Abis

By mahkumpiremses

17.3K 2.2K 2.5K

Birisi yaşamı ve iyiliği avuçlarının içinde gizleyip dokunduklarına bulaştırırken, diğeri ölümü, çiçek yetişt... More

1 / Tepetaklak
2 / Mekan
3 / Yakalanmak
4 / Büyük Karşılaşma
5 / Fırtına Öncesi Sessizlik
6 / Nedensiz Nedenler
7 / Ayrıcalık
8 / Senin Sayende
9 / Tanışma
10 / Kötü Haber
11 / Vasiyetname
12 / Karar
13 / Hastahane Serüveni
14 / Parti
15 / Yanlış Zannedilen Doğru İtiraf
16 / Gerçekler Su Yüzüne Çıkar
17 / Eski Not Meselesi
18 / Sarhoşlar
19 / Dün Gece
20 / Düğün Hazırlıkları Başlasın
21/ Bildiğin Her Şeyi Unut
22 / Bekarlığa Veda
23 / Kız Kıza
24 / Hangi Bebek?
25 / Düğün Günü Hazırlık
26 / Volkan Abi Mi?
27 / Karşılaşma
28 / Olaylar Olaylar...
29 / Kördüğüm..
30 / Çöpçatan Olma Yolunda
31 / Hızlı Ve Serseri
32 / Küçük Şeytanın Sözü
33 / Alev Alev
34 / Balo
35 / Korku Ve Nefret
37 / Kirli Çoraplar
38 / Yalan
39 / Hamile
40 / Doğum Günü
41 / Mercanın Gazabı
42 / Küçük Kız
43 / Karardı Gün
44 / Ölüm Sessizliği
45 / Bedene Sızan Pus
46 / Buzdan Şato
47 / Yangın
48 / Bulutlardaki Mutluluk
49 / Elmas Kırıntıları
50 / Umut Işığı
51 / Hazırlık
52 / Beyhude
53 / Avare
54 / Bir Bakışlık Bağ
55 / Güç
56 / Garam
57 / Geçmiş
58 / Güven
59 / Ayçiçeği
60 / İz
61/ Kaybeden Beyaz
62 / Efsane
63 / Kayboluş
Dönüş : 2. Sezon
64 / Serzeniş
65 / Vazgeçiş
66 / Döngü
67 / Karanlık Düşler Fırtınası
68 / Çaba
69 / Gerçeklere Temas
70 / İhtiras
71 / Karar
72 / Kül
73 / Zaman
74 / Yakındaki Uzak
75 / Kıyamet
76 / Oyun
77 / Varoluş
78 / Varis
79 / Saklanılamayanlar
80 / Sanrı

36 / Aşerme

336 31 86
By mahkumpiremses

Bölüm şarkısı ; Ersay Üner - nokta

°

Ellerimi yıkayıp enseme bastırdım.

Çok sıcaktı.

Vücudumun dengesi altüst olmuş bir an soğuktan donuyorken on dakika sonra alev alev yanıyordum. Sanki ateş parmak uçlarımdan girip kanıma karışarak bütün bedenimi ele geçiriyordu.

Buna sebep olan şeyler başlı başına hava şartları hariç her şeydi. Evet hava soğumuştu. Bir iki gün içerisinde resmen kış gelmişti. Ama benim bedenim hala yazın etkisinde takılı kalmıştı. En azından şuan..

Ellerim, sızlayan karnımda duruyorken aynaya bakıyordum. "Mercan iyi misin, bir sorun mu var?" paytak paytak yürüyerek kilidi açtım ve karşımda endişeyle bekleyen denize baktım. Bir an bile yanından ayrılmayayım istiyordu. "İyiyim." diyerek valize doğru uzanırken fermuarını çekerek ağzını kapattım. Otelden ve Yunanistandan ayrılma vakti gelmişti.

Eğilirken birden canım yandı ve inleyerek valizi yere bıraktım. "Off. Bir daha sana uyumayacağım daha hızlı diye diye bak kendine ne yaptın." gözlerim büyürken içimde yeller esip beni dün geceye götürdü. Haklıydı ona daha hızlı diye kızan bendim ama bunu hatırlatmasına ne gerek vardı. Ayrıca o da bunu demem için bekliyordu dün gece. "Ağrı kesici neredeydi yola çıkmadan içeyim bir tane daha." kafasını sallayarak komidini işaret etti.

Hapı ağzıma attığımda aynadan kendime baktım. Siyah body üzerime yapışarak hatlarımı belli ediyor göğüslerime idaha da belli ediyordu. Küçük bedenime göre iri göğüslerim vardı. İnsanlar bunu özellikle yaptırmak istese de bence güzel bir şey değil. Orantılı olmak daha güzel.

Elim siyah kareli kumaş pantalonun yapışarak bedenime verdiği his yüzünden bacaklarıma kayarken i̇yi ki denizden dönerken gidip soğuk hava için yeni giysiler aldık dedim. Zaten akşama doğru hava biraz daha soğumuştu kesin hasta bile olurdum yatta.

"Çıkalım mı hazırsan." kafamı sallayarak aynadan son bir kez bakıp arkama döndüm. "Bu şekilde stiletto giymek istemiyorum valizimden spor ayakkabı çıkaracağım iki dakika bekle." bana bakarken kafasını salladı ve telefonunu çıkarıp birini aradı. "Evet keke bana ne diye fahişesine para bırakmayan adama mesaj yazan kadın gibi yazıyorsun?" telefonla konuşurken valizden galoş geçirilmiş ayakkabımı çıkardım ve ayağıma giydim.

Herhangi bir yere bağdaş kurarak oturamıyorum, bacaklarımı gereğinden fazla açamıyorum. Zaten kaslarımda da ağrı var. Zevk çığlıkları atarken bu kadar kötü olacağımı düşünmemiştim.

"Tamam tarih belli oldu mu?" diye konuşmasına devam ederken kimle ne konuştuğunu merak ettiğimi belli etmemek için çok yavaş ayağa kalktım ve valizleri sürükleyerek odaya son bir kez bir şey unuttum diye bakıp kapıya yürüdüm. Arka cebimde ki telefonum çalarken gözlerimi devirdim.

Deniz arkamdan gelip ellerime buz gibi ellerini bastırarak valizleri aldı. "Mercan bana bırak. Sen bu durumda neden taşımaya kalktın ki." telefonu omzuyla kulağı arasındaykennbana bakıyordu. Kafamı hafifçe sallayarak önüme döndüm ve telefonumu cebimden çıkarıp peşinden yürümeye başladım. "Yok bir şey abi sen mercanı boş ver gayet iyi. Sen tarihten bahsediyordun ." karşıdaki kişinin beni sorduğunu anladığımda heyecanlandım. Ilayda mıydı?

Hakikaten ilayda neden bizimle gelmemişti.

Elimdkei telefon ikinci kez çalınca açtım.

"Efendim."

"Biz sizi bekleyemedik 15 dakika lobide oturduk gelmediniz. Arabayla limana gidiyoruz."

"Tamam Aslı ne kadar kurtlusunuz."

"Eee kimin kankisiyim ."

"Tamam kapat Aslı."

Telefonu tekrar arka cebime sokarken etim acıdı. Çürümüşt< herhalde. Yuh deniz ne yaptın üzerimde mızrak atıp geyik mi avladın.

"Anladım tamam ben yarın akşam gelirim." deniz telefonu kapatırken ben yavaş yavaş yürüdüğüm için onun çok gerisindeydim. "Kendi kendine şey yapmış yaa.. Mercan?" kendi kendine konuşurken beni göremeyince şaşırmıştı. "Buradayım." derken sesim minnacık bir çocuk gibi çıkmıştı.

Çocuk..

"Mercan ödüm koptu kızım. Önümden yürü korkutma beni." güldüm ve durduğu için önüne geçerek asansöre bindim. "Kimmiş." 0 a basarken kafasını eğerek bana göz ucuyla Serseri bir bakış attı. "Kerim, mesaj atmış ara beni diye. Sanki karım şuna bak amınakoyayım." gözüne bakarken gayet hali keyfi yerinde olduğunu açık renk gözlerinden farkettim. Çın sesi çıktığında asansörün açılan kapısından çıktım.

Arkamdan da deniz gelirken "Bir sorun mu var çok sessizsin." gülümseyerek arkamı dönüp baktım. "Biraz yorgunum." gözleri dudaklarıma kayarken ben de ister istemez dudaklarına baktım. "Anladım. Tamam o zaman acele edelim yoldayken uyursun."

Deniz çıkış işlemlerini yaparken ben kapının önündeki arabanın içinde bekliyordum. Etraftan geçen insanlar çok mutluydu. Bu hoşuma gitmişti. Ben de mutluydum ama yorgun olduğum için belli edemiyordum.

Sonuçta ölümden dönmüştüm. Mutlu olmam gerekiyordu.

Deniz gözünü kırparak arabanın önünden dolandı ve sürücü koltuğuna bindi. "Evet benim güzel kızım ne ister bakalım." diyerek arabayı çalıştırıp vitesi değiştirdiği elini bacağıma doğru attı.

Güzel kızım.

"Deniz bir şey diyeceğim ama gülme."arabayı otelin bahçesinden çıkarıp ustaca limana doğru sürmeye başladı." Hayatım niye güleyim söyle hadi. " bana hayatım dedikçe ben heyecanlanıyorum yaa. " Deniz canım çok çikolata istiyor... veya tatlı. Farketmez... Mesela profiterol veya üstünde bol bol meyvesi, çikolata sosu, dondurması olan bir waffle. " Deniz hayretle benim açlıkla anlatışımı dinlerken dudakları yukarıya kıvrıldı. "Hani gülmeyecektin."

Önüme döndüğümde kollarımı göğsümde bağladım. Komik değildi canım isteyemez miydi. O da almalıydı. Yani alırsa iyi olurdu.

"Bebeğim o kadar iştahla anlattın ki tatlı sevmediğim halde benim canım çekti." ben dışarıya bakarken yolunu değiştirip sola döndü ve merkeze doğru gitti. "Biz de alırız o zaman." gözlerim parlarken diğerlerini bekletecegimiz için üzülmüştüm. Ama fazla alırsak olabilirdi değil mi.

Bacak arama sarkıtıp öylece duran koluna sarıldım ve ona doğru uzanıp kafamı omzuna koydum. "Sen var ya sen.. Bir tanesin sen. Aslansın sen. Mükemmelsin." direksiyonu park eder gibi çevirdi. "Bundan sonra günde 3 kez canın ne çekiyorsa söyleyebilirsin. Bu kadar mutlu olacaksan sana tatlı dükkanı alayım." güldüm ve kemerimi açıp inmeye kalktım. "Olur. Şaka şaka.."

Pastaneye girdiğimizde deniz kadınla Yunanca bir şeyler konuştu. Profiterol gördüğümde gülümsedim ve yutkundum. Şuan 1 kilo boğazım yansa da yiyebilirim.

Deniz bir poşeti benim elime verirken 3 4 tanesini kendi eline almıştı. "Kadın çikolatalı kurabiye de koydu. Sen yersin diye." heyecanla poşetin iki ucunu açarak içine baktım. "Kadının düşüncesini de yerim ben ne zarif düşünce o öyle." arabaya bindim ve kapımı kapayıp kemerimi takarak poşeti kucağıma koydum.

Deniz de elindekileri arka koltuğa bırakıp hızlıca bindi ve arabayı kaldırım kenarından çekerek liman yoluna döndü. "Kim olsa senin şirin bakışlarına dayanamazdı." gözlerimi kaçırırken dayanamayıp poşeti açtım ve bir tane çikolatalı kurabiyeyi elime aldım. "Ben gayet normal bakıyordum." diyerek bir ısırık aldığımda kek gibi puftu ve içi çikolata parçalarıyla doluydu. Hımmm diye ses çıkarırken deniz kahkahayla güldü. "Ya senin mini boyun falan yok mu cebimde taşısam sıkılınca özleyince çıkarsam öpsem sarılsam." ağzımdakini zorla yutarken deniz bana bakıyordu.

Elimdeki kurabiyenin ısırık olmayan tarafını, ona doğru canı çekmiştir diye uzatırken kafasını sağa doğru eğdi ve benim ısırdığım köşeden ısırdı." Deniz kendim buradayken cep boya ne gerek var. Al beni sarıl öp işte." derken dediklerimin sonra farkına vardım. Aaa iyice şey olmuştum ben...

"Sonra sıkılma." istersen benim cep boyumu beraber yapabiliriz demek vardı da neyse. "Sıkılmam sen onu bunu boş ver geç kaldık çok kızacaklar." elimdeki geri kalan parçayı da kendi ağzıma atarken dayanamayıp bir tane daha aldım. "Sikerim hepsini. Yiyorsa kızsınlar. Onlar var diye pastanedeki bütün tatlıyı aldım lan ben." gözlerim parlarken biir sürü profiterol gözümün önünden geçti.

Elimdekindennbir ısırık alırken susmayı tercih ettim. İkinci ısırığımı alırken tuhaf bir şekilde denizin bana baktığını hissettim ve ona döndüm. Gülerek bana bakarken iki parmağımın arasındaki kurabiyeyi de ona doğru uzattım.

Parmağıma dudakları değdiğinde içimde tuhaf bir duygu oluştu. Gozlerine bakarak yutkunurken diliyle parmağımı yalayacak kurabiyeyi ağzına aldı ve gözünü yola çevirip arabayı park etti.

"Harbiden güzelmiş kurabiye." sözüyle hipnozdan çıkarak kendimi sarstım. "He evet çok güzel." arabadan inerken belime dolanan ellerle karşıdaki yatta bizimkileri gördüm. İçinde oturuyorlardı.

Akın ucuna doğru gelerek güldü. "Lan hiç gelmeseydiniz de olurdu." diye bağırdığında birisi bizim bavullarımızı yata taşıdı. "İstersem gelmem de sikik herif." Denize uyarır gibi baktığımda bıkmış bir surat ifadesiyle önüne döndü. "Şey akın tatlı aldık da biz benim canım çekti. Ondan biraz geç kaldık. "

Yatın doğru atılırken arkamdan da deniz seslendi. "Dikkat et." peşimden de o gelirken herkesi görebiliyordum. "Hepinize merhaba." ben gülümserken Aslı tuhaf ve sinsi yüz ifadesiyle bana bakıyordu. "Mercan hakikaten üşüyor musun." aslıya göz gezdirdiğimde üzerinde siyah bir bikini vardı. "Evet Aslı. Normal insanlar bu havada üşür. Bu havada denize girilmez. Zaten sizin aklınıza uyarak suya girdim. İliklerime kadar dondum."

O ana gittiğimde kasıklarımda ki sızlayarak yanmayı şimdi de hissettim. Tuzlu su canımı daha da yakmıştı.

"Evet ve buradaki kimse normal değil."aslının lafına Deniz arkamdan gülerken poşetleri onların ortasına bıraktı." Mercan sayesinde aldım. Ona teşekkür edin. " Herkes bana baktığında hakan ve ecem poşetlere atıldı." Teşekkür e gerek yok. " ecem ayağa kalktı ve belindeki tülü düzeltti." Ben çatal ve tabak getireyim."

Biz de Denizle yanlarındaki beyaz deri koltuğa otururken deniz elini bacak aramdan atıp biraz bana doğru yaklaştı. Derin ce huzur kokusunu içime çekip göğsüne doğru kafamı yatırdım ve Deniz kokusuyla karışık benim deniz imin kokusunu içime çektim.

Ecem tabaklara profiterolü koyarken deniz de Yatı limandan çıkarmış ve ayarlayarak merdivenlerden iniyordu. "Ecem birkaç tane daha koysana canım çok istiyor." ecem gülerken ben utanmıştım."Bebişim koyacağım da dur bir.." Deniz yanıma otururken ecem tabağı elime uzattı.

Çatalı kullanmayı reddederek anında parmaklarıma profiterolü ağzıma attım. "Immmmm." diye inleyerek ağzımdakini yutarken "Nefis." deniz de benim yiyişimi izleyerek gülüyordu. "Ya yemin ediyorum hatuna bak küçük çocukla eş değer." elini yanağıma koyarken ona döndüm. "Her yerine döktün acele olsun diyerek elinle yediğin için."

Parmağıyla dudağımın kenarını sıyırıp ağzına götürürken diğerleri de denize bakıyordu. "Ama çok güzel yemek istemez misin." diyerek tabağı yüzüne doğru uzattığımda "Olur yedir hadi." diyip yaslandığı yerden doğruldu. Bebek misin deniz kendin ye demedim ve çatalı elime aldım.

Elini usulca elime geçirdiğinde çatalı eline aldı. Ne yapmaya çalıştığını anlayıp daha fazla rezil olmamak için sormadım ve bir tane daha profiterolü elime alarak tabağı kucağıma koydum. "Deniz annecim aç ağzını uçak geliyor." diyip güldüğümde gözüme bakarak güldü. Ağzına profiterolü bırakıp tabağa baktığımda aklım tabaktaki çikolata sosundaydı onu bir an once kaşıklamalıydım.

Parmaklarımı ağzından çekmeye çalışırken dişlerini geçirdi. "Yalnız yenge sağol valla çok lezizmiş. Lan canım benim de istiyormuş haberim yokmuş." dediğinde akın gülümsedim. "Afiyet olsun." Denize döndüğümde fısıldıyarak "Bıraksana." diye tısladım. "Tatlımı yemek istiyorum bırak." gülerken parmak ucumda dilini hissetmemle içimde yerine oturmayan yapbozlar ayağa kalktı. İ ıh diye kafasını salladığında elimi sertçe çektim.

Tatlımı keyifle yerken ortamda hafif sohbet dönüyordu. "Siz dün nerdeydiniz." diye Aslı sordu hayince, denize baktığımda dilini dişlerinin üzerinde gezdirerek güldü. "Birlikte bir yere gitmek istedik." dediğimde Aslı kafasını salladı. "Neredeydiniz ki." Denize bakarak yutkunduğumda zihnimde canlanan şömine görüntülerini geriye ittirdim. "Ne yapacaksın Aslı. Ne sikime gittiyse gittik Allah Allah." Deniz beni kurtarırken aslında doğruyu söylemiş gibiydi. "Tamam sormadım be."

Akın ve ecem çok minnoş karşımızda hüzünle birbirlerine bakarak otururken hakan kalktı ve yanımızdan sessizce ayrıldı. "Nesi var?" diye sorduğumda deniz bana daha da sokularak omzuna yatmamı sağladı. "Bilmem bir bakayım ben." diyerek Aslı ayağa kalktığında arkasından bakakaldım.

"Bebeğim sen de çok yorgundun uyumak ister misin?" kafamı salladığımda deniz ayağa kalktı ve beni kucağına aldı. "Gel o zaman." yüzümü omzundan göğsüne doğru kaydırıp gömdüğümde üzerindeki giysiden yeni alınmış kıyafet kokusu ağırlıklı parfümü geliyordu. Gözlerimi aslının gittiği yere gezdirirken hakanla onu öpüşürken gördüm.

Olayyyyyy...

Ne ara yanına gitmişti göğsüne yağmıştı da ne ara öpüşme faslına geçmişlerdi..

Daha mutlusu var mıydı benden acaba. "Teşekkür ederim." dediğimde merdivenlerden inerek odanın kapısını açıp beni yatağa yatırdı. "Ne için." mutlu mutlu gülümsediğimde."Her şey. Kendini bana adadığın, bana bebek gibi baktığın, beni düşündüğün için." yatağın yanında diz çöktü ve elimi tutarak çekti. "Mercan.."

Elimin sırtını öptüğünde gozlerini kapattı. "Hastalıkta sağlıkta dedik." diyerek gözünü açtı "Haklısın ama hoşuma gidiyor." yanıma oturmadan ayağa kalktığında elinde tutarak çekiştirdim. "Sende gel. Beraber uyuyalım." gülümseyerek yaklaştı ve üzerime eğildi. Dudaklarıma usulca içinde tutku barınamayan bir öpücük bıraktığında "Titanik gibi olalım mı istiyorsun. Zaten istemiyorum benim için daha da bahane olma sevgilim. " ağzından sevgilim kelimesi çıktığında kalbim ayaklarını yere vura vura ağlıyordu.

Geri çekilip dudaklarını usulca alnıma bastırarak "Uyandığında yanında olacağım hadi kapa gözünü." gülümseyerek gözlerimi kokusunu içime çekip kapattım. "Uyandığımda yanımda olmazsan..." ayak sesi duyulduğunda "Ne yaparsın ki." güldüm ve arkamı dönerek "Seni seviyorum." sessizlik etrafa sis bulutu gibi çökerken "Bende seni seviyorum, uyu hadi minik arsız."

Arsız. Jxhdududud

«𑁍︎»

Gözlerimi açtığımda etraf kapkaranlıktı. Birkaç kere gözlerimi kırpıştırarak üzerimdeki uykuyu atmaya çalıştım. Hakanla Aslı aklıma gelirken gülümsedim ve yukarıya çıktım.

"Günaydın çıtırım." gülümseyerek gerindim. "Sanada. Ay pardon sen uyumamıştın." akın ve ecem gülerken denizin sesini duydum. "Günaydın pinokyo." Ya ben artık yalan söylemiyorum ki! "Günaydın sevgilim. Hani sen yanımda değildin." Deniz merdivenlerden inip bana kollarını açarak gelirken akın "Ben o senin yanında uyuklarken çağırdım. Yat kendi kendine uzun süre gidemez ya hani mercan." gözlerimi devirip denize sarıldım.

Geri çekildiğimde gökyüzünde hilal vardı. "Kaç saattir uyuyorum." diye sorarken gözümü gökyüzünden alamıyordum. "Tam tamına 12 saat oldu. Sen nasıl uyanmadın anlamıyorum ki. Saat gece 1" gözlerim eşek kadar açılırken "Nasıl yaa. Benim hala neden uykum var o zaman." ecem gülerek dudaklarını büzdü. "Valla kuzum 2 saate izmirdeyiz." akın gülerken deniz de gülüyordu. "Bayağı yorduk seni alışık değil bünyen çatışmalara falan." gülerek sırtımı denizin göğsünden çektim. "Herhalde.."

Ağzımda ekşi bir tat oluşurken Midemden gürültü geldi "Ben acıktım." Deniz kahkahayla güldü. "O profiterollerden sonra birkaç gün acıkamazsın diye düşünmüştüm. Ama iyi iyi iştahın açıldı bayağı zayıflamıştın." gözlerimi kısarak baktım "Ben zayıf olmaktan memnunum." gülerek elimden içeriye doğru çekti. "Ama yakışmıyor. Gel hadi ben bir şeyler hazırlayayım. Onlar sen uyurken yedi."

Ben bar taburesinden otururken o dolabı açtı. "Deniz ilayda neden gelmedi." diye sorduğumda domates çıkardı. "Bebeğim liseler erken açılıyor ya." kafamı salladım. "Doğru unutmuşum." ustaca çekmeceleri açıp hızla kapatarak önüme malzemeleri yığmıştı.

Makarna yapacaktı.

"Mercan sigara içmediğinin farkında mısın." yutkunurken ellerim terledi söylemeli miydim. "Şey.." Çok gerilmiştim. "Farkında değilim şey yani ben de farkettim sonra da dedim sigarasız yapabiliyorum o zaman bırakayım." denizin gözleri büyürken kaynar suya makarnaları atıp bana döndü. "Ciddi misin. Büyük karar. Nereden çıktı." terleyen ellerimi bacağıma sürdüm. "Daha sağlıklı olurum diye hem gerek yok yani. Sen ne yapacaksın içmemi mi istiyorsun...." bana bakarken kollarını önümdeki masamsı tezgaha koydu.

Kafasını salladı "Hayır bebeğim istersen iç istersen içme ama ne bileyim... Sigara içmiyorsun, eskiden zorla yemek yediriridim şimdi iştahın açıldı , sürekli uyumak istiyorsun." ne demek istiyordu. "Yani.." diye heyecanla sorduğumda "Bilmem ki. Bir şeyleri değisiyor gibi." gözlerimi gözlerinden kaçırdım. "Ben de farkındayım evlendiğimizden beri bayağı ayı gibi yiyorum...Ama dikkatini çektiğinin farkında değildim."

Elimi tutarken saf şefkati büyük avuç içlerinde hissettim. "Mercan hayır tabikide. Fazla zayıflamıştın iyi oluyor. Asıl sakın eski haline dönmeye çalışma." kafamı sallarken makarnadan baloncuklar çıkmaya başladı. "Tamam tamam. Zaten bu gidişle duba gibi olurum." makarnayı süzdüğünde tencereye salça yağ ve soyup doğradığı domatesle birlikte yağ ve baharatları ekledi. "Seni öyle de severim. Sen benimsin. "

Bir çift kelimenin varlığı beni gölgesinde dinlenebildigim bir ağaç yetiştirdim gibi, çölde soğuk su kuyusu bulmuşum gibi hissettirmişti. O bir çift kelimeyi kalbime kazımak altında uyumak istiyordum. O bir çift kelime sadece denizin dudaklarından bana aktığında anlamlı oluyordu.

Salçalı yağlı karışım kaynadığında makarnayı da ekleyip altını kapattı."İşte yaptım." gülerek bana döndüğünde bana bakakaldı."Ne oldu?" diye sorarken burnumu çektim. "Neden ağladın." gülerek kafamı sağladım. "Ben ağlamadım." yanıma yaklaşıp elini yüzüme sürdü. Göz yaşını bana sanki suç işleyen birine suçu işlerken kullandığı silahını gösterir gibi uzattığında koyulaşan gözlerine baktım. "Farketmedim. Duygusallaştım biraz ondandır." dediğimde tezgahın etrafından dolanıp yanıma geldi.

Kollarını bana sararken "Allah Allah yaa. Nasıl bir şeye kapıldım ben ucu bucağı yok." güldüğümde dudaklarını boynuma bastırdı. "Deniz reglim yaklaştı ondan olabilir bu saydıkalrın ve duygusallık." geri çekilerek bana baktığında yanağımı okşadı. "Salak değilim tahmin edebilmiştim ah kadın." güldüm ve kocaman bir ekre daha sarıldım. Çok güzel hissettiriyordu.

"Sana sarılmak çok güzel." dediğimde burnumu tekrar obiynuna gömdüm ama bu sefer geri çekilen ben oldum. "Sana da." diyerek gözlerime baktığında sandalyeden inip çekmeceyi açarak çatal aldım. Bir tane de tabak alarak biraz makarna koydum ve denize baktım. "Lütfen ben yerken beni izleme." dediğimde kahkaha attı. "Rahatsız mı oluyorsun ama çok tatlısın." Bu adamında regli sinin yaklaşma ihtimali yüzde kaç?

Ne zamandan beri duygularını ve düşüncelerini bu kadar söyler olmuştu.

"Tatlı matlı değilim. Ayının avını yakalayıp yiyişi gibi yemek yiyorum. Çok tehlikeli yani, izleme. Belki araya kanarsın, sen de yenebilirsin." kalktığım yere tekrar otururken çatalımı sapalyıp birkaç kelebek makarnayı ağzıma attım. "Sevgi teyzenin bana yaptığı gibi olmuş."gülümseyerek yuttuğumda bana bakıyordu." Afiyet olsun. Ben dümenin başına gidiyorum yediğinde gel tamam mı? " başımı sallarken salçalı dudaklarıma bir öpücük kondurdu " Mm baktım tadına güzelmiş. " ben ona şok içinde bakarken güldü ve gitti.

Bunu neden yapıyordu ki.

Beni böyle durup dururken heyecanlandırıyordu. Kalbime inecekti bir gün.

Bilinmezlik miydi beni yoran yoksa bilinmezliğin içinde bir karar vermeye çalışmak mıydı onu bende bilmiyorum. Ve açıkçası merak da ediyorum. Bundan sonra ne olacaktı, nasıl olacaktı. Biz hep böyle tehlikede mi olacaktık. Deniz hep tehlikede mi olacaktı.... Halbuki ben bu işlerden çekileceğini umuyordum. Gerçi evet bu imkansızdı. Adamın ruhuna işlemiş.. Bırakamaz. Bağımlı artık o. Kan akıtma bağımlısı..

"Kızım gelsene buraya?!" dümendeki ellerine uzaktan bakmayı keserek yanına gittim. "Ne oldu yine emziği elinden alınmış bebek gibi dudaklarını büzerek bakıyorsun." dediklerini hayal ettiğimde gülümsedim. "Yok bir şey ya. Sen ne yapıyordun." kolunu belime sararak dümenle arasına aldı ve yeşil gözleri içimde kaybolana kadar bana baktı. "Seni düşünüyordum." gülerek ellerimi boynuna doladım. "Nasıl düşünüyordun." gözleri tam yeri kazmayı bırakacakken bulunmuş bir elmas gibi parıl parıl parlıyordu. "Dün geceyi düşünüyordum." yapma rıza yanarız.

Bir an telaşa kapılarak geri çekildim. Vücudum istemsizce tepki vererek bütün tükürük bezlerimi çalıştırdığı için yutkundum. "Utanma utanma." ben bu kadar dibinden ayrılmaya çalışırken beni kendine çekerek sarıldı. "Hayır yani ne zaman vazgeçeceksin benden utanma işinden anlamıyorum ki." Beni görmediği için şuan rahat rahat kizarabilirdim. "Bende bilmiyorum." derken doğruyu söylemiştim.

Birden boynumdan şefkat dolu, minik bir çocuğun annesini öpüşü gibi öptü. "Bebeğim sen üşüyor musun." ellerimin teri beni sinir ederken üşüdüğümü yeni fark etmiştim. "Evet yani biraz." geri çekilerek bana baktığında "Bekle sana bir şey getireyim." ben ona bakarken gülümseyerek kaptan köşkünden çıkarak gitti.

O eşsiz maviliğe sahip dnize bakarken aklıma eskiler gelmişti. 'Allah bunun belasını versin' den 'Seni seviyorum' a ne çabuk gelmiştik. Ne kadar yol kat etmiştik. Ne kadar engebeleri geçmiş birbirimize tutunmuştuk.

Gerçekten söyle bir geriye baktım da ne çok susacak şey vardı. Bağırmayı kendisine tercih ettirecek kadar bir yığın şey vardı.

"Al bakalım seni minik arsız." ceketini üzerime atarken gözlerimi denizden çekerek göğsümde birleştirdiğim kollarımı çözdüm. "Minik arsız deme." diye mırıldandığımda arkamdan sarıldı. "Neden." gözlerimi tekrar denize dikerken dudaklarını kulağımın arkasında hissettim. "En azından ikimize özel kalsın. Bir an bir kelime." kulağını dudağının değdiği yere sürerken kasıklarımdaki alev bunu bekliyormuş gibi yükseldi. "Pekala. Güzelim diyeyim." kafamı salladım. "Bu olur."

Gülerken geri çekildi. "Sabret bak limana yaklaştık." kafamı salladım. Bunu görmemek imkansızdı. "Evet." ama aklımda şuan o yoktu. Şuan zihnim o kadar dağınık o kadar karma karışıktı ki.. Sanki insanların olmadığı bir yerde binbir çeşit bitkinin bir arada büyüyüp birbirlerine dolanması veya cantana attığın kulaklığın karışıklığı gibiydi.

Aklımda dönüp dolaşarak beni rahatsız eden sorulardan kurtulmak istiyordum. "Deniz.." arkamı döndüğümde dümeni elleriyle hareket ettiriyordu."Efendim yavrum." yutkundum. Bunu ona sormak bile kötü hissetmemi sağlıyordu. "O adam.. O öldürdüğüm adamın eşi çocuğu var mıydı." bana baktığında gözlerindeki tehtidi gördüm. "Yoktu. Mercan bunu dert etmeni istemiyorum. Hatırlıyor musun bunu görmek bile seni çok üzecek demiştim. Şimdi anladın mı beni." kafamı salladım. "Aslında üzülmek sayılmaz. Ama bilmiyorum. Biraz düşündüm. Oradaki sen de olabilirdin. Bunu kişisel bir hale getirmek istemiyorum ama çok tehlikedesin. Bu da beni korkutuyor. Oraya ilk geldiğimde seni o adamın karşısında öylece görmek... Beni öldürmüştü. Nefes alamamıştım. Sensiz... " yutkundum boğazım acımıştı. O bile bu cümleleri söylemek istemiyordu.

Deniz yeşil gözleriyle bir bebeğin masumluğu gibi bana bakarak" Mercan.. Mercan bak güzelim şunu kafana sok. Bana bir şey olmayacak. Sanada. İkimizde mutlu olacağız. Tamam mı? Bu endişe edilmesi gereken en ufak bir şey bile değil. " kafamı salladım. O dediyse yapardı." Tamam.. Sana güveniyorum. " dümeni tek eliyle tutup diğer elini bana uzattı. Gözlerine bakarken sanki yeniden doğmuştum. Suratı bir dağın karlı kısmına güneşin ilk ışıkları gelmiş gibi hafifçe yumuşadığında içimdeki korku kartlarını eritti.

Elini tutarak ona sarıldığımda kokusunu içime çektim. Çok muhteşem bir kokuydu. Beni tahribat ediyordu ama aynı zamanda canlandırıyordu. Yer yüzümdeki o eşsiz cennetim bu kokunun sahibiydi. Bulmuştum ben.

Onun kokusuydu...

Saçıma bir öpücük kondurdu. "Bana söz ver. Bir daha ağzındaki baklayı çıkarmak için bu kadar bekleme. Bir daha seni üzgün görmeyeyim. Söz ver bana.." gülümseyerek bordo ince trikosunun altından bile belli olan köprücük kemiğine bir öpücük kondurdum. "O sözü ben 15 Eylül akşamı vermiştim deniz. Biz artık bir çift beden tek ruhuz. " gülerek saçımdan öptü. "Bir ruh çift beden.. Sevdim."

«𑁍︎»

Herkes kendi evine dağılmadan önce limanda, akın ve ecem çok güzel sımsıkı bir şekilde sarılmıştı. Birbirlerine olan hoşlantıları reddedilemezdi ama neden bir şey yapmadıklarını ben bile anlamamıştım. Evet akın ecemi öpmüştü ama devamı neden gelmemişti.

"Canın bir şey istiyor mu?" diye sorduğunda güldüm. "Hayır bu sefer ayı gibi canım bir şey... Aslında..." düşününce gerçekten canım böyle güzel bir lahmacun istemişti. "Söyle hadi ne istedi." elinin damarları direksiyonda ayın sayesinde parlarken gözlerimi oradan çekip yüzüne baktım. "Şey lahmacun olabilir. Yanına da haydari off. Limon sıkacaksın içine de yeşillik yanında da kola.. Ay deniz söylemesen canım bir şey istememişti hepsi senin yüzünden." gülerken direksiyonu kırarak u dönüşü yaptı.

"Bana bu kadar şirin bakarsan seni kuzey amerikaya bile götürürüm." güldüm ve ellerimi çırptım. Ama gecenin kaçıydı ki."Deniz teşekkür ederim de gece 2 bu saate açık restoran nasıl bulacağız." kafasını salladı. "Boş ver sen ebn sana o lahmacunu yedireceğim."

Bir restoran gibi yerin önünde durduğumuzda deniz telefonunu çıkardı. "Abi senden bir ricam olacaktı..." restoranın üst katı apartmandı. Ne kadar da tatlıştı. "Benim hanım lahmacun aşerdi de sana zahmet bir aşağıya inebilicek misin." duyduğumla şok içerisinde denize baktım. Bana gözünü kıpırtı. "Evet abi ya uzun hikaye evlendim ben." içimden kahkaha atarak gülmek geliyordu. Hamileymişim gibi bir dükkanı zorla açtırıyordu şuna bak..

"Tamam abi zaten biz kapının önündeyiz." ne kadar komik olsa da ayıptı bu yaptığı. "Deniz ben inanmıyorum sana.." gülerek elindeki telefonu icebine attı ve arabanın kapısına yaslandı. "Yoo hiç de ayıp değil. Hem senin canın çekmiyor, bence resmen bu aşermek." güldüm ve elimi boynuna bastırdım. "Allah Allah bak sen şuna." nabzını elimde hatta parmaklarımın arasında hissetmek çok heyecan vericiydi.

Bacaklarını açarak beni belimden kendisine çekti. "Baktık bakalım ne olmuş." gözlerimi devirirken bir elimi omzundan atarak parmak ucumda kalktım. Şeker bir şekilde gülümseyip "Hiçbir şey. Hiçbir şey olmadı." alnındaki damar belli olarak güldüğünde yaklaşıp dudaklarına dudaklarımı bastırdım.

Kafasını sağa doğru yatırıp karşılık verdiğinde parmaklarını tenime bastırarak hırçın bir şekilde dudaklarımı ısırdı. Hafif bir şekilde hala vücudumda kol gezen kasığımın ağrısı yavaş yavaş geçmeye başlamıştı.

Etrafta vız diye arabalar geçerken utanarak kendimi çektim. "Deniz cadde üzerindeyiz." gözlerini açıp bana bakarken burnunu elmacık kemiğimde usulca gezdirdi. "Mercan etraf karanlık. Hem bırak artık ayıbı soran olursa ki olmaz ama evliyiz daha ne yani. " dudaklarını tekrar dudaklarıma bastırdığında dudaklarımızı arasından ağzına istemeden inleyip nefesimi verdim. Bir an dilini dudağıma değdirerek geri çekildi. "Delirtme beni mercan."

Arkamızdan gözlerimizi acıtan beyaz bir ışık geldiğinde geri çekildim. "Geliyor bizim mesut." alnını alnıma bastırdığında gözlerime odaklanmıştı. "Yani mesut amca." kafamı çevirerek arkaya baktığımda bir adam içeride bir masanın üzerindeki sandalyeleri indiriyordu. "Mesut amca.." diye düşündüğümde denizin ağzına hiç yakışmamıştı.

"Gençler gelin gelin. Zaten biraz bekleyeceksiniz orada ayakta yorulmayın." Deniz elimi kavrarken içeriye girdik. Bir sürü ahşap masa ve sandalyenin olduğu bir yerdi. Tam karşıda bir tane masa ve kasa olduğunu düşündüğüm bir ye vardı. "Kızım gel sen söyle otur. Yorulma." diyerek adam bana sandalyeyi gösterdiğinde gülümseyerek oturdum. "Kusura bakmayın rahatsız ettik ama..." Çok yaşlı ve iyi bir amca gibiydi. "Ne rahatsızlığı evladım. Asıl ben sizi tebrik ederim Allah analı babalı büyütsün." Amca bebek varsa büyüyecek ama yok ki.

"Teşekkür ederiz mesut amca." diyerek deniz karşıma otururken adam da mutfak olduğu açık kapıdan belli olan yere gitti. "Hamur vardı iç de vardı. Sadece ateşi harlayıp pişmesini beklemek kaldı." içeriden sesi gelen amcanın pamuk gibi bir kalbi vardı. Utanmıştım gece gece sırf boğazım yüzünden onu rahatsız etmeye. "Şimdi ben size hızlıca lahmacunu fırına atıp sofra da kurarım." denizle bakışırken güldüm." Mesut amca sağol. "

Deniz uzanıp elimi tuttuğunda "Rahat ol ya burası böyle. Mesut amca hep böyledir. Hemen bir isteğine açar. Bizim yavşaklarla kafa dağıttığımız yer burası. O yüzden şaşırdı hanım aşerdi diyince." elimi öperken gülümsedim "Güzel mekan.." kafasını sallarken mesut amca bzie doğru geliyordu. "Evet güzeldir." önümdeki masaya iki tabak çatal ve 4 bardak bırakıldı. "Ben şimdi meze de getiririm. Evladım canın başka bir şey ister mi. Söyle çekinme." gülerek kafamı salladım. "Yok teşekkür ederim sağolun."

Kafasını sallayıp geri giderken deniz güldü. "Kızımız mi oğlumuz mu olacak ne zaman öğreniriz." kafamı salladım. Taşak geçiyordu. "Siktir lan. Sana da eğlence çıktı." güldüğünde mesut abi elinde tepsiye geri geldi. "Alın bakalım gençler siz başlayın birazdan gelir lahmacunlar." önümüze acı sos, haydari ve turşu dolu 3 kase bıraktığında bir de büyük tabakta lavaş ve yeşillik soğan falan bıraktı. "Sağol reis. " dediğinde deniz, mesut abi dolap gibi gözüken yere gitti. "Al bakalım bunu da."

Önümüze büyük bir rakı bıraktığında ikimizi yalnız bıraktı. "Beni tanıyor." gülerek bir bardağa yarısından biraz az rakı koyduğunda diğerine tam doldurdu ve ağzını kapatıp suya yöneldi. "Bana neden yarım yaptın." diyerek kaşımı çattığımda lavastan bir parça koparıp haydari sürdüm. "Çünkü ağır gelirdi." suyu da eklediğinde tam bardağı elime aldım içeriye mesut abi girdi. "Kızım ne yapıyorsun içme onu." kaşımı kaldırarak baktığımda elindeki iki tabağı önümüze bıraktı. "Yavrucum bebeğe zarar gelir sana yasak. Bilmiyor musun." kafamı salladım. Hay ben yaa.

"Haklısınız unutmuşum." gülerek deniz elimden bardağı aldığında pis bir bakış attım. "Alkol kullanmaman gerekli senin." resmen çocuk gibi azarlanıyordum yaa. Hemd e olmayan bir şey için! "Neyse hadi soğumadan yiyin artık." önümdeki lahmacuna baktığımda mesut abi gitti.

Deniz gülerek adamın taklidini yaptı. "Bebeğine zarar gelir yavrucum yasak." alttan tekme geçirdiğimde burnunu buruşturarak güldü ve benim bardağımı kafasına dikti. "Ye bakalım bebeğim." onu yok sayarak yeşillikleri elimle alıp lahmacuna koydum. İçerisine de limon sıkıp rulo gibi ittirdiğimde güldü. Ağzıma sokmadan önce "Bebeğimize gülme iştahı kaçar bak sonra." diyerek ispatlı bir şekilde gülüp kaşımı kaldırdım. "Yok yok ona gülmedim. Annesinin mutluluğuna güldüm." dediği cümle o kadar içime oturmuştu ki.. Annesi..

Kendimi anne olarak düşünmeye çalıştım. Olmuyordu galiba. Biraz tuhaf kaçıyordu. Bebekleri ve çocukları çok severim ama.. Belki de anne olabilecek birisine benzemiyorum.

Veya kim bilir belki de aslında anne olmuşumdur?

Continue Reading

You'll Also Like

9.3K 747 15
🔥5.yaş gününü kutlayacakken babasının düşmanları tarafından kaçırılan Gökbörü, yıllar sonra asker olarak geri döner. Ancak değişen çok şey olmuştur...
41.2K 2.2K 17
iki yayıncı,bir oyunda denk gelse izleyicileri bunu fark edip bu iki yayıncıyı sevgili olmaları için darlarsa ne olur. Oyunlarda ve gerçek hayatta sü...
4.7M 250K 69
(Gerçek ailem) Geçmişi sırlarla örülü bir kadın... Görevine adanmış bir asker... Kıdemli Üsteğmen Gökçen Toprak, askeriyede disiplinli ve gözü kara...
15.3K 858 25
Berdelden kaçarak Mardini terk eden Güneş Savage yıllar sonra Mardin'e görev için gelip ailesinin arasına ajan olarak giren Güneş Öztürk ikisi aynı k...
Wattpad App - Unlock exclusive features