Giriş

18 6 3
                                        

Pencereden gözüne güneş çarpmasıyla uyandı. Akşamdan kalma olduğu her halinden belliydi. Başına sanki çekiçle vuruyorlardı, içeride birileri davul çalıyor gibiydi. Yavaşça yataktan doğruldu. Kaşları çakık, gözlerini avuşturdu. Sanki bir şeyler değişmiş gibiydi. Yavaşça yataktan kalktı ve kahve yapmaya gitti. Mutfağa giderken kendini eskisi gibi hissetmediğini düşünüp duruyordu içinden. Dün gece o kadar içmemeliydim diye söylendi. Kahve dolabına uzandığında, buzdolabında olan bir not gözüne çarptı. Ama okuyamıyordu, daha önce hiç böyle olmamıştı. Sanki yazılar buğulu bir camın ardına yazılmış gibiydi. Her şey bulanıktı. Daha önce hiç böyle olmadığından emin gibiydi. Koşarak banyoya gitti. Elini yüzünü soğuk suyla yıkadı. Banyo çok buharlıydı çünkü ev arkadaşı evden çıkmadan önce banyo yapmış olmalıydı, ayna buhardan dolayı buğulaşmıştı. Eliyle sildi ve kendine baktı. Gözleri odaklamıyordu sanki. Gözlerini avuşturup tekrar gözlerini kısarak bakmaya çalıştı. Aynadaki sanki kendisi değildi. Bir rüyada gibiydi sanki. Aynada sakalları ve saçları uzundu. Oysaki hiç sakalı çıkmıyordu onun. Kocaman bir rüyada olduğunu düşünmeye başladı. Eliyle yüzünü yokluyor ama sakal eline gelmiyordu. Belki de sadece akşamdan kalma olduğundan dolayı hayal görüyordu. Böyle düşünerek kendini rahatlattı. Mutfağa geri döndü kahvesini yaptı ve içerken buzdolabındaki not aklına geldi. Notu alıp yakından okumaya başladı, sanki tek gecede gözleri bozulmuş gibiydi. Notu yazan ev arkadaşıydı. "Uyandığında benimle stüdyoda buluş, uykucu :) " yazıyordu notta. İrkildi ve aklına geldi bugün kaydetmeleri gereken şarkılar vardı. Kendini hiç iyi hissetmiyordu. Kolunu oynatacak hali yoktu. Elinde kahveyle salona döndü koltuğa oturdu. Gözüne televizyona yansıyan kendi yansıması takıldı. Sakalı yoktu. Kocaman bir iç geçirdi ve kahvenin bu kadar çabuk etki etmesi şaşırtıcı diye düşünüverdi içinden.  Üzerinde anlam veremediği bir gerginlik vardı. Elinde kahve bardağıyla televizyonda ki yansımasına bakakaldı. Bir şey vardı sanki ama neydi o? Çok açık ortadaydı ama o göremiyordu sanki. Telefonunun çalmasıyla irkildi. Arayan çocukluk arkadaşı Ceren'di. Offf Ceren'ede söz vermiştim bugün için galiba diye geçirdi içinden. En iyisinin uyku numarası yapmak olduğunu düşündü, her şey o kadar saçmaydı ki görmezden gelmek belki her şeyi çözecekti. Telefonunu sessize aldı kahvesinide kafasına diktikten sonra arkasına yaslanıp gözlerini kapattı. Uyuyakalmıştı, boynunun ağrısıyla uyandı. Saat 17:10 olmuştu. Telefonunda otuz tane cevapsız çağrı, boynunda inanılmaz bir ağrı vardı. Ceren yirmi defa arayıp bir de mesaj atmıştı. Mesajda "sabahtan beri çok saçma şeyler yaşıyorum seninle buluşmamız lazım" yazıyordu. Daha önce hiç böyle telaşlı bir mesaj attığını hatırlamıyordu. Bir şeyler oluyordu ve olan şeylerin farkında olmamak çok acı veriyordu. Nelerle karşılaşacağını bilmeden kocaman bir masalın içine çekiliyordu. Başına ne geldiğini anlayamadan savrulup duruyordu sanki. Belki de sonu gelmeyecek koskocaman bir hikayenin başlangıcıydı bu...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 05, 2021 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SAÇMALIK Where stories live. Discover now