A'ZEL

Por sermiranl

406K 16.2K 17.7K

Ben Meriç Kaya. O herkesin dilinde dönüp dolanan Şizofren. Şizofren değilim kafamdakileri açıklayamıyor, dil... Más

1.Bölüm
2.Bölüm
3.Bölüm
4.Bölüm
5.Bölüm
6.Bölüm
7.Bölüm
8.Bölüm
9.Bölüm
10.Bölüm
11.Bölüm
12.Bölüm
13.Bölüm
14.Bölüm
15.Bölüm
16.Bölüm
17.Bölüm
18.Bölüm
19.BÖLÜM
20.bölüm
22.BÖLÜM
23.Bölüm
24.Bölüm
25.Bölüm
26.Bölüm
27.Bölüm
28.Bölüm
29.Bölüm
30.Bölüm
31.Bölüm
32.Bölüm
33.Bölüm
34.Bölüm
35.Bölüm
36.Bölüm | 1. Kitap Finali
37.BÖLÜM
38.Bölüm
39.Bölüm
40.Bölüm
41.Bölüm
42.Bölüm
43. Bölüm
44.Bölüm
45.Bölüm
46. Bölüm
47. Bölüm
48. Bölüm
49. Bölüm
50. Bölüm
51 Bölüm
52. Bölüm
53.Bölüm
54. Bölüm
55. Bölüm
56. Bölüm
57.bölüm
58.Bölüm
59.Bölüm
60.Bölüm
61.Bölüm
Final Part-1
FİNAL

21.BÖLÜM

7.2K 334 376
Por sermiranl

Mıssıo ~ Can I Exist (Yukarıdan açıp dinleyin)
Contra ~ Kıvılcım

Oy ve Yorum yapmayı Unutmayın oy ve yorumlarınız Beni motive ediyor diğer türlü Kimsenin okumadığını düşünerek Moralimi düşürerek Yazamıyorum Şimdiden Teşekkürler hepinize

O zaman Bölümü yakma Zamanı✨

21.Bölüm

Ben Pera, Pera Berkan o herkesin Pek çok hoşlanmadığı Görünce Sinir olan Ama kimsenin bir şey diyemeyip ağzını açamadığı O Gıcık Kızım.

Benden hoşlanmıyor Veya seviyor olabilirsiniz

Benden hoşlanmayanlar Kimin umurunda?

Egolu değilim içimde Merhamet var ama insanlar Merhametsiz bir canavar olduğumu düşünüyor Gerçi Hoş öyleyim

Sadece Dışarıya gösterdiğim Suratım Bu.

Siz ise Özeldiniz Çünkü beni biliyordunuz En azından Bir kaçınız Biliyordunuz değil mi? Kötü biri değilim hiç Bir adam öldürmedim hiç Hırsızlık yapmadım Kalp kırmadım

Hayır Kalp Kırdım.

Kalp kırmazsanız Kırılırsınız.

Hadi ama İlkokulda Hiç bir arkadaşım yoktu sessiz sakin kendi başıma takılan Küçük bir kız çocuğuydum Sınıfın önünde sizi rezil etmeye çalışan Argo kelime kullanan sizi küçük düşüren Yaratıklar var. Olacaktır da

En arka sırada oturup Cam kenarında hemen peteğin dibinde Arkadaş grupları konuşurken Sizi yanınızda istemezlerdi Sizde bunu iyi bilirdiniz

Sizi aralarına almayan arkadaş Grupları Bazılarımızın Belki de İlk kalp Kırıklarıdır

Dış görünüşü kötü olduğu için veya sevilmediğiniz için zorbalık yediniz

Kalbiniz kırıldı

Siz kendinizi seviyordunuz sadece İnsanlar sizi bilmediği ve tanımadığı için nasıl bir güzellik kaybettiklerinin farkında olmayacaktır Ama Tabii ki Fazla Paranız varsa Arkadaşlarınız da Paranız kadar çok olurdu

O ilk okulda aralarına alınmayan Kız Çocuğu bendim Ve o benim ilk kırık kalbimin ilk anıydı Okuldan Babam beni alırken Ağladığımı hatırlıyordum Neden arkadaşım yok diye kimseye hiç bir şey yapmamıştım ki

Sadece Merak ediyordum Neden?

Evet çok ağladım Arkadaşım olmadığı İçin Ama sonra İrem'le tanışmıştım Babamın Arkadaşının Kızıydı O benim en yakın Gerçek Dostumdu Onun için Canımı bile istese Verirdim İrem'le saçma güzel anılarımız vardı Senelerce süren Güzel bir dostluğumuz vardı

Hala var

Diyorum ya O gerçek dost

Kendinize bir arkadaş bulmayın Dost bulun Kurduğunuz Arkadaşlıklar bir şekilde Sizi Kıracak Ama Dostlar Asla.

18. Yaşıma Çok az bir zaman kalmıştı Yeni arkadaşlıklar edindim

Batuhan Ve Melis

Batuhan benim Dostumdu Melis ise Arkadaşım.

Batuhan Bana ihanet etmezdi Çünkü o kendi kalbinin güzelliğinden bile bihaberdi Onun için en iyisini istiyordum Her zaman mutlu olmasını Çünkü Hak ediyordu bunu biliyordum Batuhan'ı gerçekten seviyordum Ve onun içinde elimden gelen her şeyi yapardım

Meriç...

Meriç Derin Kaya

Meriç ona Derin dememden hoşlanmazdı sanırım ama güzeldi anlamı da kendisi de Meriç bambaşkaydı Çözemiyordum Bir gün bana kötü Diğer gün çok iyi olmuştu bunun nedeni neydi bilmiyorum ama O da hayatımın merkezinde bir yerine bir şekilde Konmuştu

Hayatımda olduğu için Mutlu muydum?

Evet

Ailesi tarafından pek Sevgi görememiş bir insan olduğunu tahmin etmek pek zor değildi en azından Evinde Babasının Onunla ne şekilde konuştuğunu görene kadar 16. yaşında Babasının Kendisini Evden kovduğunu söylemişti

Babam Beni 16 yaşımda beni evden kovsa Ne yapabilirdim ki Belki kapının önünde Oturup sinirinin geçmesini beni geri almasını beklerdim yapabileceğim elimden gelen bir tek bu olurdu

Meriç ise Gururuna asla yenik düşmemiş ve Savaşmıştı Neye Ne için savaşmıştı bilmiyordum ama Meriç içinde En iyisini yaşamasını istiyordum Çünkü Meriç bu yaşına kadar tek yaşamış olsa da Kötü biri olmadığını sadece hislerini fazlasıyla dışarıya vuramadığını düşünüyordum

Meriç Gerçekten Kötü değildi Bunu Kendim dışımda Onu tanımayan Babam dahil kimseye açıklayamazdım

Ben biliyordum ya işte Yeterdi

Elim Meriç'in elinin üzerindeyken Meriç ile hala çok yakındık Kavisli çok az kalın kaşlarını çattı Kaşının ortasında Kaşının hemen bitişiğinde olan Yara izini daha yakından gördüm

"Ne demek istiyorsun" diye fısıldadığında Sağ omzumu silktim "Hiç bir şey" diye mırıldandım

O sırada Okulun çıkış zil sesi Meriç ile kulaklarımıza dolarken Meriç yavaşça geri çekildi "Peki ben gidey.." Lafını böldüm

"Beni bugün Babam almayacak Beraber gidelim mi...Hem sana Seni çizdiğim tuvali de veririm" diye heyecanlı bir ses tonuyla konuştum "Tuvali bana vermeyeceğini söylemiştin"

"Vazgeçtim Vereceğim" Bir kaç saniye sustu "Peki Çantamı alayım içeriden Geliyorum" deyip tekrar Soyunma Kabinin olduğu yere girip Bir kaç saniye sonra Koyu lacivert Çantası bir omzunda Çıkmıştı "Hadi çıkalım" dediğinde Ayağa kalkıp sırtımdaki Çantayla Olduğumuz yerden çıktık

Meriç'in saçları hala ıslaktı Ve dışarı da Yağmur yağıyordu Üzerinde Koyu Yeşil Montu üşüyen ellerini Montunun cebine yerleştirmişti Bir adım geride yürürken Dudaklarımı birbirine bastırıp Elimi Montunun Kapüşonlusuna Atıp Başına çektiğimde Aynısını Benim Kapüşonluma da yapmış saçlarımı örtmüştü

"Meriç.." Öğrencilerin arasından ilerlerken Aslında Can'ın beni alacağını biliyordum ama Meriç'le sebepsiz yere yürümek istiyordum "Hım" Meriç'e tamamen döndüğümde Aslında ne kadar halsiz göründüğünü gördüm Yanakları al al olmuştu

"Hastaneye mi gitsek" diye mırıldandığımda "Gerek yok Evime giderim çorbamı çayımı yapar yatağıma uzanır dinlenirim"

"Peki sen bilirsin" diye mırıldandım "Yürüyerek mi gidelim Minibüsle mi" diye sorduğumda "Yürüyerek gidelim" dediğinde Bana uyar dercesine omuz silkip ayağımın altında erimeye başlayan karı ezmeye devam ettim

Üşüyen ellerimi Ceplerime yerleştirdim Kaşlarım aklıma gelen düşünce ile çatılırken "Sen Neden Sudan korkuyorsan daha doğrusu Neden sevmiyorsun" diye konuştuğumda başını bana çevirip dilini yanağında gezdirmeye başladı

"Suyu sevmiyorum Çünkü... eskiden Bir trafik kazası geçirdim Araba da uçurumdan aşağı denize doğru düşünce..." deyip boğazını temizledi Sanki o anı hatırlar gibi suratı gerilmişti

"paranoyak oldum Pek aram yok o yüzden Duş alırken bile boğuluyormuş gibi oluyorum" kaşlarım havaya şaşkınlıkla kalkarken "şaka yapıyorsun sen nasıl çıktın" Ellerini montunun cebinden çıkarıp Siyah kot pantolonunun cebine sıkıştırdı

"Çıkamadım o yüzden korkuyorum ya sudan her an boğulabilirmişim gibi.." deyip alayla güldü ama yüzündeki gerginliği hala fark edebiliyordum "Zaten düşerken araba takla attığı için her yerim parçalandı...daha sonra denize düştük...Arabanın içinde sıkıştığımı hatırlıyorum" dediğinde şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemiyorum "Uyandığımda da hastanedeydim"

"Kalıcı bir şey var mı" kaşlarını çattı hatırlamaya çalışır gibi "Kalıcı...yüzümde arabanın camı patlamıştı onların izi geçti hiç fark edip gördün mü bilmiyorum ama şurada kaşımın biraz yanında iz var başka kalıcı bir şeyim yok" eliyle kaşının yanındaki belirgin izi gösterdiğinde aslında bu izi çok uzun zaman önce fark ettiğimi biliyordum

"Çok belirgin değil yaş ilerleyince kaybolur o iz" dediğimde Başını salladı "büyük ihtimalle" diyerek onayladı beni

Dakikalar boyunca beraber sesimizi çıkarmadan lapa lapa olmasada karın altında yürürken 20 dakika kadar sonra Evin sokağına girmiştik

"Ben bekleyeyim sen getir istersen veya baban evdeyse sonra da alabilirim" ellerimi montumun cebinden çıkarıp omzumda asılı olan çantamı önüme çekip fermuarını açtım içinden Yılan aksesuarlı Ev anahtarını çıkarıp ilerlemeye devam ettim "Babam evde değil kimse yok yani evde gelebilirsin" dediğimde sesini çıkarmadı

Evin bahçesine girip hızlı adımlarla ilerleyip anahtarı kapının deliğine yerleştirip yavaşça ittirdim İçeriye önce ben girdim eğilip bir elim kapının kulpundayken bot ayakkabılarımı çıkarmaya çalışıyordum Meriç içeriye girdiğinde bot ayakkabısının bağcıklarını çözmeye başlamıştı

"Aç mısın" diye sorduğumda Mutfağa doğru ilerliyordum üzerimdeki montu çıkarıp mutfak Sandalyesinin üzerine bıraktım Çantam ile birlikte "belki biraz" dediğinde Ocaktaki Yemekleri gördüm

Domates Çorbası Pirinç Pilavı ve Karnı yarığı görmüştüm "İlacın var mı evde" deyip Sandalyeye oturan Meriç'e döndüm başını her iki yana salladı "Yok"

"Baban gelmez değil mi" diye tedirgin bir ifade ile sorduğunda "Hayır gelmez" elime siyah renkli çorba tabağını alıp içine domates çorbasını doldurdum "Yemek yapmasını biliyor musun" diye sorduğunda güldüm "Aklına gelebilecek her şeyi yapabilirim bakma böyle cici halime sadece tatlı yapmasını bilmiyorum hamur işinde berbatım da" dedim iki tane tepsi çıkarırken Kendime de çorba doldurup Tepsiye yerleştirdim

Siyah servis tabaklarını çıkarıp karnıyarık ve Pirinç pilavı yerleştirdim "Mesafe koyamayacağız sanırım böyle" dediğinde tepsiyi önüne koyup bardak çıkartıp dolaptan karışık meyve suyunu aldım hızlıca doldurup her iki tepsiye yerleştirdim "Hadi gel sana göstereyim Resmi" sorduğu soruya cevap vermemiştim

Meriç hala montunu çıkarmamıştı

Unutmadan Üst dolabın kapağını açıp içinden ateş düşürücü hap çıkardım Hapı Meriç'in tepsisine bırakırken Meriç sol kaşını kaldırdı "Teşekkür ederim" dediğinde göz kırparak elimdeki tepsiyle merdivenleri çıkmaya başladım "Bir şey değil"

Odamın kapısını dikkatlice açıp Meriç'e geçmesi için izin verdim Tepsisiyle ayakta dururken Yatağımı işaret ettim yatağımın üzerine otururken bende çalışma masamın sandalyesine oturmuş tepsimi de masaya bırakmıştım

"Odan güzelmiş ve ayrıca..." deyip Başını öne doğru eğip camdan dışarıya baktı "tam ekran benim odam görünüyormuş Perdemi kapatacağım artık" deyip eline kaşığını alıp Çorbaya koyacağı sırada duraksadı

uzun bir süre duraksadı

Elimi salladım "Meriç sadece Çorba o bu kadar bakışmamalısın" suratı aniden düşerken Kaşığı indirip saniyelik bana Bakarak çorba Kasesini tutup hafif ayağa kalkıp Masamın üzerine bıraktı "Ben...domates Çorbası sevmiyorum" deyip boğazını temizleyerek eski yerine oturdu

"Peki sen bilirsin" deyip sıcak çorbayı içmeye başladım Hülya yeni çıkmış olmalıydı evden Çünkü çorba cehennem ateşinden çıkmış gibi sıcaktı

Meriç sakince pilavını yerken masamın altında duran Tuvali çıkartıp Meriç'in görmesi için havaya kaldırdım Meriç bakışlarını yemekten kaldırıp tuvale çevirdiğinde kaşları havalandı

dudakları aralanıp bir şey diyecek gibi oldu ama geri sustu "Bu kadarını beklemiyordum.." deyip elimden aldığında incelemeye başlamıştı "Cidden bu kadar yetenekli olmanı beklemiyordum" deyip bana baktı "Üniversite ne düşünüyorsun" diye sorduğunda omuz silktim "Bilmem...Yılın başında mimarlık istiyordum ama fikrim değişecek gibi" gülümser gibi oldu "Mimarlık zor...istediğine emin misin " dudağımı büktüm "yani hemen hemen"

"Umarım istediğin bölümü kazanırsın...Benim bir arkadaşım mimarlık okuyordu onunla birlikte biz de okuyorduk sanki maketler yapıştırıcılar bilmem ne zor iş...Parası da iyi...Tabi iyi mimarsan aylık parası baya bir iyi"

"Bakacağız sen Psikolojide eminsin sanırım" diye sordum "Bilmem Ne kazanırsak.." Daha fazla yiyemeyeceğini anladığımda ayağa kalkıp tepsiyi masamın üzerine bırakıp Üzerindeki ilacı alıp etrafta su var mı diye kontrol etti meyve suyumu içerken Parmağımla Komidinin üzerinde bulunan Sürahiyi işaret ettim

Yavaşça sürahinin Yanındaki bardağı eline alıp Suyu doldurdu ilacı kutunun içinden çıkarıp gözlerini benden bir an ayırmayarak ilacı ağzına koyup suyu içmeye başladı boğazımı temizleyip bende kaşığımı tabağın içerisine bıraktım

Meriç eline Tuvali aldığında "Teşekkür ederim Yemek ve..Bunun için" dediğinde Ayağa kalktım "önemli değil" bakışları Yatağım ve duvar arasında olan tablolara kaydığında Elini uzatıp alacağı sırada gözlerim aniden açıldığında hızlıca Önüne geçtim "Şey..onlara bakamazsın..onlar özel" deyip yavaşça yutkundum

"Yaa" başımı hızlıca salladım onaylayarak

Yatağım ve duvarım arasındaki boşlukta Meriç'i çizdiğim onlarca Tuval vardı ve Meriç diğerini elini alsa bir diğerini görecekti

"Peki gideyim ben" o sırada Alt kattan Sesler gelmeye başladığında Meriç bana döndü "Pera!" Diye seslendi Can

Can!

Can Meriç'i burada görürse Beni tehdit ederdi Hızlıca ayağa kalkıp odamın kapısını kapattım "Üstümü değiştiriyorum gelme!" Diye seslendim

"Tamam bekliyorum" deyip kapının önünde durduğunu hissettim Meriç iki elini havaya kaldırdı ne yapayım dercesine yatağın altını işaret ettim
"Cüssemin farkındasın değil mi?" Diye fısıldadığında Ebeveyn banyosunun ışığını açıp Meriç'i içeriye götürdüm "burada kal sesini çıkarma"

"Tamam"

Geri çıkıp ebeveyn banyosunu kapattım yatağıma oturup yorganın altına girdim ki Can üzerimdeki Okul tişörtünü fark etmesin çünkü Üzerimi değiştireceğimi söylemiştim Ve Can aptal bir çocuk değildi

"Gel Can" dediğimde Kapıyı açıp içeriye girdiğinde bakışları ilk Masanın üzerinde duran iki tepside durdu

Hayır..

"Biri mi geldi eve" sesli bir nefes aldım

"İrem geldi Ağrı kesicisi yokmuş hemen dedim yemek ye sonra ilacı iç..Sen bir şey mi diyecektin"

Git gide Meriç'e benziyordum.

Can dediğime çok takılmadı Yanıma oturduğunda Ensesini kaşıdı "Baban ev kiralamış yavaştan Eşyalarınızı toparlayın diyor" dediğinde donuk Bakışlarımı Can'ın suratına Çevirdim "Ne" diye mırıldandım "Okul işini de ayarlayacakmış en kısa zamand.." Lafını böldüm

"Ne okulu" dedim ne diyeceğimi bilemeyerek "Gitmek istemiyorum."

"Bende alıştım ama Peder bey çok garip davranıyor bu aralar" gözlerimin dolduğunu hissederken alt dudağımın köşesini kemirdim başımı Camdan dışarıya doğru çevirdim "yardıma ihtiyacın olursa beni çağır olur mu" sesimi çıkarmadım çünkü çıkarırsam Kesinlikle ağlayacaktım

"Peki ben çıkayım o zaman odamdayım" ayağa kalkıp bana son kez bakıp odadan çıkıp arkasından kapıyı kapattı

Bu sefer Meriç yavaşça Ebeveyn banyosunun kapısını açtı gözümden akan yaşı elimin tersiyle hızlıca silip gülümseyerek Meriç'e baktım

Suratında Üzgün bir ifade vardı.

"Gidecek misin" diye fısıldadı omuz silkip ensemi kaşırken dudaklarımı emiştirdim "benim yüzümden mi" Meriç'in sıratına baktım başımı her iki yana sallarken "Hayır"

Sanırım Evet Senin yüzünden Meriç

Meriç yavaşça yanıma oturdu sesini çıkarmadı ellerimi kucağıma indirip başımı eğerek tırnaklarımla oynamaya başladım

Meriç'in başı bir kaç saniye sonra omzuma düştüğünde Soğuk elini elimin üzerime koydu "Benim yüzümdense eğer Özür dilerim...Buna sebep olmak istemezdim" Tebessüm ettim

Gitmek istemiyordum ne buradan Ne de okuldan

Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı iki yana salladım "özür dilemene gerek yok..Babam işte" baş parmağı yavaşça Elimin üzerini okşarken "üzülme"

Cevap vermedim "Baban gelmeden gitmem gerek yoksa O da gelirse buradan çıkmam zorlanır...Telefonunu aldı sanırım Baban...Telefon numaramı yazayım tahmin ettiğimden erk.." Lafını bölüp Meriç'e baktım

"Telefon numaran Ezberimde" dediğimde duraksadı Ruhsuz bir şekilde devam ettim "Hafızam kuvvetli numara ezberleyebiliyorum" başını salladı ellerini montuna yerleştirdi "Gidiyorum o zaman ama bil ki bu bizim son görüşmemiz değil...Olmayacak da"

"Umarım" diye mırıldandım kendi kendime "Dikkat et" dediğinde yutkundum "Sende" Meriç bıraktığı tuvali alıp temkinli adımlarla Odadan çıkarken başımı yastığıma gömüp ağlamaya başladım

Gitmek istemiyordum işte bunun neyini anlamıyordu ki

Moralim tamamiyle kendinden çekilirken yavaşça ayağa kalktım odamdan çıkıp hemen yan odada bulunan Can'ın yanına gittim

Elinde telefonuyla oynuyordu kollarımı açıp Can'a sarılacakken gözleri sonuna kadar açıldı ve sanki o an felçlik iniyormuş gibi garip hareketlerde bulundu "Iy! Sakın bir daha o hareketi yapma!" Deyip parmağının ucuyla beni ittirdi

Suratımın düşük olduğunu gördüğünde Kaşlarını çattı "Tamam sarılabilirsin ama çok az" deyip parmağıyla da az olduğunu belirten bir şekilde işaret yaptı

Şansımı tekrar deneyerek sarıldığımda Elleri sırtıma tutundu "Boşuna ağlıyorsun" geri çekilip suratına baktım "Babamı ikna et lütfen Gitmek istemiyorum" bir kaç saniye sesini çıkarmadı "Sen buradan mı gitmek istemiyorsun Yoksa? Meriç'den mi?" Böyle bir soru sormasını beklemezken dudaklarım yavaşça aralandı "Ne alakası var Can...Ben yeni arkadaşlıklar kurdum ortama bir şekilde alıştım yeni ev yeni okul benim düzenimi bozacak bu sene benim son senem" sakallarını kaşırken düşünüyor gibiydi

"Lütfen Bir şekilde ikna et" dudaklarını yalayıp sesli bir nefes aldı

"Seni dinlemeyen beni niye dinlesin" omuzlarımı düşürerek ayağa kalktım "Peki anladım" odadan çıkacağım sırada konuştu "Canını sıkma Yeni okulunda Emin ol daha iyi Meriç'ler vard.." bilgisayar Masasının üzerine bulunan Fare'yi alıp Can'a fırlatıp odadan çıktım kapıyı arkamdan kırar gibi kapattım "Aptal"

Hava artık kararmaya başlarken merdivenleri hızlıca inip Montumu ve Bot ayakkabılarımı giyinerek evden çıktım

Ellerimi Montumun cebine yerleştirip Ayağımın altındaki karları ezmeye başladım Aldığım nefesi soğuk havaya bırakırken Duman olarak Çıkıyordu

Nereye gittiğim ile ilgili bir fikrim yoktu Telefonum Macbook'um İpad'im hiç bir şeyim yoktu odamın bir kenarında oturup ne yapabilirdim ki en fazla

Beyaz Arabanın üzerinde bulunan karı ince parmaklarımı daldırıp avucumun içerisine top haline getirdim bir kaç adım atıp topu yere atıp bot ayakkabımla geri ezdim

Amacım yoktu Zaten yapacak herhangi bir şeyim de yoktu kendi kendime kar topu yapıp ezmekten başka dışarıda ne yapabilirdim ki

Arkamdan kar ezme sesi kulaklarıma dolduğunda kaşlarımı çatıp arkama döndüm

Kimse yoktu.

Hiç kimsenin bulunmadığı Sokakta tek başımayken arkamdan Bir ses gelmesi ve döndüğümde kimsenin olmaması beni tedirgin etmişti

Biraz daha ilerlersem minibüs yoluna çıkacağımı biliyordum

Gerilmiştim

Hızlı adımlarla ilerlemeye başlarken benimle birlikte tekrar adım sesleri duyduğumda arkama bakıp zaman kaybetmek yerine topuklarıma vura vura koşmaya başladım

O sırada bir el ağzımı kapatıp tek eliyle İki elimi arkamda birleştirirken "Arkana bakmadan kaçmak her akıllının yapacağı bir durum değildir akıllıymışsın...Amacım sana zarar vermek değil" demesiyle ellerim ve ağzım tutuluyor ve kapalı olsada Ayağımı havaya kaldırıp bacak arasına tekme atmak istedim ama boyu benden biraz olsun uzun olduğu için ayağım yetişmemiş bu nedenle dizlerini tekmelemeye başlamıştım

"Sakin ol." Tanıdık ses kulağımda Sıcak nefesini solurken terlemeye başlamıştım "Benimle gel amacım sana zarar vermek değil" deyip beni geriye doğru sürüklemeye başladığında dudaklarımın üzerindeki parmaklarını bırakması için ısırmaya başladığımda elini aniden çekti "Ananı s.." suratına bakmadan Koşmaya başladığımda Bir kaç saniye içinde tekrar beni yakalamıştı
Nefes nefese ikimizde solurken "Canını yakmak istemediğimi söyledim sana Ama şansını zorlama." Pahalı parfüm kokusunu burnuma dolarken Tanıdık ses tonunun kime ait olabiliceğini düşünüyordum

Ellerimi bırakıp arabanın kapısını açtığında ellerimi Dudaklarımın üzerinde duran ellerini çekmesi için çabalamıştım

Beni ön koltuğa fırlatırken O an ilk defa suratıyla karşılaştım kahverengi gözleri bana ifadesizlikle bakarken Bu kişinin Orkun olduğunu gördüm arabanın kapısını sertçe kapatıp Aracın etrafında dönüp sürücü koltuğuna oturacağı sırada Kapıyı açmaya çalıştığımda Kapalı olduğunu fark ettim hızlıca Torpido gözünü açıp kafasında parçalayacak bir şeyler aradım yanıma oturduğunda emniyet kemerini taktı suratına dehşet içinde bakarken "Ne istiyorsun benden" diye soludum arabayı çalıştırıp sürmeye başlarken Alnımı sertçe ovuşturdum

"Beni dinle...Eninde sonunda beni bulurlar" dediğimde korkmamış gibi ruhsuzca güldü "Bana biraz kendinden bahset" dediğinde Suratına baktım "Sen..Ne saçmalıyorsun" dedim şaşkınlıkla "Bana kendinden bahset kimsin neysin kimin neyisin" elimle dudaklarımın üzerini kapatıp bu herifin elinden nasıl kurtulabileceğimi düşündüm

Bu adam Az kalsın Meriç'i öldürecek olan bir adamdı.

"Hadi"

"Sana kendimden falan bahsetmeyeceğim! Bok bok işler yapma seni tanımıyorum bile" dudaklarını yalayıp ensesini kaşıdı "Tanışalım diye sana kenden bahsetmeni söylüyorum ya"

O kadar sakin bir konuşma sesi vardı ki bu bana İlk başlardaki Meriç'i hatırlattı

"Ben başlayayım o zaman...Orkun ben doktorum 29 yaşındayım seni iki defa gördüm biri Araba yarışında Meriç'in yanında Biri de Geçen gece Meriç'in evinde Şimdi sen söyle sen Kimsin"

Yapmaya çalıştığı şeyi anlıyordum Beni Meriç'e karşı kullanmaya çalışacaktı "Orkun" dedim Yaşına saygı göstermeden "Benden bir bok çıkmaz boşuna Sürüyorsun arabanın benzinine yazık" dediğimde kaşlarını çattı "O ne demek küçük hanım"

Sabır diledim

"Birincisi Küçük hanım değilim ikincisi Şu demek...Senin saçma sapan Meriç'e karşı kullanacağın intikam oyununda Beni piyon olarak nereye koyarsan koy Ama işe yaramayacağım Beni kullanarak Kafana koyduğun planına varamazsın"

"Sen kaç yaşındasın" gülecek gibi oldum Rahat konuşmasına

"17" kaşları havaya kalktı Şaşkınlıkla

Gerçekten Büyük bir şaşkınlıkla kalmıştı

"Sen 17 yaşında mısın" kırmızı ışıkta durup suratını tamamen bana çevirip baştan aşağı baktığında sinirlerimin gerildiğini hissettim
"Sen ne...Biçim on yedisin lan" diye fısıldadı kendi kendine

"Benimle lanlı lunlu konuşma" dedim kaşımın üzerini kaşırken

Güldü

Ezikleyici bir gülüştü.

"Bu yeni nesil neden böyle gerçekten hiç anlamıyorum Senin Meriç gibi bir insanla ne tür bir arkadaşlığın olabilir ki"

Duymamazlıktan geldim Ve bunu fark etmişti

"Cevap versene" ayağımı bir ayağımın üzerine attığım için onun yanında korkudan titrerken Suratıma umursuz ve rahat bir maske yerleştirmiştim

"Cevap Ver." Dediğinde Elimi havaya kaldırıp boşa konuş dercesine Salladım kaşlarını çattığını hissettim

"Benimle Haddini bilerek Konuşmadığın sürece Sana cevap vermeyeceğim." Deyip dışarıyı izlemeye başladım "Allah allah" dedi gülerek

"Sen...yürek mi yedin?" Cevap vermedim

Öleceğimi bilsem bile ezilmeme asla izin vermezdim beni öldürse daha iyiydi

"Şş kime diyorum" deyip dirseğiyle beni dürttüğünde Yola kilitlendiğim için suratına bakmamaya özen gösteriyordum Elini arka Kemerinin olduğu yere götürdüğünde sertçe yutkundum

En fazla çıkaracağı şeyler Silah Bıçaktı tahmin ettiğim gibi Silahı bana doğru çevirdiğinde elindeki silaha boş boş baktım

"Adamlığını silah çıkarınca mı konuşturmaya çalışıyorsun yazık kafana zaten adam olmak biraz bunu gerektirir" deyip elimi kaldırıp yumruğumu iki defa açıp kapattım "adam olmak biraz sıkar yani" alayla kafamı iki yana salladım

Afalladı.

Bir kaç saniye sonra Silahı yavaşça Geri eski yerine yerleştirdiğinde bakışlarımı yoldan ayırmadım "Peki Kendini tanıtır mısın" Dedi Nazik bir ses tonuyla "benden ne istediğini söylersen neden olmasın" Yutkunup devam ettim "Meriç benim sevgilim değil her şeyden önce buna bir açıklık getireyim amacın Beni ona karşı kullanmaksa eğer işe yaramaz"

Burnumu çekip başımı eğdim bu adamla aynı ortamda bulunmak beni gerim gerim geriyordu korkutuyordu da
Ne yapacağını bilmiyordum Neye nasıl tepkiler verir bununla da ilgili bir fikrim yoktu

Bu sefer o cevap vermedi "Nereye götürüyorsun beni" dedim Sinirden dolan Gözlerimle gözlerimi hızla kırpıştırıp dolmuş gözlerimi Yok ettim

Bakışlarım tabelaya döndüğünde Ankara Yoluna girdiğini fark etmemle kısa süre içinde mantıklı düşünüp bir şeyler uygulamam gerektiğini fark ettim

Düşün düşün düşün...

Üst dudağımı kemirirken aklıma gelen şeyle yutkundum boğazımı yavaşça temizleyip elimi karnıma götürüp önüme doğru eğilerek Başımı Dizime gömüp Sahte sayılmayan daha çok Sinirimi aklıma getirerek Gözyaşlarımı Göz torbamdan aşağı akıtmaya başladım Orkun'un başı yoldan çekilip bana döndü tekrar yola Bakıp karnımı daha sıkı tuttum "Neyin var" dediğinde Başımı kaldırıp akan gözyaşlarımı sildim "Karnım.." Hıçkırdım "Ağrıyor" ellerimle yüzümü kapattım

Durdur arabayı Sadece Bunu yapman gerek Hadi

Daha içli bir şekilde ağlarken "Şu an E-5 yolundayım durduramam arabayı biraz bekle Bagajda Ağrı kesici var Veririm" dediğimde Başımı usulca salladım

İki elimin işaret parmağını büküp eklem yerinden akan Göz yaşımı sildim

Bir kaç dakika sonra Arabayı durdurmayı başardığında bakışlarım Arabanın içinde Küllük kısmında bulunan telefona kaydı

Tamam Sakin Olmalıyım Arabadan İnecekken Bana bakış atıp Arabanın anahtarı alıp kapıyı kapattı üzerime Kilitlerken Telefonu hızlıca alıp tuşuna bastığımda anında açılırken telefon kısmına girdiğimde son aramalar kısmına yanlışlıkla girmiş ve En üst kısmında Ateş Kandemir Yazısını görmüştüm

Ateş.

Hızlıca basıp aramaya başladım Orkun bagajı kapattığında Aramayı sonlandırmak yerine Ateş telefonu açıp sesi gelmemesi için sonuna kadar kıstım telefonu eski yerine bırakıp Orkun arabaya bindi

Gülümsedim burnumu çekerek Anahtarı kilit yerine Yerleştirdiğinde Ateş'in telefonu açtığını Konuşma saniyesinden fark etmiştim "Ankara'ya mı götürüyorsun beni...Emin ol Orkun beni bulurlar" dediğimde Orkun Suratıma alayla baktı "Nasıl bulacaklar gerçekten Merak ettim küçük kız" Elime ağrı kesici uzattığında "Benim alerjim var Bir şey olur mu" dedim kendimi salaklığa vurarak

"O zaman içme ver Çok zamanımı aldın Pera" deyip Uzattığı ilacı geri alıp arka koltuğa fırlattı

Ateş dinliyordu kapatmamıştı İçim bir nebze de olsa rahatlamıştı Çünkü sesimi bir kaç saniyede duyurabildiğim için Kendimde gurur duyuyordum.

"Ben şu an kaçırılıyorum sanırım değil mi" Ateş'in daha net anlaması için yapacak bir şeyim kalmamıştı beni duyduğunu biliyordum ve İçimden bir ses bir şekilde bana yardım edeceğini söylüyordu

Orkun cevap vermedi "harika" dedim Sesli bir nefes alarak "Anlatsana Her şeyi bir kız için mi yapıyorsun" deyip başımı Orkun'a çevirdim "Senin ağzın çok mu laf yapıyor?" Diye sordu ciddiyetle

"Sen şaşırmışsın Kimi suçlayacağını kime saldıracağını cidden şaşırmışsın...İnsanlar doğar Yaşar Ve ölürler...Doğanın kanunu bu ne şekilde öldüğümüz önemli değil Çünkü zaten Dünyaya yaşamak ve ölmek için gelmedik mi...Sen kız arkadaşını kaybettin Ama yediremiyorsun kendine"

Kaşlarını çattı "Benim Kız arkadaşım öldürüldü Pera yaşın oldukça küçük böyle şeyler sana anlatıp Psikolojinin etkilenmes.." Lafını böldüm

"Ha yani şu an kaçırılıyorum Ve psikolojim etkilenmiyor falan mı sanıyorsun...Sen deli misin?" Diye sordum ciddiyetle

"Senin aşağılık kompleksin var bence kedini kanıtlamaya Mahkum gibisin"

"O nereden çıktı"

"Öyle olmasa geçmiş bir şeyin Peşine düşüp Kendini kanıtlamak için adam öldürmeye çalışmazsın...Adam öldürünce için mi rahatlayacak..." yüz hatları gerildi "Biliyor musun Evet içim rahatlayacak!" Diye bağırdığında alkışlamaya başladım

"Bravo Geri zekalı o zaman sana!" Dediğimde Arabayı sertçe durdurdu başını bana döndürdüğünde İşaret parmağını bana doğru sallamaya başladığında Bakışlarım ilk parmağına daha sonra Gözlerine döndü "Meriç benim Nişanlımı öldürdü." İşaret parmağımı kaldırıp şakaklarına vurdum

"Meriç kimseyi öldürmedi Şunu beynine sok." Üzerine bastıra bastıra kullandığım cümleden sonra sertçe solumaya başladı
"Öldürseydi eğer Şu an Bir cezaevindeydi... Söyle? Öldürdüyse neden İçeride değil?"

"Sen bir kadın olarak bana Bir katili mi koruyorsun" dedi sol eli direksiyona tutunurken "Bir katili savunmam için Ortada bir katil olması gerek...Ve hayır Bir kadın olarak Etiket atılmaya Alıştırılmış bir adamı koruyorum"

Başını her iki yana salladı "O kadar belli ki bir kız çocuğu olduğun" dediğinde başımı salladım arabayı çalıştırıp tekrar sürmeye başladı "Görecekin sen kız çocuğunu" dedim başımı sallayarak Bakışlarım Orkun'un telefonunun ekranına döndüğünde 29 dakikadır dinleyen Ateş'i gördüğümde kollarımı birbirine bağladım

"Sende biraz salak cesareti var Sana neler yapabileceğimi düşünmeden konuşuyorsun" başımı her iki yana kabul etmediğimi belirten bir şekilde salladım "Diyorum ya eninde sonunda öleceğiz bir gün..." o sırada Yanımızdan hızla Geçen Siyah Audi arabanın sesi ile kulaklarım çınladı Orkun'un da dikkati çekmişti bana kaşlarını çatık baktığında ne olduğunu anlamış gibiydi kaşlarımı kaldırdım "Sen.." omuz silktim masum gözüktüğümü düşünerek "Gözünün önünde bir şey yapamam ya telefonum bile yok"

Siyah Araba'nın içindeki Ateş olduğunu anlamıştım elimi enseme atıp boğazımı temizlerken Orkun birden Arabanın Gazınına öyle bir yüklendi ki kemerimi takma ihtiyacı duydum

Orkun Camını açtığında Başımı biraz öne doğru eğip sola doğru çevirdiğimde Ateş'de camını Açarak Bir eli direksiyonda diğer elinin işaret parmağını Orkun'a sallıyordu

"Sen nasıl bir Orospusun! Orkun!" Diye gürledi suratının rengi Kırmızıya dönüyordu boğazındaki damarların çatladığını buradan bile fark edebiliyordum"Aptal herif!" Diye gürleyip Arabasının gazını arttırdığında bizi kısa ara farkla önümüze geçtiğinde Orkun'un dudakları küfürle aralandı Ateş arabasını çapraz bir şekilde kırdığında Arabasına çok sert çarpmıştık Kemerim olmasa kafam torpidoya çarparak kan içinde kalması an meselesi olabilirdi Ateş'in arabası da Çaprazımızın etkisiyle Çok az geriye doğru sürüklenmişti

Her iki arabada Durduğunda Ateş kapısını açıp indi Arabanın Kaputunun üzerinden atlayarak Orkun'un kapısını açtığında Orkun Sinirle solumaya çoktan başlamıştı

"Sen Eşkıya mısın lan!" deyip Orkun'un yakalarından çok sert tuttuğu gibi Aracın içerisinden çıkarıp Orkun'un sırtını kaputa dayadı Arabanın içerisinden çıktığımda Zerre Ayırmak için bir girişimde bulunmadım

"Lan yeter lan yeter! Başkalarıyla olan Meselelerini! Hiç bir suçu olmayan insanlardan çıkarmayı bırak!" deyip Yumruğunu Orkun'un suratına doğru değil tam ağzına denk gelecek şekilde vurmuştu Vurmanın etkisiyle Orkun'un dudakları anında patlayıp kan akıtmaya başlamıştı

Orkun güldü

Asla ayırma girişiminde bulunmadan Ateş'in arabasının ön koltuğuna kuruldum Camdan onları izlerken saçımı düzelttim

"Ateş sen aşık falan mı oldun...17 yaşındaki bir kızın Pedofiliye kurban gitm..." Ateş o an gözü dönmüş Bir şekilde Orkun'un başına kafasıyla vurduğunda Orkun Asla Karşılık vermiyordu

Bilerek mi vermiyordu

Ateş Sertçe Solurken Dişlerinin arasından Konuştu

"Boş konuşma Orkun Seni son kez uyarıyorum bu kızın Yanında seni görmeyeceğim ben Meriç değilim Seni yemin ederim ki İçeriye girme pahasına öldürürüm...Andım olsun ki bunu yaparım" Ateş'in kıpkırmızı olmuş eli Orkun'un Boynunu öyle bir kavramıştı ki Orkun'un suratı kendi ten renginden kırmızıya doğru yönelmeye başlamıştı

"Sen Cidden Kendinden Yaşça küçük bir kız Çocuğuna mı Aş.." Ateş Orkun'un lafını kafasını Arabanın ön Farına vurarak susturdu "Boş Konuşma." dedi bastıra bastıra Orkun'un başının bir kısmının kanadığını görür gibi oldum Yolda hızla geçen arabalardan biri durup arabadan indiğinde "Ne oluyor kardeşim!" dedi Adam şaşkınlıkla "Lan siktir ol bas git Şuradan!" Deyip adamın üzerine yürüyeceği sırada adam arabasına aniden binip gaza basması bir olmuştu

Orkun'a döndü yavaşça "kiminle ne meselen varsa Onunla hallet Başkalarını senin iğrenç pis oyunlarına karıştırma!" Deyip Hafif eğilip fısıldadı "Seni bir daha görmeyeceğim yanında Yoksa göreceğin son surat benim suratım olur" deyip geri çekilip Aracın etrafında dolanıp Sürücü koltuğuna geçti Orkun'un bana baktığını fark ederken Açık olan camı kapattım

Ateş sesini çıkarmadan Arabayı çalıştırarak Ankara yolundan devam etti "Diğer yoldan döneceğim" diye açıklama yaptığında Sinirli olduğunu ses tonundan gayet fark edilebiliyordu "Teşekkür ederim" dediğimde bana bakmadan kafasını salladı "Akıllı kızsın" dediğinde dudağımı büktüm "Belki"

"Orkun'un dediklerini kafana bir yere yerleştirme bil diye söylüyorum Öyle bir şeyin olması imkansız ötesi anlatabildim mi" dediğinde başımı Ateş'e doğru çevirdim "Herhalde" dedim olmasının imkansız olduğunu bile bile göz devirdim

Babam beni Merak etmiş miydi

Etmiştir tabii ki Telefonumu aldığı için belki bir nebze de olsa pişmandır

Radyonun sağ alt köşesinde bulunan saate baktım

18:20

"Ateş" diye mırıldandım Kırmızı ışıkta durup dirseğini camın kenarına yaslayıp alnını ovuşturdu suratının yarısı kırmızı ışığın yansımasıyla dolmuştu" Hım" dedi ceplerini yoklayarak Hafif kalçasını kaldırıp arka cebinden Sigara paketini avucuna alıp içerisinden Bir dal çıkardı dudaklarının arasına yerleştirirken çakmak aradı Etrafa kısa bir bakış atıp Çakmağın olmadığını anladığında "Sikeceğim Böyle işi.." deyip Camını açıp Yan tarafımızda bulunan Arabaya Camını aralamasını istediğini belirten bir el hareketi yaptı

Direksiyon başında Oturan adam Ne oldu dercesine baktı "Ateşin var mı abi" Adam dudaklarının arasında olan Sigarayı parmaklarının arasına alıp Ateş'e uzattığında Ateş sigarasının ucunu Adam'ın sigarasının ucuyla birleştirip tutuşturdu "Adamsın sağ ol" deyip Ateş eliyle kısa bir selam verip Yeşilin yanmasıyla gaza yüklendi

Bana bakıp Başını salladı "Söyle"

"Eve gitmek istemiyorum Daha doğrusu bugün" Kaşlarını çattı "Hayırdır o niye"

"Çünkü babamla bugün büyük ihtimal yine kavga edeceğiz" Arabayı sakin sakin sürerken Havanın gittikçe karardığını fark ettim

"Neden"

"Çünkü bu aralar babam delirmiş" Ateş Evim'in yolu olan yoldan gitmek yerine direksiyonu çevirip Ara sokağa girdi "Anladım ama yine de gitmeyeceksen Ara ve bir kız arkadaşımdayım de" Başımı iki yana salladım "Yoo" dediğimde Bana dönüp tekrar Yola odaklandı "Orkun seni rahatsız etmez bir daha" deyip konuyu değiştirdi "Umarım...o da Delirmiş herkes deli"

"Duydum" dediğinde sesimi çıkarmadım "Bana mı götüreyim şimdi seni Yoksa bir arkadaşının evinde mi kalacaksın" dudağımı büktüm

"Müsaitsen eğer gelirim"

"Müsaitim Tabii" o sırada Ateş'in telefonu çalarken Başımı camdan dışarıya çevirdim

****

Engin Berkan bulunduğu ortam ona dar geliyormuş gibi gömleğinin ilk bir kaç düğmesini açtı "Engin abi mantık olarak kaçsa eşyalarını alır da giderdi" Dedi Can Biraz da olsa ortamdaki gerginliği azaltmak için

Saatlerdir kızından haber alamayan Engin'in suratı git gide Kırmızıya doğru giderken ayağa kalktı "Nereye" dedi Meral "Geleceğim" deyip Ayakkabılarını giyinip Evden seri adımlarla çıkıp Yan villanın Bahçesine girdi

Sinirliydi oldukça Fazla sinirliydi

Kapıyı Kırar gibi üst üste çalmaya başladığında İçeriden bir kaç homurdanma sesi duymuştu

Kapıyı açan Genç delikanlıyı gördüğünde "Kızım Nerede" dediğinde Meriç Kaya anlamadığını belirten bir şekilde kaşlarını kaldırdı "Pardon" dedi bir eli beline giderken "Kızım Nerede!" Meriç iki elini havaya kaldırıp indirdi

"Senin kızının yerini ben nereden bilebilirim" Engin Berkan Meriç Kaya'nın üzerine yürüdü "Bana bak Seni yemin Ederim ki öldürürüm" Meriç'in kaşları çatıldı ve o an ilk defa rol yapmadı "Çık dışarı." dedi Mavi gözlere kilitlenerek Karanlıklaşan ses tonuyla

"Biraz daha kapımın önünde durursan eğer kim kimi öldürüyor şaşırırsın" Meriç'in kolu Engin Berkan'ın koluna gömülürken "Sorumsuz bir baba olduğun beni gram ilgilendirmez Git de kaybettiğin kızını bir an önce bul Bir daha da benim kapıma gelme" Deyip Meriç Kaya bir adım geri çekilip Kapıyı Engin Berkan'ın suratına sertçe kapattı

Batuhan İki elini beline koydu "Ne oldu" Meriç düşünceli bir şekilde Dilini yanaklarında gezdirirken "Pera yok"

"Ne" dedi Batu şaşkınlıkla "17 yaşındaki bir kız ergenliğe kapılarak kaçmış olabilir mi" dedi düşünceli bir şekilde Batuhan'a bakarak Batu sinir bozukluğuyla gülecek gibi oldu "Umarım Senin elinde kalacağına kaçmıştır" dediğinde Meriç Batuhan'ın tam önünde durdu "Cehennemin dibine de gitse onu bulurum" deyip kendinden emin bir şekilde kafasını sallayıp kirpiklerini sıkıca kapatarak açtı

Batuhan kafasını salladı "Ne olursa olsun Ben de bu işin içindeysem Eğer o kızı asla sana yem etmem" dediğinde Meriç güldü "Cidden mi Ne kadar güzel" Deyip Meriç eliyle hayali bir kalp çizdi alayla gülerek "Batuhan Pera Güzel ikili" deyip göz devirerek Merdiveni çıkacağı sırada Batuhan Konuştu "Söylesene Cidden Bu yolun sonunda Ne olacak" dedi Batuhan kollarını göğsünde birleştirerek Meriç çıktığı Merdivenleri geri indi

"Ben sana Söyleyeyim Bu yolun sonunda ne olacak.."

"Yolun sonunda Ölecek biri var...ya o ya ben Ağzını kapatmayı başaramazsan Belki de sen...Ama bil ki bu yolun sonunda kesin bir ölüm var bu kadar basit" dediğinde Batuhan suratındaki ifadesizliği bozmadı "bil diye söylüyorum Bu cümlemi kafanın bir yerine iyice kazı zamanı geldiğinde O kızı seninle aynı yerde yalnız bırakmayacağım" Meriç Batuhan'ın gözlerine kilitlendi "Bana kazık atarsan planımın gidişatını gram etkilersen Ben de bil diye söylüyorum seni öldürürüm...Bunu yaparım" Batuhan şaşkınlıkla güldü

"Ee..hani zaten yolun sonunda bir ölüm vardı" deyip umursuzca Omuz silkti "Bu kötülüğü kendine ve başkalarına nasıl yapabiliyorsun" Batuhan Alev'e düşünmeden yürürken artık Meriç'den gelecek hamleleri bekleyemiyordu

"Ben en azından insanların Banka hesaplarını Sosyal medya platformlarını Para karşılığıyla Hacklemiyorum kaç para saydın eline bu işten...30 bin 60 bin veya 100 bin...Eminim daha fazladır Kazandığın Hala da eline para sayıyorsun...Seni o gün o gazinodan kurtarmasaydım Emin ol yerin yanım değil Toprağın Altıydı"

"Anlıyorum Yaşın küçük heves yapıyorsun Falan ama Bir gün gerçekten seni öldürecekler" deyip kollarını göğsünde birleştirdi "Heves değil iş" diye Batuhan Meriç'i yanıtladığında Meriç'in konuyu da değiştirdiğini fark edebilmişti Meriç şaşkınlıkla Kaşlarını kaldırdı "İş mi...Güzel işmiş devam et bu yolda" Batuhan'ın sabrı taşarken sesini Meriç'e yükseltti

"Aynen 24 yaşındaki bir adam Lisenin bir sınıfında! Kendisinden 7 yaş küçük bir kıza Kendini 19 yaşında göstererek Kafasında planlar kurarken Gerçekt.." Meriç Batuhan'ın lafını bölüp konuştu "Evet ve sen o adama yardım ediyorsun Ne kadar konuşursan konuş Bana yardım ediyorsun Sonuç bu Batuhan Aylar oldu bu duruma kendini alıştırdın sanıyordum ama senin alıştığın plan değil arkadaşın Pera.." Batuhan sinirle dudaklarını birbirine bastırıp içindeki öfkeyi susturarak Cevap vermediğinde Meriç Hafifçe Batuhan'ın Omzuna dokunup sehpanın üzerinde duran sıcak kahvesini eline alıp merdivenleri çıkarak Batuhan'ın yanından ayrıldı

****

Ateş şömineyi yakarken Halı'nın Ortasında bulunan sehpanın üstündeki Kaktüs modelinde olan bir Mumu elime alıp incelemeye başladım burnumu yaklaştırıp kokulu mu diye kokladığımda Lavanta koktuğunu fark etmemle Suratımı buruşturarak Mumu kendimden uzaklaştırarak Yerine bıraktım "Iy" Ateş omzunun üzerinden bana baktığında "Ne oldu" dediğinde "Lavanta kokusu Nefret ederim" Ayağa kalkıp ellerini silkeledi "Hediyeydi o bende sevmem Lavanta kokusu" Deyip telefonunu eline alıp Tekli koltuğa oturup sağ bacağını yan bir şekilde Sol bacağının üzerine yerleştirdi

"Isınır birazdan Ev" deyip bana bakmadan bakışları hala telefonundayken Saçlarını düzeltti "sen tek mi yaşıyorsun Anne Baba falan?" dedim sorarcasına Başını kaldırıp kısa zaman sonra ilk defa suratıma baktı "Annem Babam Var ama ben ayrı yaşıyorum" Evi fazlasıyla tatlıydı evin her bir tarafında loş ışıklar bulunuyordu Tatlı küçük ve şirin bir Haneydi.

"Küssünüz yani" dediğimde Başını iki yana salladı "Yoo değilim 24 yaşındayım nereye kadar ailemle yaşayacağım" dediğinde Dudağımı büktüm "Tabii o da farklı bir bakış açısı" Deyip koltuğun kenarına Dirseğimi yaslayıp elimi de çenemin altına yerleştirdim

"Senin tek iş restaurant Mı yani koca restaurantı tek başına nasıl açtın" sakallarını kaşırken "Tek başıma açmadım ki Ben ortak oldum Parada...Birikimim vardı ailem yardım etti" dediğinde anladım dercesine kafa salladım "Senin okul bölüm neydi yiyecek içecek falan mı" güldü

"Bölümüm Kimyaydı benim...sonra baktım istediğim bu bölüm değil ama zorladım da belki severim falan üzerine bir sene daha okuyup formasyon aldım...Kimya öğretmeni normalde işim ama yapmıyorum" Gözlerim dehşet içinde açıldı "Kimya öğretmenisin Yani" dediğimde başını salladı

"İğrenç Neden bu kötülüğü kendine yaptın Neden Kimya Ateş" dedim Acıyarak "Öyle deme Lisede seviyordum" dediğinde güldüm alayla "Kimya mı seviyordun" omuz silkti

"Yani evet hoşuma gidiyordu...Sonra baktım ki gitmiyormuş" deyip kendisi de kısık bir şekilde kıkırdadı" Sonra yemekten ilerledim işte" Alkışladım "Bravo sende ki bu azim beni aldı götürdü" Elini eyvallah dercesine götürdü "Sağ ol Aynı azmi senden de bekliyorum" dediğinde başımı salladım "Çok beklersin"

Bir kaç saniye sesini çıkarmadı "Aç mısın" diye sorduğunda "Hayır" diye yanıtladım

"Peki" Bakışlarım Orta Parmağının Yan kısmında Yazan P harfine takılırken "Anlamı ne" diye sorduğumda anlamayarak baktı İşaret parmağımla elini gösterdim "P harfinin anlamı ne" dediğimde Bakışları hemen gösterdiğim Parmağına döndü bir kaç saniye sesini çıkarmazken "Annemin isminin baş harfi" deyip ensesini kaşıyarak ayağa kalktı "Anladım"

"Gel ben sana yerini göstereyim" önden ilerlerken etrafı daha net inceleme fırsatım olmuştu Tahta merdivenleri yavaş yavaş çıkarken Bu katın çok fazla Sade olduğunu fark ettim Loş ışıklar heryerdeydi Duvarların rengi Kahverengiydi Koridorda Siyah Yumuşak bir halı vardı Ve sadece bu katta iki oda vardı

Evet Küçük bir evdi Ama bu şirin Olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyordu.

Ateş Odanın kapısını açıp içeriye girmem için izin verdi "Hala Babana haber verebiliriz" dediğinde "Sinirliyim ona hayır" dediğimde "sen bilirsin" dedi

Odada Bir gardırop Çalışma masası Vardı Yatağın yanında bulunan komidinin üzerindeki Işığı Ateş yaktığında loş ışık anında yandı

"Hava soğuk eğer gece üşürsen bu gardırobun içinde kalın battaniye var Çarşaflar temiz onun dışında Bir şeye ihtiyacın olursa.." deyip Orta parmağının eklemiyle Kapıya vurdu "Yan odadaki kapıyı tıklatman yeterli ben duyarım...O zaman iyi geceler" dedi boğazını temizleyerek tebessüm ederek cevap verdim

"Teşekkür ederim...Sana da İyi geceler Ateş"

****
Manga ~ yine yeni yeniden

Çocuk olmak sadece oyuncaklarla oynayıp bahçeye çıkıp çeşitli oyun oynamak mıydı Yoksa çocuk olmak öldürülmüş duyguları beslemek miydi?

Başınızda iyi bir aile varsa İyi huylu bir çocuk olurdunuz Başınızda kimse olmazsa İyilikten bi'haber olurdunuz İyiliğin ne olduğu ile ilgili bir fikriniz dahi oluşmazdı İyiliği aile öğretmediği için Bunu kendinize tek başınıza öğretmek zorunda kalacaktınız

Bilmediğiniz bir çeşit duyguyu yapamayacağınız İçin Dışarıda gördüğünüz kötü şeyleri beyniniz bir şekilde algılar ve Sizi onu yapmak için size planlar kurardı Ve sizde yapardınız

Çocuk olsanız bile.

İyilik bilmeyen de çocuk olamaz mıydı ki?

Meriç'in üçüncü ayı duvarların arasında Hala devam ederken Buraya aniden nasıl düştüğünü düşündü

Meriç'in bir suçu yoktu en azından kendisinin bir tek böyle düşündüğüne emindi

Meriç'e verilen İlaçlar fazlasıyla ağırdı aylar boyu Doktorunun verdiği ilaçları kullanmıştı Hiç bir şeyi yoktu olmamasına Rağmen kullanmaya devam etmişti. İlaçların verdiği etki Meriç'e oldukça Ters tepmişti Çünkü Meriç bir kaç ay boyunca beyin felci geçirdiğini Gerçekten düşünmüştü

İlaçlar onu sadece Yaşadığının var olduğunun bir kanıtıydı Kendini bir eşya gibi hissetmesine neden olmuştu

Kimsenin Haberi olmadan Yavaş yavaş ilaçları kullanıyormuş gibi yapmaya başlamıştı kendisini daha iyi hissetmesiyle İlaçlarını dışarı göstermese bile tamamı ile bırakmıştı

Doktorun verdiği ilacı bıraktığını belli etmeden Doktorunun karşısına geçmiş Ve ona neden başka seçenekler varken böyle bir ilaç Tedavisi uyguladığını sorgulamıştı

Doktoru Samimiyetsiz karakteriyle Nazik bir şekilde hastaneye Yatış uygun bulmuştu

Harika.

Erenköy hastanesine gelmiş Ve olmayan umuduyla çare aramıştı

Meriç Kaya Yatış için Kağıda imza atmıştı

Fazlasıyla Farkındaydı başka yolu kalmamıştı Ama asla Kendi hayatından da vazgeçmeyecekti kendisini Eşya bir bitki gibi hissettiren İlaçları kullanmayacaktı

Ne olursa olsun Ne yaşamış olursa olsun Kendisinden vazgeçmeyecek adaletsiz bu dünyada inadına Yaşayacaktı.

Yan tarafında Durmaksızın Sayı sayan Hastaya başını çevirdi "3522...3523...3524...3525..." Meriç'in elleri boynunun altındayken hastaya başını döndürdü Düz bir ses tonuyla konuştu "Kapat artık şu çeneni dayanamıyorum" Hastanın bakışları Meriç'e döndü "Allah'ın belası! Unuttum!" Adam ayağa kalkıp etrafında dolanmaya başladığında Meriç kafayı yiyecek gibi oldu "En baştan!"

"1...2...3...4...5" Meriç elini yasladığı Ensesinden çekti Ve yatağında yavaşça doğruldu "Sabır ver bana öldüreceğim Allah'ım" deyip üst dudağını kemirmeye başladı yutkunarak

Hasta ayakta Bir ileri bir geri dolanırken Meriç burada daha fazla kalmamak için Kimseye sataşmamaya oldukça özenli davranıyordu

Ama sabrı oldukça Taşıyordu da

"38...39...40...41" Meriç ayağa kalkıp Adamın Çenesini sertçe kavrayıp sırtını Beyaz duvara canını acıtacak derecede İttirdi "Bana bak Allahın delisi...bana bak dedim." Adam'ın bakışları Meriç'e korktuğunan dolayı dönmezken Meriç zorla bakışlarını Kendisine çevirmişti

"Eğer o sıçtığımın sesini kesmezsen Ben senin nefesini keseceğim Ne dediğimi anlıyor musun...Sınırdayım artık" deyip Meriç işaret Parmağıyla kendi boğazını kesiyormuş gibi Hayali bir Hareket yaptı "Seni öldürürüm."

Deyip Adam'ı duvara ittirip uzaklaştı Yatağına uzanacakken Adam tekrar sayı saymaya başladı "1..2...3..4...5...6...7.." Meriç sertçe soludu İki eliyle yüzünü avuçlayıp sabır diledi kendine

Oda'nın kapısı hemşire tarafından açılırken Meriç eliyle Hastayı eliyle işaret etti "şu deliyi al götür...Beynim sikildi" Hemşire Hastayı bakışlarıyla kontrol etmeye başladı "Emre bey Doktor bey'i çağırmamı ister misiniz?"

"98...99...100" Meriç hemşireye bakıp elini Hemşirenin üzerine yerleştirdi "Rica ediyorum...Şu adamı Al götür..." dedi bastıra bastıra Hemşire tebessüm ederek Elini yavaşça çekip ilacı Meriç'e uzattığında Meriç İlacı alıp dilinin üzerine yerleştirdi Komidinin üzerindeki suyu alıp Bakışlarını bir an Hemşire'den çekmeden suyu içmeye başladı Bardağı dudaklarının arasından çekip Komidinin üzerine bıraktı

"Bakmam lazım biliyorsunuz" diye mırıldandı Hemşire çekinerek Meriç elini kaldırıp yaklaşmasını belirten bir hareket yaptı "Sorun yok" deyip ağzını açıp dilini hareket ettirdi İlacı yuttuğunu göstererek Hemşire tebessüm ederek geri çekildi

"Tamamdır Teşekkürler" deyip Ayağa kalktığında "Lütfen unutma doktorla konuş Şu Deliyi yanımdan alın" deyip Hastayı işaret etti Hemşire Başını sallarken "öyle hitap etmeyin ama...İleteceğim doktorunuza" deyip odadan çıktığında

"344..345...346.." Emre Sayı saymayı durdurmazken Meriç doktorun çıkmasıyla ayağa fırlayarak kalkıp Lavaboya girdi Klozetin kapağını açıp Parmağını küçük diline kadar ittirdiğinde Midesinden Boğazına doğru çıkan Bulantıyı başını hızla Eğerek Klozete şiddetli bir şekilde kusmasına neden oldu

Eline Peçete alıp Dudaklarının üzerini hızlıca silip tekrar Parmağını küçük diline doğru itti Yediği içtiği ne varsa Midesinde çalkalanmaya başlayarak Klozetin içinde son buldu

Sesli bir nefes aldı

Yavaşça ayağa kalktı Sifonu çekip Tamamen temizlendiğinden emin oldu

Her kim olursa olsun Meriç'e kötü ne derse desin Meriç psikolojisine yenik düşüp Hayatından vazgeçmeyecekti Annesi Onu Meriç kendinden Vazgeçip Öldürsün Diye doğurmamıştı her şeyden önce Canını Yolda da bulmamıştı En kötü anında bile Bu düşünceyi asla aklının ucundan geçmeyecekti

Bu ilaçları Kullanıp Kendisini kaybetmeyecekti.

Yavaşça lavaboya eğilip elini yüzünü Buz gibi akan suyun içerisinde yıkamaya başladı Bakışları aynaya döndüğünde Suratındaki Uykusuzluğu Yorgunluğu bir arada gördü göz altları şişmiş gözlerinin içi kızarmıştı

Suratı çok ciddiydi Kemikleri oldukça belirgin olmasından şikayetçiydi Çünkü suratındaki sıfat bazı insanları korkutabiliyordu.

Yorgundu Ve yüzü oldukça bunu ele veriyordu

Eline bir kaç Kağıt havlu alıp ellerini ve suratını kuruladı Çöp kovasını açıp içine atıp lavabodan çıktı

"322..323...324..325" iki elini beline koyup Sabır dilerken Yatağın ucunda bulunan hırkasını eline aldı Hırkasının içindeli Jileti gri renkteki eşofmanının içine yerleştirirken Hızlıca Lacivert hırkasını da giyinip odadan çıktı

Bazı hastaların Hemşirelerin gelip gittiği koridoru yürümeye başladı başını eğip ilerlerken Doktor veya hemşire olduğunu düşündüğü insanların suratına bakmıyordu
Çünkü büyük ihtimalle Dışarı çıkmaması için Meriç'i durduracak ve odasına geri götürecekti

Bakışları erkek Hemşir'e döndü Boğazını temizleyip Hemşir'in yanındaki boş odaya baktı elini eşofmanının cep kısmının içerisine sokup jiledi avucunun arasına aldı Avucunun bazı kısımlarını kesildiğini anlık olarak hissetti ama Umurunda olmadı

Arkasından gelen Doktorun yanından geçmesini bekledi

Koridorda hemşire veya Doktor olmadığından Emin olup Kolunun iç kısmıyla Hemşir'in boynunu sıkıştırıp Jileti Boynuna dayayarak Odaya sürükledi Kapıyı kapatırken "hani beni bugün bir şekilde çıkarıyordun...Hım?"

"Derin öyle hemen kolay değ.." jileti biraz olsun daha bastırdı "kolay olmadığını bende biliyorum..Ama sen Beni bugün çıkaracaksın" adam zorlukla nefes aldı "tamam sakin ol...sadece 1 saat ayarlayabilirim" Meriç samimi bir gülümsemeye Jileti hemşir'in boynundan çekti "Anlaştık"

Meriç'in kendinden emin adımları Şüphesiz ilerlerken Hastaneden Hemşirle çıkabilmişti Meriç Lacivert kapüşonlusunu başına çekip her iki elini cep kısmına yerleştirdi

Adımlarını yavaşlattı

Başını kaldırıp Berkan'ların Evinin bahçesine baktı Engin Berkan Kızının saçlarını örerken gözleri Kızın Üzerinde durdu Hissiz bir 'hah' sesi dudaklarının arasından çıktı

Sahteydi

Nefret ediyordu her ikisinden de

"Baba öremedin bu kısmı" dedi Engin Berkan'ın kızı Saçlarını işaret ederek "Tamam Güzelim bir daha öreyim" Deyip Babası Kızının isteği üzerine Saçını çözüp en baştan özenli bir şekilde örmeye başladı "Derin gidelim" dedi Hemşir Meriç'in Arkasından

Meriç Kahverengi harelerini bir an olsun İkisinin üzerinden çekmedi "Bu adama bakınca Ne düşünüyorsun" diye sordu Elleri Kapüşonlusunun cebinde Yumruk halini alırken "İyi bir Baba olabilir Kızını önemsiyor" Meriç Başını salladı "Evet önemsiyor" diye mırıldandı kendi kendine

"Hiç bir insanın içi ile dışı bir olmuyor ama" Hemşir Başını iki yana salladı İç çekerek "Derin İlaçlarını alıyorsun değil mi" Meriç Başını salladı "Alıyorum"

"Neden 5 günde bir Buranın önüne geliyorsun...Baban ve kız kardeşin mi" dediğinde Meriç güldü "Saçmalama Geri zekalı Benim Babam mı var"

"Hatırladım Bir kere gelmişti...Baban hastaneye" Diye mırıldandı Hemşir Meriç Kanı çekilmiş bir ruhsuz gibi Başını yanındaki Genç adama çevirdi "Evet Geldi...Bu deliyi buradan çıkarmayın diye...Söylesene Hastanede karşılaştığın en korkunç anı neydi" Adam dudağını büzüp Kaşlarını kaldırdı Meriç'in değiştirdiği Konuya "Sanırım...Bir Kadının Başını Kalorifer Kenarına vurarak kanlar içinde gördüğümdü...Ne yapacağımı şaşırmıştım"

"Neden böyle bir meslek seçtin Delilerle uğraşmak hobin falan mı" dediğinde Adam başını iki yana salladı Meriç'i onaylamayarak "Onlar deli değil Hepsi bir şekilde Şifa bulmak için hastanedeler Senin gibi Sinir hastalarını Senin tabirinle delileri iyileştirmek amacımız" Meriç göz devirdi "Şimdi de Sinir hastası olduk Bende de yok yok nedense"

"Derin" dedi Adam'ın bakışları Adam ve Kızına dönerken "İlaçlar doktorunun değimi ile işe yarıyor senin çıkmana az bir süre kaldı Ama sana bir önerim var.." Deyip dudaklarını yaladı Bakışları Küçük Kız Çocuğundayken

"Geleceğinde aklındaki kişilere zarar vermeyi düşünüyorsan eğer Yerin Ya ebedi Hapishane Ya da Hastane olur Neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırabilecek kadar Akıllı bir adamsın Hayatını Mahvetme...Okulunu Oku Çalış Kendi paranı kazanıp Kendi Ayaklarının üzerinde durup Kendine Beyaz bir sayfa aç" Meriç Bakışlarını Adam Ve kızından Çekip Hemşir'e çevirdi

"Benim Hayatımın Mükemmel olduğunu düşünüp üstüne bir de mahvetme mi diyorsun...Benim senin düşündüğünün aksine bir hayatım yok amacım Adalet Birine kötülük yapıyorsam Hak ettiği içindir Hiç bir Masumun hayatıyla oynamam Ben mafya Veya bir gangster değilim Bir Çete üyesi İt kopuk serseri hiç değilim Gördüğün kadarım...Yalnız Tek tabanca"

Adam bakışlarını yere İç çekerek eğdi "gitmemiz gerek 1 saat doluyor" Meriç'in Bakışları Son kez İkisinin üzerinde durdu

"Yine geleceğim"

****

Ateş'in beni Arabasıyla Evimin önüne kadar bırakmasının ardından Sesli bir nefes aldım "Teşekkür ederim" dememle Başını salladı "Önemi yok İhtiyacın olduğunda araman yeterli"

"Gidiyorum o zaman" Dudaklarını yalayıp eliyle kapıyı işaret etti "Git"

"Dikkat et" deyip Elimi arabanın kapısının kulpuna götürüp açtım Soğuk hava içime işlerken Arabadan indim Evimin Bahçesine girip Kapıyı çaldım

Sekizinci saniye de kapı Can tarafından açılırken Suratındaki endişeli ifadeyi görebilmiştim "Sen neredesin!" dedi Sesini yükselterek "Burada" deyip sakince içeriye geçmemle Babam Ve Meral'in de yanıma doğru fırladıklarını gördüm

Babam, "Pera!"

"Ay çok şükür bir şeyi yok" dedi Meral de Rahat bir nefes alarak "Selam" dedim Montumu üzerimden indirirken Bu rahatlığım Babamın son derece sinirini bozarken Karşıma geçmiş Mavi gözeri hesap bekleyen bir biçimde irislerime odaklanmıştı.

"Neredesin sen!" diye gürlediğinde Kulak zarımın çatladığını içten içe fark ettim "Arkadaşımda kaldım" Dediğimde sinirden Alnında damarları belirginleşmişti "Haber verebilirdin! Bütün gece seni aradım! ben!" Omuz silktim

"Neyle haber verecektim?" dediğimde Karşımda sinirden belki de dondu kaldı "Ben evdeydim bana haber verebilirdin Geri zekalı!" dedi Can'da sinirlenerek

"Yalan söylemeyeceğim Cidden...Haber veresim gelmedi" deyip Babama başımı iki yana sallayarak baktım

Babam bir kaç saniye sesini çıkarmazken Aniden yanağımda hissettiğim Acıyla Başım soluma doğru dönerken Sessizlik çoktan çökmüştü

Başım şaşkınlıkla Babama dönerken "Odana Çık Pera." dedi İçindeki sinir Sesine taşarken

Canımın acıdığı için değil Sinirden dolan gözlerimle ilk defa Babam tarafından yediğim Tokat Ağrıma giderken Sesimi çıkarmadan Odama çıktım Kapımı arkamdan kapatıp Gözümden akan yaşı hızlıca silip saçlarımı toplamaya başladım Balkonumun Kapısını açıp Puf sandalyeme yerleştiğimde Bakışlarım Meriç'in Balkonuna takıldı

Burnumu Çekerken Dirseklerimi Balkonun demirliklerine yasladım O sırada Meriç'in evinden çıktığını gördüm bakışları bana dönüp tekrar önüne döndüğünde kaşları çatılarak suratıma bir defa daha baktı "Sen neredesin" Dedi Yaklaşarak Omuz silktim "Ağlıyor musun" diye sorduğunda sesimin titreyeceğini bildiğimden Başımı her iki yana salladım "Anlaşıldı Peder sinirli" dediğinde Ağladığım ve gülmemin karıştığı bir gülüş takınarak elimi kaldırıp Baş parmağımı onaylarcasına salladım

"Hava alabiliriz istersen ama...Sanırım yanlış zamanlama olacak" dediğinde Burnumu Çekerek Gözümde Biriken yaşları temizledim "Buradan atlasam ölür müyüm" dedim ayağa kalkarak

Dudağını büküp cidden ölçebilecekmiş gibi baktı "Sanmam...ama İnersen nasıl geri çıkacaksın" Omuzlarımı düşürerek Bilmiyorum dercesine baktım

"Pera! Valizini toplasan iyi edersin! Yarın yola çıkacağız!" Babam Odamın kapısından bağırırken Meriç'e bakarak buruk bir gülümseme takındım "O zaman sen git Hava soğuk sesin kısıldı kısılacak çünkü" deyip dudaklarımı yalayıp yutkundum "Baban ne diyor" dedi kurduğum cümleyi boş vererek "Valizini topla Yarın gideceğiz" Bakışları yere düşerken dudaklarımı birbirine bastırdım ağlamamak gözlerimin dolmasını Bakışlarımı kaçırarak Gidermeye çalışmam Pek faydalı olmuyordu "Madem yarın gideceksin...Geleyim mi yanına" Ona gülerek ciddi misin der gibi baktım "Babamın cesedini çiğnersen neden olmasın" Elini birbirine sürterek temizlerken Ellerini tellere yerleştirip bacağını benim olduğum tarafa attığında Tamamen bizim bahçedeydi "Dua et boru kırılmasın" dediğinde

"Asıl sen dua et yakalanma Eve erkek atıyorum Babam evdeyken" dediğimde "Biz sadece arkadaşız" diye mırıldandığında Meriç'e ciddi misin bakışını attım "Sen arkadaşsın Ben değilim" Dediğimde Kaşlarını garipsediğini belirten bir bakış attığında Ona Geçen günlerde kullandığım cümleyi kullandı "Bu bir evlilik teklifi mi" Güldüm Ayakları duvardaki çukurlara tutunurken Yukarıya doğru tırmanıp Elini Balkon ferforjesine tutunarak Ayağını ferforjenin bir deliğine yerleştirdi

Elini demirin biraz daha üzerine atıp bacağını balkonumun içerisine attığında yer vererek Geri çekildim odamı kilitlemediğimi fark ederken Hızla içeriye girip Kapımın yedek anahtarını çalışma masamın Çekmecesinden çıkarıp kilitledim

"Gel" fısıldayışımın üzerine elimle basit bir gel işareti yaptım Odanın içerisine girerken "Sen nereye gidiyordun" diye sordum sessiz olmaya dikkat ederek gözlerimi ovuşturup Gardırobumu açıp En altta bulunan Pembe Bavul ve hemen yanında bulanan Lacivert renkli bavulu çıkarttım "Öylesine aslında Seni de Merak ediyordum Baban evime geldi seni sormaya" dediğinde Cevap vermeyip Dolabımdaki elbiseleri Meriç'in hemen üzerinde oturduğu Yatağının üzerine yavaşça bıraktım

Pembe renkli olan bavulun fermuarını açıp Elime ilk gelen Tişörtü alıp katlayarak içine yerleştirdim "Ateş'in yanındaydım" dememle Kaşları havalanadı "Hım...Neden?" Elimdeki tişörtü halim tamamen gitmiş gibi Bırakıp Meriç'in yanına oturdum "Orkun kelimenin tam anlamıyla bir sokak serserisi gibi Arkamdan gelip Beni zorla arabasına bindirip alı koydu...Boku yiyordum bu sefer"

Kaşları yavaş yavaş çatılırken hiç bir şey sormadı "Bir şekilde arabayı durdurdu Telefonunun da şifresi yoktu son aramalar kısmına girdiğimde Tesadüfen Ateş Kandemir yazısını gördüm falan filan Geldi aldı işte" iki elini Arkasına yatağın üzerindeki çarşafa yasladı

Bakışları yere düşerken "Anladım"

"Sende Ateş'de kaldın görünene göre" başımı salladım omuzlarım düşürüp Elimin arasındaki kazağı katlayıp Bavulun içerisine yerleştirirken Yanağımda His kendini belli etmekle kalmamış tekrar hatırlatmıştı

Bir kaç saniye Meriç'den ses çıkmazken Az da olsa bir kaç kelime konuşmasını beklemiştim "Pera.." deyip elini elimin üzerine yerleştirdiğinde "Babanla konuşup ikna edebilirim" dediğinde Dudaklarımı birbirine bastırıp bunun imkansız olduğunu belirtebileceğim şekilde Başımı her iki yana salladım "Senden nefret ediyor" dediğimde Hiç etkilenmemiş gibi tebessüm etti Dudaklarını aralayarak "Benden herkes nefret ediyor Pera Ama ikna kabiliyeti yüksek bir adamım"

"Senin ile ilgili bir yalan uydururum" Bakışları yanağımdaki kızarıklığa düşerken "Babana Dün gece nerede olduğunu söyledin mi" diye sorduğunda "Hayır" diye mırıldandım

"Başaramazsın Babam bazen çok iyi ama bazen de gaddar şu an sinirli ve ikna etmen sıfır" dediğimde ayağa kalktı

"Bir yalan uydururum sen sadece ayak uydurmaya bak" Deyip Balkona tekrar çıktığında Bir bacağını ferforje'nin dış kısmına koyup diğer bacağını aynı yere yerleştirdi "Dikkat et" en köşeye oturup kalçasını biraz kaydırarak Ellerinin altında yaslı olan Mermerden destek alarak kendini yere attığında "İyi misin" başını salladı elini iyiyim dercesine kaldırarak

Balkonumun kapısını kapatıp Odamda dört dönmeye başladım Ev artık tutulduysa Babamın Burada kalması imkansızdı

Evin zil sesi Kulaklarıma dolarken Babamın Kapıyı açtığını duydum

Umudum Sıfırdı Kapımın kilidini açıp Kapıyı araladım Ve aşağıdan gelen sese odaklandım Çok net duyamadığım için odamdan Çıkıp Merdivenlerin başına oturup Başımı Kenarlığa yasladım

"Rahatsız ettiğim için üzgünüm Ama Konuşmamız gereken bir konu var" Babamın Meriç'in Emir verir gibi konuşma tarzı yüzünden kovabilirdi "Bana Bak delikanlı seninle konuşacak hiç bir şeyimiz yok" Meriç'in yatıştırıcı sesi kulaklarıma kadar geldi "Aslında bakarsanız kızınızla ilgili" Babam Sabırlı olmaya Çalışır gibi Derin bir nefes aldı

"Evlat senin derdin ne" Meriç'ten bir kaç saniye ses çıkmadı "Benim.."

"Ne gibi bir derdim olabilir ki" diye konuştu Alayla

"Kızımı benden bile daha çok görüyorsun Ve benim zerre kadar sana güvenim yok" Elimi alnıma vurup Babamın Meriç'i rencide etmemesi için içimden dualar ediyordum "Bana güvenmemeniz için Size karşı bir şey yapmam gerekiyor Size karşı da herhangi bir saygısızlık da bulunmadığımı düşünüyorum" Babamın ağzından bir hah sesi çıkarken "Bugün resmen Bu çocuk halinle Beni Öldürebileceğini söyledin" Bakışlarım Merdivenin üzerinde dururken Bu konuşmayı gerçekleştirecek kadar öncesinde ne konuştuklarını Merak ettim

"Üzgünüm ama Yani.." Deyip Meriç kısık sesle şaşkınlık nidasıyla güldü "Bana Seni öldürürüm dediniz...Sanki kızınızı ben alıkoyduğumdan eminsiniz gibi" Babamın Bir kaç saniye sesi çıkmadı "Meriç Ne konuşacaksın Benimle" dedi ciddiyetle

"Benim yüzümden taşınmanızı istemem Hem ben zaten taşınacağım yan evde başka bir yakın akrabam yaşıyor onlar tatilden gelene kadar kısa süreliğine buradaydım Kendi evim tadilatta olduğu için burada kalıyordum ancak...Tadilatım bitti Akrabam da zaten dönüyor Yani burada kalmayacağım İkincisi...İkinci döneme gireceğiz Ve sınav senesi Taşınarak Kızınızın düzenini oldukça bozacaksınız Sınav stresi oldukça yoğun zaten...Üçüncü ise Taşınarak Kızınızın gözünde Kötü Baba olarak kalacaksınız...Ben kendi halimde takılan biriyim Kızınıza her hangi bir zararım dokunmaz"

"Kızımın Gözünde kötü olacağımı nereden çıkardın" Meriç güldü "Sadece bir tahmin siz benden daha iyi tanırsınız Peray'ı ama Kinci biri Pek yanınıza bırakacağını sanmam"

Haklıydı Kinciydim Oldukça Fazla

Babamın Bir süre sesi çıkmadı "Sen ikili karakterli falan mısın" diye sorduğunda Babamın böyle bir şey sorabildiğine inanamıyordum "Hayır Neden"

"Hakkında Duyduğum bir kaç şey var" dediğinde Meriç sakin bir ses tonuyla derin nefes alıp "Tahmin edebiliyorum"

"Yani bir akıl hastasının kızımın yanında tutmak istemediğimi benim yerimde olsaydın anlardın"

Baba...

Baba böyle bir cümle kurmuş olamazsın. Babamın yerine utanarak yanaklarımın iç kısmını ısırırken Utançtan ilk defa yanaklarımın al al olduğunu hissettim

Meriç'in Alay barındıran kıkırdamasını duydum "Akıl hastası? Açık konuşmak gerekirse...Senin korkun akıl hastası olmam değil senin korkun Bambaşka keşke dile getirseniz"

"Şizofren tanısı konuldu değil mi" iki elimle yanaklarımı tutup aşağı doğru sarkıttım Boğazıma kadar terlemiştim "Evet" dedi gülerek "Yanına bir bipolar sinir hastası da ek promosyon geldi"

Babam gülmedi

"Nasıl oldu" diye sordu Babam Meriç'in ciddi sesi beni ilk defa ürküttü "Özel hayatım sizin Aşağılayıcı konuşmanızın bir parçası değil..olmayacakta" dediğinde devam etti "Eğer aşağılanacak bir durum varsa Ara sıra aynanıza dönüp kendinize bakın Emin olun konuşmaya gerek kalmadan o Aşağılık görüntüyü göreceksiniz" gülümsediğini hissederken Babam cevap vermedi

"Kızını eğer bir gün kaybedersen O akıl hastası beni uyarmıştı dersin" dış kapının sesini duydum "Evine git" dedi Babam oldukça düz bir sesle

"Dediklerimi bir düşünün" deyip Meriç'in kapıdan çıktığını gördüğümde Babam hiç sesini dahi çıkartmadan Kapıyı kapattığında Babam oldukça düşünceliydi Odama çıkmak için Merdivenlerden kalkacakken "Eşyalarını şimdilik toplamayı bırak Pera" dediğinde şaşkınlıkla kaşlarım gevşedi

Cevap Vermeden Can'ın odasına girip arkamdan kapıyı kapatırken Can'a baktım gülümseyerek "Gitmiyoruz"

Meriç evine girerken Artık sakin rolü oynamaktan bıkmış Bir gün elinde olmadığından Birinin Canını yakması konusundan kendinden şüphe etmişti Kapüşonlusunun cebinde olan Elleri yumruk şeklini almıştı Telefonunu çıkarıp Batuhan'a ne zaman geleceğini belirten bir mesaj yazmıştı

Biraz sonra Onur Aksel evine gelecekti

Ondan da nefret ediyordu Hayatının hep bir köşesinde olur olmaz karşısına çıkmasından sıkılmıştı

Mete'yi salondaki koltukta görürken Yanında bir sırt çantası vardı "Gitmek istemiyorum" dedi Mete soğuk kanlı bir ses tonuyla

Meriç güldü

"Yaptıklarının bedelini ödüyorsun" Mete morarmış göz altlarıyla Meriç'e baktı "Tedavi olmadan da iyileşebilirim" Meriç bakışlarını bir an olsun Mete'den ayırmadan ceketini indirmek için ceketin kolunu tutup bileğinden eline doğru çekip çıkardı

"Mete Sen kendini bu aralar çok akıllı sanıyorsun he harbi bak üzülüyorum " Mete Ayağa kalkıp" Genetik" diye iğneleyici konuştuğunda Meriç'in bakışları yavaşça Mete'nin üzerindeki Montun yakasındaki cebin şişkinliğine düştü

Meriç elini oraya atacağı sırada Mete geri adım attığında Meriç'in kaşları çatıldı "Çek elini ayağını" diye konuştu Mete'nin her an kavga edebilecek ses tonu "Merak ettim bakacağım" dediğinde Mete Geriye doğru tekrar adımlamış Meriçten kendini uzak tutmaya çalışmıştı

Meriç olduğu yerde durup hiç bir şey yapmayıp aniden Mete'nin üzerine atılıp üzerine çıktı Mete elini cep kısmına götürüp Meriç'in ulaşmasını engelledi Mete Yüzüstü yatarken Meriç'in bacağı Mete'nin sırtına denk geliyor elini Cep kısmına götürmeye çalışıyordu "Lan yürü git! hasta mısın!" diye Çığırdı Mete "Bakacağım!" diye sesini yükseltti Meriç de Merdivenlerden İnen Mira Bu görüntüyü görürken Şaşkınlıkla gözleri büyüyüp dudakları aralandı "Ne yapıyorsunuz be siz!"

Aynı anda kapı da çalarken Mira Abilerinin kavgasını mı ayırsın yoksa Kapıyı mı açsın şaşırmıştı Hızla kapıya koşup Kapıyı açtığında Karşısında Onur Aksel'i gördü "Merhaba" dedi Onur içeriden gelen Kargaşa sesine Kaşlarını çatarak "Abimler kavga ediyor Ayırabilirsen Çok iyi olur" dedi hızlıca konuşarak Mira strese girdiğinde Onur hızla İçeri girdi

"Lan geri zekalı! Bıraksana beni!" Diye gürledi Mete Meriç kafasına koymuş gibi elini o cebin içine sokacak ne olduğunu öğrenecekti

Onur Aksel Bu tabloya şaşkınlıkla Baktı "Eşşek kadar Herifsiniz! Bu da ne böyle" dediğinde Meriç ve Mete Onur'un Sesiyle Tepinmeyi Bırakmış Meriç Mete'nin üzerinden sinirle inip Dağılmış saçlarını düzeltti Mete kanepede tamamen ezilmiş gibi Dururken Doğruldu İşaret parmağıyla Meriç'i işaret etti

"Delirmiş bu!" Deyip Hırsla ayağa kalkıp Meriç'i gövdesinden sertçe ittirdiğinde Meriç'de Mete'ye karşı altta kalmayarak Üzerine tekrar çullanıp Elini Cep kısmına götürdüğünde Mete Meriç'in elini tutup ittirdi

Onur Aksel Meriç'i arkasından tutup Mete'nin üzerinden çekti aralarına tamamen girerken "Beyler.." Deyip Ne yaptıklarını sorgulayan Bir şekilde Başını salladı "Siz ikiniz Çıldırdınız mı?" Mete üzerindeki Ceketi düzeltti Sinirle

Meriç İki elini beline yerleştirirken Başını öne doğru eğip Başını Meteye çevirdi Mete ise Çatık kaşlarıyla "Ne bakıyorsun Deli! Resmen Hayvan gibi üzerime çullandın!" Meriç Onur Aksel'i es geçip Mete'nin yakasına yapıştığında Elini cebine sokmakta kararlıydı

"Bırak ulan bırak!" Mete gürleyerek Meriç'i ittirdiğinde Onur Aksel Takım elbisesi ile İkisinin arasında kalıyordu "Lan siz Kafayı mı yediniz! Çocuk musunuz! Meriç ve Mete!" deyip Onur Meriç'in Bileğini kavrayarak Ters çevirdiğinde Meriç Onur'un gücü karşısında Şaşırmıştı Elini oynatmaya çalıştığında Kilitlenmiş gibi Soluklandı "Tamam bırak dokunmuyorum" dedi Dişlerinin arasından

"Ne diye saldırıyorsun Kardeşine!"

"Cebinde bir şey saklıyor! Sadece bakacağım diyorum! Sende bırak lan!" Deyip Onur Aksel'in elinden bileğini kurtarıp ittirince Mira'nın hala yanlarında olduğunu fark etti "Odana sende Mira" dedi Sinirle Merdivenleri işaret ederek Mira yavaş yavaş Merdivenleri çıkıp Odasına girdi

"Ne var cebinde senin de" deyip Onur Aksel Mete'ye elini doğru kaldırınca Mete tekrar geriye adımladı "Siz ikiniz! Hasta mısınız! Yaklaşmayın lan bana! Allah Allah!"

Onur Aksel Meriç gibi Mete'nin üzerine atlamak yerine "Emin misin" deyip kaşlarını kaldırarak dudaklarını yaladı Mete duraksayıp Her ikisinin üzerinde bakışlarını gezdirirken ne yapabileceğini düşündü

Hiçbir şey

"Bu taciz yalnız" diyerek kendini korumaya geçtiğinde Meriç gerçekten Mete'nin abarttığı ve Komik olduğu için güldü "yok Ne tacizi taciz olsa yerinde duramazsın Tecavüz Amına koyayım bu" dediğinde Onur Aksel Omzunun üzerinden Meriç'e döndü "Bi temiz konuş ya eşek kadar heriflersiniz şu konuşma şekline şu tavıra bir bak ya" Dediğinde Meriç göz devirdi

Polis Olmasa Ağzını burnunu Çoktan kırmıştı.

"Sende ver Lan şunu" deyip Onur Aksel Mete'nin ceketine sağ elini yapıştığında Mete'nin bakışları yavaşça yere düşmüştü

Sıçmakla Kalmamış Batırmıştı.

Son çare Birden kendini yere attığında Onur ve Meriç yerdeki Meteye boş boş baktılar Meriç başını iki yana sallayıp elini bu ne şimdi dercesine sallamıştı

"Mete" deyip Onur Sesli bir nefes alıp koltuğun kenarına oturup bacağını diğer bacağının üzerine attı

Mete kalkmadı

"Mal bu" dedi aşağılıcı bir ses tonuyla Meriç koltuğa oturdu

"Ne yorucu çocuklarsınız" Üçünün arasında sessizlik hakim olduğunda "Mete kalkacaksın Oğlum zaten Neyin direnmesi bu" dedi Onur alayla gülerek

Bir kaç dakika sonra Mete pes ederek Derin nefes alıp Olduğu yerde dönüp Eli karnının üzerinde Sırt üstü Döndü oturduğu yerde doğruldu Onur'a bakarak elini cebine atıp İçindeki küçük uyuşturucu paketini alarak Onur'a uzattı

O an Onur Aksel'in gözünde hayal kırıklığı belirdi Mete ise başını eğerken Meriç Hiç bir şey demedi "Denedim bırakmayı" diye mırıldandı Mete Böyle bir şey yapmak istemiyordu Kendine Ama elinde değildi "Daha kullanmadım" Elini ensesine atıp kaşıdı "Kazadan sonra hiç..ve iyi değilim"

"hastaneye bunu sokup kullanabileceğini mi düşünüyordun...Beni hayal kırıklığına uğrattın"

Mete'nin diyecek cevabı yoktu "Biliyor musun Senin yaşında bende bu illeti kullandım" Onur'un konuşmasına Meriç Ve Mete pür dikkat dinlerken İkisinin de bakışları Polise döndü

"Yakalandın mı diye sorarsan...Hiç...O kadar temiz kullanırdım ki kimse fark etmezdi...Akıllıydım oldukça kimse fark etmesin diye...saat belirlerdim O saatte kim yanıma gelir kim gelmez ona kadar hesap eder öyle kullanırdım...Çünkü...Her şey berbat ilerliyordu Bok gibiydi hayatım Düzenlerim Okulum ailem sevdiğim kadınla olan ilişkim her şey o kadar bok gibi ilerliyordu ki En iyi arkadaşım...Bu illet olmuştu" deyip Elindeki Paketi havaya kaldırdı gülümseyerek "Bana kattığı şey...Koca bir hiçlik" deyip elleriyle oynamaya başladı "Açık konuşmak gerekirse O zamanlar yani yirmili yaşlarım...Yalnızdım oldukça yalnızdım kendi ayaklarım üzerinde kendim durmak zorunda kaldım...Bu illeti bırakmak Ne kadar zor olsa da...Tek başıma Bıraktım...Çünkü Hayat'ın her şeye rağmen Yaşamaya değer olduğunu fark ettim...Sana da fark ettirmeye çalışıyorum"

Mete parmaklarıyla oynarken "Ailen yok mu" diye sordu Meriç Onur Aksel başını her iki yana sallayıp "Onlar için yokum" Meriç'in içinde Merak alevlenirken "Sevdiğin kadına ne oldu"

"Sana ne" diye cevap verdi Mete Meriç'e "Sen kapa Çeneni" dedi Meriç Onur Aksel'e geri başını döndürerek

"Benden ayrılıp İkinci haftasında Başka bir adamla evlendi" Dudaklarını birbirine bastırıp Parmaklarıyla oynamaya başladığında

"Kaşarm.." Mete'nin lafını bölen Onur'un Bakışıydı "Her neyse...Kalk.." deyip Onur kalkıp Mete'ye elini uzattığında Mete'nin eli Polisin eline düşerken Elini sıkıca tutup yerden kalktı

"Benim öz Babamın Yapmadığı Yardımı Senden görmek gözlerimi yaşartıyor" Dediğinde Onur'un suratı düşer gibi olup buruk bir tebessüm etti "Boş yapmamalısın" dediğinde Meriç Onur'un kurduğu cümleye şuh bir kahkaha attı

Mete eline sırt çantasını aldı

"İyileşmeden gelme buraya" Dedi Meriç Mete'ye bakarak "Annemin bize bıraktığı Mirasın tamamını sana bırakacağımı sanıyorsan Eğer Çok beklersin Geri zekalı...Son anda aklıma ameliyatta geldi de bu yüzden kalktım o masadan piç."

****

Sabah okula gidecekken Yemek masasının hemen üzerinde kendi telefonumu görmüştüm sanırım Babam daha fazla habersiz kalmak istemiyordu benden

Elimdeki telefona gelen bildirimleri tek tek kontrol ederken Melisle yan yana oturuyorduk "İrem'i aradım sabah Pastaneye gidelim diye Ama telefonu kapalıydı" Telefonumu kapatıp Melis'in yeşil gözlerine baktım "Bende aradım" diye mırıldandım o sırada Sınıfa Giren Batuhan'ı gördüm

Suratı bembeyaz Gözlerinin içi kıpkırmızıydı donuk donuk bakarken Arkasından Meriç'de girdi

Batuhan Sessizce Arka sıraya oturup çantasını indirip elleriyle oynarken Melis yanımdan kalkıp Yan sıraya geçti Meriç ise yanıma oturdu

"Batu iyi misin?" Diye sorduğumda yavaşça bakışlarını bana döndürdü "Hıhım" başını hızla sallarken Meriç Batu'ya baktı "Ne bu halin senin" dedi düz bir ses tonuyla Batuhan Kirpiklerini kırpıştırarak yutkundu

"Bir şey söylemem gerek" deyip gözleri dolduğunda Gülecek gibi oldum "Salak ne oluyor" dedim alayla

Meriç'in de kaşları çatıldı "Biz dün İremleydik benim bir işim vardı dokuzdan sonra İrem'i evine bırakacaktım Benimle gelmeye ısrar etti..gittik de...Bir belki de bir buçuk saat İşim sürdü Sonra İrem'e baktım yanımda yok"

"Ne saçmalıyorsun sen ya üf" dedim Konuşmanın beni oldukça rahatsız ettiğini fark ederek "İrem nerede" diyerek ekledim "Yok"

"Batuhan Kız nerede?" Dedi Meriç sakin ama temkinli bir ses tonuyla Batuhan'nın Bakışları Meriç'e döndü "Yemin ederim yok"

"Kızı bırakıp mı geldin" dediğinde Dudaklarım olayın ciddiyetiyle aralandı "lan kızı orada bırakıp mı geldin!" Deyip Meriç Batuhan'ın okul tişörtünün yakasına yaptıştı Batuhan'ın dudaklarının arasından bir Hıçkırık koparken Melis sinirle Bizi izleyen sınıfa döndü "Önünüze dönün be!"

"Yemin ederim sabaha kadar her yerde aradım Telefonu bendeydi Şarj etmek için bana vermişti...Annesi aradığında Peraya gittiğini telefonunu bende unuttuğunu söyledim" Deyip tekrar hıçkırırken "Geri zekalı İrem nerede!" Dediğimde İrem'in nerede olduğunun belirsizliği beni korkutmuştu

Omuz silkerek Başını her iki yana salladı bilmiyorum dercesine "Mal mısın!" Diye bağırdı Melis'de

Meriç boğazını kaşıyarak elini telefonunu alıp Burnundan soluyarak Batuhan'a baktı "dün nereye götürdün kızı" diye sordu Meriç "tarla başında bir tane meyhanedeydik...İdrisin Meyhanesi ismi" Meriç'in bakışları telefonundan çekilip Batuhan'a döndü

"Tarla başı mı" dedi kaşlarını kaldırarak Batu Meriç'e bakmadı
"lan kızı! Niye öyle yerlere götürüyorsun!" Deyip Batuhan'ın kafasını vurdu "Zekasız!"

"Ya kızın başına bir iş geldiyse!" Batuhan'ın yavaşça dudakları büküldü "Ağla! Gerizekalı beyinsiz!" Deyip Meriç telefonuna geri döndü

Elimle dudaklarımın üzerini kapattım Batuhan'ın gözünden yaşlar akarken "Ağlamanın nedeni ona bir şey olması mı yoksa Korktuğun bir şey mi var" dediğimde Bakışlarını sıradan kaldırıp bana baktı "O ne demek"

"Şu demek senin bilgisayar Sevgin.." o sırada Sınıftan içeri giren İrem'i gördüğümüzde Batuhan'ın ağlaması durmuş İrem'e ve arkasında Duran çocuğa bakmıştı

İrem Batuhan'a kısa bir bakış atıp yanına oturduğunda "İrem" dedi Batuhan elinin üzeri ile Akan göz yaşını silerek

Cevap vermedi

"Teşekkür ederim Burak bıraktığın için" dediğinde Gözlerim büyümüş dilim tutulmuştu Melis bana ne oluyor dercesine baktığında Dördümüz de şaşkınlıkla ikisine bakıyorduk

"Önemli değil Görüşürüz sonra" deyip Burak isimli çocuk yanımızda ayrılırken "Bu ne be" dedim şaşkınlıkla "Sen neredeydin Batuhan anlattı" İrem kinayeli bir ifade ile güldü

"Ya anlattı mı...Beni gecenin köründe Bir başıma bırakıp gittiğini falanda anlatmıştır eminim" deyip Çantasından Kitaplarını çıkardı Batuhan İrem'e bakıp yutkundu "o Çocuk kim" diye sorduğunda "Sana ne be geri zekalı önüne dön!" Diye sesini yükselttiğinde Batuhan susmak zorunda kaldı İrem kollarını önünde birleştirirken

Melis, "Şükür ki bir şey olmadı"

"Bu kadar bir insan aptal olmamalı" dedi İrem göz devirerek

Edebiyat öğretmeni Sınıfa girerken "Kalkmanıza gerek yok Saygı ayağa kalkınca Olmuyor oturun çocuklar" defterimi açıp kalemimle karalamaya başladım

"Meriç...Bu arada teşekkür ederim" dedim Suratına bakıp elimi elinin üzerine koyarken Oda diğer elini benim elimin üzerine koydu "Önemi yok işe yaramasına sevindim" başımı sallarken Aklımda olan soruyu sordum

"Beni sınava çalıştırabilir misin...Çünkü kazanamayacağım senin derslerin iyi" dediğimde "Olabilir zaten uzak kalamıyoruz" dediğinde kıkırdadım "Mahkûmuz birbirimize"

Hoca ders kitabını açtırıp sınıf Defterini imzalatırken Sınıfın kapısı çaldı "Gir" dedi Hoca başını defterden kaldırmayarak

Sınıfın kapısı açılıp içeriye Üç tane Polis üniforması ile giren Adamları görünce gözlerim kısıldı

Polislerin telsizinden sürekli olarak Sesler gelirken "Hocam Dersinizi böldüğümüz için üzgünüz...Batuhan Ayaz.." deyip Uzun boylu Polis Gözlerini kısarak sınıfın içerisinde Gözlerini gezdirdi "Arkadaşı almamız gerek" Hoca'nın yüzü büyük bir şaşkınlıkla kalırken tüm sınıf Batuhan'a döndüğünde Meriç ve bende Batuhan'a şaşkınlıkla baktık "Ne yaptın" dedi Meriç dişlerinin arasından
Batuhan cevap vermedi ayrıca Batu'nun suratı gayette rahattı "Aaa..Neden" dedi Edebiyat hocası Kaşlarını sonuna kadar çatarak

Batuhan Kendini belli ettiğinde polis memuru yanımıza gelip Pantolonunun arkasında Asılı duran Kelepçeyi çıkardığında Saniyelik Batu kelepçelere baktı

"Böyle orta yerde söylememize gerek yok arkadaş kendisi biliyordur suçunu" Meriç Sakin bir sesle "Söyleyin de ona göre bir şeyler yapalım Çocuk ne yaptı cinayet mi hırsızlık mı nedir suçu?" Dediğinde "Meriç" dedi Batuhan Susmasını gerektiren bir imayla Polis Batuhan'ın ellerini kelepçelerken Meriç'in sorusunu Cevapladı

"Bilişim sistemine girme suçu.."

BÖLÜM SONU

Çok uzun bölümdü güzel spoilerlar verdim

Öncelikle Bir sonraki bölüm Meriç hariç hangi karakterin Geçmişine gitmek istersiniz?

Ayrıca Size bir fikir sunmaya geldim Bölümleri kısa tutup hızlı hızlı bölümleri atmam mı yoksa Up uzun olup Bir hafta bekler misiniz bir haftada fazlada olabilir?

Ve Meriç'in yaşını öğrenmiş oldunuz bir kaçınız yanlış hesaplıyordu..Çok spoiler vermiştim aslında..

Olayları hala kavrayamamış olabilirsiniz ama sakin Yolun sonuna kadar benimle olursanız Eğer Neyin ne olduğunu kimin kim olduğunu güzelce fark edeceksiniz

Küçük bir Spoiler daha 1. Kitabın finaline 10 bölüm Kala bir Geri sayım Başlatacağız her bölüme girerken bu geri sayım olacak

Seguir leyendo

También te gustarán

546K 49.3K 50
'Wattys 2019 Fantastik kategorisi kazananı' (Baş Şeytan Serisi'nin ilk hikayesidir.) Şeytanlar, doğumlarından önce belki diğer tarafı seçerler diye i...
2K 307 15
Əgər şeytan sevməyi bacarsaydı, bu onun lənəti halına gələrdi.
2.2K 181 37
~Fantastik~ Kentin soğuk ve grimsi sokaklarına ev sahipliği yapan üniversite, Yakın Çağ'ın başlaması ile birlikte reform hareketlerinden etkilenir. B...
59.2K 5K 28
Her şey değişmişti o gri zamanda... Aydınlığın ışığı ve karanlığın zifiri karışmış gri bir gece yaratmıştı evrenin sonsuzluklarında. Zaman geçmiş ile...
Wattpad App - Desbloquea funciones exclusivas