Bence yeni kapagimiz harika oldu. Şahsen ben çok beğendim. Sizlerde begendiyseniz bu bölüme bol bol oy vermenizi istiyorum. Keyifle okuyun :)
Multi Ecenin yemekte ve bardaki hali.
Siyah elbisemi üzerime geçirip aynada kendime şöyle bir baktim. Hic de fena gözükmüyordum. Elbisemin bel kisimlarinda küçük yirtiklar vardi ve bu elbiseye daha hoş bir görüntü katiyordu. Kisa saclarimi hafif dalgalandirdim. Göz makyajimida yapınca hazir olduğumu hissettim. Elime telefonumu ve küçük cantami alarak kapıdan ciktim.
Çağatayin kapisinin önune geldiğimde kapiyi tiklattim. Birkaç saniye sonra Çağatay kapiyi actiginda onu suzdum. Giydiği lacivert gömleğin kollarini kivirmis onun altinaysa siyah bir pantolon giymişti. Yüzüne baktigimda onun da beni incelediğini gördüm.
''Hazirsan inelim artik'' dedim sabirsiz bir şekilde. Eğer o aksam menüsünde manti varsa beni o masadan kaldırmak zor olacaktı.
''Ben hazirim da sen hazir değilsin galiba'' dedi yüzüme bakarak. Kiyafetimi ima ettiğini anlamam kisa sürmüştü.
''Birincisi bana karismaya hakkin olmadigini söylemiştim. İkincisi ise bundan daha kisa elbiseler giymisligim var.'' dedim. Çağatay bana gulerek bakip ;
''Birsey söyledim. Onu da kendi kafana gore düzenledin. Kiyafetine karistigim yok. Sadece.. Rujunu tasirmissin bunu söyleyecektim. '' dedi. Ona bakarken sirittigini ve odasinin kapisini kapatip yanima geldiğini gördüm. Bozuntuya vermeden elimi dudagima götürüp kenarlarini temizledim. Aslında daha önce de bundan daha iyi rujlar surmustum. Simdi neden tasti ki lanet olasi.
Çağatay önden asansöre binerken bende onu takip ediyordum. Asansordeki yansimamiza baktigimda iyi gorundugumu farkettim. Üstelik Çağatay da iyi görünüyordu.
Gozumu onun üstünden çekip direkt gözlerine baktigimda bana baktigini farkettim.
Gözlerinden hicbir şey anlamamama rağmen onun benim gozlerimde ona karsi sevgi ve hayranlik gördüğünün farkindaydim. Sonuçta ona sevdiğimi söylemiştim ve artik saklama çabalarına girmek istemiyordum. Ben Çağataya dalmis bakarken yemek salonuna geldiğimizi farketmedim.
Asansorden inip salona doğru yürümeye basladik. Masalarda oturan çiftlerin neden bize baktigini anlamamistim. Masamiza yaklastigimizda rahat koltuğu çekip oturacakken arka tarafimdaki bir erkeğin yaninda kiz arkadasi -ya da herneyse- olmasına rağmen bana göz kirptigini gördüm. Mirildanip önüme döndüğümde Çağatayin arka masadaki bana göz kirpan çocuğa dik dik baktigini gördüm. Gecenin mahvolmamasini istediğim için Çağataya bakarak gulumsedim. Hala çocuğa bakan Çağatayin büyük kavga cikaracagini düşünürken garson imdadima yetişti.
Siparislerimizi verdikten kisa bir sure sonra yemeklerimiz geldi. Çağatay yemeğe basladiginda bende ona ayak uydurup yemeye basladim.
''Menu de manti yoktu.'' dedim siritarak. Bana bakip o da gulerek ;
''Uzgunum. Bir daha menüsünde manti olan bir otele geliriz'' dedi. Ben tekrar onunla birlikte otele geleceğimizi düşünürken Çağatay arka tarafima bakarak agzini oynatti. 'Seni sikerim ' diye agzini oynattiginda et bogazima kacti. Bardaktaki suyu kafama dikip bitirdim. Çağatay bana endişeyle bakarken ;
''Sen az önce ne dedin'' dedim.
''Nasil ne dedim'' dedi. Arka tarafi işaret ettiğimde ;
''Biraz daha bakarsa olacağı söyledim '' dedi.
''Lutfen tadsizlik cikarma. Hem bak yaninda kiz arkadaşı var'' dedim.
''Olmasina rağmen niye bakiyor o zaman oruspu çocuğu '' dediğinde kufurun bana değil de ona daha çok yakistigini farkettim.
''Boşver işte.''dedim diyecek birşey bulamayınca.
''Bi daha bakarsa ağzıyla yüzünün yer değiştireceğinide bilir.''dedikten sonra içkisinden bikaç yudum içti. Ben sessiz kalırken o sessizliği bozdu.
''Geçen hafta.Yani krizinden sonra bu konu hakkında hiç konuşmadık ama. Sen o Emir piçi yüzünden mi ağladın o kadar''dediğinde kafamı kaldırıp suratına baktım.
''Emir piç değil.''dedim.
''Bana onu savunma. Benim yanımda hiçbir erkeği savunma kısacası.''dedi.
''Evet onun yüzünden ağladım. Çünkü o benim en değer verdiklerimden biri.''dedim Çağataya dik dik bakarak. ''O benim kardeşim''diye ekledim.
''Hiçbir erkekten kardeş olmaz''
''Nerden biliyorsun. Belki de sadece sen sana kardeş gibi yaklaşan kızlarla başka şeyler düşünüyorsun''dedim uyuz bakışlarımdan birini atarak. O da ukala tavrını koruyarak güldü.
''Bunu biliyorsan, hiçbir kızında bana kardeş diye yaklaşmayacağını da biliyorsundur.''dedi ciddileşerek.
Bozuntuya vermeden gözlerimi kısarak ona gülümsedim. Bu gıcık gülüşümü şu an Berna görse benim ağzımı yüzümü dağıtırdı.
''Eger Emir ya da başka birisi için bir daha agladigini gorursem o kişi için hic iyi olmaz'' dedi. Her gece kendisi için agladigimi nerden bilecekti ki. Zaten yine kendisi yüzünden Emirle tartismistik ve aglamistim.
''Senin yüzünden Ağlarsam kendine yapacak bir şeyin var mi'' dedim.
''Benim yuzumden aglamani gerektirecek ne olabilir ki'' dedi. Ha şimdi de salağa yatma sirasi ondaydı galiba.
''Haklisin senin için aglamam çok sacma'' dedim doydugumu hissedip catali birakirken. O da ayni anda catalini birakip arkasına yaslandi. Eline bardagini alip içkisini içerken ikimizde tam birbirimizin yuzlerine bakiyorduk.
''Benim için agladin mi hic'' diye sordu korkutucu bir sakinlikle. Gözlerimi kacirip
''Hayir hic öyle bir hatada bulunmadim.'' dedim gülmeye calisarak.
''Gozlerin öyle demiyor ama. Peki her gece kulaginda kulaklik, Sezen Aksu dinleyip agladigin geceler '' dedi. Basimi sabitledigim arkasindaki noktadan alip gözlerine diktim.
''Sen bunlari nerden biliyorsun '' dedim. Sasirmistim hem de oldukça fazla.
''Aglama seslerin odama kadar geliyordu'' dedi gulerek.
''O kadar sesli agladigimi sanmıyorum '' dedim.
''Tamam belki odanin içine girip duyduğum sesler de olabilir'' dedi. Agzim acilarak ;
''Senin geceleri benim odamda ne isin var'' dedim siritarak. Biliyordum ki çoğu kez odama gelip alnimi opuyordu ve benim bilmedigimi saniyordu. Şimdi salağa yatma sirasi da bendeydi. Bunu ona soylesem inkar edeceğini biliyordum çünkü.
''Kapinin önünden geçerken gelen sesler beni rahatsız ettiği için bakma ihtiyacı hissediyordum '' dedi. Baya iyi kıvırmıştı cümleyi. Gulerek ona bakip ;
''Kalkalim mi artik'' dedim. Cevap vermeden ayaklandiginda bende ayağa kalktim. Yemek salonundan cikip gece kulübüne yoneldiginde bende arkasından ilerledim. İçeri gireceği sirada beni farkedip ''Sen odaya'' diyerek bana döndü.
''Anlamadim'' dedim. Cidden anlamamistim.
''Bu elbiseyle bara gelebileceğini mi saniyorsun'' dedi. ''Evet'' dediğimde bana yaklaşarak ''Odana gitmeni söyledim.'' dedi. Aklimdaki fikirlere içten siritarak cevap verdikten ''Tamam cikiyorum '' diyerek ters yönde ilerlemeye başladım. Elbette bu kiyafetle o bara gitmeyecektim. Daha iyi ve kisa kiyafetlerim de vardı. Üstelik bu elbise dizimin sadece bir karis üstündeydi. Ama bu kiyafet bara gore uzun sayilirdi.
Asansorden ciktiktan sonra odama girip elbiselerimi kurcalamaya başladım.
Üst tarafi krem tül, alt tarafi kabarik ve siyah dantelli olan elbisemi görünce sirittim. Annemin aldiği çok hoş ve güzel bir elbiseydi. Üstelik bana da çok yakisiyordu. Boyu diğer elbiseme gore biraz kisaydi.
Saclarimi da daginik topuz yaptıktan sonra aynaya baktim. Göz makyajimi tazelemistim ve oldukça güzel gorunuyordum. Ayagima siyah topuklularimi da giydikten sonra elime küçük cantami alip odadan ciktim.
Bara girdiğimde otelin büyük olması sonucunda barinin da büyük ve kalabalık olduğunu gördüm. Etrafa Çağatay var mi diye bakindim. Şimdilik görünmüyordu ve beni görmesini de istemiyordum zaten. Planim kendi kafama gore içip dans edip, sonra da Çağataya görünmeden odaya cikmakti.
Planlarimi sayarken hangi ara önune geldiğimi bilmediğim bar taburesinin üstüne cikip oturdum. Barmen yavşak bir şekilde siritarak ;
''Sana ne vereyim'' dediğinde kusmamak için kendimi zorladim. Her yerde böyle yavsaklardan var miydi ya da hep mi beni buluyordu.
''Bira versen yeter'' dedim sert bir şekilde. Bana gulerek bakip birayi uzatti. Kiz olmasam agzini yüzünü iyi bir şekilde dagitacagimi biliyordum.
İckimden yavaş yavaş yudumlar içerek sahnede oynayan çiftlere baktim. Oldukça unlu bir otel olmasinin gerektirdiği gibi çiftler de oldukça iyiye benziyordu. Arada ciplak sayılacak kizlari saymazsak gayet iyi bir gece kulübüne benziyordu. Tabi su bizim yavşak barmeni saymazsak.
Birami bitirdiğimde bardağı ona tekrar uzattim. Bana baktiginda kafami sallayip doldurmasini söyledim. Bardağı tekrar elime alip taburemde sahneye dondukten sonra içmeye başladım.
Rahat büyük koltuklar da oturan çiftleri incelerken gözüm bir yerde takildi.
Çağatay kizin biriyle sarmaş dolaş koltukta oturuyordu. Ellerini koltuğun arkasından iki yana acmisti. Kiz ise onun düğmeleriyle oynayip duruyordu. Kiskanc tarafim gidip kizi dövmek isterken, mantikli tarafım elimdeki birayi bitirip kendini sahneye atmami söylüyordu. İki tarafında mantiksiz söylediğini farkettiğimde yüzümü burusturarak barmene doğru döndüm. Henüz sarhoş olmamistim ve öyle bir niyetim de yoktu.
''Bi vişne suyu'' dedim sesli müzikte bagirarak. Barmen gulerek ;
''Once iki bardak bira, sonra vişne suyu mu'' dedi.
''Visne suyu'' dedim bastırarak.
''Senin şu sert hallerin beni etkiledi. '' dedi.
''Boyle bir otelde senin gibi barmen'' dedim. Düşünerek ''Seni çok mu aradılar '' dedim siritarak. Bu sefer gülme sirasi bendeydi. Ama o benim sirami calip kendisi de guluyordu.
''Belki de otelin sahibinin yigeni olduğum için çokta aramis sayılmazlar ha ne dersin'' dedi.
Ona sen ciddi misin bakisi attim. Berna sağolsun bana bakışlarla birşeyler anlatmayı öğretmişti.
''İlginc'' dedim. Kelimeleri uzatmaya basladigimin belirtisiydi sarhoş olduğum.
Barmen guldugunde ;
''Peki neden burda calisiyorsun'' dedim. Piç bir şekilde siritarak ;
''Bir hata yaptim ve cezası burada çalışmakmış. Halbuki bana en iyi ödül burası '' diyerek elinde tuttuğu votka bardagini kafasına dikti.
''Su çocukla tanisiyor musun'' dedi. ''Hangi çocuk'' diye gösterdiği yere baktigimda apışıp kaldim. Çağatay feci bir şekilde bana bakıyordu. ''Tanimiyorum'' dedim tekrar barmene dönerek.
''Uzun süredir buraya bakıyor ve ondan önce de sen ona bakiyordun.'' dedi. Gelen müşterinin içkisini verdikten sonra tekrar bana döndü.
''Tanimiyorum dedim. '' bastırarak.
''Tamam birşey demedik. İsmin ne bu arada'' diye sorduğunda ''Ece. Seninki'' dedim.
''Demir'' dediğinde uzattigi elini sıktım.
''Aslina bakarsan seninle iyi anlasabilirdik ama, ilk başlardaki yavşak hareketlerin yüzünden sogudum'' dedim. Acik sözlü olmam onu da benim gibi sasirtmisti.
''Ece.. Güzel isim'' dedi. Ona tebessüm edip yüzümü sahneye döndüğümde gözüm Çağatayin masasina kaydi. Kizla hareketli bir şekilde opusmekle meşguldü. Sinirle önüme döndüm. Sonuçta ikimizinde birbirimize karismaya hakki yoktu.
''İcimden bir ses o adamla bir ilişkin olduğunu söylüyor. '' diyen barmene döndüm. Önüme koyduğu votkayi içerken ;
''İcimden bir ses seninde çok konuştuğunu söylüyor, ki iç sesim hakli'' dedim. ''Ustelik o adam benim kocam'' dedim. Sildigi bardagi tezgaha birakip bana doğru yaklaştı.
''Kocan mi'' dedi sasirarak. Kafami salladigimda ''Bence o tarafa doğru hic bakma o zaman'' dediğinde ışık hiziyla onlara doğru baktim. Oturdukları yerde isi goturduklerini gördüğümde ayağa kalktim. Galiba bu kizin cani fena dayak istiyordu. Barmen Demirin gülme seslerini es geçerek yanlarına doğru yürümeye basladim. Emirle tartistigimiz gün Gozdeyi dovememenin intikamini simdi alacaktim fazlasıyla.
Masaya yaklasip masanin üstündeki içkiyi kizin suratina bosalttim. Bu hareketimle ikisi birden bana dönmüştü. Geldigimin farkında bile değillerdi. Birkaç çift göz bize döndüğünde kiz ayağa kalkti ve bana yaklaştı. Vay rakibim dişli cikmisti.
''Ah. Naptigini saniyorsun sen be'' dediğinde gulerek ''Sana cevabimi boyle vermek istiyorum'' deyip sacina yapistim. Çağatay ayağa kalkmis telaşla bana bakarken bende ne yaptigimi bilmiyordum. Bir anlik dalginlikla kiz sacima yapistiginda elini isirdim. Sacimdaki elini hemen çektiğinde dengesini kaybetmesiyle yere kapaklandi ve bende hemen üstüne.
Bardakiler merakla bize bakarken boyle lüks bir yerde bu olayi ilk defa goruyorlardi bence. Kiz altimda cırlarken kafami kaldirip etrafa baktigimda Demiri gördüm. Eliyle bana devam et işareti yaptiginda onun bu haline guldum. Tekrar kiza baktigimda benim delirmiş olduğumu düşündüğünü farkettim. Ki su anda yaptiklarimda pek mantikli sayilmazdi. Elimle suratina sert bir tokat atip elimin izini yanaginda gördüğümde kolumdan tutulup sertçe çekildim. O kadar hizli ve sert vuruşumun sesi barda yankilanirken kendimden igrendim. Ama Çağatay onu opmeseydi pekala boyle şeyler yapmazdim bende. Cagatayin cekistirmesiyle bardan ciktim. Barin ara bir odasına girdiğinde sirtimi sertçe duvara yasladi. Bu kizin sacimi çekmesinden daha cok acitmisti galiba sacimi.
''Naptin sen'' diye gurlediginde onun da aşırı içkili olması isi zorlastiriyordu. Ne ben mantikli hareketler yapıyordum ne de o.
''Ben sadece..'' dediğimde sözümü dudakları kesti. Beni sert bir şekilde öperken onu ittirdim.
''Once onu opuyorsun sonra bana mi dönüyorsun''diye sertçe bagirdigimda kolumdan tuttu. Yüzümü buruşturup yanagina bir tokat gecirdigimde bugün Kadir İnanır dan pek farkim kalmadigini hissettim. Bir de 'Yalan söylüyorsun ' dediğimde tam ona benzeyecektim. Çağatayin surati kizarirken gozumu gözlerine diktim.
O gözlerde bugün farklı birşeyler vardi ama cozememistim. Çünkü çözmeye kalkisirsam herşeyi yanlis anlayip sonra salya sümük aglayacagimi biliyordum.
''Ben özür dilerim bir anda oldu'' dedim yüzüne bakarak. Çağatay bir iki adim geri cikarak bana bakti.
Cevap vermediginde ona yaklaştım ve onu öpmeye başladım. Evet dengesiz olduğumu söylemiştim değil mi. Çağatay sasirip karsilik vermeye basladiginda içkili nefeslerimiz birbirine karisiyordu. Çağatay yumuşak bir şekilde beni öperken bende ona ayak uyduruyordum. Tüm duyguları onunla tadiyordum. Acıyı,sevinci,heyecani,siniri, herşeyi..