Medyadaki başrol yani Derin Tuana umarım beğenirsiniz ben öyle hayal ediyorum.Siz kendi kafanızda canlandırabilirsiniz size kalmış.İyi okumalar. ♡
Uçaktan indiğimizde bizi kuzenim Melih karşıladı. Onu 3-4 senedir görmüyordum. Çok değişmişti. Esmer kahverengi saçlı kahverengi gözlü kaslı çok tatlı bir çocuk olmuştu. Bana acıklı gözleriyle baktı ve zorla gülümsedi. Tamam anladım beni üzmek istemiyorsun. Bana doğru yürümeye başladı. Geldi ve bana kocaman sarıldı. "Nasılsın kuzen? Pardon dingo demeliydim." Hala unutmamıştı. Onunla en son görüştüğümüzde saç baş girişmiştik. Bana dingo demişti. O zamandan beri bana dingo der. "İyiyim sen? Beni boğmayacaksın dimi?" Bunu söyleyince geri çekildi. Birden önümüzde lüx bir araba durdu ve cam açıldı. Eniştemdi. Hepimiz onu görünce sevindik çünkü hava yağmurluydu. Hemen arabaya bindik. Sessiz bir yolculuktan sonra eve geldik. Kuzenim bagajdan bavullarımı aldı ve "Beni takip et." Dedi. Onu takip etmeye başladım. Evleri gerçekten çok güzeldi. Birden burada kaybolduğumu düşündüm de. "Geldik." İçeriye girdiğimde bakındım. Odam sanki benim için tasarlanmıştı çok güzeldi posterler vardı. Sevdiğim ünlüler. Oha Luke Hemmings bile vardı. Benim odam da böyleydi. Bunu düşününce aklıma evim geldi mutlu huzurlu bir aile hayatım vardı. Yanağımda bir ıslaklık hissettim. Güçsüz kalmıştım. Yatağa oturdum ve ağlamaya başladım. Kuzenim de yanıma oturdu. "Derin bak biz senin aileniz artık. Hani senin abin yoktu canın sıkılırdı artık ben varım." Bunları dedikten sonra ona başımı kaldırdım ağlıyordu. Onu ilk defa güçsüz görüyordum. Elini omzuma attı ve bende onun göğsüne yaslandım. Bir süre sonra kapı açıldı. Teyzem içeriye girdi. "Melih oğlum Aksel aradı. Sizin mekana gideceklerini söyledi. Seni çağırıyor. İsterseniz Derin ile gidebilirsiniz. Derin'e de moral olur?" Kuzenim bana baktı ve ben başımı onaylarcasına salladım. "Tamam anne gideceğimizi söyler misin?" Teyzem kafasını salladı ve odadan çıktı. "Aksel Türk mü?" Abim bana döndü ve gülümsedi. "Hayır Aksel Alman ismi barış gibi bir anlamı var. Ben çıkıyorum sen de hazırlan ayrıca gözlerin şiş birşeyler yap ve kurtul şundan dingo." Dedi ve gülümseyerek odadan çıktı. Bavuldan yırtık yüksek belli siyah bir pantalon ve lacivert zımbalı gömleğimi çıkardım onları giydikten sonra gözlerime fondöten sürdüm. Aslında buraya alışmak zor olmayacaktı zaten Almanlar genellikle sarı oldukları için. Merdivenlerden indim ve kuzenimi göremeyince dışarıya çıktım. Araba ile beni bekliyordu. Ehliyeti var mıydı? Arabanın ön koltuğuna bindim. Hiçbirşey konuşmadık. Onların mekanına geldiğimizde kuzenimin gösterdiği grubun yanına gittik. Orada sarışın bir çocuk ve iki sarışın kız vardı. Sarışın çocuk bana el uzattı ve Almanca "Merhaba ben Aksel dedi." Gülümsedim "Ben Derin merhaba." Kızlar isimlerini söylemediler onlarla sadece tokalaştık. 5 tane dil biliyordum. Almanca-İngilizce-Fransızca-İtalyanca-Rusça annem beni kurslara yazdırmıştı bu yüzden biliyordum. Kuzenim ile sohbete başladıklarında kızların isimlerini öğrendim. Yeşil gözlü olanın Adabel mavi gözlü olanın ise Berdina'ymış. Aksel garsona eli ile işaret yaptı ve kahve istedi. Kuzenimde onun gibi kahve istedi diger kızlar soda istediler sıra bana geldiğinde çilekli milkshake istedim. Burası soğuktu ama umurumda değildi. Verem olurum inşallah annem ve babamın yanına giderim. Servisler geldiğinde kuzenim bana baktı. "İyimisin?" Bu soru ne kadar gereksiz bir soruydu. Annemi ve babamı kaybettim çok mutluyum dememi mi bekliyorsun kuzen? "İyiyim." Aksel o sırada atıldı "İsterseniz bize gidelim? Kardeşim de oradadır onunla takılırsınız aynı okuldasınız zaten." Kuzenim bana ben ona baktım. Kuzenim "İstersen gidelim?" Dedi. "Bana farketmez" dedim ve kızları orada bırakıp Aksel'i takip etmeye başladık. "Aksel benim arabamda burada. Sen önden git biz arkandayız." Aksel baş parmağını evet anlamında kaldırdı ve arabasına bindi,bizde bindikten sonra arabasını çalıştırdı. Arkalı önlü gitmeye başladık. Güzel bir evin önünde durduk ve arabadan indik. Aksel bizden önce gitmiş kapıyı çalmıştı. Biz oraya vardığımızda kapı açıldı. Kapıyı açan mavi gözlü sarışın bir çocuktu. İçeriye girdiğimizde o hala oradaydı. Aksel "Luke siz ikiniz salonda oturun tanışın bizim işimiz var." Dedi ve kuzenimle yukarıya doğru çıktılar. Bizde salondaki köşe takımına oturduk. Almanca "Merhaba ben Derin senin ismin Luke galiba?" Ukala bir şekilde başını salladı "Evet Luke." Sonra mırıldanarak Türkçe "Hay ya bu da mı Alman." Dedi. Türkçe "Hayır ben Türk'üm annemle babam bir hafta önce öldüler. Ben artık kuzenlerimde kalacağım." Çocuk bana baktı "Oha sen Türk müsün? Benimde annem Türk babam Alman bu yüzden Türkçe biliyorum. Almanları sevmiyorum çünkü babamdan nefret ediyorum." Ben şaşırarak ona baktım "Neden sevmiyorsun ki? Benim babam yok artık bana sarılan biri yok artık." Dedim ve ağlamaya başladım. "Ö-özür dilerim gerçekten." Dedi."Sorun yok." Dedim ve gözlerimi sildim. Konuyu değiştirmek için "Ee sende mi bizim okuldasın?" Diye bir soru sordum. "Abim ile kuzenin aynı okulda olduklarına göre?" Bu ukala tavrını hiç sevmedim bu çocuğa ısınamadım zaten ukala ya. "Tamam ya! Soru sormakta kabahat." Oturduğu yerden kalktı ve yukarıya çıktı. Ben salonda öylece kalmıştım. En azından beni alttan alamaz mıydı? Beni babam hariç hiç bir erkek sevmedi ki zaten! Bunları düşününce ağlamaya başladım dizlerime ellerimi sardım ve kafamı koydum nefes alamadığımı hissediyordum. Ailem gitmişti onun en azından abisi vardı benim? Kimsem. Birden omzumda bir el hissettim. Kafamı kaldırdığımda Aksel olduğunu anladım. "İyi misin?" Dedi. Ben ona 'hayırdır ya' bakışı attım "Ağladığıma göre çok mutluyum dedim." O sırada kuzenim aşağı indi ve "Gitsek?" Diyerek dışarı çıktım. Kuzenim peşimden geldi. Arabaya bindiğimizde bana döndü "Ne oluyor tek tek anlat!" Dedi. "Birşey olmadı sadece. Sadece iyi değilim." Dedim. "Tamam." Dedi ve sessiz bir yolculuğun sonunda evin önüne geldik. Kuzenime iyi geceler dedikten sonra odama çıktım. Duş aldıktan sonra yatağıma yattım.
ESTÁS LEYENDO
Ayni Kalbin İçinde
Chick-LitHayal kırıklıkları. Benim dünyam güzeldi hem de çok. Çocuksu hayallerim vardı benim. İçime sığdıramadığım. Annemle babamı aynı anda kaybedip teyzemin yanına - Berlin'e - taşınana kadar. Orada birisini tanıdım bana aile sıcaklığını anımsatan o çocuk...
