Anne

446 25 33
                                        


Sonunda dolabım ile bakışmayı bırakıp kısa, koyu mavi elbisemi aldım ve boy aynamsının önüne geçtim. Elbiseyi üzerime tuttum. Bu elbiseyi selina doğum günümde almıştı. Pek hoşuma gitmese de bu akşam için pek seçeneğim yoktu. Elbiseyi üstüme geçirdim ve saçımı taradım. Hafif bir makyaj ile kombini tamamladım.

"Helena! Hadi tatlım, bak arkadaşın aradı. Seni bekliyorlar!'' Kulaklarıma dolan ses ile siyah, platform topuk ayakkabımı ayağıma geçirdim. Üstümü son bir kez kontrol edip odamdan çıktım. Direk merdivenlere yöneldim ve koşarak aşağı indim.

Selina mutfakta yine bir tarif deniyordu. Gündüzleri boş vakti hiç olmadığı için geceleri yeni tarifler denerdi. ''Selina nasıl olmuşum? Hem hediye nerede?" Etrafa bakınmaya başladım. "Her zamanki gibi mükemmel. Hediye de sehbanın üzerinde tatlım, sen koymuştun. Unuttun mu?" Ah ne çabuk unuttum. "Unutmuşum. Neyse ben çıkıyorum. Sana iyi tarifler."

Askılık'tan siyah kürkümü üzerime geçirdim ve beyaz kutuyu elime aldım. "Tatlım!" Durdum ve arkama döndüm. "Efendim selina?" Selina bana doğru geldi ve önümde dikildi. Boynundaki kolyeyi çıkardı ve bana baktı. "Tatlım bu akşam erken gel, seninle bazı konular hakkında konuşmam gerek. Ama şimdilik..."

Kolyeyi bana uzattı ve boynuma taktı. "Bu artık senin." Bu kolyenin selina için önemini çok iyi biliyordum. O kadar ki uyurken bile bu kolyeyi çıkartmazdı. Aslında kolyenin çok da bir olayı yoktu, küçük anahtar şeklinde bir tokası vardı. Ama değerli olduğu iki kilometre öteden belli oluyordu.

"Selina a-ama bu... Emin mi-" Bir anda bana sarılması ile donup kalmıştım. Bana çok sarılmazdı, hatta aylardır sarılmamıştı. "Onu çok özlüyorum." Sesi zar zor kulaklarıma ulaşmıştı. Kaşlarımı çattım. "Selina?" Bana iyice sarıldı. Ben de kollarımı zoraki bir şekilde ona sardım. Ama hâlâ kafam karışıktı. Boynuma düşen göz damlalarını hissedebiliyordum. "Onun gibi kokuyorsun ve bu beni bitiriyor."

Yutkundum. "Anne?" Bir anda beni bıraktı ve dolu gözler ile bana gülümsedi. "Ne kadar çabuk büyüdün? Daha dün bana huysuzlanıyordun." Evet küçükken çok huysuz ve somurtkan bir çocuk olabilirim ama bu selina'nın niye böyle davrandığını açıklamıyor.

"Selina neden böyle oldun bir anda?" Gözündeki yaşları silerken küçük bir kahkaha attı. "Bebeklik fotoğraflarını gördüm. O zaman bile somurtuyordun." Hayır nedeni bu olamaz. "Selina her gün bebeklik fotoğraflarıma bakıyorsun. Başka bir şey var."

Bana baktı, yüzü düşerken son anda sahte bir gülümseme takındı. "Sen geç kalmıyor musun? Bak en yakın arkadaşının doğum günü partisine geç kalmak olmaz." Bir şeyler saklıyordu. Kafamı iki yana salladım. "Önce bana ne olduğunu anlatıyorsun. Bu hallerin hiç normal değil."

Fren sesi duyduğumda gözlerim pencereye kaydı. Siyah bir araba evimizin tam önümde durmuştu. Camlarına film çekilmişti ve garip bir havası vardı. "Bunlar kim?" Selina da pencereye baktı. "Tatlım içeri geçsene sen." Neler oluyor? "Onlar kim ve burada ne arıyorlar?" Beni içeri doğru çekiştirmeye başladığında onu tek elim ile savurdum.

"Onlar kim!" Duyduğum cam sesleri ile selina'nın bana sarılması bir oldu. Şu an evimizi pompalı tüfek ile tarıyorlardı ve ben sadece izliyordum. Orada dikilmiş bize ateş açılan arabaya bakıyordum. Ama her şeyi o an anladım. Yoğun bir sıvının yere damladığında çıkardığı o ses ile...

Selina'nın sırtımdaki elleri gevşediğin de onu sıkıca tuttum. Selina'yı yere yatırdım ve gözlerine baktım. "Selina! Selina kalk! Kal ve bana bunun bir kamera şakası olduğunu söyle!" Ben selina'yı sarsarken koyu mavi elbisem kırmızıya boyanıyordu. "O-onu bul." Kaşlarımı çattım. "Kimi?" Gözlerini zar zor açık tutarken tekrar konuştu.

"B-babanı... Got-ham gotham d-da." Gözleri kapanırken onu sarsmaya başladım. "Anne uyan anne! Bırakıp gitme beni! Yalnız bırakma! Anne!" Onu iyice sarsıyordum. En sonunda onu sarsmayı bıraktım. Anneme sıkıca sarıldım ve yanaklarına sayısız öpücükler konudurdum. Onu hiç öpmemiştim. Ama şu an bunun için çok pişmandım.

Onunla aslında yakın değildik. Bana sarılmak istediği pek çok zaman onu terslemiş ve kırmıştım. Ama şimdi kucağımda ki bedenin artık cansız olduğuna inanmıyordum. İnanmak istemiyordum...

Bundan sonrası bulanık. Her şey bulanık. Polislerin gelişi, beni hastaneye götürmeleri ve sorgu. Doğru düzgün hiç bir şey hatırlamıyorum.

***

"Anne. Nasılsın? Ben hiç iyi değilim. Ama üzülme, toparlanacağım..." Mezarın başında oturmuş elimi toprakta gezdiriyordum. "Buraya bir daha gelir miyim bilemem. Daha doğrusu buna cesaret edebilir miyim? Biliyor musun? Sana somurtuğum her dakika için kendimi yakmak istiyorum."

Hafifçe gülümsedim. "Çocukken bana katlanabilen sadece sen vardın. Kimse beni sevmezdi. Beni hep somurtkan şımarık çocuk olarak bilirlerdi. Ama sen bana katlandın. Bunu nasıl yaptın bilmiyorum ama beni gülümseten tek şey sendin."

Elimin altındaki toprağı sıktım. "Anne... Gitme, biricik kızını bu kurtlar sofrasında bırakıp gitme. Daha sana somurtacaktım. Daha üniversite'ye gidip oradan sana fotoğraflar atacaktım. Doğum gününde sırf senin için gülümseyecek, seni mutlu edecektim."

Gözlerimi toprağa diktim. Ve yıllar sonra ilk, ve belki de son gülümseme mi anneme gönderdim. Zaten kötü olan hayatım şimdi iyice kötüleşmişti. Ama artık toparlanmam gerekti.

Daha ismini bile yeni öğrendiğim şehre gidip annemin son isteğini gerçekleştireceğim. Babamı bulacağım. Ve ona güzel bir yumruk atacağım. Eğer o bizim yanımızda olsaydı annem bu toprağın altına olmazdı.

Peki ya, bizi bilmiyorsa?

Aklıma gelen düşünce ile donup kaldım. Babamın benden haberi olmaya bilirdi. Zaten bu neden beni bir kere bile aramadığını açıklıyor. O zaman annem neden babama haber vermedi? Hah saçma. Annemi tanıyorsam önemli bir neden olmadan böyle bir şeyi gizlemez.

Derin bir nefes aldım ve bu düşüncelerden kurtulmaya çalıştım. Eğer daha fazla düşünürsem fikrimi değiştireceğim. Ayağa kalktım ve mezara son bir kez baktım. Hızlı adımlar ile mezardan uzaklaştım ve mezarlıktan çıktım. Arabama bindim. Gözüm saate ilişti.

03:38

Gözlerimi gök yüzüne diktim. Geceyi hep severdim. Bazı insanlar korksa da ben geceye hayrandım. Beni sebepsiz yere kendine çekerdi ve başımı derde sokar dı. Hah, kimi sokmazdı ki?

Arabamı çalıştırdım ve yola koyuldum. Önümde çok uzun bir yol vardı.

***

Herkese merhaba!

Yeni bir kurguya başladım ve çok heyecanlıyım. Ama bunun nasıl sonuçlanacağını bilemiyorum😑

Neyse, bilmeyenler için Helena Wayne gerçek bir karakter. Yani bir paralel evren karakteri.

Hikâyesi pek hoşuma gitmediği için sil baştan yapmaya karar verdim.

Eğer beğenirseniz, oy ve yorumlarınızı esirgemeyin.

Sizleri çok seviyorum 💞

Onun KızıyımGeschichten, die süchtig machen. Entdecke jetzt