When you turn off the ligths

I get stars in my eyes

Is this love?

Maybe someday.*

Evin kapısını da sessizce açıp içeri girdim,ortalıkta kimse yoktu.Fırsattan istifade hemen odama çıktım.Kolumdaki çantayı yere bıraktıktan sonra yatağın içine girdim.Üstümü değiştirmeye bile üşenir durumdaydım.Tek istediğim uyumaktı.Ve Emre'nin nerde olduğunu öğrenmek.Yattığım yerde doğrularak aşağı eğildim çantamın içinden telefonumu çıkardım.1 mesaj.Emre.

"Neredesin,gelip alayım? İşlerim vardı kusura bakma."

Malesef her şey için çok geçti artık,Emre'ye bu durumu söylesem mi söylemesem mi diye düşünürken telefonum çaldı.

"Efendim?"

"Azra nerdesin,mesaj attım geri dönmedin?"

"Şey ee evet ben uyuyordum yani buluşalım dedim ama başım..Başım ağrıyor.Sen iyi misin kaç defa aradım açmadın ?" diyerek yalan söylemeyi tercih ettim.Bir de ondan azar işitemezdim şimdi.

Bir süre cevap gelmedi.

"Emre?"

"He evet ya açamadım,sessizde kalmış telefonum.Dedim ya işlerim vardı.Kusura bakmayacaksın artık sarı.Bir dahakine" diyip güldü.

"Tamam tamam sorun değil.Öptüm çok" diyip telefonu kapattım.

Emre'de başka bir şeyler vardı ama çözücektim bunu.Benden kesinlikle bir şey saklar gibi bi hali vardı şu 2 gündür.En yakın arkadaşıyım ben onun,benden ne saklayabilir ki?

Belki de boş kuruntu yapıyordum.Bir şey varsa eninde sonunda ortaya çıkar zaten.Kafam zaten karmakarışık,buna takılıp kalamayacağım şimdi.

Aklım bir yandan siyahlı çocukta kalmıştı.Kimdi acaba?

Ah.Şuan kafama dank eden düşünceyle kendime kızdım.Çocuğa bir teşekkür bile etmeden arkamı dönüp gitmiştim.O olmasa belki de..

Hayır.O ihtimali düşünmek bile istemiyorum.Sinirden parmaklarımı çarşafa geçirmiştim. Bir daha asla tanımadığım insanlarla konuşmayacaktım.

Kafamdan bu düşünceleri -her ne kadar beceremesem de- atarak sol tarafıma döndüm ve gözlerimi kapattım.

----

"Kalksana salak,yemek hazır seni bekliyoruz" dedi başımda dikilmiş bekleyen ses.

Yavaş yavaş gözlerimi açıp esnerken bir adet Berke ile karşılaştım.Hayır yani uyandığımda bu çocuğu görmek zorunda mıydım ben?!

Her ne kadar kardeşim olsa da,her ne kadar çok sevsem de beni uyuz ediyordu.

"Ya kalksana gıcık" dedi bu kez.Son kelimeyi bağırarak söylediği için istemsiz ellerimi kulaklarıma götürdüm.

"Tamam be tamam ne bağırıyorsun kalkıyorum işte" dedim aynı anda yataktan doğrulup kalkarken.Güneş batmak üzereydi.Hava da gri tonları dans ediyordu.Birazdan tamamen kararırdı.

Bu sırada Berke de gülüp odadan koşarak çıkmıştı.Neye gülüyorsun be diyip yerdeki terliği arkasından fırlatmıştım ama çoktan gittiği için terliğim kapının girişinde havalanarak yere düşmüştü.Bir ayağıma diğer terliğimi geçirip ayağa kalkarken diğer terliğimi de giymek için kapının önüne ilerledim.O sırada ayna da ki görüntümü gördüm.

Keşke görmeseydim.

Saçı başı dağılmış,gözleri şişmiş,pijamasının paçasının biri dizine kadar kıvrılmış bir ben.

YÖNBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!