Şehir dışına çıkabilirim. Bu yüzden daha sık bölüm atmaya çalışacağım. 3 veya 4 bölüm sonra bomba var. İyi okumalar *-*
Taksiden inene kadar her şey olaysız geçti. Görkem yine o buzdan adama dönüştü ve yüzüme bile bakmamaya başladı. Aslında umurumda da değildi. Asıl endişem kursta yaşanacaklardı. Derin bir nefes alıp güçlüsün diye tekrarladım. Güçlüsün, yen o kaltağı!
Ve ders başladı.
Bensu’nun bana tiksinti dolu bakışlarını görmemeye çalışmak çok zordu. Bu sefer o saçma koltuğa üçümüz de sığmıştık. Mimi –oksijen tüpümün ismi- zorluk çıkarmıştı ama onu yenmiştik.
‘’Anladığınızı umuyorum, Görkem?’’ Bensu’nun iğrenç sesini duymamla yüzümü kırıştırdım. Bensu görse de umursamadı ve Görkem’e bakmaya devam etti. Görkem ise onu duymamış gibiydi.
‘’Görkem?’’ diye tekrarladı Bensu. Görkem koca bir ha eşliğinde Bensu’ya bakarken Bensu tebessüm etti. ‘’Anladın mı diyorum?’’ Görkem de onun gülümseyişine karşılık verirken tekrar yüzümü kırıştırmamı sağlayan kelimeleri söyledi:
‘’Anladım sevgilim.’’
Görkem’in ağzına bütün aşk sözcükleri yakışırdı ama söylediği kişi kesinlikle yanlıştı.
‘’Sen?’’ daldığım yerden koparken kafamı Bensu’ya doğru döndürüp onayladım. Bensu yapmacık gülümsemelerinden bir tane atıp ‘’Bugünlük ders bitti.’’ diye şakıdı, ‘’bu arada yarın yokum. Biliyorsun Görkem. Başka birisi dersinize girecek. Görüşürüz.’’
Görkem’le öpüşüp –tabii ki de yanaktan- ayrıldılar ve geri dönmek için yola koyulduk.
Yarım saat kadar taksi bekledikten sonra nihayet gelmeyeceğine karar verip yürümeye başladık. İlk defa Görkem fikrimi sormuştu ki kesinlikle kanser olduğumdan dolayıydı.
‘’Şey,’’ diye lafa başladı Görkem ‘’sana kaba davrandığım için özür dilerim.’’ Gözlerimi kocaman açılırken yürümeye devam ettim. Görkem özür mü dilemişti? Hem de benden?
‘’Bir daha tekrarlasana.’’
‘’Başak.’’ diye uyardı Görkem. Kocaman gülümseyip Mimi’yi çekiştirdim.
‘’Özür dilemen hoşuma gitti.’’
Görkem gülümserken yan profilinden bile acayip çekici olduğunu anladım. Gözleri, bur… diye saçma saçma düşünürken tabii ki de önümde ki kocaman taşı fark etmemiş ve düşerek dizlerimi parçalamıştım. İlk defa olan bir şey değildi ama çoktandır yere kapaklanmamıştım. Çünkü koşmuyordum.
‘’İyi misin?’’ dedi Görkem elimi tutarak yerden kaldırırken. Daha sonra yere eğildi ve ellerini dizimde hissettim. Pantolonumu da parçalamıştım.
‘’Dizlerin kanıyor, bu halde gidebilir misin?’’ Giderdim ama herkes dizlerime ve bana deliymişim gibi bakardı. Kafamı olumsuz anlamda salladım: ‘’ne yapacağım?’’
Ve bir anda dünya döndü.
Kendimi Görkem’in kucağında bulurken ne yapacağımı şaşırdım ve boynunu sarıldım. Görkem kısık bir sesle gülerken Mimi’yi de sırtına takmıştı. Ne zamandır ilk defa bu hissi yaşıyordum. Sanki yıldızlara değmek gibiydi.
‘’Sence de yıldızlar bu gece çok belirgin değil mi?’’ dedim gökyüzünü bakarken. Hava çoktan kararmıştı ama babam Görkem’in yanında olduğum için beni önemsemiyor gibiydi. Ya da evde bile değildi.
Görkem sessiz kalırken kafamı göğsüne yasladım. Yıldızlar, her zaman kaçış yolum olmuştu. Onlara bakar, hayaller kurar ve her şeyi unuturdum. Bütün acılarım kısa süreliğine kendini hissettirmezdi.
Evimizin bahçesine girdiğimizde Görkem kapıyı tıklattı ve beklemeye başladık. Ki babamın evde olmayışı bir sürpriz değildi. Kaç gündür eve geç geliyordu.
Cebimden anahtarı çıkarıp Görkem’e verdim. Görkem kapıyı açarken beni hala kucağından indirmemişti. Allah günah yazmasın ama ben de indirmesini istemiyordum.
Görkem yatak odama doğru yol alırken odamı nerden bildiğine takılamayacak kadar bitkindim. Kapıyı açtı ve yatağa doğru ilerlemeye başladı. Beni yatağa yatırdığında ellerimi hala boynundan çekmemiştim. Çekmeyi akıl ettiğimde Görkem üstüme düşmüştü bile.
Elleri yardımıyla doğrulurken yüzlerimizin arasında çok az mesafe vardı. İçimden kendime güldüm. Bir daha bu pozisyona gelmeyeceğiz demiştim bir de. Daha fenası olmuştu.
Nefeslerimiz birbirine karışırken gözünün karardığını gördüm. Onu niye itmediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Şok olmuş gibiydim.
Elleri, belimden aşağıya öldürücü bir yavaşlıkla kayarken altında kıvranmamak için kendimi zor tuttum. Tişörtümün içine elini sokup belimi okşamaya başladı. Durmalıydı, onu durdurmalıydım ama o gücü kendimde bulamıyordu.
Kışkırtıcı bir biçimde bana kendini bastırırken vücudum yay pozisyonunu aldı ve Görkem’in gözlerinin daha fazla karardığını gördüm. Yüzünü yüzüme yakınlaştırdı. Ve o anda kendime geldim.
Bana çöp gibi davranan birisini öpemezdim.
Ellerimle onu iktirirken bir anda devam edecek sandım ama kendini geri çekip yatağın ucuna oturdu. Sık sık soluklanırken bana o kadar ürkütücü bir bakış attı ki titrediğimi hissettim.
‘’Gitsen iyi olacak.’’ dedim içime derin bir nefes çekerken. Hiçbir şey söylemeden, bana bir kere bile bakmadan odamdan çıkıp gitti.
Ve dış kapının kapanma sesini duydum.
Görkem’i hissetmek, bu çok garipti. Onun bir sevgilisi vardı ve Bensu’nun yerinde olsam depresyona girebilirdim. Aslında Bensu umurumda bile değildi ama birisinin bana böyle yapması hoşuma gitmezdi. Ve Görkem’den uzak durma kararı aldım.