DÜZENLENMİŞ VE TAM İMLA DÜZELTMELİ BÖLÜM
Koluma girmiş iki gardiyan, beni koridor boyunca koğuşa doğru götürüyordu. Paslanmış demir kapının önünde durduklarında biri kapıyı açtı, diğeri ise beni içeri doğru itti. Kapı arkamdan sertçe kapandı; metalin çıkardığı o tok ses koğuşun içinde yankılandı.
"Yavaş olsana be!" diye bağırdım, fakat çoktan umursamadan uzaklaşmışlardı.
Koğuştaki herkes bir anda bana döndü. Bakışları üzerime çevrilince hafifçe rahatsız oldum ama belli etmeden etrafı incelemeye başladım. Yatakların hepsi iki katlıydı. Boş olan tek yatak ise üst kattaydı. Gece uykuda çok hareket eden biri olduğum için oradan kesin düşerim diye düşündüm, ama şimdilik bununla uğraşacak hâlde değildim.
Merdivenlerden çıkıp kendimi yatağa bıraktım. Hem düşünmem hem de biraz dinlenmem gerekiyordu.
Yaklaşık bir saat sonra herkes koğuşun ilerisine kurulmuş olan masaya doğru toplanmaya başladı. Sanırım yemek vaktiydi. Aşırı yorgun olduğum için yatakta kalmaya devam ettim.
Bir süre sonra birinin beni dürttüğünü fark ettim. Gözlerimi açıp döndüğümde, diğerlerine göre daha genç, mavi gözlü bir çocuk karşımdaydı.
"Hadi kalk," dedi sakin bir sesle. "Akşam yemeğini yemezsen sabaha kadar aç kalırsın. Yemek saatleri dışında mutfağa girmek yasak."
Bir an afalladım ama başımı sallayıp yatağımdan indim. Onu takip edip yanındaki sandalyeye oturdum.
Herkes sessizce yemek yiyordu. Ben ise önümdeki ne olduğunu tam anlamadığım, garip görünümlü sebze yemeğine bakıyordum. Sebze yemeklerinden nefret ederdim ama çok açtım diye en azından tadına bakmak istedim. Bir kaşık aldığım anda yüzüm kırıştı. Tat o kadar kötüydü ki lavaboya koşmaktan kendimi alamadım. Ağzımdakini çıkarırken neredeyse kusuyordum.
Tam o sırada yanıma, beni yemeğe çağıran çocuk geldi.
"İyi misin? Alerjin mi var yoksa?" diye sordu.
Kafamı kaldırıp ona baktım.
"Hayır, sadece sebze yemeklerinden pek hoşlanmam. Ama iyiyim," dedim, hâlâ midem bulanıyordu.
Sanki komik bir şey söylemişim gibi gülümsedi.
"Bu arada adım Mert. Senin adın ne?" diye sordu.
"Ben de Can. Memnun oldum," dedim. Sesim sakindi ama midem hâlâ yerinde değildi.
Bir kez daha kusunca Mert yanıma yaklaşıp elini sırtıma koydu.
"Sen yatağına geç, dinlen. Gece gizlice bir şeyler yeriz. Ben de sebze yemeğini sevmem zaten," dedi.
Gülümseyerek başımı salladım. Sanırım buradaki ilk — belki de tek — arkadaşım Mert olacaktı. Koğuştakiler benden yaşça büyüktü ve pek sıcak görünmüyorlardı.
Lavabodan çıkıp yatağıma geri döndüm. Mert, masadakilere benim yemeğe alerjim olduğunu söyledi. Herkes bir an bana bakıp sonra hiçbir şey olmamış gibi yemek yemeye devam etti.
Mert de suyunu içip kendi yatağına geçti.
Bir süre sonra herkes yemeğini bitirip yataklarına yerleşti ve ışıklar kapandı. Karanlık çöktüğünde ben de yorgun bedenimi uykuya teslim ettim.
KEYİFLİ OKUMALAR.
⸻
VOUS LISEZ
CAN -GAY
Roman pour AdolescentsSuçsuz yere girdiği Hapishanede hayatının aşkını bulacağını kimse tahmin edemezdi.. Lgbt içerikli bir hikayedir.
