Yüzüme dökülen suyla yerimden sıçradım. Ayaz ben senin... Sinirle başımı kaldırdım. Ayazdan başka kimse yapamazdı zaten. Sinirle saçlarımı düzeltip yatağın yanındaki terliği aldım ve Ayaza fırlattım. Kaçmaya çalışmıştı ama yine de vurabilmiştim. Beline gelmişti.
O inleyerek sırtını tutarken ben de saçımı düzelttim. Gerizekalı işte ne yapalım.
"Gece yaaa o neydi be? Offf acıyor."
Gözlerimi devirdim. İyi olmuştu oh.
"İyi oldu. Şimdi hazırlan geç kalıyoruz."
"Kıza bak ya. O yüzden uyandırdım zaten. Bir de dayak yiyoruz. Hıh."
Haklıydı ama yüzüme su dökmüştü yani. Odamdan kovup üzerimi değiştirdim. Çantamı da alıp odadan çıktım. Ayaz telefonla uğraşıyordu. Arkadan ittirdim.
"Hadisene ya."
"Of tamam be."
Evden çıkıp okula doğru yürümeye başladık. Durmadan didişiyorduk. Neden bugün böyle olduk bilmiyorum ama sanırım eski halimize dönüyorduk. Normalde de hep didişirdik de. Neyse. Bir hafta geçmişti ve düzelmişti insanlara göre.
Sınıfa girip sıramıza oturduk. Bugün baya sıkıcı dersler vardı. Tabiki de amacım hepsinde uyumaktı. Zaten ninni gibi geliyor hepsi.
Edebiyat hocamız sınıfa girince ayağa kalktıktan hemen sonra amacımı gerçekleştirmek amacıyla kafamı sıraya koydum. Tabi Ayaz durur mu? Ayağıyla ayağıma vuruyordu durmadan. En sonunda dövecektim o olacaktı.
Biraz daha devam ettirince ben de dayanamayıp tekme attım.
"Yapma şunu artık!"
"Off acıttın ha. Tamam be. Yapmıyorum."
Gözlerimi devirip tekrar başımı koydum. Bu sefer kazasız belasız uyuyabilmiştim çok şükür.
❄❄❄❄❄❄❄❄❄
"Sıla sussana ya. Yeter valla bıktım. Bıktım yani."
Bahçede Sıla ile oturuyorduk ve bilin bakalım bana ne anlatıyordu? Tabiki de Çağan'ı. Vallahi Sıla'dan fazla biliyordum artık çocuğu.
"İyi be tamam. Hıh. Ben de onu izleyeyim biraz. Ayy kanka baksana ne güzel oynuyor. Lan yavaş olsana hayvan. Al kırdın kırdın! Ayy bir şey oldu mu?"
Ben de gözlerimi devirdim. Ben Çagan olsam şimdiye çoktan anlamıştım yani. Yoksa anladı mı da çaktırmıyor muydu? Yoksa sevmiyor muydu? Ay vallaha tüm emekler boşa giderdi. Tüh.
Sılaya söylemeyeyim bari. Ağzıma sıçardı valla. Neden diye sormayın ben de bilmiyorum.
Mesaj gelince arka cebimden telefonumu çıkardım. Gelen mesaja şaşırmamıştım. R' den geliyordu.
R: Sevdiceğim.
R: Nasılsın?
Siz: Normal işte.
Siz: Sen?
R: Ben de işte seni düşünüyorum. 1 buçuk ay kaldı biraz heyecanlıyım.
Siz: Aa az kalmış.
Siz: Merak etmeye başlamıştım seni.
R: Ehehehe
R: Bu güzel bir şey tabi.
Siz: Bilemem.
Siz: Her neyse zil çalacak.
R: Tamam sevdiceğim.
R: İyi dersler.
Siz: Sana da.
Telefonu kapatıp cebime geri koydum ve Sıla ile Çağanın konuşmalarını izlemeye başladım.
Biri omzuma dokununca kim diye arkamı döndüm. Denizdi. Biraz yana kayıp yanıma oturmasını izledim. En son Barışla sınıftaydı.
"Ee naber?"
"İyi öyle geçiyor hayat. Senden naber?"
"Bu aralar biraz yorgun gibiyim ama iyi işte."
"Dikkat et hasta olma."
Hafifçe güldü.
"Ederim merak etme."
Biraz sessizce oturduk. Sessizliği onun sorusu bozdu.
"Bu kız Çağan'a mı aşık?"
Dediği şeyle bir kahkaha patlattım. O kadar belli ediyordu ki herkes anlamıştı.
Bana anlamamış gözlerle bakan Deniz'e hemen neden güldüğümü açıkladım.
"O kadar belli ediyor ki ona güldüm. Evet aşık."
"Hımm. Yani Çağan seviyorsa bile hiç belli etmiyor. Ya da sevmiyor bilemiyorum."
"Söyleme sakın ha. Bilmesin."
"Hayır hayır asla söylemem."
Gülümseyince ayağa kalktı.
"Her neyse ya gel sınıfa gidelim. Beş dakika var."
Başımı sallayıp ayağa kalktım. Sıla karşı bankta Çağanla gülüşüyordu. Elimi sallayınca görmedi tabiki de. Ben de bağırdım.
"Sılaa! Ben sınıfa gidiyorum."
O da bağırarak karşılık verdi.
"Tamaamm."
Tabi herkes de bize bakmıştı. Peki umurumda mıydı? Tabiki hayır.
❄❄❄❄❄❄❄❄❄
Eve gelirken çok yorgundum. Ya da uykulu. Her ikisi işte. Sonuç olarak çantamı Ayaz taşıyordu. Başta istememişti taşımayı. Gerçi kim ister ki? Ben de zorla eline tutuşturmuştum.
Eve gelene kadar bir sürü konuşmuştu. Hatta bir ara ben güldüğüm için sinirlenip banka bırakmıştı. Tabi sonu pek hayırlı bitmeyince geri almak zorunda kaldı.
Vee sonunda gelebilmiştik eve. En çok sevinen o olmuştu sanırım. Eve girer girmez mutfağa girince gözlerimi devirdim. Aç işte ne olacak.
Üzerimi değiştirip yatağa uzandım ve instagramda boş boş dolanmaya başladım. Ayaz gelene kadar.
"Gece ya şu pastadan yapsana bana."
"Hayır."
"Yaa lütfen çok canım çekti."
"Banane."
"Gece hadi dedim."
Oflayıp ayağa kalktım. Sinir edecekti beni. Her ne kadar sinir bozucu olsa da en yakın arkadaşımdı ne yapayım. Bu yüzden kabul ettim.
"Baştan uyarıyorum berbat olabilir."
"Yok yok olmaz ben inanıyorum sana."
Malzemelerin hepsi bizde vardı nedense. Videoyu izleyip yapmaya başladım. Ayaz da yardım ediyordu. Beraber yapmaya çalışıyorduk. En sonunda sosunu döküp buzdolabına koyduk.
"Gece ya o sos suluydu baya sanki."
"Yok bee. Oldu oldu. Oldu değil mi ya? Olmazsa artık tatlı işini bırakacağım."
"Bilmiyorum ki oldu mu? Neyse bekleyelim biraz belki olur."
Başımı salladım. Beraber salona geçince televizyonu açtım. Boş boş yaz dizileri başlamıştı. Hemen hepsini geçmeye başladım. Selenayı görünce onda durdum. Hadi ama. Selenayı sevmeyen bizden değildir.
Selena izlerken mutfağa gidip dolabı açtım. Ama berbst görünüyordu pasta. Sosu baya suluydu. Hatta sadece su vardı sanki. Kahkaha atmaya başlayınca Ayaz yanıma geldi. Pastayı görünce başta üzüldü ama benim kahkahalarımla o da gülmeye başladı. Pasta gerçekten berbat görünüyordu.
"Gece bu ne? Bir daha sana pasta yaptırırsam."
"Ama dedim ben sana. Yapamam dedim."
"Dedin keşke dinleseydim. Of ya tüm hevesim gitti. Ben odama gidiyorum."
Oflayıp odasına giderken ben gülmeye devam ediyordum. Bu ne ya. Sanki üstüne su dökmüşüz. Mesaj gelince dolabı kapatıp telefonu aldım.
R: Ne yapıyorsun?
Siz: Pasta yapmıştım.
R: Ooo
R: Ne güzel olmuştur şimdi.
R: Sen yaptın ya.
Dediğine gülerek pastanın fotoğrafını çektim.
Siz:
Siz: Bir daha de bakayım.
R: OMG!!
R: Ne yaptın pastaya?
R: Resmen işkence.
R: Daha fazla bakamayacağım.
Siz: Gfkdjxdnnf
Siz: Beceriksizim ama ne yapayım.
Siz: Olmayınca olmuyor işte.
R: Dkdjfkffng
R: Harbiden bu ne ya?
Siz: Pasta dışında her şey.
R: Hdkdhfg
Siz: Neyse gidem de biraz ders çalışam.
R: Çalış çalış.
Siz: Görüşürüz.
Siz: Umarım.
R: Umarım.
❄❄❄❄❄❄❄❄❄
Sınıfa girerken esniyordum. Her zamanki gibi uykum vardı. İlk ders hep uykulu geçerdi bende. Pek bir şey anlamazdım. Bilerek de fizik koyarlardı. Gıcık müdür.
Sırama oturup başımı sıraya koydum. Uyuyacaktım. Her zamanki ilk ders gibi.
Dersin ortalarında sınıfın kapısı açıldı ve ardında müdürün sesini duydum.
"Yeni bir öğrenci var."
Okul kapanırken ne yeni öğrencisi ya.
"Peki gelsin."
Kapı kapanınca hoca kendini tanıtmasını söyledi.
"Merhaba ben Berke Demir."
Ne ne nee??
WTF!!!