cümlesinden zebil olmak ne demek olduğunu anlamaya çalışıyordu, yarın bunu kendisine gayet tabi sorabilirdi ama annesinde yağmur yüzünden ıslanmış olmasına karşın paltosunu bile çıkarmamış telaşlı bir ifade seziyordu. Çocuk, annesinin bir yandan deftere bir şeyle yazıyor oluşuna bir yandan da kendi babasına bir şeyler anlatıyor oluşuna anlam veremedi. Annesinin hali onda ağlama hissi uyandırsa da fark edilme korkusu kendisi tutmasını sağlıyordu.
"Bari çocuk sizi bir kere görseydi, sabah annem ve babam nerede derse ne diyeceğim." dedesi bu sözleri inatla söylese de, annesi ise: "İşleri çıkmış ama en kısa sürede geleceklermiş, bizleri merak etmemesi gerektiğini söylersiniz." dedi ve telaşının arasında durdu, yorulduğunu belli edercesine uzun bir soluk aldı, konuşmasına devam etti: "Babacım, biz böyle olsun istemedik, biliyorsunuz ki amacımız gayemiz sizin içindi, herkes..." sözüne devam etmeyi sürdürmek istemedi, tebessümle: "Ama elbet bir çaresini bulacağız, o zamana kadar sizden tek dileğim çocuğa iyi bakmanız." dedi.
Çocuk, annesinin kapıya yöneldiğini fark ettikten sonra odasına girdi, taksinin kendi karanlığıyla gidişini duyduktan hemen sonra tekrar pencere pervazına damlayan yağmurun ve rüzgarın sesini dinlemeye koyuldu...
ESTÁS LEYENDO
Anlıklar
Historia Corta...Başlangıcın adı yan yana dizilmiş üç nokta, bitişin adı gibi...
