Acı Kirli Tatlı

By SeymaCayy

15 3 0

Acıyı , kirliyi, tatlıyı kendi içinde yıllarca yaşayan bir kız ne kadar dayanabilir... Uzun zaman sonra karş... More

Bölüm 1

15 3 0
By SeymaCayy


   Uzun ince parmaklarımla , karşımda duran eski kapıyı ittirdim. Yavaşça kullanılmaktan eskimiş ayakkabılarımla , bir adım attım içeri doğru. Ayakkabımın bağcığını açmak için eğilince kulağımın arkasından dökülen saçlarımı elimle kavradım ve geriye doğru attım.

Sağ omzumda duran çantamdan gelen, titreme hareketiyle telefonumu çıkardım omzumda düşmek üzere olan çantamdan. Gereksiz birkaç mesaj gelmişti.

"Geldin mi kız?!" Muhtemelen çıkardığım sesleri duyan annem test ediyordu gelip gelmediğimi... Çantamı serbest bıraktıktan sonra yavaş adımlarla içeri geçtim.

Kapının önünde durdum ve annemin beni görmesini sağladım. Elindeki telefonu bırakıp bana baktı.

"Gelmedim daha." Annem bu cevabımın üzerine gözlerini devirdi.

"Yanıma gel!" Keşke direk odama geçseydim.

"Para mevzusu dışında hangi konuda konuşabiliriz?" Annemle , her gün yüzünde güller açan sevgi pıtırcıkları değildik.

"Bu gece misafirim var eve gelme, mümkünse git sabah gelirsin."

Yavaşça kafamı salladım ve odama geçtim. Belki de benim yerimde başka biri olsaydı bağırıp çağırırdı. Bu evde yaşadıkça alışıyordu insan.

"Birde şu çantanı al kapının önünden! " Oflayarak girişe doğru ilerledim ve ortalık yere bıraktığım çantamı aldım, hızla odamın yolunu tuttum.

Okul formamı bir hışımla çıkardım ve eski yatağıma attım. Çoraplarımı çıkarmak için eğildiğim sırada boynumdan düşen kolyeme baktım. Üzerinde hayat ağacı vardı , yere eğildim ve kolyeyi aldım.

Elimde uzun süre kolyeyi inceledim ve en sonunda , babamın bana verdiği değerli eşyalarımın da içinde bulunduğu kutuya koydum. Hemen salaş bir iki parça seçtim ve üzerime geçirdim. En iyisi daha fazla bu evde kalmamaktı...

Hemen kendime küçük bir çanta aldım ve içine para, anahtar türü şeyleri yerleştirdim. Hızla odamdan çıktım ve gittiğimi söyleme gereği duymadan kapıya yöneldim. Beni evden kovan kadın gittiğimi bilse ne olacaktı ki.

Ayakkabılarımı ve üzerime ince bir ceket alıp çıktım evden. Henüz giymediğim ayakkabılarımı merdivene koydum ve giymeye başladım.

"Bo goco mosoforom vor ovo golmo!" Küçüklüğümden beri alışkanlık olmuştu.

"Sana da senin misafirine de..." Tam cümlemi tamamlıyordum ki yan dairenin kapısının açıldığını gördüm.

Neriman teyze ve onun aşağılayan bakışlarına daha fazla maruz kalmamak için hızla indim merdivenleri. Apartman kapısını açım ve hızlı adımlarla kendimi şu rutubet yerden attım.

Hadi bakalım, şimdi nereye gidecektim...

≈≈≈

Yolda kaç kere durup bağcığımı bağladığımı bilmiyorum. Yaklaşık yarım saattir boş boş yürüyordum ve bu bağcıklarımın ellinci açılışı olabilirdi. Artık delirmek üzereydim, bir banka oturdum ve ayağımı kendime doğru çektim.

Bağcıklarımı kangren olacak şekilde sıktım ve aynı şekilde bağladım.Tam ayağımı indirecekken dizim sağ kulaklığıma çarptı ve kulaklığım, kulağımı terk etti. İçimden ve dışımdan kulaklığa saydırırken çevremdeki insanların 'ne yapıyor bu deli' temalı bakışlarını umursamıyordum.

Kulaklıklarım çıkınca dünyanın ne kadar sıkıcı olduğunu anladım. İnsanlara baktım ve her birinin ne kadar da fazla derdi var diye düşündüm. Kiminin çocuğu hasta, kimin annesi yok, kiminin parası, umudu, hayalleri...

Şu dünyaya geldiğimden beri en nefret ettiğim insanlar, kendilerinin acılarını çok büyük sananlardı. Kimisi için kolunu kapıya vurmak çok ağırken, kimisi ailesini kaybetmesine rağmen hayat tutunuyor.

Herkesin acı anlayışı farklıydı. Bazıları kirliydi, ruhen, bedenen, kendi içinde...

Acıyı, tatlıyı, kirliyi tatmışlardı...

Önümden geçen yaşlı çifte baktım. Çok mutlulardı demek isterdim ama sarılan çiftleri huysuzca eleştiriyorlardı. Onların bu haline gülümsedim. Sıkılmıştım...

Ayağa kalktım ve kulaklığımı geri taktım. Tom Odell - Another Love çalarken kendimi şarkıya kaptırmış yavaş adımlarla yürüyordum. Ne kadar yürüdüm bilmiyorum, bacağıma giren kramp sayesinde kenara çökmek zorunda kaldım.

Sakince bacağıma giren krampın geçmesini bekledim. Artık nerede ve ne zaman neler olabileceğini biliyordum. Buna ne deniyor bilmiyorum ama sanırım kendimi fazla iyi tanıyorum...

Çoğu zaman duygularımı kendi içimde yaşayan biri olmuştum. Daha on yaşındayken babamın evden gitmesi, annemin başka bir adamla evlenmesi , sonra boşanması, psikolojimin alt üst olması...

Yıkık dökük bir duvara yaslanmış bunları düşünen ve bacağına kramp girmiş bir kızım. Daha fazla bacağıma giren krampı umursamadım ve ayağı kalktım.

Hava kararmaya başlamıştı ve kendime kalacak bir yer bulmalıydım. Paramın otele yetmeyeceğini düşündüm, hadi ama öyle şeyler sadece dizilerde olur.

Sırt çantamı omzumdan koluma indirdim ve içinden telefonumu çıkardım.

Musluk Vanası Aranıyor...

Üçüncü çalışta açtı ve o kendine çok yakışan sesi duyuldu.

"Kankağ?" Tamam kastettiğim bu değildi!

"Sizde kalabilir miyim, bu gece?"

"Annen mi?"

"Evet..."

"Seni bekliyorum!"

"Geliyorum..." Tam kapatacağım sırada...

"Kanka dur!"

"Ne oldu?!"

"Mert sevgilisinden ayrılmış, gördün mü?!"

"Sanırım, evet..."

Karşımda öpüşen çift Mert ve yavşak Cansu muydu?!...

Bölüm sonu, yorumlarınızı bekliyorum... :*

Continue Reading

You'll Also Like

214K 9.6K 29
Dul Zümrüt ile Deli Ömer in zor sevdası. "Nasıl kıydılar sana kara Zümrüt. Bu incecik parmaklarına nasıl kına yaktılar. Çocuk yaşında bu narin tene...
455K 21K 25
💫💙 Mesela bir iki dakika sonra ne olacağını bilmeyiz, çünkü biz tövbe hâşâ yaradan değiliz değil mi? Ben Miya, Geçmişim de yaşadığım tüm acıların...
561K 25.6K 51
Türk Mafya Lideri Harun Cihan Aktan ile, Türkiye Cumhuriyeti Savcısı Firuze Aldinç... Bir aile meselesi ile yolları kesişen bu iki insanın hikayesi, ...
145K 8.4K 26
ARA VERİLDİ "Bana öyle gülme. Aynaya bakıyormuşum gibi hissediyorum. " "Anlamadım. " "Gülümsemen gözlerine ulaşmıyor Ulaş Yekbatur." ..... Yıllardır...
Wattpad App - Unlock exclusive features