Koridordaki aynada saçımı son kez elimle düzelttim.
Çevremdeki herkes bu tavırlarımın sebebini biliyordu. Annem bile...
'Nazlı, annen olarak bunu rica etmem hiç etik bir davranış olmayacak ama anneciğim lütfen çocuk ile duyguların hakkında konuş. Her sabah, her Allah' ın sabahı onun için okula bir saat erken gidiyorsun kızım'
Dediği şeye karşı gözlerimi devirdim.
' Karşılık alamayacağım için beni bir süre daha böyle idare edin. Hem sonra unuturum zaten.'
At yalanı...
'Dışarıdan bakınca öyle gözükmüyor.'
Derin bir nefes verdi annem.
'Sen bilirsin anneciğim. Çok geç kalmanı istemem.'
'Cidden şu an annelik etik sınırını geçiyorsun canımın içi.'
Yanağını öpüp hızla evden çıktım.
Annem haklıydı.
Bunu bana daha önce de söylemişti. Konuşmamı istemişti. Ne diyecektim ki Mete'ye?
Bir gün tesadüfen otobüste karşılaştık. Sen bana bir kere bile bakmadın ama ben seni gördüğüm ilk saniye çarpılmış gibi hissettim. Sonra aynı üniversiteye gittiğimizi öğrenince zor bela ortak bir arkadaş bulup seninle soğuk bir şekilde tanıştık ve seni her sabah sırf bir kez tanıştık diye günaydın demeye mecbur bırakıyorum. mu deseydim?
Olması yüzde bir ihtimal - sonuçta her şeyin yüzde bir ihtimalle olma şansı var bence. Sonuçta koskoca dünya zibilyon tane mucizeye şahit olmuş. Bu mucizelerin içinde Mete'nin de beni sevmesi gibi bir mucize olabilir, değil mi? - olan aşkımız da yüzde sıfıra inerdi artık.
Yollarını gözlediğim otobüsü görünce sırıttım.
Başlıyordu benim maraton.
Sakin kalmaya çalışarak koltuğuma oturdum.
Koltuğum diyorum çünkü artık kendisi tapulu malım bile olmuş olabilir.
Her zamanki saatte, her zamanki yerde, her zamanki otobüste onu beklemeye başladım. İki durak sonra o da bu otobüse binecek, bana göz ucuyla bakıp zor bela günaydın diyecek, boş bulduğu herhangi bir koltuğa oturacak.
Bense bütün gün bununla yetineceğim.
Sonuçta günaydın dedi ya, en azından benim de bu evren de yaşadığımı biliyor ya bu bana yetecek şimdilik.
Otobüs meşhur durağa sakince yanaştı ve yolcularını almaya başladı.
Ama her sabahki rutinimiz o gün olmadı.
Evet bu otobüse Mete bindi ama yalnız değildi.
Eli başka bir ele kenetlenmişti.
İlk önce gördüğümü algılamaya çalıştım.
Size yemin ederim, her sağlıklı insanın yaptığı gibi ilk önce beynimle düşünmeye çalıştım.
Ama kalbim o kadar ağrılı bir şekilde atmaya başladı ki hızlı hızlı, beynimden geçen mantıklı - belki de mantıksız o konuda iddiaya giremem çünkü kızın kardeşi falan olduğunu düşünüyorum.- düşüncelere odaklanamadım.
Mete ile tam o sırada göz göze geldik.
'Günaydın.'
Zor bela dememişti. Ağzından geveleyerek çıkmamıştı.
YOU ARE READING
Seni Her Gördüğümde
Teen FictionHer zamanki saatte, her zamanki yerde, her zamanki otobüste onu bekliyordum. İki durak sonra o da bu otobüse binecek, bana göz ucuyla bakıp zor bela günaydın diyecek, boş bulduğu herhangi bir koltuğa oturacak. Bense bütün gün bununla yetineceğim. So...
