''Kolumu rahat bırak Hale.'' Dedi dayım. Eve yerleştirdiğim kameralar olmasa yakalanacaktık.''Dayı bin şu arabaya,çıkalım binadan.'' Dedim huzursuca.Salih sürücü koltuğuna geçtiğinde anında arabayı çalıştırdı. Kırmızı audinin lastikleri otoparkı inleten bir ses çıkartarak hareketlendi.İki adımlık yol gidemeden siyah bir araba önümüzü kesti. Salih arabayı geri vitese taktığında otoparkın üst katına doğru yol alıyorduk.Ah benim kırmızı audim tekerleklerinden yanık kokusu geliyordu.
Dayım telefonunu çıkartıp rezidansın üstüne helikopter istediğinde artık arkamızdan gelen on belki de yirmi tane motorlu adamlar vardı. Otoparkın camlı katına geldiğimizde Salih arabayı cama sürerken ''Patron üç dediğimde atlıyoruz.''dedi.Daha sonra motorlu adamların iki tanesine çarptı,direksiyonu tekrar cama doğru çevirdiğinde saymaya başladı.Bir...iki... ve üç.
Kollarımı başıma siper edip atladığımda yuvarlanarak acil çıkış kapısının dibine sürüklendim.Kafamı kaldırıp dayımın ve Salihin sağlam olduğundan emin oldum.Hep birlikte acil çıkış merdiveninden 28 katlı rezidansın tepesine ulaşmaya çalışıyorduk.Adamlar merdiveni bir bir tırmanırken belimden silahı çıkartıp boşluğa ateş açtım.Sonunda helikoptere ulaştığımızda çantamdan sis bombasını çıkartıp çatıya fırlattım. Helikopter havalanırken,''Kim sattı bizi öğreneceksin Salih.'' Diye gürledi dayım öfkeyle.Telefonumu çıkartıp dayımın asistanını aradım.
''Hemen dayıma ve benim adıma İsviçreye iki bilet al.Hemen.'' deyip telefonu kapattım.Dayım anlamayan gözlerle bana bakarken konuştum,
'' Bizi arayacakları ilk yer havaalanı olacaktır.Yurt dışına kaçtığımızı düşünsünler,bizde o sırada babamın üzerine olan evde saklanır,plan yaparız.'' dedim. Dayımın yüzünde gururlu bir gülümseme oluştu.''Annen yaşasaydı seninle gurur duyardı.''dedi.
8 aydır beklediğimiz sevkiyat,içerideki adamlardan birinin bizi satması sonucunda baltalanmıştı. Kaybettiğimiz milyon liranın yanında uzun zamandır peşimizde olan polislerin eline koz vermiştik.Helikopteri süren adamın telefonunu aldım.Bu durumda kendi telefonlarımızı kullanmak tehlikeli olabilirdi. ''Poyraz on dakika içinde babamın üstüne olan eve gel.'' dedim.Telefonu kapattıktan sonra,dayımın kendimin ve Salihin telefonlarını sıfırlayıp hatları kırdım telefonları topuklu ayakkabımın ucuyla paramparça ettikten sonra helikopterin kapısını açıp fırlattım.Helikopter açık bir arazide durduktan sonra araç değişikliği yapıp babamdan kalan eve doğru yola çıktık. Polisin aradığı, "Cihan Taş ve yeğeni Hale Yüksel" isimli şahıslardı. Evet dayımın ismi ve soyadı doğruydu. Fakat benim soyadım kimlikte "Hale Alpay" olarak geçiyordu.
Araba rezidansın önünde durduğunda etraf sakin gözüküyordu. Dayımla eve hızlı bir şekilde giriş yaptığımızda, çekmecelerden yeni telefon çıkartıp dayıma uzattım.
"Bunlar ne zamandır burada?" diye sordu dayım."Tedbir amaçlı saklıyordum. Kılık değiştirmen gerek dayı.Saçlarını boyamalıyız." dedim. "45 yaşında adamım kızım ben saçlarımı sarıya mı boyayacağız." dedi. "Griye boyayacağız dayı. Beni fark etmezler ama seni fark edebilirler. Hatta plan yapmadan mümkünse dışarıya çıkma." dedim, banyoda marketten aldığım boyayı hazırlamaya başladım. Kapı çaldığında elimdeki boyaları kenara bırakıp dayıma susması için işaret ettim. Silahı elime alıp yavaşça kapıya yöneldim. Dürbünden baktığımda tanıdık bir yüzle karşılaşınca kapıyı açıp Poyrazı içeriye aldım. "Gel oğlum gel." dedi dayım.Salonun ortasında ki sandalyeye dayımı oturtup saçlarına boya sürerken Poyrazı dinliyorduk. "Bizi satan adamı bulamadım baba, fakat bizim dosya için yeni komiser atanmış."bilgisayar ekranından fotoğraf açıp ekranı bize çevirdiğinde, siyah saçlı sakalları yeni çıkmaya başlamış adamın yüzünü incelemeye başladım. "Doğuş Yılmaz, babası da polismiş şehit edilmiş. Hayatını mesleğine adamış. Cesaret madalyası ve bir düzine ödülü var." diye ekledi.
"İlişki durumu?" diye sordum aklımda çoktan hazır bulunan planla. "Basına yansımış herhangi bir ilişkisi yok. Sanırım hayatını işine adamış tipik bir memur." dedi Poyraz. "Buldum." dedim elimde ki eldivenleri çıkartıp bilgisayarın ekranında hala açık duran fotoğrafa bakarken. "Kaleyi içeriden yıkacağız."diye ekledim. "Dinliyorum kızım planını." dedi dayım. "Şimdiden itibaren telefonunu takibe alacağız bu komiserin, nereye gittiğini filan bulmamız gerekecek. Karşısına çıkacağım ve her seferinde tesadüfmüş gibi davranacağım. Giderek bana alışacak. Bu şekilde bizi satanı da öğreneceğiz ve polisin izlediği adımları da öğrenebileceğiz. "dedim. Poyraz küçümser bakışlarını üzerimde gezdirirken," Çok klişe bir plan kuzen. "dedi. "Daha iyi bir planın varsa seni dinliyoruz oğlum." dedi dayım. Poyraz heyecanlı bir şekilde ayağa kalktığında bardağına viski doldurdu, "Sevkiyat planından haberi olan bütün elemanları toplayacağız ve çapraz sorguya alacağız." arkama yaslanıp tok bir kahkaha attım. "Peki polisler tarafından aranan baban için planın nedir sevgili kuzenim." dedim. Sinirli bakışları yüzümde gezerken tekrar dayıma döndüm, "Beni fiziksel olarak gören hiçbir polis yok. Bu yüzden Doğuş komisere yaklaşmam daha kolay olacak. Plan boyunca Hale Alpay kimliğimi kullanacağım." dedim. "Zarar görürsen planı iptal ederim. Sen bana annenin tek yadigarısın." dedi dayım. Gülümsedim. "Senin yeğenin asla zarar görmez dayıcığım." dedim. "Planı şimdiden başlatalım o zaman. Salih, komiserin telefon numarasından bulabilir misin nerede olduğunu.?" diye ekledim. "Deneyeceğim, sizde lütfen dinlenin Hale hanım.Dayınız da aynı şekilde çatışmadan çıktık malum. Range roveriniz hazırlandı bu arada." dedi Salih.
YOU ARE READING
BASKIN
Actionİlk kaçışı değildi genç kadının. Fakat bu kaçış diğerlerinden farklıydı. Milyon lira kaybettiği sevkiyatın acısını çıkartacaktı elbette. Kafasını çevirip peşindeki polis arabasına baktı. İyice inceledi. Polis memurunun yüzünü aklına kazıdı...
