Stefan, Damon Salvatore & Elijah, Klaus Mikaelson;;
Vaktinin çoğunu dizi veya film izleyerek harcayan birisin. Dışarı çıkmayı sevmiyorsun ve bu aileni biraz rahatsız ediyor. Çünkü ailen, dışarı çıkıp arkadaşlarınla vakit harcamanı çok istiyor.
Başlarda bu konu hakkında çok fazla kavga çıksa bile sonrasında onları bir şekilde ikna ediyorsun.
Gözlerini açık tutmaya çalışırken gözünü The Vampire Diaries dizisinden ayırıp saate yöneltiyorsun.
Neredeyse 04.30 olduğunu görüyorsun ve sabah erken kalkman gerektiği aklına gelince diziyi kapatıyorsun. Ne kadar diziyi yarıda bırakıyor oluşun seni üzse bile uykuya dalıyorsun.
Hafif bir rüzgar esintisi ile üşüdüğünü hissediyorsun ve örtüyü üstüne çekmek için elini uzatıyorsun. Fakat eline örtü yerine sert bir şey gelince korkuyla gözlerini açıyorsun.
Bir ormanın ortasında, eşofman ve kısa kollu tişört ile yerde yatıyordun. Fakat pijamalarını giydiğine ve yatağına yattığına emindin.
Yerden kalkıp etrafına bakıyorsun. Tek çarenin yürümek olduğunu bildiğinden dolayı yürümeye başlıyorsun.
Biraz ilerledikten sonra telefonun titriyor. Bunca zaman telefonunu neden aramadığına anlam veremeyerek alnına hafifçe vuruyorsun.
Telefonunu cebinden çıkarıp gelen mesaja bakıyorsun. Mesaj, bilinmeyen numaradan gelmiş.
'Merhaba Y/N L/N.
Bu mesaj sana ormandayken olayları anlaman için atılacak...'
Birinin seni izlediğini düşünerek etrafına bakıyorsun. Kimsenin olmadığına kendini ikna ettikten sonra mesajı okumaya devam ediyorsun.
'...Öncelikle evde olmadığının farkına varmışsındır.
Sana olayları birazcık açıklayabilmek için şunu söyleyeyim, şu an bulunduğun yer Mystic Falls...'
Şaşkınlıktan ağzına açılıyor ve yerinde ufak bir mutluluk dansı yapıyorsun.
'...Kim olduğumuzu sana asla söylemeyeceğiz fakat kötü bir amacımız yok.
Saat 16.30'da Stefan, Damon Elijah ve Klaus ile yemek yiyeceksin.
Oh, neredeyse söylemeyi unutuyorduk. Burada soyadın L/N değil, Donovan.
Matt senden büyük olduğu için sana karşı korumacı...'
Olaylara hâlâ anlam veremiyorsun ve sana bir rüyaymış gibi geliyor.
'...Hayır, bu bir rüya değil.
Şimdi, Donovan Ailesinin evine git ve 16.30'da olacak yemeğin için hazırlan.
Bu sana verilen bir şans, onu iyi değerlendir çünkü evine geri döneceksin.'
Mesaj tamamen bittiği zaman Donovan Ailesinin evine doğru yürümeye başladın.
İçindeki heyecana engel olamıyordun ve hâlâ böyle bir şeye anlam veremiyordun.
Biraz daha ilerledikten sonra sana koşan Matt'ı gördün. Bir şey demene izin vermeden sana sarıldı.
"Neredeydin, Y/N? Çok korktum."
Gülümsedin ve iyi olduğunu gösterdin. Birlikte gülümseyerek içeri girdiniz. Abine hazırlanman gerektiğini söyledin ve odana gittin.
Yolları tam olarak bilmemene rağmen sanki buraya önceden gelmiş gibi ezbere hareket ediyordun.
Dolabını açtın ve bir yemek için en uygun olacak şeyi giydin. Çok ağır veya çok sade olmamasına dikkat ederek tam ortasında bir şey seçtin.
Hazırlanma işin bitince abine veda ettin ve evden çıktın. Fakat çıktığın an duraksadın, nereye gidecektin? Mesajı atan kişi sana bunu söylememişti.
Bir süre sonra kafanda seni yemeğe davet ettikleri an canladı ve nereye gideceğini anlamış oldun.
Yavaş adımlarla yürümeye başladın. Planladığınız yere geldiğinde içeri girmeden önce derin bir nefes aldın sonra içeriye girdin.
Gözlerini masalarda gezdirdin ve yerinizi buldun. Masana doğru giderken sana yönelen 4 erkeğin bakışları seni heyecanlandırmaya başlamıştı bile.
Selam verdikten sonra oturdun ve klasik 'Nasılsın? Günün nasıl? Yemekte ne yiyelim?' konuşmasına geçtiniz.
Siparişi verdikten sonra bu ortamda bulunuyor olmanın heyecanından tüm kelimeleri unutmuştun.
"Matt'in kardeşi olmak zor, değil mi? Vicki'den biliyoruz." Damon, Stefan ve kendisini göstererek konuştu.
Tam olarak nasıl olduğunu bilmiyordun. Çünkü sadece birkaç saattir onun kardeşiydin ama karşındaki 4 kişi, seni yıllardır öyle biliyordu.
"Evet, biraz korumacı." Mesaj buna değindiği için Bilinmeyen'e içinden teşekkür ettin.
"Ne kadar süredir buradasın?" Klaus yüzüne yayılan sırıtışı ile konuştu. "Böyle bir güzelliği fark ederdim de." Sana göz kırptı.
Onun bu cümlesine gülümsedin.
"Çok olmadı." Daha fazla soru sormamalarını umarak gözlerini hepsinde gezdirdin.
Size doğru gelen garsonu görünce içinde bir rahatlama oluştu. Siparişleri verip gitti ve herkes yemeğe başladı.
"Buradan önce neredeydin?" Geldiğinden beri sessiz kalan Elijah sonunda konuşmuştu.
Konuşması iyi hoştu ama buna verecek bir cevabın yoktu. Aklına gelen ilk mantıklı şeyi söyledin.
"Annem ile birlikteydim."
Sonrasında ortamı sessizlik kapladı. Sessizce yemeğinizi yiyip içeceklerinizi içiyordunuz ve dikkatin senin üzerinde olmamasına seviniyordun.
Fakat tam o sırada çalan telefonun tekrar dikkatleri sana toplayınca sessize almadığın için kendine kızdın. Telefonu çıkarıp arayan kişinin Matt olduğunu görünce izin isteyip masadan kalktın ve masadan biraz uzaklaştın.
"Ne oldu?"
"Telefonu böyle mi açıyorsun, Y/N?"
Gözlerini devirdin ve sorunu tekrarladın. "Ne oldu?"
"Oh, biri minik kız kardeşimi sinirlendirmiş galiba."
"Matt!"
"Pekâlâ, Jeremy kitap mı günlük mü her neyse onu almaya gelmiş."
Bunu sana neden söylediğine anlam veremeyerek tek kaşını kaldırdın. "Tamam, alsın."
"Y/N, alacağı şey sende."
"Bende mi?"
"Evet."
Yan gözle daha demin ayrıldığın masaya baktın. Hepsi önündeki şeylerle ilgileniyor gibiydi ama dikkatlerinin sende olduğuna emindin.
"Pekâlâ, yarın getireceğimi söyle."
Telefonu kapattın ve masaya geri döndün. Birkaç dakika sonra Stefan sessizliği bozdu.
"Y/N, sana bir şey vermek istiyoruz."
Tek kaşını kaldırdın ve hepsine tek tek baktın. Stefan sana küçük bir paket uzattı.
Böyle bir şey beklemiyordun. Paketi açtın ve içine baktın. Hediyeleri kolyeydi. Kolyeyi eline aldın ve gülümseyerek teşekkür ettin.
"İçinde Mine Çiçeği var." Klaus parmağıyla kolyeyi gösterdi.
"Her zaman yanında olamıyoruz. En azından seni böyle koruyalım dedik." Damon gülümsedi.
"Galiba tek anlaştığımız şey bu." Elijah masada oturanlara baktı.
"Hadi tak, nasıl duruyor bakalım." Stefan gülümsedi.
Kolyeyi taktın ve gülümsedin. "Teşekkür ederim, tekrardan."
Bir süre sonra işiniz bittiği için gitmeye hazırlanmıştınız fakat erkekler yanında gelme konusunda sana ısrar ediyor, senin güvende olduğunu görmeden gitmeyeceklerini söylüyorlardı.
Uzun uğraşlar sonucu hepsini ikna ettin ve iyi olduğunu söylemek için onları arayacağını söyledin.
Hepsine teşekkür ettikten ve vedalaştıktan sonra evine doğru yürüdün.
Yüzünde asla silinmeyen bir gülümseme vardı. Başlarda tuhaf hissetsen bile sonrasında çok güzel vakit geçirmiştin.
Eve varınca abine iyi geceler dileyip odana gittin. Üstünü çıkardıktan sonra iyi olduğunu söylemek için onları aradın.
Konuşma bitince aynaya doğru ilerledin ve sana verdikleri kolyeye baktın. Yüzüne tekrar bir gülümseme yayılmıştı.
Esnemeye başlayınca yatağına yattın ve uykuya daldın.
"Y/N, hadi kalk!"
Annenin sesini duymanla gözlerini açtın ve gerçek odana döndüğünü gördün. Bu seni üzse bile orada vakit geçirdiğin için mutluydun.
Fakat hâlâ yaşanan her şeyin rüya olduğunu düşünüyordun. Sonra elini boynuna götürdün ve kolyenin olup olmadığını kontrol ettin.
Vardı, sana verdikleri kolye hâlâ duruyordu. Kendi çapında mutlu olduğunu gösteren hareketler yaptın fakat onları tekrar göremeyeceğin aklına gelince duraksayıp tekrar üzüldün.
Annenin sana seslenmesiyle oflayarak kahvaltı etmeye gittin.
Kısa sürse bile iyi vakit geçirdiğin için Bilinmeyen'e içinden teşekkür ettin.
----
gife takılı kaldım yüklediğim
günden beri günlük doz
alıyorum
ve ilk bölüm çok underrated karakterleri
içeren bir bölüm olmadı ama ileride yazacağım
bir de kısa bir şey soracağım
kraliyet konulu bir hayal et yazmak istiyorum
bu konuda karakter önerir misiniz?
kral, kraliçe, prens veya prenses
fark etmez
Bu bölüme sınır koymuyorum
fakat 1-2 gün bekleyeceğim,
oy ve okuma için.