Kötü Çocuk IV

By BusraKck

32.1M 408K 122K

Bu siyahlığın içinde kaybolmuş beyazın hikayesi. Kayla dünyaya gözlerini yeniden açtığında her şey eskisi gib... More

Kötü Çocuk IV
• Meriç •
1 ∞
2∞
3∞
4∞
5∞
6∞
7∞
8∞
9∞
10∞
11∞
12∞
13∞
14∞
15∞
16∞
17∞
18∞
19∞
20∞
21∞
22 ∞
II. KISIM
2∞1
2∞2
2∞3
2∞4
2∞5
2∞6
2∞7
2∞8
2∞9
2∞10
2∞11
2∞12
2∞13
2∞14
2∞15
2∞16
Son

2∞17

248K 7.5K 2.6K
By BusraKck

 Playlist: Mehmet Güreli - Kimse Bilmez

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬


"Kayla, seninle bir konu hakkında konuşmalıyız."

Annem ve babam, işten geldiğim bir günün akşamında beni salonda bekliyordu. Üstümü değiştirip bir şeyler yememi beklemişlerdi. Eve adımımı attığım anda bir şey olduğunu biliyordum. Nursena Hanım'ın izin günü değildi. Ne annem ne de babam bana günümün nasıl geçtiğiyle ilgili sorular sormamıştı. Sadece beklemişlerdi. Açık duran televizyonun yaptığı boş gürültü, olan biteni anlamama mâni olmamıştı. Babam her zamanki yerinde oturuyordu, annem çaprazındaki koltuğun kenarındaydı. İkisini de rahatlıkta göreceğim yere geçmek için Trouble'ın yanından ayrıldıktan sonra yavaş adımlar attım.

Nişan töreninden beri annem bizimleydi. Nursena Hanım'da kalmış, Eskişehir'e gitmek için acele etmemişti. Birce şehre geri dönmüş, okul çoktan başlamıştı. Neşe, Ömer, Cansu ve Bora zaten nişan töreni yüzünden bir hafta geciktirdikleri okullarına geri dönmüşleri ve her şey normale dönmüştü.

Eski, normale oldukça yaklaşan hayatıma yeniden kavuşmuştum. Okula yeniden başladığımızda, Semih ile hiçbir şey olmamış gibi devam etmiştik. Bu, birimizin planlayarak yaptığı bir şey değildi. Üstünde durmadan böyle devam etmesine izin vermiştik.

Ve o, dediği gibi yoktu. Döndüğünü düşünüyordum ama bir yerlere giderken etrafı kontrol etmekten kendimi alamıyordum. Bundan kurtulmam muhtemelen birkaç ayımı alacaktı. İzlenmediğime kendimi inandırana kadar etrafa biraz daha dikkatli bakmamın kimseye bir sakıncası yoktu.

"Sana söylememiz gereken bir şey var."

"Evet..." Arkamdaki yastığı kucağıma aldım. "Sizi dinliyorum, anne."

"Aslına bakarsan, benim söylemem gereken birkaç şey var."

Bu sefer bakışlarımı babama çevirdim. Korkmak istemiyordum ama gerilmeye başlamıştım. Kötü bir şey mi olmuştu? Doktorum şehre geri döndüğünde beni kontrol etmişti. Sorun olmadığını söylese de sorun var mıydı?

"Evet, baba."

"Sırlardan hoşlanmadığını sanıyorum."

Hoşlanmıyordum. Başıma ne geldiyse sırlar yüzünden gelmişti.

"Bir sırrı ortaya çıkarmak için, kendini büyük bir depresyonun ortasına attın."

"Ne? Nedir, söyleyin de bitsin bu işkence."

"İşkence mi yapıyoruz?" Babam, anneme döndüğünde yüzünde karışık bir ifade vardı. Annemin yüzündeyse tek bir çizgi bile yoktu. "Rahatla, Vural. Kızın kendi içinde bizimle savaşıyor ve anlaşılan kaybediyor."

"Kazandın!" Gözlerimi devirdim. "Şimdi ne olduğunu anlatacak mısınız? Görünmez hançeri kalbime saplamak üzereyim."

Babam biraz rahatlayıp arkasına yaslandıktan sonra parmaklarıyla oynamaya başladı.

"Baban çok istekli olmasa da Meriç'e yaşattığın şeyi yaşamanın üstesinden gelebileceğini savundum. Haklı olduğumu kabul etti, çünkü üstesinden gelinmeyecek bir şey olsa sırf merak ettiğin için bir ailenin özelini kurcalamazdın."

Annem bir yıldan uzun bir süre bana izin vermişti. Şimdi, hatalarımla yüzleşmeliydim.

"Ne demek istediğini anladım."

"Çok iyi. Üstüne biraz daha konuşmama gerek var mı?"

"Hayır. Çok net anladım."

"Ben söylediğim için olmadığını düşünüyorum. Kendine uzun bir süre verdin. Hiçbirimiz bunu bozmak istemedik. Kendini dinlemek için bolca vaktin olduğunu sanıyorum."

"Öyle."

"Sonunda..."

"Yapmam gereken şeyleri yapmadım. Bunun için buradayız, değil mi? Artık kaçmak yok. Kabul ediyorum. Devam edebilir miyiz?"

"Harika. Tabii ki, Vural sen bir şey söylüyordun..."

Babam, annemle aramdaki şifreli konuşmayı alnını kırıştırarak takip etse de onun da konuya hâkim olduğunu biliyordum. Sırtımı dikleştirirken kucağımdaki yastıktan kurtuldum.

Bu kadar uzun bir süreden sonra, annemin bunu yapmayacağını düşünmüştüm. Ne kadar zor bir süreç geçirdiğimi gördükten sonra bunu yapmayız sanmıştım. Bir nedeni olmalıydı? Bir nedeni kesinlikle vardı.

Babam çenesini sıvazladı. Başlamaya çekiniyordu ama başladığında devamı hemen gelecek gibiydi. Kelimelerin dudağından dökülmek için sabırsızca beklediğini görebiliyordum. Söyle ve özgürlüklerine kavuşsunlar!

"Meriç ile ilgili... Değil mi?"

Onunla ilgili olduğunu biliyordum. Annem poker suratıyla beni izlerken, babam biraz rahatladı. Onunla ilgiliydi.

"Herkesin... Onunla eskisinden daha iyi anlaştığını görüyorsun. O olaydan sonra..."

"Evet. Hayatımı kurtardı. Size kızmıyorum. Onunla görüşmemenizi isteyemem. Bu, benim meselem."

"Sen bize bir şey anlatmadın ama Meriç anlattı, kızım."

Kulaklarım uğuldamaya başladığında kalbimi duyabiliyordum. Doğru şeyi duyduğumu sanmıyordum. Acele etmemeliydim. Farklı bir şeyden bahsediyor olabilirdi.

"Seni nasıl incittiğini..."

"Bunu neden yaptı?"

Sesim beklenmedik şekilde yüksek çıktığında dilimi ısırdım. Sakin olmalıydım. Bunu neden yapmıştı? Anne ve babamla aramı düzeltmeye çalışırken, onların dahil olduğu bir zayıflığım yüzünden bu kadar kırıldığımı bilmek zorunda değillerdi!

"Senin aksine, Meriç bize yardımcı olmaya çalıştı."

"Anne!"

"Annene ya da Meriç'e kızma... Seni o hâlde görüp nedenini öğrenmeyeceğimi mi sanıyordun?"

Ah! En başından beri biliyordu. Babam her şeyi en başından beri biliyordu ve ben sadece kendimi kandırmıştım. Onun hiçbir şey bilmediğini düşünerek bir de en ufak öfke nöbetimde yine ona saldırmıştım.

"Her neyse! Tamam..." Nefes almaya çalıştım. Göğsüm hızla yukarı çıkıp inerken ve kalbim göğüs kafesimi tekmelerken becerikli olmaya çalıştım ve ciğerlerime havayı ulaştırdım.

"Özür dilerim. Bunu bilmenizi istemezdim. Sizinle ilgili gözükse de değil, benimle ilgili. Üstesinden gelmem uzun sürdü. Kendinizi suçlamayın lütfen... Sizden tek istediğim bu."

"Her şeye rağmen yanında olmaya çalıştık ama daha fazlasını yapmak isterdik."

"Baba, lütfen... Bunun hakkında konuşmayalım."

"Tamam... Meriç, ailesi hakkında gerçekleri tam anlamıyla öğrendiğinde benim yanıma geldi. Özür diledi. Senden de özür dilemek istiyordu ama yapmayacağını söyledi. Onu şu an bile anlamakta zorluk çeksem de senin sürekli kafama sokmaya çalıştığın o şeyi hatırlattım kendime." Biraz durduktan sonra benim taklidimi yapmaya başladı. "O değişik bir çocuk, baba. Düşüncelerini sorgulama. Sana aptalca gelebilir ama inan bana kendi dünyasında haklı olduğu bir nokta kesinlikle vardır!"

Sağ ol, baba. Hiçbir şeyi unutmamışsın! Oysa beni bir an bile dinlemediğini düşündüğüm için, her fırsatta bunu seni gıcık etmek için tekrarlıyordum.

"Seni dinledim, kızım. O tuhaf çocuğu yumruklamadan, biraz daha konuşmasına izin verdim. Gideceğini söyledi. Senden özür dilemeden gitmesi fikri çok hoşuma gitmedi ama bunda sen suçlusun."

Kabul ediyorum, suçlu benim. Artık cezamı kesin ve giderek tuhaflaşan bu muhabbet sona ersin. Huzurla yatağıma gideyim ve konuşulan her şeyi unutmak için uykuya dalayım.

"Ona saygı duyuyorum çünkü benim o ana kadar fark etmediğim bir şeyi gösterdi."

Ne olduğunu sormaya korkuyordum. Babam çenesini kaşıdı, önce anneme sonra bana baktı ve evet, yeniden konuşmaya hazırdı.

"Senin bana ve benim sana ne kadar ihtiyacımız olduğunu... Görmezden gelerek evlilik kararı almıştım. Bunun bizim için çok da büyük bir sorun olmadığını düşünüyordum ama yanılıyormuşum."

Yapma! Yapma! Seni budala! Beni aileme karşı daha ne kadar küçük düşürdün? Annemle babamın yeniden birlikte olmasını istediğimi de söyledin mi? Seni aptal, Meriç! Meriç Aptal Tuna!

"Biliyor musun, onu dinleyerek hata yapmışsın! Çünkü evliliğin aramızdaki ilişkiyi bozmazdı! Zaten büyüyorum ve seninle çok uzun süre aynı evi paylaşmayacağız!"

"Yalan söylemeyi bırak ve yerine otur, Kayla."

"Anne!"

"Hâlâ hata yapman ikimizin de umurunda değil. Büyümek istediğini biliyoruz ama ikimizin yanında çocukça şeyler yapman bizi şaşırtmaz. Bunun değerini bil."

Yerime geri oturdum. Onunla mücadele edemezdim.

"Sonuçta Meriç dedi diye evliliği ertelemedim, Kayla. Ona hak verdiğim için bu kararı aldım. Daha sonrası bana gösterdi ki bir evlilik yapsam, bu asıl hatam olurmuş. Yeşim ve ben, uzun süredir görüşmüyoruz."

Oh?

Evet. Oh! Sessiz bir oh! Buna sevindiğimi gizleyemezdim.

"Diğer çocuklar..."

"Yapma!" Gözlerimi kapattım. Herkes her şeyi biliyor olamazdı, değil mi? Eğer öyleyse bu konuşmanın sonunda Meriç'i boğazlamaya gidecektim!

"O gittiğinde onun hakkında konuşmalarını istemedi. Senin üstünde bir baskı oluşmasın diye..."

"Anlıyorum. Ailemi ve arkadaşlarımı toparlamaya çalıştı. Sonunda bana sadece kendimi toparlamak kaldı. Pekâlâ... Bunun için de ona teşekkür ederim, anne. Bu konuşma daha tuhaf yerlere gidecek mi yoksa sindirmek için odama çıkabilir miyim?"

"Son bir şey... Bizim için de tuhaf ve kabul etmesi zor olsa da... Aranızda farklı bir ilişki vardı."

Babam boğazını temizlediğinde annem ona döndü. "Özür dilerim. Konunun bu kısmında ben olmasam?"

"Lütfen!"

"Tabii... Anneler ne için var, değil mi?"

"Nazlı, sen harikasın!"

"İltifat mı ettin az önce? Ah! Neredeyse yirmi yıl sonra..." Annem gözlerini devirirken babam bir gülümsemeyle bizi yalnız bırakıp bahçeye çıktı. Trouble fırsatı değerlendirip onunla birlikte kendini dışarı atmıştı. Şimdi baş başaydık.

"Kayla..."

"Anne, bunu yapmak zorunda değiliz. Anlıyorum. Ondan özür dileyeceğim ve teşekkür de ederim. Gerçekten ama yetmez mi?"

"Meriç gerçekten gidecek, Kayla."

Sessizlik...

Kulaklarım uğuldamaya başladığında boğazımı temizledim.

"Bunu zaten biliyorum. Gitti. Artık başka bir ülkede."

"Gelmeyecek, Kayla. Ailesi oradan bir ev almayı düşünüyor."

"Ne... Ne yapmamı istiyorsun? Bir şey mi yapmalıyım? Bu onların kararı. Bizi ilgilendirmiyor."

Gözlerimi neden kaçırıyordum o zaman? Gri tüylü kedim çimlerin üstünde paytak adımlar atmayı bırakıp babamın kucağına atladığında kulaklarım uğulduyordu, yeniden.

"Hiçbir şey. Senden hiçbir şey beklemiyoruz, kızım. Ne kadar öğrenmeni istemese de senin bunları bilmen gerekiyordu. Sana bir şey bıraktı."

O ana kadar fark etmediğim kâğıdı sehpanın üstünden alıp bana uzattığında ayağa kalktım. Annemin parmaklarının arasındaki kâğıdı alıp salondan çıktım. Odama girene kadar ne yazdığını okumadım.

Kapıyı kapattıktan sonra katlı kâğıdı açtım.

Onun düzgün el yazısı...

Biraz geç kaldı ama artık ertelemenin bir anlamı yok. Bir daha buralarda hiç olmayacağım. Sen artık hiç olmayacaksın. Ben seni hiç hak etmedim ama bu sergi benden sonra senin aslında... Gelirsen... Lütfen, gel.

Meriç 

Continue Reading

You'll Also Like

1.7K 34 1
~Distopik - Psikolojik~ Şeytan rolüne bürünmüş bir psikopatla baş edebilir misin? Yoksa şeytanın ta kendisine mi dönüşürsün? ~ Dünya kaderinin tamam...
290K 15.4K 52
sürücü kursuna yazılmak isteyen eslem, bir dolandırıcıya denk gelirse neler olur? alp: bu inat ve hırs hoşuma gitmedi değil umarım sadece bana karşı...
625K 32.5K 60
"Bir Anlık Yayın, Bir Ömürlük Hikaye" Asena, üniversite sınavları, ders notları ve arkadaşlarının dertleri arasında kaybolmuş kendi halinde bir genç...
408K 36.5K 27
Siz: simdi benim canım helva cekse Siz: benim icin ölür müsün Siz: yoksa yok mu Baran: Ne anlatıyosun bilader Siz: cevap ver Siz: ölür müsün Siz: yok...
Wattpad App - Unlock exclusive features