(Hyun'la yemek yapmak mı?)
-İstemez. Nasıl olsa Le Joon için yapacaksın.
Dedi ve hızlıca sebzelerin olduğu reyona doğru ilerledi.
Hyun eline bir poşet aldı ve domates doldurmaya başladı. Biraz aldıktan sonra market arabasına koydu ama arabada bir poşet domates daha vardı. Hyun :
-Bu domates nerden çıktı ?
Sarangh :
-Biz beraber seçmiştik
Hyun :
-Belli zaten seçerken aklınız nerdeyse artık hepsi ezik büzük.
Dedi ve Sarangh’ların seçtiği poşeti aldığı gibi domates reyonuna boşalttı. Sarangh :
-Gerçekten çocuk gibisin.
Le Joon :
-Siz neden didişip duruyorsunuz . İkinizde çocuk gibisiniz.
Hyun diğer bir tarafa biber almak için gitti. Sarangh, Hyun biber alırken yanına gitti ve :
-Sarılardan da al
Hyun :
-Sarıları sevmem.
-Hiç yedin mi ki?
-Yemedim çünkü sevmiyorum.
-Onda diğerlerinde olandan 20 kat daha fazla vitamin var.
-Gerçekten mi? Ben genetiğiyle oynandığı için sarı olduklarını sanıyordum
Sarangh sesli bir şekilde kahkahayla güldü. Hyun Sarangh’a o an baka kaldı. Gülüşü ona iyi gelmişti sanki. O ne zaman gülse, Hyun’da gülüyordu. Hyun tebessüm etti ve sordu :
-Komik mi ?
Sarangh gülmeye devam ederek evet dercesine kafasını salladı. Hyun :
-Neyse ne işte ben sevmiyorum.
Dedi ve poşeti market arabasına koymaya gitti. Sarangh eline bir sarı biber alarak Hyun’un arkasından koştu, “Bunu da al” diye söylenerek. Arabayı da alarak kasaya doğru ilerlediler. Arkalarından Le Joon geliyordu. Elinde bir sürü temizlik malzemesi vardı. Her şeyi kasadan geçirirken Sarangh’da bir yandan poşetlere dolduruyordu. Her şeyi aldıktan sonra Sarangh eline birkaç poşet alarak marketten çıktı. Hyun kalan poşetleri aldıktan sonra marketten çıktı. Hızlıca giderek geçerken Sarangh’ın elindeki poşetleri de aldı fakat bir şey demeden hızlıca arabaya doğru ilerledi. Sarangh peşinden gitti ve Hyun’a bagajın kapısını açtı. Hyun aldıklarını bagaja yerleştirirken Sarangh’a :
-Tamam sen geç arabaya gerisini ben hallederim.
Sarangh arabaya binecekken Le Joon, Sarangh’a arabanın kapısını açtı. Hyun bunu görünce hemen Sarangh’a bağırdı :
-Hey!! Gel de yardım et sığmıyor bunlar buraya.
-Hani sen hallederdin.
-Gel işte sığmıyor diyorum.
Sarangh, Hyun’un yanına gitti. Sarangh :
-E sığmış bunlar işte .
-Tamam o zaman bagajın kapısını kapatıp gel.
Hyun önden gidip Le Joon’un açtığı kapıyı kapattı. Sarangh arkadan gelerek :
-Şuna bak ! Bana kapı açacağına açılan kapımı da kapatıyor.
Daha sonra arabaya binerek eve doğru gitmeye başladılar. Sarangh :
-Neden o kadar temizlik malzemesi aldınız?
-Yarın ev eşyalarınız gelecek o yüzden temizlik yapmak gerek.
-O işi biz hallederdik. Daha çok biz değil de siz taşınıyormuşsunuz gibi değil mi?
-Evet siz market reyonlarında birbirinizi yerken birinin bunu yapması gerekiyordu…. Neyse plan şu. İki kişi seçeceğiz. Onlar akşam yemeği hazırlarken diğer üç kişide temizlik yapacak. Bir kız ve bir erkek seçelim şimdi. Sizde yemeği genelde kim yapar?
Buse ve Elif :
-Sarangh !
Sarangh :
-Bana uyar. Peki sizde en çok yemeği kim yapar ?
Le Joon ve Hyun aynı anda :
-Ben !
Sarangh :
-Sen mi? Hyun mu?
Le Joon :
-Genelde ben yaparım sen mutfağa bile girmezsin.
Hyun :
-İşte dediğin gibi birazda benim yemek yapmam lazım. Hep sen yapıyorsun. Zaten ben temizlikten hiç anlamam.
Le Joon :
-Öğrenirsin işte .
Sarangh :
-Biz Hyun’la yapabiliriz.
Hyun o an Sarangh’a baktı ve sonra önüne dönerek hafif tebessüm etti.
Le Joon :
-Peki o zaman.
Nihayet eve vardılar ve herkes görevinin başına geçti. Elif, Buse ve Le Joon temizliğe çoktan başlamışlardı. Elif pencereleri silerken daha doğrusu uzanamadığı yerlere ulaşmaya çalışırken arkasından Le Joon geldi ve elini tutup pencerenin yukarı taraflarına ulaşmasına yardımcı oldu. Elif şaşkınlıkla başını çevirerek arkasına bakarken Le Joon hemen elini bıraktı :
-Hadi hemen sil de işimiz çabuk bitsin
Diyerek başka bir odaya geçti. O sırada Hyun ve Sarangh yemek yapmaya başlamışlardı. Hyun Sarangh’ın bir yandan yıkadığı sebzeleri, O diğer yandan doğramaya başlamıştı. Bir süre sonra sessizliği Sarangh bozdu :
-Le Joon yemek yapmayı gerçekten iyi öğretmiş sana. Çok profesyonel doğruyorsun.
Hyun , Sarangh’a bir süre dik dik baktı. Sarangh :
-Ne oldu ?
-Bana yemek yapmayı o öğretmedi. O mutfağa bile girmez.
-Ama o dedi ki……
-Şaka yapıyordu sadece.
-Le Joon, çok değişik biri..
-Hangi konuda ?
-Daha yeni tanıştık, yeni taşındık ama sanki bizi yıllardır tanıyormuş gibi . Çok sıcak kanlı biri. Ayrıca anlayışlı da . Hem çok ta……
-Yıkaman bittiyse suyu kapat. Amma israfçısın.
-Ahh. Özür. Yemek yapmayı kimden öğrendin?
-Kendi başıma yapa yapa .
-Kaç yaşından beri ?
-Stajyerken başlamıştım. Sen kaç yaşından beri ?
-Ben……11 Sanırım.
-11 Yaşından beri mi ? :O Neden o kadar erken . Yemek yapmayı çok mu seviyorsun ?
-Hayır. Sevdiğimden değil. Öğrenmeye mecburdum ben. O zamanlar annem hastaydı ve çok sık hastaneye gidip kalıyordu. Babama ben yemek hazırlıyordum.
-Ne kadar zamanda öğrendin yemek yapmayı ?
-O gün…. Annemin ilk hastaneye yattığı gün….fazla zamanım yoktu öğrenmek için …….1 saat sonra babam gelmişti….Dolapta pek bir şey yoktu…..Yumurta kırmıştım küçücük aklımla………Ama babam……babam yumurtayı sevmezdi.
Hyun Sarangh’a baktı ve gözlerinin dolduğunu gördü. Sarangh hafiften güldü Hyun’a .Ne diyeceğini bilemedi Hyun. Hemen önüne döndü :
-Neyse ben bu sebzeleri pişirmeye başlayayım. Ben sotelerken sende gel doğramaya devam et. Sarangh kendini toparladı ve sebzeleri doğramaya geçti. Doğramaya çalışıyordu çalışmasına ama bıçak kesmiyordu. Yada Sarangh beceremiyordu. Hyun :
-Hadi acele et sen onları doğrayana kadar bunlar pişecek. Beraber pişmeleri gerek.
-Ama kesmiyor bu bıçak.
-Sen kesemiyorsun.
Dedi ve Sarangh’ın arkasına geçti. Sarangh’ın eliyle bıçağı tuttu ve nasıl yapılacağını yavaş yavaş gösterdi. Ama Sarangh’ın aklı o an orada değildi. Hyun elini tuttuğu an aklı başından gitmişti. Yavaşça başını kaldırdı ve Hyun’a baktı . Hyun , Sarangh’a bakarken bir anda elini kesti. Elini hemen çekerek hafif bir şekilde bağırdı. Sarangh ne yapacağını bilmeyerek çok korktu. :
-İyi misin? Ben çok özür dilerim. Bakıyım
Diyerek Hyun’un elini tuttu. Hyun eli umrunda değildi. O an sadece onun için deli gibi endişelenen Sarangh’a bakıyordu. Sarangh Hyun’un elini hemen bıraktı
-Gidip Le Joon’a haber vereceğim
Diyerek giderken Hyun kolundan tutarak kendine doğru çevirdi :
-Bir şey yok sadece parmağımın ucunu kestim.
-Ama kanıyo.
-Vampir miyim ben tabi kanayacak.
-Espiri yapma zamanı değil.
Diyerek Hyun’un elinden tutup. Banyoya götürdü. Elini yıkadı ve tekrar elinden çekiştirerek içeri götürdü. Bir peçeteyle elini kuruladı. Daha sonra yine elinden çekiştirip çantasının yanına alarak koltuğa oturttu. Çantasından bir merhem çıkardı. Hyuni’un elini tuttu ve merhemi dikkatli bir şekilde sürdü. Çantasından bir de yara bandı çıkardı ve kağıdını yırttı . Hyun o sırada sadece dikkatle Sarangh’ı izliyordu. Yara bandını da yapıştırdıktan sonra , Sarangh Hyun’un gözünün içine bakarak sordu :
-Şu an sanki yanıyormuş gibi oluyor dimi
Hyun evet dercesine kafasını salladı. Sarangh utanıp başını öne eğdi ve :
-Gerçekten çok özür dilerim.
-Yemek
-Hıh?
-Yemek yanıyormuş gibi.
-Ahh yemek.
Evet o sırada mutfaktan yanık kokuları geliyordu. İkisi de hemen mutfağa koştular.