Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Ayben uzun zamandır ağlamıyordu. Ağlamak için bir sebep gerekiyordu çünkü. Onunki sebepsizdi. Sebepsiz acılar ağlatmaz, insanı içten içe aşındırırdı. O yüzden Ayben'in gözleri kuru, içi ıslaktı. Sanki bir yerinde sürekli yağmur yağıyor, ama kimse görmüyordu.
İnsanlar onu sessiz sanırdı. İçine kapanık, konuşmayan, sessiz sedasız biri. Ancak içinde kopan fırtınanın sessizliği bir gün, gün yüzüne çıktığında etrafına yayacağı enerjiyi o da tahmin edebiliyordu. Okul hayatı boyunca çocukluğundan beri sürekli olarak zorbalığa ve her türlü şiddete maruz kalmıştı. Öyle ki, en sonunda o fırtınanın kopuşu gerçekleşti.
Okuldan atıldı ilk önce. Sonra ise ailesi onu tanımadığı, bilmediği bir şehre ceza olarak gönderdi. Öyle ki etrafında kimse yoktu.
Sadece o.
Ve tanımadığı ama tanımak zorunda kalacağı bir çift koyu kahve gözler.