VAVEYLA

By mooodsuzyazarr

12.6K 778 774

İki zıt kutup, iki imkansız yol. Bir yol Deniz, bir yol Ateş... Ortası imkansızlık. Zıt kutuplar birleşir mi... More

Giriş•
1. Bölüm
2.Bölüm
3. Bölüm
4. Bölüm
5.Bölüm
6. Bölüm
7. Bölüm
8. Bölüm
9. Bölüm
10.Bölüm
11.Bölüm
13. Bölüm
14. Bölüm
15. Bölüm
16. Bölüm
17. Bölüm
18. Bölüm
19. Bölüm
20. Bölüm
21. Bölüm
22. Bölüm
23. Bölüm
24. Bölüm
25. Bölüm
26. Bölüm
27. Bölüm
28. Bölüm
29. Bölüm
30.Bölüm
31.Bölüm
32. Bölüm
33. Bölüm
34. Bölüm
35. Bölüm
36. Bölüm
37. Bölüm
38. Bölüm
39. Bölüm
40. Bölüm
FİNAL

12.Bölüm

282 25 12
By mooodsuzyazarr

Sabah 6.30 alarmı sesi ile gözlerimi araladım.

"Kuzuum kaalk." Ezgi'nin uyku mahmuru sesine gülümseyip yatakta doğrulmaya çalıştım. En azından eskisi kadar zorlanmıyordum doğrulmakta.

Ezgi de üstündeki yorgunluğu atmış olacak ki battaniyesini itekleyip ayağa kalktı. Gece tüm hazırlıkları tamamlamıştık. Valizimi Ezgi'nin yardımları ile toplamıştım.

Elimi yüzümü Yıkadıktan sonra yine Ezgi'nin yardımlarıyla kıyafetlerimi değiştirmiştim. Kareli Oduncu gömleğin içine beyaz kısa kollu ince bir tişört giymiştim. Altına da siyah bir kot pantolon. Ezgi gardıloptan siyah botlarımı da çıkarınca giymeme yardımcı oldu.

Yüzüme nemlendirici krem sürdükten sonra çok hafif yüzümü renklendirmiştim.

Ezgi ile birlikte aşağıda kahvaltımızı yaptıktan sonra Ezgi odama çıkıp Valizimi ve küçük Sırt çantamı aşağı indirmişti. O sırada Kapının çalmasıyla Ezgi kapıya yöneldi.

Siyah kazak ve siyah kot pantolon giymişti. Boynuna doladığı gri atkı onu daha çekici hale getirirken üzerindeki mont çok yakışmıştı. İşte Ateş tüm ihtişamı ile yine kapıdaydı.

"Günaydın kızlar," dedi Ateş tebessümle.

"Günaydın." Dedik Ezgi ile eş zamanlı.

"Hazırsan Çıkalım mı?" Diye sordu bana dönerek.

"Olur." Diye mırıldandım.

Ateş Valizlerimi arabaya taşırken Ezgi beni arabaya kadar götürdü.

Beni kucaklayıp ön koltuğa oturttuktan sonra Tekerlekli sandalyeyi katlayıp bagaja yerleştirdi.

Ezgi ile sarıldıktan sonra "Görüşürüz." Diye mırıldandım.

"Görüşürüz bitaneem." Dedi Ezgi gülümseyerek.

Kapımı kapattıktan sonra bize el salladı. Ateş ile aynı anda el sallayınca gülümsedim.

Araba hareket haline geçince kemerimi bağlayıp arkama yaslandım.

-

Yol boyunca muhabbet ede ede havaalanına gelmiştik. Gerekli işlemleri halledip uçağın kalkmasını bekliyorduk.

Ateş'in telefonu çalmasıyla Ateş elini cebine attı. Diğer elindeki küçük kağıtları ve kimliğini bana uzattı.

"Tutar mısın?" Diye sordu.

Elindekilere uzanıp elime aldım. 

"Efendim?" Dedi ve bekledi. Karşı tarafı dinliyordu.

"Havaalanındayım." Dedi bir süre sonra.

"Hallettim onu ben." Dedi.

Gözüm elimdeki kimliğe kaydı.

Ateş Demir...

"Demir holding."

Ateş Demir ve Demir Holding

Taşlar şimdi yerine oturmaya başlıyordu.

"Tamam görüşürüz." Dedi. Telefonunu cebine koyduktan sonra elimdekileri uzattım.

"Demir holding?" Dedim sorarcasına.

Gülümsedi.

"Ateş Demir?" Dedim ve yutkundum.
"Birşey demeyecek misin?"

"Bizim de bir ortağa ihtiyacımız vardı." Dedi yalnızca.

"Kimse batmak üzere olan bir Şirketle ortaklık imzalamaz ama!" Dedim sert bir şekilde.

"Deniz..." dedi yumuşak bir sesle. Ne güzel söylüyordu adımı.
"Herkes zor zamanlar geçirebilir. Herkesin Şirketi batma noktasına gelebilir. Önemli olan şirketin batmamasıydı. Ve batmadı. Ve eminim iki şirket birlikte güzel projelere imza atacaklar."

"Peki." Diye mırıldandım.

Uçağın kalkış anonsu verildiğinde Ateş ayaklandı.

-
Uçağa bindiğimizde sıkıntılı bir nefes vererek kemerimi bağladım. Ateş de yanıma oturarak kemerini bağlamıştı.

"Korkmuyorsun değil mi?" Diye sordu.

"Yoo,nerden çıkardın?" Diye sordum.

"Kemeri bağlarken elinin nasıl titrediğini gördüm akıllı bıdık."

Akıllı bıdık

Gözlerimden kalpler fışkırırken "Hiç de bile." Dedim homurdanarak 

"Hı hı." Diyerek güldü.

"Uuf." Dedim ve kollarımı birbirine dolayarak bakışlarımı cama çevirdim.

O sırada kalkış anonsu yapıldı.

-

Yaklaşık 10 dakikadır Takside idik. Yağmur hafif hafif çiliyordu.
Uçaktan inince her zamanki gibi kulağımın ağrısı dayanılmaz olmuştu.
Ama Ateş yanımdayken ağrımı ona hissettirmemeye çalışıyordum.

"Geldiik." Ateş'in sesiyle dalgın bakışlarımı camdan çektim. Ateş inip benim kapımı açarken Taksici de bagajdan tekerlekli sandalyeyi çıkardı ve normal pozisyona getirdi.

Ateş beni kucaklayıp belimi sımsıkı sarınca gülümsedim. Buz gibi havada içim sımsıcak olmuştu.

"Teşekkür ederim." Diye mırıldandım.

Ateş beni sandalyeye oturtturduktan sonra burnumun ucunu sıktı gülümseyerek.

Taksiciye borcumuzu ödedikten sonra ilk önce beni evin girişine kadar sürdü.

Ardından valizlerimizi de alıp geldi.

"Tekerlekli sandalyeyi eve almayalım istersen. Tekerlekler çamur oldu. Evde çamur olmasın." Dedim mırıltıyla.

Ateş tekerleklere göz attıktan sonra kapıyı açıp beni kucakladı.

Daha kapıyı açar açmaz evin sıcaklığı yüzüme vurmuştu. Eşyalar eski ama göz alıcıydı. Ve girişten bakıldığında gerçekten sımsıcaktı.

Beni koltuğa oturtturduktan sonra Valizleri de içeri aldı. Tekerlekli sandalyeyi de katlayıp kapı girişine koydu.

"Rahat mısın? Alayım mı paltonu?" Diye sordu gülümseyerek. Boynumdaki kırmızı atkıyı çıkardıktan sonra Paltomu da çıkardım. Ateş elimden alarak bir oda açıp eşyalarımı o odaya koydu.

"Biraz dinlenmek ister misin? Odan hazır. Buradan İstanbul'a gitmeden önce Anahtarı çok sevdiğimiz bir komşumuza vermiştik. Onu aramıştım gelmeden önce.
Bütün evi temizleyip odaları havalandırmış saolsun." Dedi.

"Olur. Kendimi yorgun hissediyorum." Diye mırıldandım. Ateş yaklaşıp beni tekrar kucağına aldığında gülümsedim.

Sanırım hiçbir zaman gülümsemeden duramayacaktım beni kucağına almasına.

Eşyalarımı bıraktığı aralık olan oda kapısını ayağı ile iteleyerek bizi odaya soktu.

Odaya girdiğimizde gözlerimin parladığına emindim.Duvarlar vizon rengi ile kaplıydı duvara çeşitli figürler asılmış figürlerin önüne eğri şekilde ışıklandırmalar yerleştirilmişti.Yatak ise beni benden almıştı.Yatağın altında ahşap tahtalardan oluşan trabzanlardan konmuştu.Trabzanların üstünde çeşit çeşit hasır sepetler en köşede tuzlu gece lambası bulunuyordu altında ise sanıyorum ayakkabıları koymak için yer bırakılmıştı yerler açık kahve parkeydi tavanın köşesinden yatağın üstüne doğru yapraklar sarkmıştı.
Pencereler huzur vericiydi.Direk yeşil yeşil ağaçlara bakıyordu.Pencerenin kenarları Beyaz,dışarıdaki demirleri siyahtı.Pencere üstünde o boyutta tahta panjur vardı pencerenin tam yanında balkon bulunuyordu ufak ama doğayla iç içe bir balkondu balkonda bir tane ahşap yuvarlak masa bulunuyordu.Odaya bayılmıştım.

Beni yatağa bıraktı. Ve kendi de oturdu.
"Oda çok güzel." Diye mırıldandım büyülenmiş bir tonda. O

Ateş gülümsedi.

Bu gülümseme sıcaktı.

Bu gülümseme içtendi.

Bu gülümseme insanın aklını yerinden oynatırdı.

Bakışlarımı gülüşünden alamaz iken dudakları hareketlendi.

"Beğenmene çok sevindim." Diye mırıldandı.
"Sen uyu dinlen. Ben de akşam yemeği için birşeyler hazırlayayım. Nermin Teyze dolabı da doldurmuş olmalı." Dedi yataktan kalkarken.

Başımla onaylarken kapıyı kapatıp çıktı. Bende kafamı tıpkı onun gibi kokan yastığına gömdüm...

-

Mis gibi yemek kokusuyla gözlerimi aralarken pek de fazla yorgunluk hissetmiyordum.

Kapının tıklatılması ile yatakta doğruldum.

"Gel." Diye mırıldandım.

Kapı açılınca içeri Ateş girdi.

"Ben mi uyandırdım?" Diye sordu.

"Hayır,biraz önce kalkmıştım."

"Güzel,yemek hazırladım. Açsan birşeyler atıştıralım mı?"

"Olur." Dedim üzerimdeki ince pikeyi kaldırarak.
Uyurken üzerimde pike yoktu. Ben uyuduktan sonra üzerimi örtmüş olmalıydı.

Yanıma gelip beni kucağına aldı. Ve odadan çıktık.

Odadan çıktığımız anda en az 2 metrelik diyebileceğim dar bir koridora karşılaştım sağ ve sol tarafımda ki vizon rengi duvarlara minimal dikdörtgen bitki çerçeveleri asılmıştı.
Koridoru aştıktan sonra beni çok büyük olmayan ama hoş olan bir salon karşıladı.Kapı yoktu direkt salona açılıyordu ortada lacivert renkte klasik süet koltuk takımı vardı koltuğun hemen arkasında yere konulmuş ufak minderler bulunuyordu minderlerin tam karşısında ise şömine bulunuyordu. Etrafa göz gezdirdiğimde  koltuk takımının ortasında bulunan yuvarlak üstünde 3 adet fil bulunan cam bir sehpa ile karşılaştım.Koltuk takımının ortasına cam sehpanın altına Lacivert kenarları ufak püsküllü bir halı konulmuştu. Gayet hoş ve sıcak bir salondu.

Salonu es geçerek mutfağa geçmiştik. Mutfak daha sade döşenmişti. 4 kişilik yemek masası dışında neredeyse hiçbirşey yoktu. Masanın hemen karşısında jaluzili cam balkon vardı.
Balkonda yine yuvarlak,siyah renkte bir masa ve 2 sandalye vardı.

Masaya yemekler çoktan hazırlanmıştı. Sandalyemi çekerek beni sandalyeye oturttu.

"Ellerine sağlık çok güzel gözüküyor herşey." Diye mırıldandım.

Ateş de karşımdaki sandalyeyi çekerek karşıma oturdu. "Afiyet olsun." Dedi gülümseyerek.

---------------

Nasıl bulduğunuzu yorumlara yazarsanız çok sevinirim. Oy vermeyi unutmayın. Ve son birşey daha. Okuyucu sayısına göre oy sayısı çok az. O yüzden sınır getirmeye başladım.

Sınır; 10 Oy 15 Yorum🙏🏻

Continue Reading

You'll Also Like

380K 8K 62
Kimi hikâyeler bir tesadüfle başlar, kimi kaderin ince ince ördüğü bir ağla... İşte bu kitap, geçmişin acı izleriyle yaşayan genç bir kadının, karanl...
799K 11.4K 100
"Benden kaçabilirsin sanıyorsun, ama adımların nereye giderse gitsin, gölgen yine bana ait. Adını bile fısıldamadan yaşayamam; sen, kendini unutsan b...
172K 10.1K 27
053721*****: Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? (00.57) 053721*****: Yarın tonla işim olduğunu söylüyorum, sabahın 6sında evden çıkmam gerekiyor ama...
263K 12.4K 21
''Aras Boran Demirkan'' adlı kişiyi ''Sıkıntılı Müvekkil'' olarak kaydettiniz. Siz:ya sen manyak mısın?! (02.54) Siz:Bak gerçekten soruyorum bir sıkı...
Wattpad App - Unlock exclusive features