BARZA

By gizemli_bayansss

12.6K 383 179

Barza: vücudunun yarısı siyah,yarısı beyaz kara keçi. Barlas ve Beyza ......... +18 sahneler mevcuttur. More

Bölüm1
Bölüm2
Bölüm3
Bölüm5
Bölüm6
Bölüm7
Bölüm8
Bölüm9
Bölüm10
11.bölüm +18
Bölüm12
Bölüm13
Bölüm14
Bölüm15
Bölüm16
Bölüm17

Bölüm4

642 25 9
By gizemli_bayansss



"Beyzanurr."

Kolumun dürtülmesiyle gözlerimi yavaşça araladım.
Yanıma oturmuş Emine ve Aysu'yu görünce başımın altındaki yastığı çekerek suratımı örttüm.

Aman ne güzel!

"Hiç boşuna zorlamayın gelmeyeceğim okula."

Dün okuldan havalı çıkışımdan sonra eve gelmiş bir güzel ağlayıp içimi dökmüştüm.

İkizler de evime gelip bana destek olmuşlardı.

Emine'ye göre intikam almam gerekiyordu.
Aysu'ya göre ise uğraşmaya değmezdi.

Bana göre...

Bilmiyorum.

İntikam almayı ne zaman düşünsem beynimde söylediği söz yankılanıyordu.

"Seni üzmek istesem kaldıramazsın."
Kendinden o kadar emin konuşmuştu ki ister istemez bu tehdidini göz önünde bulunduruyordum.

Aynı zamanda bana Beyza Çetin'i göster demişti.
Peki neden?
Kafamda cevabını arayan milyon tane soru vardı.

Cevaplayabildiğim soru sayısı=0

"Beyza kendine gel ya, onun istediğini yapıyorsun şuan."

Aysu dediklerinde haklıydı. Zaten hep mantıklı konuşan o olurdu.

Bir nevi bizim beynimizdi kendisi

Dediklerinde haklı olabilirdi olmasına ama o kadar umrumda değildi ki.

Şuan depresyondaydım ve kesinlikle yatağımdan çıkmak istemiyordum.

Tüm okulun bakışlarının sende olması,senin hakkında konuşmaları,o iğrenç videoyu izlemeleri.

Bugün bunlarla uğraşabilecek halde değildim.

Götümü ikizlere döndüm.

"Hastayım ben gidin gelmeyeceğim."

Kızlar lafımın üstüne bir şey demeyerek ayaklandılar.

"Ha bir de şey var..."

Emine endişeyle yeşil gözlerini gözlerime diktiğinde sıkıntıyla doğruldum.

İyi bir haber vermeyeceği kesindi.

"Poyraz Miraç'a her şeyi anlatmış,Miraç uçak biletini almış geliyormuş."

Gözlerim sinirle doldu.
Hırsla yataktan kalktım.

"Poyraz nerde?"

Emine eliyle aşağıyı işaret ettiğinde sert adımlarla odadan çıktım.

"Şimdi sıçtım ağzına Poyraz."

Hızla merdivenlerden inmeye başladım.

"Noluyor, Beyza ev inliyorr!"

Annemin bağırmasını es geçip hızla evden çıktım.

Poyraz arabasının kaputuna yaslanmış telefonuyla uğraşıyordu.

"Poyraz!"

Bağırmam ile Poyraz başını kaldırdı.

"Giyinmemişsin."

Sakin sesi daha çok sinirlenmeme sebep oluyordu.

"Ya sen gerizekalı mısın? Nasıl olanları Miraç'a anlatırsın!"

Avazım çıktığı kadar bağırırken Poyraz suratını buruşturmuştu.

"Ne yapsaydım iş çığrından çıktı o piçe biri gününü göstermeli."

Poyraz konuştukça sinirlerim daha da bozuluyordu.

Yanına yaklaşarak sertçe göğüsüne vurdum.

"Ona neee, olay benim olayım, birde Miraç ile uğraşamam."

Poyraz bileğimden tutarak ona vurmamı engelledi.
Kaşları çatılmıştı,dediklerime sinirlenmiş olmalıydı.

"Ne demek Miraç ile uğraşamam?"

Sinirle dudağımı dişledim kafayı yemek üzereydim.

"Bak Poyraz eğer olaya Miraç karışırsa herkes benim hakkımda ne düşünür?"

"Ben söyleyim, Barlas ile başa çıkamayıp eski sevgilisine sığınan ezik bir kız olduğumu."

Oldukça sakin konuşmuştum.

Miraç kesinlikle gelmemeliydi.
Şimdi hiç sırası değildi.

"Lütfen söyle gelmesin,ona ihtiyacım yok ben başımın çaresine bakarım hem sende varsın."

Poyraz'ın aklına girmeye çalışıyordum.
İşe yaramış olacak ki bakışları yumuşamıştı.

"Madem öyle.."

Umutla suratına bakmayı sürdürdüm olmuştu bu iş

"Sen ara söyle."

Sırıtarak bana bakmaya başladığında kaşlarım çatıldı.

"Saçmalama?"

Yanağımdan makas alarak arabasına geçti.

"Ya ararsın,ya da gelir sen karar ver."

Demeyi de ihmal etmemişti.

Kapının açılmasıyla ikizler dışarı çıktığında hırsla arkamı dönerek eve doğru yürüdüm.

Poyraz bıktım senden,bıktımm!

Kapıyı arkamdan sertçe kapattım.

Sabaha bu kadar sinirle başlamak gerçekten çok hoştu(!)

"Kız Beyza bacaklarını kırıcam şimdi,noluyor sabah sabah?"

Annem'in salondan bağırmasını umursamadan odama geçtim.

Ne olur hayatımı odam da geçirsem?

Telefonumu elime alarak 4 aydır tuşlamadığım numarayı tuşladım.

Heyecanlı değildim ama stres vardı.
Uzun zaman olmuştu konuşmayalı.
Ona karşı mahçupta hissediyordum.

Telefon ilk çalıştı hemen açılmıştı.

"Beyza?"

Sesindeki şaşkınlık burdan bile anlaşılıyordu.
Tabi aramamı beklememesi normal.

"Napıyorsun Miraç?"

Sesim fazla soğuk çıkmıştı. Elimde değildi ama ne yapayım?

Sıkıntılı bir iç çekiş duydum diğer taraftan.

"Burdaki işlerimi halletmeye çalışıyorum malum geri dönüyorum."

Hemen lafa atladım.

"Aslında bende o konu için aramıştım,Miraç gelmene gerek yok Poyraz ile ben her şeyi hallediyoruz."

"Bu halletmiş haliniz mi Beyza o piçi geberteceğim!"

Birden bağırmasıyla irkilmiştim.

"Miraç gelme."

Daha ne diyebilirdim ki gelme amına koyuyum gelme işte.
Her şeyi daha da zorlaştırma.

"Neden lan, Neden?"

Adeta kükremişti.
Sessiz kaldım,o da konuşmamı beklemiyordu zaten.

"Kendime lanet ediyorum,neden bu kızı seviyorsun diye,senden nefret etmeye çalışıyorum ama olmuyor,lanet olasıca aklım seni unutamıyor."

Öyle bağırıyordu ki benim boğazlarım acımıştı.
Öyle çaresiz haykırıyordu ki etkilenmemek imkansızdı.
Beni de anlaması gerekiyordu ama ben de istemezdim böyle olmasını.
Ama ben böyleydim işte.

Güçlü gibi görünüyordum lakin en ufak bir şeyde yıkılıyordum. Katlanamıyordum.

"Özür dilerim Miraç,seni taşıyamadığım için özür dilerim."

Son sözümden sonra telefon suratıma kapanmıştı.
Sıkıntıyla iç çektim.

Emine'den devam.

Beyza'nın kapıyı sertçe kapatmasıyla Aysu ile Poyraz'ın arabasına bindik.

Bugün kesinlikle okula gelmesi gerekiyordu ama onu zorlayamazdık.

Ben ön koltuğu kaparak Poyraz'ın yanında yerimi almıştım.

Aysu ise sırıtarak arka koltuğa geçti.

Pişkince sırıtmasının sebebi Poyraz'ı sevdiğimi bilmesiydi.

Evet evett..
Ben Poyraz'ı seviyordum. Hem de 2 yıldır.
Bunu sadece Beyza ve Aysu biliyordu.

Poyraz tüm ciddiyetiyle arabayı sürüyordu.
Bazen Beyzanur'u kıskanmıyor değildim.

Poyraz onun yanındayken hep gülüyor yahut sırıtıyordu.
Ama benim yanımda hep ciddiydi.
Aramıza mesafe koyuyordu.
Yoksa farkında mıydı ondan hoşlandığımın?
Ondan mıydı aramızdaki mesafe?

Düşüncelerim tedirginlikle içimi kemirirken önde birleştirdiğim ellerimle oynamaya başladım.

Çok geçmeden araba okulun bahçesine girdi.
Poyraz arabayı hızlı bir şekilde park edip indiğinde Aysu ile peşinden bizde indik.

"Bir şey olursa yanıma gelirsiniz."
Diyerek yanımızdan uzaklaşan Poyraz'a üzgünce baktım.

Aramızdaki ilişki bu kadardı işte.

Aysu omzunu omzuma hafifçe vurdurdu.

"Öyle uzaktan bakmakla olmaz bu işler."

Ne yapabilirdim ki?
Ben her ne kadar cazgır sesi oldukça çıkan bir insan olsam da ilişki konusuna gelince kediye dönüşüveriyordum.

Aysu'ya hiçbir şey demeyerek önden yürümeye başladım.
Sınıfa gidip uyumak en mantıklısı.

Kimseye bakmayarak yarı yorgun yarı üzgün bir şekilde yürüyordum.

Üzgün olmamın sebebi Poyraz'dı.
Yorgunluğumun sebebi de..

Geceleri onu düşünmekten uyuyamıyordum desem çok mu klasik kaçardı?
Lakin gerçek buydu.

Yavaş yavaş yürürken kendi ayağıma takılıp düşüyordum ki önümdeki kıza çarpıp dengemi kurabilmiştim.

Kıza çarpmam ile yüksek bir çığlığın patlaması bir olmuştu.
Anlamaz bir şekilde kızı incelediğimde gülmemek için zor tuttum kendimi.

Kızın beyaz gömleği baştan aşağı limonata olmuştu.

"Pardon."

Kız hiddetle gözlerini gömleğinden çekip gözlerime dikti.

"Sen ne yaptığını zannediyorsun aptal?"

Derin nefes alıp verdim,kavga yok.

"Yanlışlıkla oldu uzatma işte."

"O zaman bir dahakine dikkat et sakar!"

Aşağılayıcı bakışlarını alıp götüne sokmak vardı ama  Şuan kavga çıkartmak istemiyordum.

"Şu çocuk çok havalı ya."
Sınıfa girecekken az önce limonata döktüğüm kızın iç çekerek konuşmasıyla merakıma yenik düşüp arkamı dönerek kime dediğini anlamaya çalıştım.

Gözlerim Poyraz'ı gördüğünde kaşlarım hafifçe çatıldı.
Poyraz'a deyip demediğini anlamak için kafamı hafif kıza çevirdiğimde arkadaşıyla gayette Poyraz'ı kesiyorlardı.

Poyraz arkadaşlarıyla duvarın kenarında konuşup gülüşüyorlardı.

O kadar güzel gülüyordu ki içim içimi yiyordu.
Güldüğünde çıkan o çukur gamzesine parmak sokmak istiyordum.

Kızın dediklerini unutmuş büyülenmiş bir şekilde suratına  bakarken kızın söyledikleriyle kan beynime sıçradı.

"Bu gece onun için hazırlanacağım eminim ki beni reddetmeyecek."

Kendi aralarında kıkırdamaya başladıklarında kızın üstüne uçtum.

Hayır yanlış okumadınız uçtum.

Üstüne atladığımda kız ile birlikte yere düşmüştük.

Sert bir şekilde suratına tokat geçirdim.

Ne demem onun için hazırlanacağım?

Kız çığlık çığlığa ellerimden kurtulmaya çalıştıkça daha da sinirleniyordum.

Neden neden neden?
Neden bu aptalın bile şansı varken benim yok?

Hızla kızın üstünden çekildiğimde arkamdakine tekmeler savurmaya çalışıyordum.

"Bırak beni!"

"Emine rahat dur patlatıcam bir tane."

Poyraz'ın sesini duymamla taş kesildim.
Belimdeki eller Poyraz'ındı.

Ben utançla kızarırken yediğim tokatla neye uğradığımı şaşırdım.

Hırsla bakışlarımı kaldırdığımda dövdüğüm kız ile burun buruna geldik.

Kollarımı kaldırmış kıza yapışacakken Poyraz ellerimi tuttu.

Şuan resmen sarılıyordu bana.
Kalbim buna daha fazla dayanamayacak.

"Tutun şu kızı lan!"

Poyraz bağırarak karşımdaki kızı kast etmişti.bir kaç kişi kızı alıp götürdü.

"Dağılsanıza bok mu var!"

Poyraz'ın tekrar bağırmasıyla herkes yavaş yavaş dağılıyordu.

Ben...bense mal gibiydim şuan
Ne tepki vereceğimi bilmiyordum.

Herkes dağıldığında Poyraz beni kendine döndürdü.
Suratlarımız arasındaki mesafe o kadar azdı ki hiddetle kalkıp inen göğüsüm göğüsüne çarpıyordu.

Onunla hiç bu kadar yakın olmamıştık.

Sert bakışlarını gözümden ayırıp dudağıma kaydığında ayaklarımın beni tutmadığını hissediyordum.

Şuan resmen bayılmamak için üstün bir çaba sarf ediyordum.

"Siktir! Dudağın kanıyor."

Dediklerini algılamakta güçlük çekiyordum.

"Ha?"

Bu halime güldü.
İlk defa bana güldü.

Kalbim gerçekten dayanamıyordu.

"Yürü baş belası,şu dudağını temizleyelim."

Koluma girerek hafifçe ittirdiğinde gülümseyerek yürümeye başladım.

Dudağımdaki sızıyı hissetmeyecek kadar mutluydum.

Beni revirin önüne getirene kadar hiç konuşmadık.
Ben suratımdan silinmeyen sırıtışımla mal mal peşinden gidiyordum sadece.

Revire girdikten sonra beni de arkasından sokup kapıyı kapattı.

Hemşire falan gözükmüyordu ortalıkta.

"Kızım mal mal sırıtmasana."
Dediğinde hala sırıttığım farkında değildim.
Kendime gelmek adına derin bir nefes alıp ciddileştim.

Benim ikizim nerdeydi Allah aşkına?

Böyle durumlarda hep kurtarıcım o olurdu.

Ama göt ortalıklarda gözükmüyordu,bir işler karıştırıyor ama hadi hayırlısı.

Dibime gelerek belimden tutup kaldırarak sedyeye oturttu.

Bana her dokunduğunda suratım kızarıyordu.

"Akıllanmayacaksın dimi?"

Bahsettiği kavgaydı.
Sırıttım.
Ben iflah olmaz bir orospuydum ne yapayım? Elimde değil.

Omuz silkerek şirin olduğunu düşündüğüm bir şekilde gülümsedim.

Kafasını olumsuz anlamda sallayarak sırıttı.
Bugün bana fazla mı sırıtıyordu ne?

Yahut ben o kızdan yediğim tokattan ötürü kendime gelememiştim.

Kızın bana attığı tokatı yeni idrak etmiştim.
O orospu bana nasıl tokat atar?
Sinirle sert bir soluk verdim.

"Sen dengesizsin ha"

Poyraz'ın kusursuz sesine karşın düşündüklerim aklımdan uçup gitti.
Ses kusursuz olur mu hiç demeyin.
Poyraz'ın kusursuzdu işte, o kadar rahatlatıcı bir sesi vardı ki içimi huzurla kaplıyor her şeyi unutuyordum.

"Ben dengesiz falan değilim."
Sesim istemeden de olsa tersler gibi çıkmıştı.
Ben ve Poyraz'ı terslemek, büyük gelişmee.

Poyraz'ın bozulduğu çatılan kaşlarından belli olsada bir şey demedi.

Bana arkasını dönerek malzemelerin olduğu yerden pamuk ve tentriyod alarak tam önümde durdu.

Pür dikkat yaptıklarını izliyordum.

"Bu biraz acıtacak."

Pamuğu dudağıma yaklaştırarak hafifçe dokundurduğunda inlememe engel olamadım.

Ağzımdan çıkan boğuk inlemeye karşı Poyraz dudağıma üflediğinde tüylerim diken diken oldu.

Orta da ne acı ne başka bir şey kaldı.
Arzu dolu bakışlarım suratını delip geçerken kararan gözlerini gözlerime dikti.

O da etkilenmişti.

Onu öpmek istiyordum.
Hemde şimdiye kadar hiç istemediğim kadar.
Arzulu bakışlarından cesaret alarak dudaklarına kapandım.
Lakin hesaba katmadığım şey patlamış olan dudağımdı.
Dudağım dudağına değdiği an acıyla inledim.

Poyraz beni hemen itti.

Utançla başımı eğerken kendime bir ton küfür saydırdım.
Eve gidip kendimi boğacaktım.

Ya da Beyzanur'a gidip beni dövmesini söyleyecektim.
(Eli fazla ağırdır da)

Ne bekliyordum ki?
Her şeyi mahvetmiştim.
Gözlerim dolarken kapı birden açıldı.

Kafamı kaldırarak gelene baktığımda gereksiz ikizim nihayet gelmişti.

"Ben sizi yalnız bırakayım." Diyerek çıkan Poyraz'a karşın bir şey demedim.

Çocuğu resmen zorla öpmüştüm.
Bir daha kesinlikle suratına bakamayacaktım.

"Noluyo lan?"

Aysu'nun saf bakışlarına karşı koluna bir tane geçirdim.

Aysu inleyerek kolunu ovuşturmaya başladı.

"Ben ne yaptım?"

Dolan gözlerimden bir damla yaş düştü. Sinirle kafamı tavana kaldırarak sessiz bir küfür savurdum.
Aptaldım ben aptal.
Hakiki aptaldım.
Öpmek ne ya?

Aysu yanıma gelip sarıldığında ağlamam şiddetlendi.

Ben onu bu kadar çok severken o beni neden sevmiyordu?
Resmen öptüğüm gibi itmişti beni.
Kesin benden iğrenmişti.
Belki de midesi bulanmıştır.

"Her şeyi bok ettim Aysu."

Hıçkırıklarımın arasından zar zor konuşabilmiştim.

"Ağlama ikizim, ne yaptıysan düzeltiriz."

Olumsuzca başımı salladım.

"Düzeltemeyiz."

Kafama sertçe vurdum.
Ne geçiyordu ki aklımdan?

"Neden öyle söylüyorsun?" Diyerek kollarını benden çektiğinde suçlu bir şekilde gözlerine baktım.

"Çünkü Poyraz'ı öptüm."

Aysu şok olmuş bir şekilde bana bakarken ağlamam daha da şiddetlendi.

Ne yapacaktım şimdi ben.
Resmen öptüğüm gibi itmişti beni.

"Oh may got anasını satayım."

Aysu hala şoku atlatmamış kendi kendine konuşurken koluna bir tane daha geçirdim.

"Eve gitmek istiyorum."
Dediğimde Aysu onaylayarak yanımdan kalktı.

Bende sedyeden kalktığımda revirden çıktık.

Göz yaşlarım durmuş olsa da ağladığım 1500 metre uzaktan bile anlaşılırdı.

O yüzden adımlarımı hızlandırarak okul çıkışına doğru yardırdım.

Bahçeye çıktığımda köşe banka oturan Barlas ile göz göze geldim.

Barlas beni gördüğü gibi ağır bir şekilde oturduğu banktan kalktı.

Onu umursamadan Aysu'nun yetişmesini bekledim.

Barlas bahçenin ortasına geçip "herkes buraya baksın." Diyerek bağırdığında tüm dikkatleri üstüne toplamıştı.

"Gördüğünüz gibi Miraç'ın sürtüğüne gününü gösterdim ki okula adımını atamıyor,eğer siz de onun gibi kendinizi bir bok zannedip bana karşı gelirseniz aynı şeyleri size yaşatmaktan hiç gocunmam."

Daha sonra bana sırıtıp göz kırparak kalktığı banka geri yürüdü.

Bilerek yapmıştı.
Mesaj veriyordu.
İleten de ben olmamı istiyordu.
Seve seve götürecektim bu haberi.

O zaman görecekti bu piç Beyza Çetin kimmiş.

Aysu bana yetiştiğinde bu sefer arkada kalmasın diye bileğini tutarak sürükledim.

İkizin var derdin var valla.

Şans eseri Okulun önünden geçen taksiyi durdurup bindim.

Peşimden Aysu'da bindi.

Aysu bizim evi söylediğinde araya girdim.

"Hayır amcacım sen düz devam et." Diyerek Beyzanur'un evini tarif ettim.

Taksici onaylayarak sürdüğünde telefonumu elime alarak instagrama girdim

"Hani eve gidiyorduk?"

"Beyzanur'a söylemem gereken şeyler var." Diyerek kestirip attım.

Nasıl olsa orda öğrenecekti.

Beyza'dan.

Zilin çalmasıyla anneme bağırdım.

"Anne,kapı çalıyor!"

Birden nerden geldiğini bilmediğim terlikle inleyerek kafamı tuttum.

Ananı sikiyim ciddi acımıştı.

"Noluyor amına koyayım?"

Tekrar yediğim terlikle yastığı savunma amacı suratıma tutarak koktuktan kalktım.

Annem salonun girişinde durmuş kaşları çatık bana bakıyordu.

"Beyza senin ağzına sıçarım,düzgün konuş!"

Gülmemek için zor tuttum kendimi.
Kendisi de küfrediyordu ama haksızlık banane.

Daha sonra sakin bir şekilde yanımdan geçerek terliklerini giydi.

Kapı tekrar çaldı.

"Şimdi git kapıyı aç." Diyerek koltuğa oturduğunda sinirle salonun çıkışına yürüdüm.

Neden anne olan ben değilim?

Kapıyı açtığımda karşımda ikizleri görünce kaşlarım çatıldı.

"Sizin okulda olmanız gerekmiyor mu?"

Bir anne edasıyla elimi belime atmış hesap soruyordum.

Aysu bu halime gülerek beni ittirip içeri geçti.

Emine'ye döndüğümde ise gözleri şişmiş ve kızarıktı.

"Noldu lan sana?"

Endişeli bir şekilde suratını incelerken dudağının kenarının da patlamış olduğunu görmemle hızlı kolundan tutup içeri çektim.

"Aysu noldu bu kıza,bunun bu hali ne?"

"İçeri geçelim anlatıcam." Diyerek Emine önden ilerlediğinde bende peşine takıldım.

Bir gün okula gitmemem ve sonuç..

Bensiz bunlar hayatta kalamaz ben buna inandım.

Koltuğa  geçtiğimde Aysu tekli koltuğa Emine ise tam karşımdaki çift kişilik koltuğa geçmişti.

Anlat dercesine suratına baktığımda başladı.

"Bir kızla kavga ettim dudağım o zaman oldu,sonra Poyraz pansuman yaptı." Dediğinde

Ooo diyerek ergence sesler çıkartmaya başladım.

Emine'nin gözleri dolduğunda anlamsızca suratına baktım.

"Hiç ooo değil Beyzanur,Poyraz'ı öptüm ve o beni itti."

Sona doğru sesi titremişti.
İçim gitsede ne diyeceğimi bilemedim.

Ah be Poyraz piçi yapılır mı bu benim arkadaşıma?

Oturduğum koltuktan kalkıp Emine'nin yanına gelip üstüne yattım.

Evet bildiğiniz üstüne yatıp şaklabanlıklar yapmaya başladım.

Teselli konusunda çok iyi değildim ama kafa dağıtmasını iyi becerirdim.

Emine'nin suratında tebessüm oluştuğunda üstünden kalkıp yanına oturdum.

"Sen ne bok yiyordun o surada Aysu paşazade?"

Bu arada Aysu'nun soyadı Paşazade.
Çok güzel değil mi?

Yani tabi otomatikman Emine'nin de soyadı oluyor.

Emine'de merakla Aysu'ya bakıyordu.
Okulda neler neler oluyor bizim kızın hiçbir şeyden ruhu duymuyor?

"Bir tane malla uğraşıyordum."

"Anlat."

Aysu göz devirerek ellerini birbirine birleştirdi.
Bu bir şey anlatacağı zaman yaptığı bir hareketti.

"Şimdi Aptal Emine hızla sınıfa giderken bende ona yetişicem diye koşmaya başladım.
Koşarken bi salağa takıldım.
Onunla biraz atıştık işte öyle yani."

Yanakları kızardığında sesli bir kahkaha patlattım.

"Bu salağın cinsi neymiş?"

"Erkek,Kuzey midir Kuzay mıdır öyle bir şey."

Deyince tekrar güldüm.

Demek Kuzay ile tanışmışlardı.

"Kuzay onun adı hem iyi çocuk okulda anlaşabildiğim tek insan."

Aysu gözlerini belerterek bana bakmaya başladı.

"Sen tanıyor musun onu?"

Onaylar anlamda kafamı salladım.

"Barlas'ın gizli işini öğrenmek için takip ettiğim çocuk vardı ya o işte Kuzay."

Aysu daha da şaşırırmıştı.

"Onu bunu bırakın da Beyzanur bugün Barlas bahçede bağırarak sana gününü gösterdiğini seninde bu yüzden okula gelemediğini falan zırvaladı."

Barlas'ın adını duyduğumda sinirlerim yine gerildi.
Halbuki günüm onsuz o okuldaki insanlarsız gayet güzel geçiyordu.

Birde utanmayarak kendi kazandığını mı söylüyordu?
Aptal! Kendini kandırıyordu sadece.

Madem öyle bende meydanı boş bırakmazdım.

"Yarın gidelim okula da görsün kim gününü gösteriyormuş."

Emine ve Aysu sinsice sırıttı.

"Ne yapacaksın?"

Umursamazca omuz silkip masanın üzerinde duran kumandayı aldım.

"Biraz eğlenelim diyorum?"

Kızlar ne yapacağımı anlamamış olsalarda eğleneceklerini bildiklerinden sırıtmaya devam ettiler.

Bende yarını düşündüm.

Yarın kesinlikle eğlence vardı.

Continue Reading

You'll Also Like

84.3K 6.7K 32
Öykü Yakaza Trabzon Limanı'nda bekleyen M/V Deep Ocean gemisine 4. Kaptan olarak atanır ve annesi'nin arkadaşının oğlu Atlas Bozkurt o geminin asıl k...
366K 20.6K 33
Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak nedir bilir misiniz? Ezgi biliyordu. Hayatını zindana çeviren üvey babasından kaçtığı bir gecede, onu bu hayata...
410K 16.6K 48
O konuşmadı. Kimse sormadı. Çünkü burada herkes susar töreler konuşur.. Bir berdel... Bir sakat ağa... Ve ölü bir ev gibi duran konağın içindeki sırl...
ASENA By zeyy

ChickLit

622K 30.6K 53
Asena; geçmişi kayıplarla dolu, hayata tutunmayı bırakmış genç bir ressam. Kutay; korkuyla anılan, sert kurallarla yaşayan bir adam. Birbirlerinin ka...
Wattpad App - Unlock exclusive features